Hangişi: Eğitimde işler yolunda gitmiyor
TÜRK EĞİTİM-SEN İKTİDARLARLA DEĞİL ÇALIŞANLARLA BÜYÜYEN SENDİKADIR

Türk Eğitim-Sen yüzde yüz yerli ve yüzde yüz milli bir sendikadır. Türk Eğitim Sen; iktidarlarla büyüyen değil, eğitim çalışanları ile yürüyerek büyüyen bir sendikadır. Türk Eğitim-Sen bin eğriyi düzeltecek bir doğruların toplululuğudur. Bizim sendikacılığımız ortak akıl hareketidir. Beyin ve yürek imecesidir. Türk Eğitim-Sen yukarıda saydığım özelliklerinden dolayı, ayrıca kuruluş ilkeleri, genel amaçları ve çalışma yöntemleri bakımından büyük bir sendikadır. Bu nedenle büyük sendikanın yetkili olma mecburiyeti de vardır. Yetkinin yeniden gerçek sahibini bulmasını çok önemlidir bu nedenle çalışmalarımıza hız vermeliyiz.

Türk Eğitim-Sen TSE EN ISO 9001:2008 Kalite Yönetim Sistemi Belgeli tek sendikadır. Çünkü sendikamızın faliyetlerinin merkezinde üye memnuniyeti ve mutluluğu vardır. Türk Eğitim-Sen dışarıdan bağımsız bir kuruluşa, çalışma yöntemlerini ve hizmetlerini denetime açabilecek kadar özgüven sahibi bir sendikadır.

MEB’DE İŞLER YOLUNDA GİTMİYOR

Milli Eğitim Bakanlığında ortalık toz duman. Önceki dönemden kalan bir çok problem hala yerinde sayıyor. Buna rağmen yeni dönemde kayda değer bir gelişme var mı? Yok.

Ucube yönetici atama yönetmeliğini revize edeceğini söyleyen Sayın Bakan bugüne kadar hangi adımı attı, neyi ne şekilde revize etti, bilmiyoruz. Bu konuda Sayın Bakan’ın bir açıklaması da bulunmamaktadır.

Torpilli şube müdürlüğü atamalarının iptal edileceğine ve Şube Müdürlüğü Sınavı'nın yapılacağına dair açıklama yapılmamakta, torpilli şube müdürlüğü görevlendirmeleri devam etmektedir.

4+4+4 sisteminin köhne anlayışı ile norm kadro fazlası olan binlerce öğretmenin yaşadığı sıkıntılar MEB tarafından görmezden gelinmekte, her ilde farklı uygulamalar yapılmaktadır.

Okullarımız ödeneksizlikten perişan durumdadır. Birçok okul temizlik dahi yaptıramamakta, asli ihtiyaçlarını karşılayamamaktadır. MEB öğrenci başına 120 TL ödenek ayrılması talebimizi görmezden gelmekte.

Zorla alan değiştiren, öğretmen iken memur yapılanlara istemeleri halinde eski alanlarına dönme hakkı konusunda bir açıklama hala yapılmamış belirsizlik devam etmektedir.

Öğrenim özrü ile ilgili Türk Eğitim Sen açtığı davayı kazanmış ancak yetkililer bu konuda nasıl bir yol haritası izleyeceklerini açıklamamıştır.
Okulların bölünmesi ve öğrenci sayısının düşmesi sebebiyle yönetici normu düşenlerin akıbetleri konusunda yaşanan belirsizlik devam etmektedir.

KPSS puanı ile kadroya geçen öğretmenler hala 632 sayılı KHK’nın getirdiği hakları kullanamamakta, bu konuda problem yaşayanların feryadı durulmamaktadır.

Kariyer basamakları, uzman ve baş öğretmenlik konusunda yapıldığı söylenen düzenleme yılan hikayesine dönmüş, MEB bu konuda bir açıklama yapma ihtiyacı duymamaktadır.

Doğu ve Güney Doğu Anadolu ve ülkemizin diğer mahrumiyet bölgelerinde 8-10 yıldır görev yapan, bir türlü tayin isteği gerçekleşmeyen öğretmenlerle ilgili, nasıl bir yol takip edileceği, mahrumiyet bölgelerinde çalışan eğitim çalışanlarına mahrumiyet tazminatı ödemesi konusunda bir düzenleme yapılıp yapılmayacağı belli değildir.

Aylardır yapılmayan eğitim çalışanlarının Görevde Yükselme Sınavı konusunda hiçbir bilgi bulunmamaktadır.

MEB hala başarısızlığı tescil edilmiş, tebeşir tozu yutmamış bürokratlarla yönetilmektedir. MEB hala, öğretmen ve diğer eğitim çalışanları ile aralarında yıkılmış olan köprüyü oluşturamamıştır. Öğretmen ve eğitim çalışanlarını anlayacak, onların yaşadığı sıkıntılardan haberdar yönetici atamaları ne zaman yapılacak, başarısız bir kısım bürokratlar ne zaman görevlerinden alınacaktır. Bu kafayla devam eden MEB’in başarılı olması imkansızdır.

Elbette bunlar ve diğer problemler hemen bugün çözülsün demiyoruz ancak bunları çözüleceğinin sinyalini almak istiyoruz. Ama şu ana kadar bir emare göremedik.

İKTİDAR DEVLET MEMURLUĞUNU ORTADAN KALDIRMAK İSTİYOR

Çalışma hayatına yönelik tehditler var. İktidar tarafından devlet memurlarının iş güvencesini ellerinden almaya çalışılıyor. Çalışma hayatına şöyle bir bakalım, nasıl bir çalışma hayatı bekliyor bizi. Bizi, çocuklarımızı, evlatlarımızı nasıl bir çalışma hayatı bekliyor. Akp’li vekiller alenen 15 gün önce Anayasa uzlaşma komisyonu’na teklif verdiler. Anayasa’nın 128. maddesinin değiştirilmesi teklifi, neydi teklif, teklif şu; “Devletin işleri çalışanlar eliyle görülür” şeklinde değiştirilmesini Anayasa’nın 128. maddesinin değiştirilmesini teklif ettiler. 128. maddenin şu anda ki şekli; “Devletin asli ve sürekli işleri devlet memurları ve kamu görevlileri eliyle yürütülür” bu madde devlet memurluğu kavramını Anayasal olarak tanımlayan bir madde. Bu madde bu şekliyle Anayasa’da olduğu müddetçe devlet memurunun iş güvencesini kimse elinden alamaz ama bu madde Akp’li vekillerin teklif ettiği gibi “Devletin işleri çalışanlar eliyle görülür” devlet memur değil de çalışanlar eliyle görülür şekline dönüştürülürse o zaman Devlet memurluğu tamamen ortadan kalkmış olur. Devlet memurluğunun Anayasal dayanağı ortadan kalkıyor. Tabii buna bağlı olarak 657 sayılı devlet memurları kanunu da değişecektir. Peki burada amaç ne, amaçları iş güvencesiz bir çalışan modeli ortaya koymak. Kanuna köhne diyerek o kanunu ortadan kaldıracaklar ve yerine iş güvencesiz bir çalışan modeli koyacaklar. Arkadan Maliye Bakanı çıkıp devlet memurlarına 4+4 verdik bütçe dengeleri alt üst oldu diyor. Bunu duyan vatandaş devletin bütün imkanları devlet memurlarına veriliyor diyor. Tabii vatandaş bir de iş güvencesi var oh diyor ama devlet memurunun iş güvencesi sınırsız bir güvence değildir. Hangi hallerde işten çıkarılacağı çok açıktır 657’de ama öyle anlatılıyor ki, devlet memuru ne yaparsa yapsın asla işten çıkarılamaz gibi bir hava yaratılıyor. Bunlar Türkiye’de devlet memurları ile ilgili olumsuz bir gündem oluşturma gayretleridir. Memur fazla, maaşları fazla, iş güvencesi var gibi açıklamalar. Halbuki, 1996’da devlet memuruna verilen milli gelirden pay yüzde 8.83 bugün 5.6’ya düşmüş ama memur sayısı 1 milyon 900 binden 2 milyon 500 bine çıkmış, buna rağmen milli gelirden payımız düşmüş.

ÖĞRENCİLER İÇİN SERBEST KIYAFET KARGAŞAYA NEDEN OLMUŞTUR

Öğrenciler için serbest kıyafet değişikliği de büyük kargaşaya yol açmıştır. Türk Eğitim-Sen olarak buna karşı çıktık, uygulamanın erken olduğunu söyledik. Ülkemizin gelir durumu dikkate alındığında ciddi rahatsızlıklar oluşacağını belirttik. Okulların podyuma döneceğini, ciddi güvenlik sorunları yaşanacağını, öğrencilerin derslerine değil, ne giyeceklerine odaklanacağını ifade ettik. Genel Başkanımız İsmail Koncuk, bu konuyu yeni göreve başlayan Nabi Avcı’ya da iletti. Sayın Bakan da özel okullarda, velilerin yüzde 60'ının onayına bırakılan serbest kıyafet uygulamasında, devlet okullarında da veli onayı aranması yönünde değişikliği düşündüğünü söyledi ama şu ana kadar bu yönde bir değişiklik yapılmadı.”

KILIK KIYAFET TARTIŞMASI BİR AN ÖNCE BİTMELİDİR

Serbest kıyafet ile işyerlerine gidilmesi eylemini de değerlendiren Hangişi, “Türk Eğitim-Sen olarak aylardır çağrıda bulunuyoruz; kamusal alanda yaşanan başörtüsü sorununun çözümü için ne Anayasa ne de yasa değişikliğine ihtiyaç yoktur. Çünkü buralarda tek bir madde yoktur ki, memurların kıyafetine vurgu yapsın. Bu meselenin tek adresi vardı o da, Kamu Görevlileri Kıyafet Yönetmeliği’dir. Bunu değiştirmek de sadece Bakanlar Kurulu’nun yetkisindedir. 11 Yıldır tek başına iktidar olan Hükümet en sıkıntılı konularda bile kimseye danışmadan, kimsenin tepkisini ciddiye almadan en radikal müdahaleleri yaparken, neden basit bir yönetmelik değişikliğini gerçekleştirerek başörtüsü sorununu çözmemektedir? Acaba AK Parti Hükümeti, önümüzdeki muhtemel Anayasa referandumunda istediği pakete evet oyu çıkarmak için başörtüsünü bir anahtar olarak mı kullanmayı amaçlamaktadır? Eğer böyleyse bu gayri ahlaki kirli bir oyundur. Biz bu kirli tezgahı bozacağız; kapı kapı gezecek, bütün kamu çalışanlarına anlatacak ve bu kirli oyunu ifşa edeceğiz. Şunu herkes bilsin ki, sendika olarak başörtüsü meselesinin bir siyasi ve sosyal istismar aracı olarak kullanılmaması gerektiğini savunuyoruz. Türk Eğitim-Sen, dileyen üyelerimizin serbest kıyafetle işe gitmelerinin en doğal hakları olduğunu ilan etmiş ve bu doğrultuda üyelerini hukuki güvenceye almak için serbest kıyafetle ilgili 15 Mart 2013 tarihli bir Merkez Yönetim Kurulu kararı almıştır. Üyelerimiz emin olsunlar ki, sendikamız onların ihtiyaç duyduğu her durumda sonuna kadar yanlarında olacaktır.” Şeklinde konuştu.

Son söz olarak; Türk Eğitim-Sen olarak eğitim çalışanlarının daha iyi ekonomik şartlara sahip olması için, başı dik onurlu ve gururlu bir iş hayatı için, kimseye kul köle olmadan çalışması için mücadele ediyoruz. Türkiye gündemini yakından takip ediyor, Türk milletine yönelik tehlikeleri, tuzakları anlatıyoruz. Mücadelemiz devam edecektir. Türk Eğitim-Sen adam gibi sendikacılık yapmakta ve gücünü üyelerinden almaktadır. Güçlenerek yolumuza devam ediyoruz. Bizlere destek olduğunuz için de hepinize teşekkür ediyoruz.
iOS ve Android uyumlu cihazlarınızdan Bartın'daki önemli gelişmelerden anında haberdar olun.


Anahtar Kelimeler:
Türk Eğitim-Sen
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Sezai BEKÇİ 7 yıl önce

Editör notu: yorumunuzu gerçek adınızla gönderirseniz memnun oluruz...