Kastamonu’da ‘kentsel Dönüşüm’ Konulu Panel Düzenlendi
Gaziosmanpaşa Belediye Başkanı Hasan Tahsin Usta, metropol ve büyük şehirlerin artık yaşanabilir olarak tıkandığını belirterek, Kastamonu’nun bu noktada yedek damar görevini üstlendiğini belirtti.

Usta, Kastamonu Belediyesi ile Teknik Elemanlar Derneği’nin 3 Mart Konferans Salonunda birlikte düzenlediği ‘Kastamonu’da Kentsel Dönüşüm’ konulu panele katıldı.

Panelde konuşan Gaziosmanpaşa Belediye Başkanı Hasan Tahsin Usta, Kastamonu’yu kentsel dönüşüm konusunda şanslı gördüğünü belirterek, “Kastamonu ilimiz, Türkiye’de yedekte bekletilmiş bir ilimizdir. Bypass ameliyatı olma ihtiyacı duyduğumuz zaman Allah göstermesin ama yedek damarımızı alıp, kalbimizi tedavi ederler. Kalbimizi bu sayede çalıştırıp bizleri, hayata kavuştururlar. İşte bugün Türkiye, İstanbul gibi metropol kentleriyle, büyük şehirleriyle artık tıkanmış, yeni damarlar arar hale gelmiştir. Yeni canlar arar hale gelmiştir. Buda Kastamonu oluyor. Ben, ümit ediyorum ki bugün ki duruşuyla, bu güzel tabiatıyla, bu güzel şehriyle, Valisiyle, işin içerisinden gelmiş bir Belediye Başkanıyla, bu işin sevgisini yüreğinde taşıyor olması gerçekten Kastamonu için büyük bir şanstır. Bu yüzden Kastamonu’nun bu büyük fırsatı çok iyi değerlendirmesi gerekiyor ve bu yedek damar görevini şimdiden Kastamonu’nun yerine getirmesi gerekiyor diye düşünüyorum” dedi.

Kentsel dönüşüm çalışmalarının Türkiye’de artık bir fırsat olduğunu ifade eden Usta, “Bundan sonra bizlerin özellikle yerel yönetimlerin, yerel yönetimde iş başına gelenlerin ama ondan önemlisi teknik elemanların, müteahhitlerin ve daha da önemli hak sahiplerinin ve arsa sahiplerinin de artık bu kötü gidişe ‘dur’ demesi gerekiyor. Biz, geçmişten kötü örnek alamayız. Ecdadımız, bizler çok güzel bir ülke bıraktı. Güzel bir ülkede yaşadığımız unutmamalıyız. Etrafımıza baktığımız zaman dünyanın birçok ülkesinden çok daha iyi konumda olduğumuzu çok açık bir şekilde söyleyebilirim. Eskiden imar planları yapılırken, özellikle şehir merkezlerine konular mabetler, camiler, dini tesisler, okullar ve onların etrafındaki bedestenler, alışveriş merkezleri, o şehrin ana merkezini oluşturur ve o meydan etrafında gelişirdi. Bu sayede şehir medeni bir yapıyla büyür ve insanlar içerisinde barınırdı. Ama ne yazık ki, son 20-30 yıldır özellikle büyük kentlerde bunun acı reçetesini ödüyoruz. Bizim boş bıraktığımız bir alanda, kendiliğinden gelişen plansız ve çarpık bir şekilde büyüyen bir şehrin esiri olduk. Bugün tam tersinden şehri kurtarmaya çalışıyoruz. Artık büyük şehirlerde duvara tosladığımız, çıkış yolu aradığımız, çaresiz kaldığımız ama bir yandan da deprem korkusu yaşadığımız, yaşanmaz ortamlarda yaşamak zorunda bırakıldığımız gece kondu ve çarpık kentleşmeden kurtulma ve çıkış noktası ararken Sayın Cumhurbaşkanımızın önderliğinde bir yasa çıkardı, bu yasa sayesinde afet riski altındaki bu binaların kurtulması ve bugün kentsel dönüşüm uygulaması olarak önümüzü açması bir fırsat olduğunun altını çizmek gerekiyor. Kentsel dönüşüm gerçekten çok zor bir uygulama ama bir yandan da artık Türkiye ve büyük kentler içinde çok önemli bir fırsattır. Belki eksiklikleri olabilir ama bundan sonraki uygulamalarda sizlerin ve bizlerin, kentsel dönüşüme katkısı ve destekleriyle karşılaşılan zorlukların altı doldurularak uygulanabilir noktaya geleceğini ümit ediyorum” diye konuştu.

“ESKİ KASTAMONU’YU CANLANDIRMAK GEREKLİ”

Eski Kastamonu’nun kentsel dönüşüm çalışmalarıyla mutlaka canlandırılması gerektiğine işaret eden Vali Şehmus Günaydın ise, “Son yıllarda kentsel dönüşüm alanında çalışmaların çok ağırlıklı bir şekilde uygulandığını gördük. Son 50-60 yıldır şehirlerimizin birçoğunda imarda, yapılaşmada çok çirkin görüntüler ortaya çıktı. Gelişen koşullarda ortaya çıkan ihtiyaçtan dolayı yeni bir yapılanma ve yeni bir planlanmaya gidilmesi ihtiyacı ortaya çıktı. Bu nedenle son yıllarda adına kentsel dönüşüm dediğimiz çalışmalar hız kazandı. Kentsel dönüşümü gerçekleştirirken temel unsur olarak insanı alıyoruz bunun yanında bir de şehrin dokusunu da göz önünde bulundurmamız lazım. Özellikle Kastamonu gibi üç medeniyete ev sahipliği yapmış bir vilayette kentsel dönüşümü ele aldığımızda mutlaka iki değil üç, dört kez düşünmemiz lazım. Çünkü yapacağımız çalışmaların her şeyden önce şehrimizin dokusu ile tarihi dokusunun uyumlu olması lazım. Elbette ki bu konuda çalışmalar yapıldı, yapılıyor ve yapılacakta. Burada temel olarak Kastamonu için ele almamız gereken eski Kastamonu’yu canlandırmak ve şehrin dokusunu ortaya çıkarmak. İlgili birimlerimizin şehrin imarı ile ilgili uzun vadeli planlamalarını yaptıklarını görüyoruz” şeklinde konuştu.

“KENTSEL DÖNÜŞÜM YAPMAZSAK HELAK OLURUZ”

Kentsel dönüşüm çalışmalarının Türkiye’deki önemine değinen Okan Üniversitesi Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi Geomatik Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nihat Enver Ülger de, 6306 sayılı kanunda bahsederek, şunları kaydetti: “Kanunun amacı, afetlerin, özel olarak da depremin vereceği zararı minimum düzeye indirmektir. Ayrıca afet gerçeği bir dinamik olarak kullanılarak, kanunda yer alan haklardan yararlanarak kentsel dönüşümün hızlandırılması ve tamamlanmasıdır. Kanunun özünün ise, anlaşma usulüdür ve temelde vatandaşlarca yürütülmesi amacı güttüğü, devletin yardım ve destekler dışında mümkün olduğunca az müdahalesi esas alındığı söylenebilir. Kenetsel dönüşümün başarısı sağlam bir finansal yapıya bağlıdır. Çok geniş alanlarda yapılacak kentsel dönüşüm projelerinin gerçekleştirilebilmesi için yeni finansal araçlara gerek olduğu açıktır. Yasada bu konuda modeller sunulmuştur. Fakat bu modeller geliştirilirken ülkemiz koşullarına uyumlu olması önemlidir. Yasa, bu amaçlar doğrultusunda olumludur. Fakat kentsel dönüşüme sadece binaları yıkmak ve yeniden yapmak olarak tarif etmek doğru olmaz. Bu bakış açısı eksek ve sorunludur”

“KENTSEL DÖNÜŞÜM YÖNETMELİĞİ YETERSİZDİR”

Kentsel dönüşüm yasasında katılımın nasıl olacağının anlatıldığını fakat dağıtımın belirsiz olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Ülger, bu yüzden yönetmeliğin yetersiz olduğunu belirterek, şunları söyledi: “Kentsel dönüşümde imar uygulamasının nasıl yapılacağı, imar uygulama yönetmeliği, tapuya tescil süreci ayrıntılı olarak tekrar ele alınmalıdır. Uygulama yöntemi ise, değer esaslı yöntem olmalıdır. 6306 sayılı yasadan farklı yeni bir kentsel dönüşüm yöntemi denenmelidir. Çarpık yapılaşmış, köhneleşmiş, afetlere ve kentsel risklere duyarlı, altyapısı yetersiz ve niteliksiz, yoğun yapılaşmış, yasal yada imara aykırı yerlerdeki mülkiyetin, yeni imar planı verilerine uygun düzenlenmesidir. Bu kentsel dönüşüm uygulama yönteminin adı değer esaslı kentsel dönüşümdür. Kentsel dönüşüm sürecinin yerine getirilmesi için bazı aşamalara gereksiniz vardır. Bunlar, hazırlanan kentsel dönüşüm imar planının nasıl uygulanacağı, oluşacak yeni mülkiyetlerin dağıtımı, yapımı ve bunların tapuya tescil işleminin gerçekleştirilmesidir. Bu bir süreci anlatır. Bu sürecin yerine getirilmesi içinde, kentsel dönüşüm politikası ve yasaya ihtiyaç vardır. Bunları yerine getirildiğinde ancak sağlıklı bir şekilde kentsel dönüşüm yapabilirsiniz.

“KENTSEL DÖNÜŞÜM YAPARKEN, ADALETLİ OLMALIYIZ”

Kentsel dönüşüm yaparken adaletli olunmasına dikkati çeken Ülger, şöyle devam etti: “Adaletli olursak herkesi memnun ederiz. Yani kentsel dönüşüm, öncesi ile kentsel dönüşüm sonrasında oluşacak değerin aynı olması gerekiyor. Eğer aynı olursa bu uygulamadan herkes memnun kalır. Fakat farklı olursa büyük sorunlara yol açar. Bu değeri bir şekilde dengede tutmamız gerekiyor. Bunun dışında kentsel dönüşüm öcü değildir. Bu yüzden kentsel dönüşüm uygulaması ülkemizde şarttır. Biz, kentsel dönüşüm yapmazsak Allah bizi yaşatmaz, doğa bizi yaşatmaz, Mutlaka deprem veya felaket olacaktır. Bizde, bu binalarda helak oluruz”

KENTSEL DÖNÜŞÜME ORTAK HAVUZ

İstanbul Teknik Üniversitesi İnşaat Fakültesi Geomatik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tahsin Yomralıoğlu ise, kentsel dönüşüm çalışmalarıyla ilgili, “Resmi kurumlar, özel sektör, herkes, aynı havuzdaki veriyi kullanacak. Böylece planlar daha akılcı, daha kalıcı, daha sürdürülebilir yapılacaktır” dedi.

Yomralıoğlu, kentsel dönüşümle ilgili yapılacak çalışmalarda sağlıklı veri ve bilgiye ihtiyaç olduğunu belirtti. Dünyada hızlı nüfus artışına bağlı göç ve buna benzer bazı sorunlar olduğunu anlatan Yomralıoğlu, artık kentlerin ilk kuruluş hallerinin yeterli olmadığına işaret ederek, bu çerçevede planlama süreçlerinin de yeterli olmadığının düşünüldüğünü söyledi. Konumla ilgili birçok bilginin coğrafi bilgi sistemiyle internet üzerinden paylaşıma açıldığını vurgulayan Yomralıoğlu, şöyle konuştu: “Coğrafi bilgi sistemleri şimdi evrimleşip konumsal veri altyapıları dediğimiz ağ sistemlerine dönmüş durumda. Ülkeler kendi ürettikleri konuma dayalı veri ve bilgileri tüm kurumlar arasında paylaşabilmek için yasal altlıkları oluşturmaya başladılar. Bu noktada ilk adımı 1994’te ABD’nin attığını görüyoruz. ABD’de konumsal verinin üretilmesi ve standardize bir şekilde paylaşılmasına dair bir genelge yayınlanmıştır. En son 2007 yılında Avrupa Parlamentosu’ndan çıkan bir yasada, ‘AB’ye üye ülkeler, her bir harita tabanlı veri ve bilgileri belli standartta üretmeli, ülkeler arasında paylaşmalı’ denildi. Türkiye olarak biz de bu yolda giden bir yolcu olduğumuz için bu teknik anlamdaki usul ve kurallara hazır olmak veya bu yolda da birtakım çalışmalar, faaliyetler yapmak durumundayız”

Kuruluşların ortak kullanacağı veri ve bilgiyi paylaşacak altyapının oluşturulması gerektiğine dikkat çeken Yomralıoğlu, “Bu anlamda Türkiye’de son zamanlarda güzel gelişmeler oluyor. Bunların birçoğu 2003’te başlatılan e-dönüşüm projesi içinde yer almıştır. 2004’teki Büyükşehir Belediyeleri Kanunu ile coğrafi ve kent bilgi sistemlerini kurmak belediyelere verilen bir görevdir. Ama birçok belediyemiz ne yazık ki bunun farkında değildir” ifadelerini kullandı.

Türkiye’de ulusal coğrafi bilgi sistemleri kavramının 2006 yılında ortaya çıktığını hatırlatan Yomralıoğlu, şöyle devam etti: “Bu Türkiye’deki tüm Kamu Kurumları içerisinde veri bilgi paylaşımını ortaya koymaya çalışan, temel ilkeleri ortaya koyan bir usul, esaslar zinciridir. 2011 yılında Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na bağlı Coğrafi Bilgi Sistemleri Genel Müdürlüğü kurulmuştur. Bu kurum bu veri ve bilgileri hayata geçirmek için gerekli yasal altlıkları oluşturuyor. Yarın resmi kurumlar, özel sektör, herkes, aynı havuzdaki veriyi kullanacak. Böylece planlar daha akılcı, daha kalıcı, daha sürdürülebilir yapılacaktır. O zaman belki de kentsel dönüşümü konuşmuyor olacağız. Çünkü eğer biz kentleri düzenli planlamış olsaydık bugün geriye dönüp aman biz geride ne bıraktık diye kendimize sormuyor olacaktık. Ama bugün mademki böyle bir sorunla karşı karşıyayız, gerekli araçlardan yararlanmak zorundayız”

“EN BÜYÜK AMACIM, KASTAMONU’YU İMAR ETMEK”

En büyük amaçlarının başında Kastamonu’yu yeniden imar etmek olduğunu ifade eden Kastamonu Belediye Başkanı Tahsin Babaş da, “30 Mart Mahalli İdareler Seçimlerinden önce bu konuda bir takım çalışmalarım oldu. Şimdi, en önemli faktör kentsel dönüşümü nasıl yapacağımız ve nasıl bir yol izleyeceğimizdir. Ben, hep şunu düşünmüşümdür; biz, bir plan ortaya koyalım adına da master planı diyelim. Öncelikle Kastamonu’nun önümüzdeki yıllarda nasıl gelişeceği, güzelleşeceği ve yenileneceği konusunda bir master planı yapmayı planlamıştım. Onun da çalışmaları şu anda devam ediyor. Burada en büyük argümanlardan birisi kentsel dönüşüm mevzuatıdır. Bu kentsel dönüşüm mevzuatını da şehrin otantik, mimari, kültürel yapısını bozmadan planlıyoruz. Bu konuda değerli hocalarımdan destek alacağız. Maksat burada şehrin bundan sonraki yapılacaklarına yön vermektir” dedi.

“BİNALARIMIZI RİSKLİ OLMAKTAN KURTARACAĞIZ”

Kastamonu’daki riskli binaların kentsel dönüşüm sayesinde riskli olmaktan kurtulacağına işaret eden Başkan Babaş, “Kentsel dönüşüm, sadece bina bazında değil, insanlar için de büyük önem arz ediyor. Bir an önce insanımızı düşünerek kentsel dönüşüm projelerimizi başlatacağız. Binalarımızı riskli olmaktan kurtaracağız. Bunu da yaparken doğrusunu yapacağız. Şehrin doğasını bozmayacağız. Özellikle eski Kastamonu diye adlandırdığımız mahallelerde yeni kentsel dönüşüm ile bu problemi çözeceğiz. Tarihi, kültürel varlıklarımızı ayağa kaldıracağız, yenileyecek ve restore edeceğiz. Sokaklarımızı sokak sağlıklaştırma çalışması ile yeniden düzenleyeceğiz. Burada da en önemli faktör yine kentsel dönüşümdür” şeklinde konuştu.

Şehrin geleceğine yön vermenin büyük önem taşıdığını anlatan Babaş, bu yüzden günlük çalışılmaması ve herkesin her gününün planlı ve programlı olması gerektiğini vurgulayaark, şunları söyledi: “Bu herke için geçerlidir. Her gün plan yapmamalıyız. Bu değişen belediye başkanları ve ekipleri için de geçerli olmalıdır. Bir Master Planı ortaya konulmalı, onun devamında şehrin bütünü bu şekilde korunmalıdır” ifadelerini kullandı.

“KASTAMONU’NUN KENTSEL DÖNÜŞÜME İHTİYACI VAR”

Kastamonu’nun kentsel dönüşüme ihtiyacının bulunduğunu aktaran Teknik Elemanlar Derneği (TEKDER) Kastamonu Şube Başkanı İsmail Sinan Avanoğlu da, şöyle devam etti: “Çöküntü alanlarımız vardır. Bir kentsel dönüşüm çalışması yapılması zaruridir. Ancak yapılan çalışmalarda bizler, önce kentsel dönüşüm konusunda yaptığı çalışmalarda gördük ki yanlış uygulamalar da bizim önümüzdedir. Kastamonu gibi doğasını, tarihini, kültürünü korumak konusunda çaba sarf eden vilayetlerin özellikle bu hatalardan ders alması bizim en büyük amacımızdır. Yanlış uygulama, yanlış örnekler bizleri ileride telafisi mümkün olmayan sıkıntılara sokacaktır. Bizler Kastamonu isimli bir gemideyiz. Sayın Valimizin ve Belediye Başkanımızın önderliğinde ilimizi uluslararası sulara taşımak istiyoruz. Elimizdeki malzememiz ise, doğamız, kültürümüz, konaklarımız ve tarihimizdir. Yapılacak yanlış adımlar bu gemide delikler açacaktır. Aksi takdirde bu gemi su almaya başlayacaktır. Bu konuda İstanbul’dan davetimize icabet ederek panelimize katılan hocalarımızdan, yapılan yanlış uygulama örneklerini bizlere izah etmeleri, bu geminin su almaması en büyük temennimizdir”

İHA

iOS ve Android uyumlu cihazlarınızdan Bartın'daki önemli gelişmelerden anında haberdar olun.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.