Sahipsizsin Bartın, Sahipsizliğinin Farkında mısın?
Sevgili Bartın,
 
Seni sahipsiz bulmuş olmalılar ki, gün geçmeden yeni bir bela ile karşı karşıya kalıyorsun. Ülkenin en büyük termik santralini cennet Amasra’na kurmak istediler. Direndin, mücadele ettin. Fakat her seferinde hukuksuz ve planlara aykırı şekilde yerini değiştirerek termik santrali yine sana dayattılar. Tabii ki yaptırmayacaksın. Sular ilahesi Bartın Irmağı’nı haince kirletmekte bir beis görmüyorlar. Bir tekstil fabrikası ısrarla sıvı atıklarını arıtmadan ırmağına boşaltabiliyor. İzmit’in, Trakya’nın, Bursa’nın artık kaldıramadığı ve kovduğu ağır sanayi tesisleri Bartın Irmağı’nın etrafına dizi dizi kurulmak isteniyor.
 
Şimdi de Boğaz Mevkiinde, Bartın Limanı ile İnkumu arasına yapılmak istenen  “Kireçtaşı-Dolomit Ocağı ve Kırma Eleme Tesisi’ni başına sardılar. Haberin var mı?
 
Maden Kanunu’nu 2004’te o hale getirdiler ki, artık bir iki istisna hariç her yerde kolayca ve hızla, herkese maden ruhsatı veriliyor. Burası için de başvurulmuş ve bu sahada kireçtaşı-dolomit ocağı ve kırma eleme tesisi kurmak için ruhsat alınmış. Sahanın değeri ve Bartın için önemi hiç sorgulanmadan verilmiş olan ruhsatı alan şirket, hazırladığı Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu’nu (ÇED) kabul ettirmek için son aşamaya geldi.
 
Rapor incelendiğinde; diğer ÇED raporlarında olduğu gibi ÇED formatını tutturabilmek için aynı bilgilerin tekrar tekrar verildiği “kopyala-yapıştır” bir metin olduğu anlaşılıyor.
 
Sahadan çıkarılacak olan dolomit, “bor” gibi değerli bir maden değil. “Türkiye’de coğrafik olarak oldukça yaygın olan, bol bulunan, hemen hemen her yörede az veya çok miktarda rastlanan, işletme güçlükleri olmayan ve açık işletme yöntemi ile kolaylıkla üretilebilen bir mineral. Ülkemizde en yaygın olarak mıcır şeklinde yol inşaatlarında kullanılıyor  (S: 15).” Her yerde bol bulunan ve değerli bir maden sayılmayan dolomit için Bartın’ın kalbi neden feda ediliyor? Bunun hesabını kimse sormayacak mı?  
 
ÇED Raporu’nda yapılacak olan tesisin Bartın Deniz Üs Komutanlığı’na 200m., Bartın Çöplüğü’ne 100m., İnkumu Eğitim ve Dinlenme Tesisleri’ne 585 m. uzaklıkta olduğu yazılmış. “Eğitim ve Dinlenme Tesisleri”yle ne kastedildiği anlaşılmıyor. Fakat Orman Kampı’nın hemen üst tarafındaki tesisin, özellikle İnkumu’nun doğu tarafındaki yerleşimlere 585m.’den çok daha yakın olduğunu elbette kendileri de biliyor.  Raporda “Faaliyet alanına en yakın yerleşim birimleri ise 1290 m. mesafedeki Boğaz Mahallesi ve 1300 m. mesafedeki Hasan Mahallesi’ne ait konutlardır.” denmekte (Sayfa 18).  Fakat ne yazık ki tesis sahasına bu mahallelerden çok daha yakın olan ve yazın 10 bini aşan nüfusuyla önemli bir ikinci konut ve turizm merkezi olan İnkumu bu tesisten etkilenecek yerleşimler arasında sayılmamakta Bunu biliyor musun Bartın?
 
Tesisin çalışması sırasında “Toz, gürültü, patlatma ve vibrasyon” oluşacağı, patlama sırasında “kaya parçalarının fırlaması, aşırı derecede patlayıcı madde kullanımı sırasında meydana gelecek sarsıntı, daha önceki patlatmada ana kayadan kopmayıp askıda kalan büyük kaya kütlelerinin düşmesi gibi kazalar olabileceği (S:31), kaya-taş düşmesi riski bulunduğu (S:33)” raporda da yazıyor. Fakat bu risklerin ne tür tehlikeler oluşturduğu belirtilmemekte. Raporda; Bartın Irmağı’nın denize döküldüğü yerde, kaya düşmeleri veya heyelan sonucu oluşacak setin Bartın ırmağının denize boşalmasını yavaşlatacağı ve suyun arkada birikmesi sonucu Bartın il merkezinin taşkın riskiyle karşılaşacağından bahsedilmediği gibi, daha önce Orman Kampı’na düşen kayaların birkaç kulübeyi yıkmış olduğunu, tesisteki patlamalar yüzünden benzer akıbetin İnkumu’ndaki diğer konutları da beklediğini yazmıyor rapor. Tüm bunlara rağmen ÇED Raporu’nda; “Proje alanında, masif kaya birimler içinde mevcut durumunda, heyelan, çığ, sel (taşkın), kaya düşmesi v.b afet riski gözlenmemiştir. (S:70).” diyen körlük nereden kaynaklanıyor?
 
Sevgili Bartın, sadece seni değil, ülkemin her yerini işsizlikle sömürüp, geri kalmakla tehdit ediyorlar. Bölgenin sosyal ve ekonomik bakımdan daha da gelişeceğini iddia ediyorlar (S:35). Toplam 15 kişilik istihdam sağlayarak yöredeki işsizliğin önüne geçeceklerini ve yöre ekonomisine katkıda bulunacaklarını söylüyorlar (S:47). Yani seni ve ekonomini küçümsüyorlar Bartın. Yılda 150 bin ton üretimle “150.000 ton/yıl X 6 TL/ton= 900.000 TL/yıl” gelir sağlanacağı raporda yazıyor (S:52) (Piyasada dolomit çeşidine ve pazara uzaklığına göre farklı fiyatlardan alıcı bulabiliyor. Yine de bu fiyat çıkarılacak madenin değerinin ne kadar düşük olduğunu gösteriyor.). Bu gelirin 136 bin 250 TL’si işçilere bir yılda ödenecek toplam ücreti oluşturuyor (S:53). Yıllık 900 bin TL Bartın ekonomisi için önemli bir miktar oluşturmadığı gibi, yörede kalacak olan gelir asgari ücretle çalışacak işçilerin ücretleriyle sınırlı. Bartın ekonomisini kalkındıracağı söylenen bu “yatırım (!)”, çilek dahil yaptığı tarımsal üretimle yüz akımız olan Karasu Köyü ekonomisi içinde dahi bir yekun tutmaz. Bu gelir İnkumu’nda sadece yazın sağlanan turistik gelirlerin yanına bile uğrayamaz. Tesiste ayda iki kez yapılacağı söylenen patlamaların yanı sıra günde 8 saat çalışacak kırma eleme tesisinin gürültüsü ve çıkacağı toz dumanın İnkumu’na huzur bulmaya gelenlerin huzurunu kaçıracağını ve birkaç yıl içinde bu güzel tatil merkezinin ölüm fermanını imzalayacağını görmüyorlar mı? 
 
ÇED Raporu’nda; “En yakın SİT alanı 5 km. uzaktadır (S:51)”, “3386 sayılı kanunun ilgili maddeleri uyarınca koruma alanları, kıyı kesimleri, tarım alanları, nüfusça yoğun alanlar, erozyon alanları, heyelan alanları bulunmamaktadır.(S:52)” deniyor. Bu bilgilerin doğruluğunu kimse sorgulamayacak mı?
 
Proje alanı ile ilgili olarak Zonguldak Orman Bölge Müdürlüğü’nden alınan inceleme değerlendirme formunda; alanın yetişme yerinin “J+M+Gn-Yetişme Yeri çok kötü alanlar” dan olduğu, alanda Gürgen Ihlamur ve Meşe ağaçlarının bulunduğu ve ÇED izni verilmesinde sakınca görülmediği (S:62)” belirtilmiştir. Ne yazık ki ormanları bir ağaca indirgeyen ormancılık anlayışı sayesinde, ormancı meslektaşlar artık birçok yerde ormanları ekonomik getiri açısından değerlendiren bu tür sığ tespitler yapmaktadırlar. Bu sahanın barındırdığı bitki ve hayvan çeşitliliğini (biyolojik çeşitliliği) sorgulamayan, sahadaki yalancı maki formasyonunu gözden kaçıran, sahanın Bartın Limanı mevkiinde yer alması, Bartın Irmağı’nın denize döküldüğü yer ve Bartın’ın giriş kapısı olması dolayısıyla barındırdığı estetik ve siluet fonksiyonları ile görsel etkisini görmezden gelen, Ihlamur ağaçlarından yayılan kokunun İnkumu’nda konaklayanlar için sahip olduğu önemin farkına varamayan ve ıhlamur çiçeklerini toplayıp ıhlamur çayı yapan veya bundan gelir sağlayan insanlar olduğunu belirtmeyen bir ormancılık raporunun sorgulanmaya ihtiyacı vardır. Geçmiş yıllarda bizzat orman kampının üzerine düşmüş olan kaya parçalarının varlığını bu meslekdaşlarımız unutmuş mudur? “Orman tahribatıyla ortaya çıkan erozyonun önlenmesi, plaj alanının korunması” amacıyla kurulmuş olan 225 hektar büyüklüğündeki İnkumu Muhafaza Ormanı bu alanın neresine düşmektedir? Bu raporda ve eklerinde “Muhafaza” ormanıyla ilgili neden hiçbir ibare yoktur?
 
Sevgili Bartın, iş işten geçmeden seni uyarmak görevimiz. Süreç henüz bitmedi. 23 Şubat 2012’de Ankara’da ÇED “I.  İnceleme Değerlendirme Toplantısı” yapılacak. Bu toplantıya süreçten dışlanmış olan Bartın Belediyesi müdahil olacak.  Ayrıca Devlet Su İşleri 23.Bölge Müdürlüğü bu projeye “Bartın TEFER Projesi revizyonu kapsamında Bartın Irmağı’nın çıkış ağzı sol sahilinde yer almasından dolayı proje parametrelerini olumsuz etkileyecek olması ve yapılacak olan patlatmalar neticesinde Bartın Irmağına malzeme akmasına neden olabileceğinden dolayı (S:79)” olumsuz yaklaşıyor. O toplantıya katılacak tüm bürokratların senin sesini duyması gerekiyor. Kent yöneticileri, seni temsil ettiğini söyleyen milletvekilleri ve sivil toplum örgütleri o toplantıya katılmalı ve ÇED sürecinin olumsuz sonuçlanmasını sağlamalı. Aksi takdirde geriye tek şans olarak mahkemede bu raporun iptal edilmesi kalıyor. İşi mahkemeye bırakmamak için ses ver, 23 Şubat’a kadar Bartın inlesin. Sahipsiz olmadığını herkes anlasın Bartın.
iOS ve Android uyumlu cihazlarınızdan Bartın'daki önemli gelişmelerden anında haberdar olun.


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
İsmail AKTAŞ 9 yıl önce

Kireçtaşı Dolamit Ocağı'nı da "Ak İcraatlar" kapsamına almak gerekiyor. Boğaz manzarasının üzerine sayın Vekilimizin de bulunduğu fotoğrafı yerleştirip altına "Ak İcraatlar" diye yazmak gerek. Ama hemen genel merkez takibe alıyor, akabinde kişilik haklarına dokunuldu diye Savcılığa veriyorlar. Bartın'da doğanın, tabiatın, yaşamın kişilik hakkı yok. Oysa, biz o manzaraları ilimize gelen turistlere gösteriyoruz. Neredeyse 500 kere o "Parthenious" ve dağ manzaralarını göstermek üzere gümrüğe kadar otobüsleri getirdim. Allahın özenerek yaptığı o manzaralar Bartın için bir ekonomi oluşturuyor. Bunlar ÇED'de görünmüyor. Çünkü yasa koyucu doğanın hakkını, yaradanın yaratma nedenini gaale almamış. Kimse turist haklarını ve turizmi savunmuyor. Varsada yoksada tremik santral, taş ocağı, dolamit ocağı. Yapılan iş "vurun tabiata". nasıl olsa sahibi yok... Dili de yok... Sandığa gidip oy da kullanmıyor...