Kültür kelimesini kavga kelimesiyle yan yana getirmek uygun değil ama öfkenin yaygın hale gelmesi beni bu şekilde kullanmaya mecbur etti. Bu yazıda sizlerin dikkatini; ama bilinçli ama bilinçsiz oluşturulan kavga kültürü ortamına çekmeye çalışacağım. Hepinizin de bildiği gibi her yanımızı kavga, gürültü ve öfke sardı. Değerli okurlar niye kavga kültürü diyebilirsiniz. Ailede, mecliste, maçta, çarşıda, pazarda, trafikte, kahvede, evde, okulda, hastanede aklınıza gelen her yerde öfke ve sonrasında tartışma kavga ve istenmeyen olaylar yaşanmakta. Yaralanmalar, ölümler olmakta; sonrasında da pişmanlık ifade eden duygular düşünceler dile getirilmekte. Yani bir anlamda öfkemizin esiri olmaktayız.

Hani bir söz vardır; “öfke gelir göz kararır, öfke gider yüz kızarır” diye bizler de aynen bu durumdayız. Kızgınlıkla, öfke ile yapılan hareketler çoğunlukla ölçüsüz ve akılsızca olur. Böylece hem başkalarını incitmiş, kırmış oluruz hem de kendimiz utanılacak bir duruma düşeriz.

Bu arada bir konuyu da açıklamalıyım ki; öfke ve kavga sadece bize ülkemize ait bir sorun değil tüm dünyada az veya çok gelişmiş dediğimiz tüm ülkelerde değişik şekillerde ve değişik yoğunluklarda öfke ve kavga kültürü hayat bulmaktadır. Mesela ABD’de bir kişi bir silahla onlarca kişiyi öldürebilmekte, Avrupa da veya Afrika da her gün değişik şiddet olayları yaşanmaktadır. Bu tür şiddet haberleri sürekli medya da yer almaktadır.

Terör konusunu bir kenarda tutarsak; mesela hepinizin bildiği gibi hafta sonu yapılan derbi maçtan sonra bir taraftar bıçaklandı ve öldü. İnsanımız nasıl böyle şiddet meyillisi oldu acaba. Bir başka insanın canını almayı nasıl normalleştirebiliyoruz, bu hakkı nasıl kendimiz de görüyoruz.

İnsanlarımız nasıl bu hale geldi, ekonomik sıkıntılar, yetişme tarzı, siyasetçilerin tavırları, spordaki gelişmeler, medya faktörü vs. değişik etkenlerin kavga kültürünün yaygınlaşmasında etkisi görülmektedir. Toplumda bütün insani değerleri yok edersek, yok sayarsak kavga kültürünün zeminini oluşturmuş oluruz. Eskiden gazetelerde okurduk bir takım hadiseler ve okuyunca şöyle düşünürdük. Böyle şeyler bizim ülkemizde bizim insanlarımız arasında olmaz. Halbuki şimdi öylemi! Nerdeyse her kavga her türlü şiddet olağan karşılanmaya başladı. Aynı zamanda da çok sık olmaya başladı.

Acaba sonu nereye varacak, şiddet git gide artacak mı yoksa zirve yapıp geri mi dönecek? Şu ana kadar ki emareler şiddetin kavganın durmayacağını, artarak devam edeceğini gösteriyor. Öyle ki TV’de şiddet içeren diziler ve filmler reyting rekoru kırıyor, bilgisayar oyunları içinde en çok rağbeti şiddet içeren oyunlar görüyor, en çok şiddet ve nefret haberleri okunuyor. Tezat bir durum ama en çok rahatsız olunan ve de en çok reyting alan programlar bunlar.

Kavga kültürünü nasıl yok edeceğiz, şiddeti hayatımızdan nasıl çıkaracağız? Hepimizin bildiği fakat uygulamadığımız birkaç basit çözüm önerisini söylersek; her şeyden önce anne, baba, abi ve abla çocuğa saldırganlık modeli olmamalı. Aşırı saldırgan davranışlara tolerans gösterilmemeli. Saldırgan davranışlar kesinlikle dayakla cezalandırılmamalı. Olumlu davranışlar pekiştirilmeli. Şiddet içeren programlardan ve oyunlardan uzak durulmalı. Şiddeti özendiren rol model olacak durumlar çocuklarımıza gösterilmemeli ve şiddet beyinlerde normalleştirilmemelidir.

Sonuç itibariyle; aile, okul, MEB, Üniversiteler, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Emniyet, Sağlık Bakanlığı, Belediyeler ve medya sektörü şiddet kültürüyle mücadelede el birliği ile hareket etmesi gereken kurumlardır. Bu işte hepimizin payı var çözüm üretmede de hepimizin ortak sorumluluğu var hepimiz elimizi taşın altına koymalıyız.
iOS ve Android uyumlu cihazlarınızdan Bartın'daki önemli gelişmelerden anında haberdar olun.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.