Eğitimciler Dertli
Türk Eğitim-Sen'den Kadro ve Ücret Tepkisi

2013-2014 eğitim-öğretim yılı bugün sona eriyor. Eğitim-öğretim bu yıl ilimizde ve ülkemiz genelinde birçok açıdan sancılı geçti. Benim il genelinde yaptığım okul ziyaretlerinde gördüğüm; bu yılı eğitim çalışanları mutsuz geçirdiler ve mutsuz bitirdiler. İlimizde idareciler ve çalışanlar adına yemek ve taşıma konularında ve iş bırakma ile ilgili gereksiz soruşturmalar açıldı. Anayasal ve Uluslararası sözleşemlerle tanınan bir hak olan iş bırakma ile ilgili olarak Türkiye’de tek Bartın’da soruşturma açıldı başka örneği yok. Bu suretle eğitimcilerin kafası boşuna meşgul edildi. Eğitim çalışanları adına; Yeni Valimizden ve yeni İl Milli Eğitim Müdürümüzden bu konularda çözüm bulmalarını talep ediyoruz.

MEB Yasası ile eğitimde tüm dengeler alt üst edildi, 76 bin yöneticinin görevine son verildi, adeta bundan sonra siyasi erke biat etmeyenlere adeta ‘bertaraf olun’ denildi. Cumhuriyet tarihinde görülmemiş bir kadrolaşma operasyonu yapıldı, dershanelerin kapatılması yasalaştı. MEB çalışanları fişlendi, askeri darbe dönemlerini hatırlatan fişlemelerin üzeri örtüldü. Öte yandan okullaşma oranlarında beklenen ilerleme sağlanamadı, derslik açığı, öğretmen açığı yine giderilemedi, ücretli öğretmenlik uygulaması devam etti, okullarda fiziki alt yapı yetersizlikleri öncelikli sorunlar arasında yer aldı. Geride bıraktığımız yıl içerisinde özür grubu tayinlerinde Bakanlığın inadı sürdü. Özür grubu tayinlerinin yılda iki kez yapılmasını, öğrenim özrünün özür grubu tayinleri içinde yer almasını ve il-ilçe emrinin geri getirilmesini talep etmemize rağmen Bakanlık uyarılarımızı göz ardı etti. Bölgeler arası ve okullar arası farklılıklar giderilemedi. Şimdi eğitimde yaşanan öncelikli meselelere göz atalım.

TES: MEB’DE YÖNETİCİLİKTE KRİTER; SİYASİ PARTİ YANDAŞLIĞI, KİŞİSEL İLİŞKİLER VE TORPİL OLACAKTIR

Milli Eğitim Bakanlığı öyle bir yasa çıkarttı ki, eğitim camiasında infial yarattı. Dershaneleri kapatıyoruz diye yola çıkan iktidar, bir baktık ki, adeta milli eğitimin kökünü kazımaya ant içmiş. Bütün itirazlarımıza, yasanın sakıncalarını anlatmamıza rağmen siyasi erk ve MEB inadından vazgeçmedi. Siyasi erk, MEB Yasasını çıkararak milli eğitimin temel taşlarını yerinden oynattı. Bu yasayla birlikte 4 yılını dolduran okul müdürleri, müdür başyardımcıları, müdür yardımcıları görevden alındı; il milli eğitim müdürleri, ilçe milli eğitim müdürleri, il milli eğitim müdür yardımcıları, MEB’de üst düzey yöneticilerin görevlerine son verildi. 4 yılını dolduran okul yöneticilerinin görevi bugün itibariyle hukuken sona erecektir. Sayıları 76 bini bulan yöneticinin kazanılmış hakları ve sosyal statüleri hiçbir gerekçe gösterilmeden bir yasayla ellerinden alınmıştır. Bundan sonra MEB’de iktidara biat etmeyen, yapılan yanlışlara ses çıkaran, farklı dünya görüşüne sahip olanlara yaşama hakkı tanınmayacak, bu kişiler MEB’de yönetici olamayacaklardır.
MEB’in son dönemde yaptığı uygulamalara baktığımızda; MEB’de artık mesleki bilgi, tecrübe, liyakat hiçe sayılmakta; adı torpil ile özdeşleşen sözlü sınavlar merkeze alınmakta ve kendi oluşturdukları sözde komisyonlar tarafından yandaşlara havadan koltuk dağıtılmaktadır.

TES: MEB BUNDAN SONRA TORPİL VE YANDAŞ CENNETİ OLARAK ANILACAKTIR

Şunu da belirtmek istiyoruz ki; AKP iktidarında her bakan değişikliğinde kadrolar yenilenmektedir. Bakanların yakın çalışma arkadaşlarını seçmesi elbette yadırganamaz ama bu değişim, Bakanlığın tüm birimlerine yansıyorsa, kadrolaşmaya yol açıyorsa, keyfi uygulamalarla hak yeniliyorsa, Merkez ve Taşra Teşkilatı’nın lağvedilmesiyle sonuçlanıyorsa, Bakanlığın hafızası siliniyorsa, tek suçu MEB’i doğru bir şekilde yönetmek olan insanlar cezalandırılıyorsa bunu da kabul etmemiz mümkün değildir.
MEB bunu hep yapmaktadır. MEB hep hukuksuz uygulamalarıyla infial yaratmaktadır. Şube müdürlüğü görevlendirmelerinde de sendikamızın açtığımız dava ile görevde yükselme çerçeve yönetmeliğinin yürütmesi durdurulmuştu. Dolayısıyla yakın bir zamanda MEB’in bu çerçeve yönetmeliğe göre hazırladığı yönetmeliğin de yürütmesi durdurulacak ve şube müdürlüğü atamaları iptal edilecektir. Şube müdürü görevlendirmelerinin sayısı şu anda 650’nin üzerindedir. Şube müdürlüğü görevlendirmelerinde de hiçbir kriter aranmamakta, mülakatla iktidara yakın kişiler şube müdürü yapılmakta; emek, alınteri, liyakat, kul hakkı hiçe sayılmaktadır. MEB’de Cumhuriyet tarihinde görülmemiş bir ADAM KAYIRMACILIK, KADROLAŞMA DEVRİ yaşanmaktadır.

TES: 2014 YILINDA 100 BİN ATAMA İSTİYORUZ

Türkiye’nin muasır medeniyetler seviyesine ulaşabilmesi, eğitimde çağ atlaması, tüm çocuklarımızın sağlıklı bir eğitim-öğretim görmesi öğretmenlerimize bağlıdır. Çocuklarımız eğitimin kilometre taşı olan öğretmenlerimiz sayesinde ufkunu genişletir, hayata atılır, meslek edinir ve en önemlisi de iyi ve ahlaklı bir birey olur. Ancak bizim ülkemizde ne yazık ki öğretmenlere yeteri kadar değer verilmemektedir. Öğretmen istihdamı da sanki eğitimin dördüncü, beşinci meselesi gibi görülmektedir. Öğretmen açığını sorun olarak görmekten uzak bir MEB anlayışıyla karşı karşıyayız. MEB Ağustos ayında 40 bin öğretmen ataması yapacaktır. Bununla ilgili tasarı hazırlanmıştır. Oysa her yıl yapılan 40 bin, 50 bin atama ile öğretmen açığı sorunun giderileceğini, öğretmensiz okul kalmayacağını, çocuklarımızın donanımlı bir eğitim-öğretim göreceğini düşünmek safdilliktir. 350 bin öğretmen atanmak için yıllardır beklemektedir. Öğretmen ihtiyacı da rakamlardan da görüldüğü üzere gün gibi ortadadır. Buna rağmen Bakanlığın bir dişin kovuğunu doldurmayacak sayıda atama yapması inanılır gibi değildir.Bu tam anlamıyla göz boyamaktır. Buradan sesleniyoruz: Memleket evlatlarını kahvehane köşelerine mi terk edelim? Sokaklarda işsiz güçsüz gezmelerine göz mü yumalım?   Talebimiz şudur:Ağustos ayında yapmayı planladığınız 40 bin atamaya 50 bin öğretmen ataması daha ilave edin. Böylece geçtiğimiz Şubat ayında yapılan 10 bin atama ile 2014 yılında ataması yapılan öğretmen sayısı 100 bin olacak ve bu da eğitim-öğretim hayatımıza ilaç gibi gelecektir.

TES: MODERN KÖLELİK OLAN ÜCRETLİ ÖĞRETMENLİKLE NEREYE KADAR?

Ücretli öğretmenlik, eğitim hayatımızı 90 yıl geriye götüren bir uygulamadır. Devletin öğrencilerin kaderini belirleyen öğretmenleri, yevmiye usulü yani girdiği ders başına ücret vererek çalıştırması utanılacak bir durumdur. Bakanlık, aylık geliri 600-700 TL olan, iş güvencesi, sağlık ve sosyal güvencesi olmayan öğretmenlerle öğretmen açığını kapatmaya çalışmaktadır. Bu şekilde öğretmen çalıştırarak kar elde eden devlet ne yazık ki eğitim-öğretimin kalitesini düşürmektedir. Sendikamızın, geçtiğimiz yıl yaptığı araştırmaya göre; 68 ilde ücretli öğretmen sayısı 55 bin 987’dir. Ücretli öğretmenlerin 23 bin 117’si eğitim fakültesi mezunu, 23 bin 248’i lisans mezunu, 9 bin 622’si ön lisans (iki yıllık meslek yüksek okulu) mezunudur. İki yıllık yüksek okul mezunları bile bu ülkede ücretli öğretmen olarak derslere giriyorsa, vay eğitimin haline… Ücretli öğretmen istihdamı, ne yazık ki asıl istihdam haline gelmiştir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Milli Eğitim Bakanlığı bu kadar mı acizdir? Türkiye Cumhuriyeti Devleti bu kadar mı yoksuldur? Eğitimde kısıtlama yapamazsınız. Eğitimde nitelikli öğretmen istihdam etmek zorundasınız. İki yıllık okul mezunları, açık öğretim mezunlarıyla bu iş olmaz. Doğru bir istihdam politikası oluşturamazsanız eğitimin kalbine ok saplamış olursunuz. Gelin modern kölelik düzeni olan ücretli öğretmenlik uygulamasına son verin ve tüm öğretmenleri kadrolu istihdam edin.Aksi takdirde geleceğimizi kaybederiz.

TES: TÜRKİYE’DE ÖĞRETMEN MAAŞLARI YERİNDE SAYIYOR, YARDIMCI HİZMETLER SINIFI KAN AĞLIYOR

Türkiye ile OECD ülkelerini öğretmen maaşları açısından kıyasladığımızda derin uçurum görmekteyiz. OECD Bir Bakışta Eğitim Raporu’na göre; OECD ülkelerinde ilkokulda göreve yeni başlayan bir öğretmen yılda brüt 28 bin 854 dolar, en yüksek derecedeki öğretmen yılda brüt 45 bin 602 dolar kazanmaktadır. Türkiye’de öğretmen maaşları yılda 12 bin dolar ile 15 bin 435 dolar arasında değişmektedir. Dolayısıyla OECD Bir Bakışta Eğitim Raporu’nda yer alan bu araştırma Türkiye ile diğer ülkeler arasındaki öğretmen maaşlarını kıyaslamak adına önemlidir. Öte yandan bu yıl öğretmenlerimiz, diğer eğitim çalışanları ve tüm memurlar yılda 123 TL zamma mahkûm kalmıştır. Sarı sendika sayesinde toplu sözleşme apar topar imzalanmış ve çalışanlar 2014 ve 2015 yıllarını kayıpla geçirmek zorunda kalacaktır. Merkez Bankası enflasyon hedefini artırmıştır. Buna rağmen çalışanlar enflasyon farkı alamayacak, ek derslere zam yapılmayacak, aile ve çocuk yardımında artış olmayacaktır. Mayıs ayı itibariyle açıklanan yıllık enflasyon oranı % 9,66’dır. Oysa ki, 2014 yılı için memura yapılan 123 TL’lik maaş zammının ortalama memur maaşına oransal yansıması nişe % 5.2’dir. Dolayısıyla kıt kanaat evini geçindiren hizmetliler, memurlar, teknisyenler v.b. tüm eğitim çalışanları yeni hak kayıplarına maruz kalacaktır. Yardımcı Hizmetler sınıfında görev yapanların tek sorunu düşük ücretler değildir. Hizmet sınıflarında görev yapan personelin atama ve yer değiştirmelerine ilişkin işlemlerin "Devlet Memurlarının Yer Değiştirme Suretiyle Atanmalarına İlişkin Yönetmelik" çerçevesinde değerlendirileceği belirtilmesine rağmen henüz bir gelişme olmamıştır.Genel İdari Hizmetler, Teknik Hizmetler ve Yardımcı Hizmetler Sınıfında görev yapanların atama ve yer değiştirme yönetmeliği olmadığı için tayin isteyememektedirler. Bu arkadaşlarımızın görev tanımı da yoktur. Bu nedenle yöneticiler tarafından verilen her işi yapmak durumundadırlar. Ne yazık ki Milli Eğitim Bakanlığı'nda üç senedir görevde yükselme sınavları da yapılmamaktadır. İşte tüm bu sorunlar eğitimde kanayan bir yaradır. Bakanlık, problemleri çözmekte atak davranmamakta ve sürüncemede bırakmaktadır. Bu nedenle 2013-2014 eğitim-öğretim yılına baktığımızda başarısızlık görüyoruz. Bu başarısızlığın sorumlusu MEB’i yönetenler ve Hükümet ettiği yaklaşık 12 yıllık dönem içerisinde beş kez Milli Eğitim Bakanı değiştiren, eğitimde tutarlı ve istikrarlı icraat sergileyemeyen AKP iktidarıdır. Milli Eğitim Bakanı Sayın Nabi Avcı da sorunları çözmede yetersiz kalmaktadır. Özellikle son olarak MEB Yasasının ihdas edilmesiyle birlikte eğitim-öğretim hayatımız büyük bir darbe almıştır. Bir yıllık performansını değerlendirdiğimizde Bakan Nabi Avcı sınıfta kalmıştır.
Biz yine de bu sorunlar yumağını bir kenara bırakarak bu gün tatile çıkan öğrencilerimize iyi tatiller diliyoruz. Yaz tatilinde kendilerini fazla yormadan yeni sınav sistemi açısından kitap okuyarak geçirmelerini tavsiye ediyoruz.

EĞİTİM BİR-SEN: 4+4+4 Eğitim Sistemi Başarı Testini Geçmiştir
 
2013-2014 eğitim-öğretim yılı, 17 milyonu aşkın öğrencinin karne heyecanıyla bitiyor. 28 Şubat bakiyesi 8 yıllık kesintisiz zorunlu eğitimin sonlandırılması ve eğitimin kesintili hale getirilerek kademelendirilmesi amacıyla hayata geçirilen, bazı çevrelerin 28 Şubat ruhunun yok edilmesi dolayısıyla tepki gösterdiği 4+4+4 yeni eğitim sistemi, eğitim çalışanlarını ilgilendiren mevzuat çalışmalarında gecikmelerden etkilenmemiş, felaket tellallarına rağmen ikinci yılında başarı testini geçmiştir. Birinci dönem, ülkemizde kadınların eğitim ve çalışma hayatının önüne konulan en büyük bariyer olan, başörtülü kadınlara devlet eliyle şiddetin sembolü haline dönüşen, kamusal alan yalanının sona ermesi, 28 Şubat mağduru eğitim çalışanlarının görevlerine iadesi, toplum mühendisliği uygulaması olan andımız uygulamasının kaldırılması, okullarda imkânlar ölçüsünde ibadet yerleri tahsisi, yeni sisteme uygun okul dönüşümlerinin yapılması, şube müdürlüğü görevde yükselme sınavının yapılarak atamaların gerçekleştirilmesi, SBS yerine yeni uygulama olan TEOG’a geçilmesi, öğretmenlerin ve bakanlık personelinin özlük hakları ile ilgili sorularını/sorunlarını iletebileceği 444 9 446 numaralı özel danışma hattının uygulamaya geçirilmiş olması, eğitim çalışanlarının aile bütünlüğünün sağlanması amacıyla eş durumu tayinlerinde olumlu yaklaşımların sergilenmesi nedeniyle çözümün öne çıktığı bir dönem olmuştur. İkinci dönemde ise, 6528 sayılı Kanun sonrası gerekli mevzuat düzenlemeleri ile 652 sayılı KHK nedeniyle yapılması gereken ve bekletilen mevzuat güncellemelerine geç başlanması nedeniyle sıkıntılar yaşanmıştır. Milli Eğitim’de yeni eğitim-öğretim dönemi başlamadan önce özellikle çalışanlar açışından çözüme kavuşturulması gereken sorunlar yaz döneminde ortadan kaldırılmalıdır.
 
EBS: Taşra Teşkilatı Üst Yönetici Atamalarının Geri Kalanları İvedilikle Yapılmalıdır

6528 sayılı Kanun sonrasında Bakanlığın il ve ilçe teşkilatlarında üst görevlerdeki pek çok açık kadro halen atama beklemektedir. Yasa gereği Eğitim Uzmanı kadrosuna kaydırılan yöneticilerin yerine yeni/yeniden atamalar yapılmadığı için, belirsizlikler, eğitimin son iki ayında işlerin oluruna bırakılmasına neden olmuş ve bu durum eğitim çalışanlarını olumsuz yönde etkilemiştir. Yeni eğitim-öğretim yılına sorunsuz girilmesi için il milli eğitim müdürü, il milli eğitim müdür yardımcısı ve ilçe milli eğitim müdürü atamalarının Haziran ayında, öncelikle ve ivedilikle yapılması gerekmektedir.
 
EBS: TEOG Sınav Sonuçlarının Geç Açıklanması Öğrencileri Mağdur Etmemelidir

Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçiş Sistemi (TEOG) sınav sonuçlarının geciktirilmesi eğitimde stresi artırmış, dönem sonu iş ve işlemleri nedeniyle okul yönetimlerinde kaygılara neden olmuştur. TEOG sınav sonuçları öğrenci karnelerine yansıyacağından dönemin bitişine iki gün kala açıklanması birçok işin son iki gün içerisinde çözülmesi gibi bir zorunluluğa neden olmuş, bu durum öğrenci, öğretmen ve okul idaresi üzerindeki stresi artırmıştır. Bakanlık, sistemden kaynaklanan sıkıntıların yaşanmaması ve öğrencilerin mağdur olmaması için gerekli önlemleri almalıdır.
 
EBS: Yönetici Atama Yönetmeliği Geç Yayımlanmıştır Fakat Görevlendirmelerde Geç Kalınmamalıdır

Millî Eğitim Bakanlığına Bağlı Eğitim Kurumları Yöneticilerinin Görevlendirilmelerine İlişkin Yönetmelik 10/06/2014 tarihli ve 29026 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Çok daha önce yayınlanması beklenen yönetmeliğin bu kadar geç yayınlanması birçok belirsizliği beraberinde getirmiştir. Zira eğitim-öğretim yılının sona ermesiyle birlikte öğrenci ve öğretmenlerin yanında yöneticilerin de yaz dönemi izinlerini kullanacağı bir zaman diliminde yeni yönetmeliğin geç yayınlanmış olması ve içeriğinden hareketle kısa süre içerisinde sağlıklı bir şekilde yürütülememesi ihtimali belirsizlik oluşturmaktadır. Yeni yayınlanan yönetici görevlendirme yönetmeliği üzerindeki yargı baskısı kalkmıştır. Anayasa Mahkemesi’nin yasanın okul yöneticiliklerini ilgilendiren kısmına ilişkin iptal kararı vermemesi, Milli Eğitim Bakanlığı’nı ve eğitim çalışanlarını önemli ölçüde rahatlatmıştır. Bu durum, Bakanlığı rehavete kapılmaya değil, iş ve işlemleri sistemli bir şekilde yürütmeye ve belirsizlikleri ortadan kaldırmaya sevk etmeli ve geç kalınmamalıdır.
 
EBS: Öğretmen Atama Yer Değiştirme Yönetmeliği Acilen Çıkarılmalıdır

652 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin yayınlamasının üzerinden 3 yıla yakın bir süre geçmesine rağmen öğretmen atama ve yer değiştirme yönetmeliği hâlâ çıkmamıştır. Mezkûr yönetmelik özellikle isteğe bağlı il içi ve il dışı yer değiştirme, özür durumuna bağlı yer değiştirmelerde yaşanan sorunların çözümünde yetersiz kalmıştır. Yer değiştirme uygulamasında yaşanan atama sorunlarının en aza indirilmesinde becayiş sistemi ise olmazsa olmaz hale gelmiştir. Yönetmelik çalışmasına paydaşlarla birlikte son şekli verilmeli ve gerekli değişiklikler yapılarak bir an evvel yayınlanmalıdır.
 
EBS: Yeni Mağduriyetler Oluşmaması İçin Norm Kadro Yönetmeliği Biran Önce Yayınlanmalıdır

Eğitim sisteminde, okul dönüşümleri gibi önemli değişim süreçleri yaşanmasına karşın, eğitim kurumlarındaki yönetici ve öğretmen normları ile ilgili gerekli düzenlemeler yapılmadığından, işleyiş ve uygulamalara bağlı ciddi sorunlarla birlikte hukuki sorunların da yaşanmasına neden olunmaktadır. Binlerce öğretmen ve yöneticinin mağduriyetine neden olan norm kadro yönetmeliğinin, sadece öğretmen ve yöneticileri değil, Bakanlığın diğer personelini de kapsayacak şekilde ivedilikle yeniden düzenlenmeli ve acilen çıkarılmalıdır.
 
EBS: Kariyer Basamakları Konusu Çözüme Kavuşturulmalıdır

Milli Eğitim Bakanlığı’nın en fazla yoğunlaşması gereken konulardan biri olan ve yılan hikâyesine dönen ‘öğretmenlerin kariyer basamakları’ ile ilgili çalışma, ne yazık ki hâlâ yapılmamıştır. 2004 yılında yasal düzenleme yapılan ve sınavlar sonucunda 2006 yılında ilk defa uzman öğretmenlik unvanı verilen kariyer basamakları uygulamasında, Anayasa Mahkemesi kararı sonrası Bakanlığın gerekli adımları ivedilikle atmaması üzerine eşitler arasında bir eşitsizlik oluşmuştur. Diğer yandan, tezli yüksek lisans yapanların açtıkları on binlerce dava yerel mahkemelerde öğretmenlerin lehine sonuçlanmış, daha sonra ise Danıştay bu kararı öğretmenlerin aleyhine olacak şekilde reddetmiştir. On binlerce öğretmen mağdur durumdadır. Bu sorun, daha fazla zaman kaybedilmeden çözülmelidir.
 
EBS: Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Sınavları Ayrı Tarihlerde Yapılmalıdır

Milli Eğitim Bakanlığı Personelinin Görevde Yükselme, Unvan Değişikliği ve Yer Değiştirme Suretiyle Atanması Hakkında Yönetmelik yayınlanmış ve uzun yıllar yapılmayan şube müdürlüğüne yükselme sınavları yapılmıştır. Bu sınavın yapılmasını, eğitim çalışanlarının kariyer yükselmelerinde olumlu bir adım olarak değerlendiriyoruz. Bununla birlikte memur ve şefliğe yükselmek için görevde yükselme, mühendis, tekniker ve teknisyenlik için unvan değişikliği sınavları farklı tarihlerde gerçekleştirilmeli, sınavlara ilişkin konu başlıklarıyla sınavdaki ağırlıklarını içeren kılavuz bir an önce yayınlanmalıdır.
  
EBS: Öğrencilerin İnanç Özgürlüğünü Sınırlayan Kılık Kıyafet Sorunu Çözülmelidir

Kasım 2012’de Milli Eğitim Bakanlığına Bağlı Okul Öğrencilerinin Kılık ve Kıyafetlerine Dair Yönetmelik’te yapılan değişiklikle imam hatip ortaokulları ve liseleri ile çok programlı liselerin imam hatip programlarında tüm derslerde kız öğrencilere hakları iade edilmiş, inancı gereği başını örtmek isteyen öğrencilere dayatmadan vazgeçilmiştir. Ortaokul ve liselerde ise sadece seçmeli Kur’an-ı Kerim derslerinde başlarını örtebilecekleri hüküm altına alınarak, ders merkezli özgürlük anlayışı gibi ucube bir yaklaşım meşrulaştırılmaya çalışılmıştır. Bakanlık, hiçbir öğrencinin inanç özgürlüğünü kısıtlamamalı, yönetmelikteki sınırlamayı kaldırarak, kız öğrencilerin haklarını toptan iade etmelidir.
 
EBS: Eğitim Çalışanlarına Yönelik Kılık Kıyafet Sınırlaması Kaldırılmalıdır

Kamuda çalışan kadınlara uygulanan başörtüsü yasağının, Eğitim-Bir-Sen ve Memur-Sen’in çeşitli eylem ve etkinlikleri sonrası 12 milyon 300 bin imzayla toplumun iradesini yansıtmasıyla ortadan kaldırılması, hem kamuoyu hem de çalışanlar tarafından son derece olumlu karşılanmıştır. 1982 yılından kalma darbe döneminin iklimini yansıtan kamu personeline yönelik kılık ve kıyafet yönetmeliği topyekûn olarak değerlendirilmeli, bir an önce değiştirilerek, çalışanların saçı, bıyığı, ayakkabı topuk boyu, pantolonunun kumaşı, kazağının yakası gibi birçok gereksiz ve gülünç ayrıntılar ortadan kaldırılmalıdır.
 
EBS: Ek Ders Esaslarındaki Adaletsizlikler ve Birim Ücretinin Düşüklüğü Sorunu Çözülmelidir

Öğretmenlerin ek ders ücretlerine münhasır zam, uzunca bir süredir yapılmamış, ek ders esaslarında dengesizlik ve mağduriyete neden olan hükümler, uzun bir zaman geçmesine rağmen hâlâ değiştirilmemiştir. 2006 yılında köklü bir değişikliğe uğrayan ek ders esasları sekiz yıla yakın bir süredir uygulanmakta ve değiştiği günden beri bazı adaletsizlikler devam etmektedir. Sendika olarak hazırlayıp Bakanlığa sunduğumuz taslak metin mutlaka dikkate alınmalı, gerekli değişiklikler bir an önce yapılmalıdır. Öğretmenlerin branşlarına göre ek ders ücretlerindeki adaletsizlik, okul türlerine göre yöneticilere verilen ek ders ücreti sorunu mutlaka çözüme kavuşturulmalıdır. Ek ders ücreti hâlâ 10 TL’nin altındadır. Ek ders ücreti en az 15 TL’ye yükseltilmeli, 6528 sayılı Kanun sonrasında oluşan yöneticilerin, ek ders ücretlerine ilişkin “görevlendirme” ibaresi dolayısıyla yaşayabilecekleri problemlerin de önüne geçilmelidir.
 
EBS: Nöbet Görevlerine Ücret Tahakkuk Ettirilmelidir

Çoğu kurumda nöbetin bir karşılığı varken, eğitim hizmet kolunda bunun bir karşılığının olmaması adil değildir. Toplu sözleşme masasına taşıdığımız, ‘Eğitim kurumlarında görevli yönetici ve öğretmenlerce fiilen yerine getirilen nöbet görevi karşılığında, nöbet tutulan her gün için 4 saat ek ders ücreti ödenir’ teklifinin yerine getirilmesi noktasındaki haklı talebimiz, ek ders esaslarında değişiklik yapılarak karşılanmalıdır. Nöbet tutturulan öğretmenlerimize hiçbir ücret verilmemesi haksızlığına son verilmelidir. Öğretmenin nöbet görevi angarya olmaktan çıkarılmalı ve her nöbet günü için 4 saat ek ders ücreti verilmelidir.
 
EBS: Atanacak Öğretmen Sayısı Öğretmen Açığını Kapatmalıdır

Eğitim sistemindeki reformları kalıcı kılacak olan, okullarda boş ders kalmaması ve sınıflarda sadece kadrolu öğretmenlerin olmasıdır. Bir yanda atama bekleyen yüz binlerce öğretmen ve diğer yanda yüz binden fazla öğretmen açığı bulunmaktadır. Ağustos’ta ataması yapılacak öğretmen sayısı en az 100 bine çıkarılmalı ve öğretmen eksikliği nedeniyle yaşanan sorunların önüne geçilerek yeni dönemin sorunsuz başlaması sağlanmalıdır.

EĞİTİM-SEN: 2013-2014 Eğitim-Öğretim Yılını Acil Çözüm Bekleyen Sorunlarla Bitiriyoruz!

Eğitim sisteminin, eğitim ve bilim emekçilerinin yıllardır birikerek artan sorunları 2013-2014 eğitim-öğretim yılında katlanarak artmıştır. Milli Eğitim Bakanlığı çözüm üretmekten çok, yeni sorunlar yaratan politika ve uygulamalarıyla başta eğitim emekçileri olmak üzere, öğrenci ve velileri sürekli mağdur etmeyi sürdürmektedir.

AKP hükümetinin, eğitim sistemini piyasacı projelerle yönetmesi, angarya çalışma uygulamaları ve eğitimde 4+4+4 dayatması sonrasında derinleşerek artan sorunlar, 2013-2014 eğitim-öğretim yılına damgasını vurmuştur. Eğitimde 4+4+4 sonrasında okul dönüşümleri ile bazı okulların imam hatip yapılması yeni mağduriyetler yaratmıştır. Okullarda giderek artan fiziki donanım ve altyapı sorunları, kalabalık sınıflar, ikili eğitim, taşımalı eğitim, zorunlu ve “zorunlu seçmeli” din dersi dayatmaları, eğitim müfredatında piyasacı ve dini içerikli söylemlerin artması vb gibi pek çok sorun artarak devam etmektedir.

AKP hükümeti, Türkiye gibi farklı inanç gruplarının, dinlerin, mezheplerin olduğu çok dilli ve çok inançlı bir toplumda din eğitimini devlet tekeline alarak “tek din, tek mezhep” anlayışıyla tüm topluma dayatmayı sürdürmektedir. Zorunlu ve zorunlu seçmeli din derslerinin kaldırılması, farklı dil, kültür ve inançlara yaşam alanları yaratılması yönündeki talepler güncelliğini korumaktadır.

Okullarda ve diğer eğitim kurumlarında yıllardır üvey evlat muamelesi gören ve iş tanımı hala yapılmayan yardımcı hizmetlilerin, kadro bekleyen 4-c’li çalışanlar ve taşeron işçilerin, memur ve teknik personelin sorunları, üniversitelerde yaşanan soruşturma ve görevden almalar, her geçen gün artan akademik, idari sorunlar eğitim sistemini büyük bir sorun yumağı haline gelmiştir.

Eğitim sistemini kendi siyasal çıkarları doğrultusunda biçimlendirmek isteyen AKP iktidarı, eğitim yöneticilerini siyasi referanslar üzerinden, yine siyasal kadroları ile doldurmaya çalışmaktadır. Bunun için bir süredir yandaş sendika ile paralel planlamalar yapmaktadır. Bakanlığın eğitim yöneticilerini belirlerken doğrudan “torpil” kelimesini çağrıştıran sözlü sınav uygulamasını getirmesi, eğitim yöneticilerinin yüzde 60 üst düzey yöneticiler, yüzde 40 sınırlı sayıda eğitim bileşenin vereceği puanlar üzeriden belirlemek istemesi kabul edilemez. Eğitim yöneticileri belirlenirken bilimsel, objektif kriterler ve liyakat ilkesi temel alınmalı, hiç kimse inancı, kimliği ya da sendikal aidiyeti üzerinden ayrımcı bir uygulamaya tabi tutulmamalıdır.

Kamusal eğitimin adım adım zayıflatılması, okullarda cinsiyet, etnik kimlik ve mezhep ayrımcılığına ilişkin uygulamalar ve şiddetin artması, ataması yapılmayan öğretmenlerin durumu, ücretli-vekil öğretmenlik uygulamaları, eğitim yöneticilerinin siyasi referanslarla belirlenmek istenmesi gibi sorunlara ek olarak, özellikle Gezi direnişi sonrasında Eğitim Sen üyelerine yönelik mobbing, soruşturma, sürgün ve görevden alma girişimleri belirgin bir şekilde artmıştır.

Gezi direnişi sonrasında başlatılan “cadı avı”nın bir benzeri Soma’da yaşamını yitiren madencileri anmak için yaptığımız iş bırakma eylemi sonrasında devam etmiş, çok sayıda üyemize soruşturma açılarak, bazıları maaş kesim cezası almışlardır. Soma katliamı gibi tüm Türkiye’yi yasa boğan bir olayda bile okul müdürlerinin soruşturma açmak için birbiri ile yarışması utanç verici bir durumdur.

En temel sendikal faaliyetlerin bile suç sayıldığı, örgütlenme ve ifade özgürlüğünü önemseyen, savaşlar karşısında barışı savunmanın, şiddete ve linç girişimlerine karşı çıkarak demokratik tepkilerini gösteren üye ve yöneticilerimizin son derece keyfi gerekçelerle baskı altına alınması, hangi “ileri demokrasi” anlayışına, hangi adalete, hangi hukuka sığıyor merak ediyoruz.

Bir taraftan eğitim sistemi siyasi iktidarın siyasal-ideolojik ihtiyaçları ve hedefleri doğrultusunda yeniden biçimlendirilirken, diğer taraftan kamusal, demokratik, laik, bilimsel ve anadilinde eğitimi savunanların soruşturulması, sürgün ve cezalarla sindirilmeye, baskılar karşısında boyun eğmeye zorlanması bize göre tesadüf değildir.
AKP, her konuda olduğu gibi, demokrasi ve özgürlükler konusunda da sadece kendine demokrat, kendine özgürlükçüdür. Kendisi gibi düşünmeyen, zulme ve devlet şiddetine karşı boyun eğmeyen herkes bugün hedef haline gelmiştir. Böylesine büyük bir abluka ortamında savunduğumuz ilke ve değerlerimizden vazgeçmemiz söz konusu değildir.

2013-2014 eğitim öğretim yılı sonunda eğitimin, eğitim ve bilim emekçilerin yaşadığı sorunları ve çözüm önerilerini tartışmak yerine, sendikamıza yönelik baskı, soruşturma ve sürgünlerin tartışılıyor olmasının tek sorumlusu eğitim sistemini sorunlarıyla baş başa bırakan Milli Eğitim Bakanlığı’dır.

Üye ve yöneticilerimize yönelik olarak başlatılan “cadı avı”na son verilmeli, tüm soruşturma, sürgün ve cezalar iptal edilmelidir. Yıllardır ülkenin dört bir yanında fedakârca çalışan eğitim emekçilerinin ekonomik sorunları ve çalışma koşulları düzeltilmelidir. Eğitimde her türden angaryaya, esnek ve performansa dayalı çalışma uygulamalarına son verilmesini, son olarak rehber öğretmenlik alanında olduğu gibi, yeni hak gaspları anlamına gelen bütün düzenlemelerin geri çekilmesini talep ediyoruz.

Bartın Eğitim-İş il temsilciliği basın açıklaması

Her geçen gün içten içe çürüyerek bir enkaz haline getirilmiş eğitim sistemimizin yıllar içinde birikerek artan yapısal sorunları, geçici, günübirlik politikalarla geçiştirilmiş ya da çözümsüz bırakılmıştır.

Küreselleşmeyle birlikte bölge coğrafyasını değiştirme, bölgenin tüm kaynaklarını uluslar arası sermayenin kullanımına açma politikasını sadakatle uygulayan siyasal iktidar, bir kamu hizmeti ve temel bir insan hakkı olan eğitimi de piyasaya açmaya çalışmaktadır.

Öte yandan da ulusal belleği silinmiş, sorgulamayan, itaatkar, kendi adına karar verenlerin kararlarına biat eden bir nesil yetiştirerek emperyalizm için ülkeyi dikensiz bir gül bahçesine dönüştürecek eğitim politikasını hayata geçirmektedir.

Çocuklarımız öğrenmeye değil, sınavlara, sınıf geçmeye ve evlerine zayıfsız bir karne götürmeye koşullanmış durumdadır. Dolayısıyla öğrencilerin karnelerindeki kırık notlar kendilerine ait değil, AKP iktidarının eğitim sistemine ve Milli Eğitim Bakanlığı’na verilmiş notlardır.

Eğitim-İş olarak, çocuk ve gençlerimizin, geleceğimizin siyasi iktidarın yarattığı enkazın altında yok olmaması için acil adımlar atılması zorunluluğunu bir kez daha belirtiyor, parasız, bilimsel, demokratik ve laik eğitimin tüm yurttaşlar için ayrım gözetmeksizin hayata geçirilmesini istiyoruz. Cumhuriyetin kendisine yüklediği görev ve sorumluluklarının bilincinde olan eğitim emekçileri, emperyalizmin ve onun işbirlikçisi siyasi iktidarın çocuklarımızın geleceğini karartmasına izin vermeyecektir.
iOS ve Android uyumlu cihazlarınızdan Bartın'daki önemli gelişmelerden anında haberdar olun.


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
isa hoca 6 yıl önce

4+4+4 sınıfta kalmistir. Egitum camiasi mutlu degildir. Ozellikle yandas atama Yönetmeliği yandas sendika uyelerini veya sendika değişikliği yapanları gorev verecek hale getirlmistir.