Yaşam kaynaklarımız hızla yok oluyor

Her yıl ormanlarımızın önemini anlatmak, çocuklarımıza orman sevgisini aşılamak, orman varlığımızı artırmak için halkımızı bilinçlendirmek amacıyla 21-26 Mart tarihleri arası Ormancılık Haftası, 21 Mart tarihi ise Dünya Ormancılık Günü olarak kutlanmaktadır. Orman Mühendisleri Odası Batı Karadeniz Şube Başkanı olarak şahsım ve yönetim kurulumuz adına halkımızın Dünya Ormancılık Gününü ve Ormancılık Haftasını kutluyorum. Ormanlarımızın sürekliliği için canla başla çalışmış, sevk ve idaresinde görev almış, vefat eden ya da görevi başında şehit olmuş tüm mühendislerimizle, orman memur ve işçilerimizi rahmetle ve şükranla anıyorum.

Şubemiz, Orman Mühendisleri Odasına bağlı 13 şubeden biri olup; Bartın, Zonguldak, Karabük, Kastamonu ve Sinop illerini kapsamaktadır. Bu yıl Ormancılık Haftasında yapacağımız etkinliğimizi 25 Mart pazartesi günü Bartın’da, 26 Mart Salı günü ise Kastamonu’da öğleden önce ve öğleden sonra olmak üzere planladık. Etkinliğimizi daha da anlamlandırmak amacıyla Şubemizin sınırları içinde yer alan; Orman Mühendisi, Orman Endüstri Mühendisi ile Peyzaj Mimarı yetiştiren Bartın ve Kastamonu Üniversitelerimizdeki Orman Fakültelerimizi tanıtmayı hedefledik. Bu etkinliğimize Zonguldak ve Kastamonu Orman Bölge Müdürlüklerimiz, Bartın ve Kastamonu Belediyelerimiz ile İl Milli Eğitim Müdürlüklerimizin desteğini de aldık. Yaptığımız işbirliği protokolü ile her iki ilimizde lise öğrencilerimizden 50 kişilik bir grubu rehber öğretmenleri eşliğinde Üniversitelerimizin Orman Fakültelerine Belediyelerimizin araç desteğiyle getirerek tanıtımı yerinde yapmaya karar verdik. Orman Mühendisliği, Orman Endüstri Mühendisliği ve Peyzaj Mimarlığı Bölüm Başkanlarımız ve öğretim üyelerimiz bölümlerini, laboratuvarlarını tanıtıcı sunumlar hazırlıyorlar. Üniversitelerimizin Ormancılık Kulüplerindeki öğrencilerimiz aktif görev alarak, Akademik Danışmanları ile birlikte kulübün kuruluşundan bu yana yaptıkları faaliyetleri ve yapmayı planladıkları hedeflerini anlatacaklar. Öğleden sonra ise saat 14.00’te Konferans Salonunda başlayacak olan etkinlikte günün anlam ve önemine binaen yapılacak konuşmaları, Orman Bakanlığında 3 yıl AGM Genel Müdürü, 4 yıl Müsteşar yardımcısı ve 2 yıl Bakanlık Müşaviri olarak görev yapmış, şu anda ise Orman Mühendisleri Odası Onur Kurulu Üyesi ve Ar-Ge Komisyonu Başkanı olan Sayın Eşref GİRGİN tarafından verilecek "DÜNYA ORMANCILIK GÜNÜ PERSPEKTİFİNDEN 5531 SAYILI KANUN VE ORMAN MÜHENDİSLERİ ODASI" konulu konferans takip edecektir. Bartın’daki programda Bartın Üniversitemizin davetlisi olarak gelen Kültür Bakanlığı Türk Halk Müziği Korosu’nun vereceği bir konser de yer alacaktır. Konferans salonundan çıkışta Orman Bölge Müdürlüğümüz ve Orman İşletme Müdürlüklerimizin desteğiyle temin edilen fidanların dağıtımı yapılacaktır. İş birliği protokolünün dolu dolu bir program ortaya çıkardığını belirtmeden geçemeyeceğim. Bu nedenle başta Bartın Üniversitesi Rektörü Sayın Prof. Dr. Ramazan KAPLAN ve Kastamonu Üniversitesi Rektörü Sayın Prof. Dr. Seyit AYDIN olmak üzere Belediye Başkanlarımıza, Orman Bölge Müdürlerimize, İl Milli Eğitim Müdürlerimize ve emeği geçen diğer paydaşlarımıza, gerçekleştireceğimiz etkinliklerde yanımızda olacak ve bunları halkımızla paylaşmamıza aracılık edecek tüm basın mensuplarımıza teşekkür ediyorum.

Bu vesileyle ormanlarımız ve ormanların önemine dair, rakamsal verilerle destekleyeceğim bilgileri de sizlerle paylaşmak istiyorum.
Ormanlar, hem yaşamın kaynağı hem de canlıların barınağı olmaları sebebiyle önemlidirler. Ayrıca ormanlardan; meyve, tohum, reçine, odun (yakacak odun, tomruk, tel direği, maden direği, sanayi odunu, kağıtlık odun, lif yonga odunu, sırık, çubuk), kabuk, kök, yaprak, çiçek, çalı, ot, av hayvanı, su, toprak, kil, taş, kömür ve madenler gibi çok sayıda ve değişik nitelikte hammaddeler elde edilir. 2004 yılında yapılan bir değerlendirmeye göre orman ürünlerinin ticari değeri 327 milyar doları bulmuştur. Ormanlar yerel toplulukların ve özellikle yerli halkların yaşam şartlarının geliştirilmesine katkıda bulunurlar. Ormanların ekolojik dengenin sürdürülmesinde hayati rolleri olduğu gibi; boş zaman faaliyetleri, miras, tarihi ve kültürel değerleri sağlayıcı sosyal fonksiyonları da bulunmaktadır.

Dünyada insan nüfusu hızla artmakta buna paralel olarak ihtiyaçları da artmaktadır. 19. yüzyılda 1 milyar dolayında olan Dünya nüfusu, günümüzde 7 milyara ulaşmıştır. 2050 yılında ise 9 milyarı aşacağı beklenmektedir. Hızla artan nüfusun ihtiyaçları ise ormanlara olan baskıyı artırmakta, ormanların azalmasına neden olmakta, ormanların azalması ise dünyamızdaki tüm canlılar için vazgeçilmez ihtiyaç olan oksijen miktarında olumsuz yönde değişmelere sebep olmaktadır. Yani bir yerde ihtiyaçlarımız bakımından kaynak olarak değerlendirip harcadığımız ormanlar azalırken bir taraftan da önemli yaşamsal ihtiyaçlarımızdan birinin üretimini sağlayan ormanlarımızı bilinçsizce tükettiğimiz gerçeği ortaya çıkmaktadır.

Dünyada 1,6 milyar insan geçimini ormandan sağlamaktadır. 300 milyon insanın evi ormanlarda ya da orman yakınındadır. Ülkemizde orman içi ve orman kenarında 21.310 orman köyü bulunmakta ve buralarda 7.079.497 kişi yaşamaktadır. Geçimini ağırlıklı olarak tarım ve hayvancılıkla sağlayan orman köylerinde, ormanlar açma, yakacak temini ve otlatmalar sebebi ile tahrip edilmektedir.

Dünyamızın toplam ormanlık alanı yaklaşık 4 milyar ha olup, toplam karasal alanın %31’i ormanlarla kaplıdır. Türkiye orman varlığı, 2012 yılı sonu itibarı ile 21.670.000 hektardır. Ormanlarımızın 11.551.570 hektarı verimli 10.118.430 hektarı da bozuk vasıflıdır (OGM). Özellikle meyilli ve bozuk ormanlarda erozyon tehlikesi de fazladır. Dünyada her yıl yaklaşık olarak 24 milyar ton toprak erozyonla kaybedilmektedir ve bu sebeple 110 ülke çölleşme tehlikesi ile karşı karşıyadır. Birleşmiş Milletler Çevre Programı tarafından yapılan hesaplamalara göre, gezegenimizde çölleşme ve erozyonun önüne geçebilmek için yılda 42 milyar dolar harcanması gerekmektedir. En fazla erozyon Türkiye’nin de içinde bulunduğu Asya Kıtasında gerçekleşmektedir. Ülkemiz; içinde bulunduğu coğrafi konum, iklim, topoğrafya, jeolojik yapı ve toprak şartları sebebi ile erozyona karşı oldukça hassastır. İnsanların tabiata olan yanlış müdahaleleri ve aşırı kullanımı ise erozyonu daha da arttırmaktadır. Erozyonla taşınan topraklarla birlikte organik madde de taşınmakta, toprakların verimliliği azalmakta, taşınan materyaller barajların ekonomik ömürlerini beklenenden daha erkene çekmekte, meydana gelen sel ve taşkınlar can ve mal kayıplarına sebep olmaktadır. Türkiye’nin toplam alanının %46’sı, %40’tan fazla eğime, %62,5’den fazlası da %15’ten büyük eğime sahiptir. Ormanların, toprak erozyonunu azaltıcı, hatta tamamen engelleyici etkisi vardır. Ormanların tahrip edilmesi, yangınlar, tarla açılması, sanayileşme ile birlikte çevre ve hava kirlenmesi sebebiyle asit yağmurları gibi problemler ormanlık alanlarda erozyonu arttırmaktadır (2013-2017 Erozyonla Mücadele Eylem Planı).

Her ne kadar dünya genelinde ormanın önemine dair bilinçlendirme çalışmaları devam etse de, ikili ve çoklu anlaşmalar yapılsa, boş alanların ağaçlandırılmasına devam edilse de diğer taraftan yangınlar, böcek afetleri, ormanların tahribi ve buna bağlı olarak ormanların azalması durmamaktadır. Oysaki ormanlar, karasal biyoçeşitliliğin %80’ine ev sahipliği yapmaktadırlar. Ülkemizde biyolojik çeşitliliğinin oldukça yüksek olduğu göze çarpmaktadır. Veri eksikliğine rağmen tanımlanan canlı türleri içinde en büyük rakamı omurgasızlar grubu oluşturmaktadır. Omurgasız hayvan türü sayısı yaklaşık 19.000 olup, bunlardan yaklaşık 4.000 tür/alttür endemiktir. Bugüne kadar belirlenen toplam omurgalı hayvan türü sayısı 1500’e yakındır. Omurgalılardan, 70’i balık türü olmak üzere 100’ün üzerinde tür endemiktir. Türkiye’de 120 civarında memeli, 400 civarında kuş, 130 civarında sürüngen, 300 civarında balık türü bulunmaktadır. Bunlardan 15 memeli, 46 kuş, 18 sürüngen, 5 kurbağa türü yok olma tehlikesi altındadır. Alageyik ve Sülünün anavatanı Anadolu’dur. Ülkemizin dünyanın iki büyük kuş göç yolu üzerinde olması, kuşların beslenme ve üreme alanı olarak önemini artırmaktadır. Türkiye’nin, bitki (flora) türleri bakımından sahip olduğu zenginliği anlamak için, Avrupa kıtası ile karşılaştırmak yeterli olacaktır. Tüm Avrupa kıtasında 12.500 açık ve kapalı tohumlu bitki türü varken, sadece Anadolu’da bu sayıya yakın (yaklaşık 11.000) tür olduğu bilinmektedir. Bunların yaklaşık üçte biri Türkiye’ye özgü (endemik) türlerdir. Bu değerleri kendinde barındıran ormanlarımız ekosistemin önemli bir parçasını oluşturmaktadır. Doğal kaynaklar üzerindeki yanlış kullanım ve aşırı baskı sonucu bitki ve hayvan türlerinin yaşama ortamları tahrip edilmiş, bazı bitki ve hayvan türlerinin nesli tüketilmiştir (Türkiye Çevre Durum Raporu, 2011).

Küresel iklim değişikliği ile ilgili olumsuz sonuçları içeren pek çok senaryoların olduğu günümüzde sorunların önüne geçebilmek için orman alanlarını arttırmalı, geniş rekreasyon ve kent orman alanları kurulmalı, atık yönetiminin iyi organize edildiği çevreci şehirler oluşturmalıyız. Gelecek nesillerimize yaşanabilir şehirler, sağlıklı büyüyecekleri bir dünya bırakmalıyız.

iOS ve Android uyumlu cihazlarınızdan Bartın'daki önemli gelişmelerden anında haberdar olun.


Anahtar Kelimeler:
Ormanlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.