Bu gün 2 Şubat Dünya Sulak Alanlar Günü

Bartın Orman ve Su İşleri Müdürü İlksen Ateşoğlu, serginin açılışında yaptığı açıklamada; "Sulak alanlar, iklim değişikliklerine uyum sağlayabilmemiz ve etkilerini azaltabilmemiz için ihtiyaç duyduğumuz doğal altyapıların yaşamsal bir bölümünü oluştururlar. Sulak alanların bozulması ya da yok olması, iklim değişikliğinin etkilerini sertleştirir ve insanları, sel, kuraklık ve açlık etkilere daha duyarlı hale getirir. Su ve sağlıklı sulak alanlar, iklim değişikliği ile mücadelede ve doğal iklim süreçlerinin kontrolünde temel rol oynamaktadır. Sulak alanların korunması ve akılcı kullanımı, ortaya çıkabilecek olumsuz ekonomik, sosyal ve ekolojik etkileri azaltmaya yardımcı olmaktadır. Açtığımız sergi ile farkındalık meydana getirmek amacı ile vatandaşlarımıza konunun önemi anlatılmıştır." dedi.

* * *

Öte yandan TMMOB Peyzaj Mimarları Odası 9. Dönem Yönetim Kurulu, 2 Şubat Dünya Sulak Alanlar Günü dolayısıyla bir basın açıklaması yaptı:

2 ŞUBAT DÜNYA SULAK ALANLAR GÜNÜ

ÜLKEMİZDE sulak alanlar günü üzerinde enerji politikası haline getirilen barajların inşası ile  KUTLANIYOR..

2012 yılı Dünya Sulak Alanları Günü peyzaj mimarları için;  ülkemiz su rejimine 1950‘li, yıllardan itibaren yapılan müdahalelerin, sulak alanlarımız üzerideki kurutmaların su rejim yöntemi olarak politika haline getirilmesinden 2003‘lü yıllardan süregelen hükümetlerin enerji yatırım politikaları ile giderek artan, halka rağmen-yargıya rağmen önüne geçilemez bir hızla yok oluşa sürüklenmesinin acı günüdür.

Evrensel ölçekte insanoğlunun gündeminde olması, farkındalığın sağlanması için Dünya ölçeğinde bilinçlenme günü olan 2 Şubat ülkemiz için,  sulak alanlarımızın 1950 lerden 1993 lere kadar kurutma, tarımsal alan açma, toprağı verimsizleştirip erozyona maruz bırakma ve toprak kaybı gibi geri dönüşümü olmayan bir süreçtir. Süreç, yasama ve yürütmelerini yaparak tarihe kara sayfalarla yazılan bir dönemden son onlu yıllarda da tüm su varlıklarımızı enerji üretim alanı olarak gören geleceği karanlık bir senaryoyu özetlemektedir.

TMMOB Peyzaj Mimarları Odası için 2 Şubat 2012, Trakya üzerindeki su rejimlerinin karanlık senaryosu ile karşı karşıya kaldığımız, halkımıza "KORUMA EYLEM PLANI" yaptık diyerek sermayeye sunum senaryosunu okuma günüdür.

2012 Ocak ayının son günlerinde Tekirdağ Ergene Havzasında ve  adına Koruma Eylem Planı yapıldı diyen Orman ve Su Bakanı, eylem planını yeni  Islah Organize Sanayi Bölgeleri ve 6 adet baraj yapımı ile açıklıyor ve bunun adı da koruma(ma) planı  deniliyor.

TMMOB Peyzaj Mimarları odasına göre koruma planı; ağır metallerin neredeyse tamamı Ergene‘de fazlasıyla mevcutken,  toprağı ve yaşamı yok eden ağır metaller içeren sanayinin ülkenin en bereketleri toprakları üzerinden aşamalı olarak kaldırılmasıdır. Islah organize sanayi bölgeleri sorunu çözüm olgusuyla, Trakya‘yı bitirecek planlara dönüşmemelidir. Islah Organize sanayiler ile Trakya yeni göçleri kaldıracak durumda değildir. Yaşam kaynaklarının kısıtlı ve tükenmekte olduğu topraklar yeni nüfus artışlarını kaldıramaz. Ergene kıyısındaki insanlar bir zamanlar sattıkları ürünleri satın alır hale gelmişlerse, ürün yetiştirmek, hayatını idame ettirmek için Istranca barajlarından parasını ödeyerek su alır duruma gelmişse, kirliliğin bedelini ne yazık ki üretici ödüyorsa, anlatılanlardaki niyete kim koruma diyebilir?

BUGÜN SERMAYENİN GEREKSİNİMLERİ İÇİN,  GELECEĞİN GEREKSİNİMLERİNİ TEHLİKEYE ATMAK KİMSENİN HAKKI DEĞİLDİR

Yaşam alanlarının sermaye birikimine teslim edilmesine, doğal varlıklarımızın metalaştırılmasına; eğitimden sağlığa, ulaşımdan barınmaya tüm yaşamsal hakları piyasa konusu haline getirilmesine; derelerin doğal yaşamdan koparılmasına ve HES‘lerin vadileri yok etmesine, "bütünleşik havza planlaması" adı altında havzaların sermaye tarafından ortak kullanıma açıldığı bir 2 Şubat‘ı daha değerlendiriyoruz.

Ergene nehrinden Dilovası‘na, her yerde toprağın ve suyun kirletilmesi, termik ve nükleer santraller, enerji projelerinin "görünmeyen yüzü" yüksek gerilim hatları, tehlikeli atık yakma ve depolama tesisleri, ormanları ve su havzalarını tehlikeye atan üçüncü köprü gibi projelere,  peyzaj mimarlığı disiplinin bilime ve tekniğine uygun doğru bildiklerimizi paylaşmaya devam edeceğiz

Şirketlerin başta Uludağ, Belgrad Ormanları, Istrancalar olmak üzere Anadolu‘daki tüm kaynaklardan çıkan suları paketlemesine, satmasına, taşımasına; yeraltı sularının, kentsel ve kırsal su hizmetlerinin ticarileştirilmesine, kontörlü (ön ödemeli) ya da kontörsüz sayaçlar ile kentsel su dağıtımının piyasa fiyatlarına endekslenmesine dün olduğu gibi bu günde karşı çıkacağız.

2012 Yılında da Dünya Sulak Alanlar gününde sulak alanların korunmasından sorumlu otoriteler dahi benzer açıklamalarla sulak alanların yönetimine atıflar yaparken, sorunun alanların yönetimsizliğinden kaynaklı olduğunun farkındadırlar. Sulak alanlar, kendisini besleyen su havzaları ile birlikte düşünülmediği zaman bugün yapıldığı gibi salt turizm girdi kaynağı olarak görülmeye devam edecektir.  Bugün Amik Gölü‘nün kurutulması acı senaryosunu doğanın farklı geri alma senaryoları yine yeniden, yerinde izliyoruz. Bursa ovasında, Ergene‘de, Konya havzasında olanları şaşkınlıkla izliyoruz.

Ekolojik yıkımın gelecek dönem içerisinde de mevcut, mutlak kar amaçlı politikalar ile devam edeceği açıktır. Odağına doğa ve insanı alan anlayışın ancak su kaynaklarının tüm canlıların ortak kullanımına geri verilmesi ile mümkün olduğunu biliyoruz. Sulak alanların yok olduğu bir ülkenin susuz kalacağını, susuz bir ülkenin de açlığa doğru hızla sürükleneceğinin farkında olarak yetkilileri uyarıyoruz.

SU Yaşamsa eğer, bu yaşam sizlerin kağıt üzerine yazdığınız ve tarihe imza attığınız ticari anlaşmalar ile teminat altına alınamaz. Bugün sattığınız SU, yarın size de lazım olabilir.

iOS ve Android uyumlu cihazlarınızdan Bartın'daki önemli gelişmelerden anında haberdar olun.


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
turgut 9 yıl önce

Dünya sulak alanlar gününde çelenk ve şiir yok mu?
Yada günün anlam ve önemini belirten konuşma.Öyle bir yazı yazılmış ki Bartında hiç su problemi yokmuş,bu sorun üzerine konuşulması yazılması lazım değilmiş gibi tekirdağdan bilmem nerden bahsedilmiş...
Belediyemizin yoğun çabaları olmasa (keson kuyuların artırılması) geçen yıl çok büyük su sıkıntıları çekilecekti.Her nekadar bu konu hiçbir yetkili tarafından konuşulmasada ilimizde senelerden beri bir su sıkıntısı mevcut.Bunun da tek ve kesin çözümü bir barajdır.Acil su ihtiyacımızı karşılayacak bir baraja ihtiyacımız var.konu yetkililerin insafına kalmış durumda.İktidar partisi vekilimiz sayın tunça buradan duyurulur.Şu kozcağız barajı işi hızlanırsa memlekette su sıkıntısı kalmaz değil mi?

Avatar
pelin su 9 yıl önce

.

Avatar
turgut 9 yıl önce

Son paragrafı iyi okumanızı tavsiye ediyorum bende