Bartın Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ramazan Kaplan’ı ilimize geldiği ve üniversitede incelemelerde bulunduğu ilk gün takip eden tek gazeteciydim…

Rektör Kaplan, o ilk günkü ziyaretinde Bartın Üniversitesi için akademik kadrodan idari kadroya kadar tüm ekiple gece gündüz demeden, mesai kavramı gözetmeden 24 saat esasına göre çalışacaklarını belirtmiş ve çağdaş bir anlayışla kurulacak olan Bartın Üniversitesi’nin ülke bilimine, ekonomisine aynı zamanda da sosyal ve kültürel geleceğe katkı sağlayacağını
söylemişti.

Kaplan’ın, bunun kolay olmayacağını da belirttiği konuşmasındaki kararlığı ve özgüveni bu ilin bir evladı olarak beni de umutlandırmıştı.

Ve Sayın Hocamız, o ilk ziyaretinde “Bartın Üniversitesi’nin adını hem kendi ülkemizde; hem de tüm dünyada duyurmak için yeni bir yapılanma içinde olacağız. Ülkemizde çok yakın bir zamanda saygın ve tercih edilen bir üniversite olmak için büyük bir gayretle çalışacağız” demişti.

***

Yine Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Rektörü Bektaş Açıkgöz’den görevi devraldığı törende de Kaplan, aynı kararlığının üzerine birkaç tuğla daha koymuş ve “Ben bugünden itibaren ne Isparta, ne Ankaralıyım. Bu bugünden itibaren Bartınlıyım. En büyük hedefimiz Bartın’ın bilimsel geleceğine katkı sağlamak olacaktır. Bizim üniversitelerimizin büyük bir atılım yapabilmesi, dünyada saygın bir üniversite olabilmesi, rektörlerimizden başlayarak öğrencilerimize varıncaya kadar bütün personelin yüksek ideali olmalıdır” sözlerine yer vermişti.

***

Prof. Dr. Kaplan’ın 2008’in Eylül’ünde dile getirdiği bu sözlerinin üzerinden tam 3 yıl geçti. Peki; bu sözler göreve atanma ve görevi devralmayla gelen ilk heyecan, istek ve şevk sözleri miydi, yoksa uzun vadede atılacak adımların, kararlılığın ve azmin ilk adımlarımıydı.

Bu sorunun cevabı çok zor olmasa gerek…

İlk zamanlarda yoğun ter akıtıldı ve kampus yeri arandı, her alternatif en ince detayına kadar değerlendirildi.

Yer bulundu, oldu olacak derken yok sit alanı, yok tarım arazisi, yok orman alanı vs… Sil baştan…

Engeller zaman kaybına neden olsa da, o kayıp Kutlubeyyazıcılar Köyündeki alanın bulunması, hemen kamulaştırma çalışmalarına başlanması, bir yıl gibi kısa sürede kamulaştırılma çalışmalarının tamamlanması ve ilk kepçenin vurulmasıyla telafi edildi. Burada Sayın Rektörümüzün özellikle kamulaştırmada evlerini, yerlerini verecek köy halkıyla kurduğu iletişim başrol oynadı.

***

Üniversitemizde sadece kampus değil, saygın üniversite olması yolunda da çok ciddi bilimsel adımlar atıldı, başarılar elde edildi. Bunun yanında 2008'de 87 olan öğretim elemanı sayısı 300’ü aştı. Aynı yıl 2 bin 100 öğrenciyle öğretime başlayan üniversitemizde bugün 5 bine yaklaşıyor.

2008 yılında Orman, Mühendislik, İktisadi İdari Bilimler olmak üzere 3 Fakülte kurulan Bartın Üniversitesi’nde Edebiyat ve Eğitim fakültelerinin ardından Fen Fakültesi de kuruldu.

Bunların yanında çeşitli bilimsel araştırmalar sonucunda öğrenci memnuniyeti sıralamasında yedincilik, en stratejik, en başarılı, akademik performansı en iyi gibi başarılarımızda mevcut…

***

Bunlar, ilk akla gelen gelişmeler.

Sadece bu gelişmeler bile sayın rektörümüzün görevinin ilk günlerindeki kararlılığın ve koyduğu hedefin semeresidir.

Isparta’da doğmuş, uzun yıllarını Ankara’ya vermiş ve Bartın’a geldiğinin ilk günlerinde “Ben artık Bartınlıyım” demiş ve bu sözünün de hakkını fazlasıyla vermiş bir bürokrat varken üniversiteden başta ekonomik olmak üzere, sosyal kültürel ve bilimsel olarak fazlasıyla istifade eden biz “Bartınlılar” üniversitemize ne kadar katkı sunabildik?

Pencereden dışarıya bakın…

Gece gündüz ev arayan, yurt için bin bir takla atan, ev bulduğunda fırsatçılığın âlâsı ile karşılaşan öğrencileri göreceksiniz.

Peki ne yapalım?

Sayın Rektörümüz değil ülke, dünyada saygın üniversiteler arasında yer alma hedefi koymuşken, bizde Bartınlılar olarak üniversite öğrencileri için en ciddi sorun olan “barınma” konusunda bir şeyler yapalım.

Mesela fırsatçılık yapmayacak ev sahipleriyle, yurt için yatırım yapacak işadamlarımızla Bartın’ı “Barınma sorunu en az olan bir il” konumuna getirelim.

Öyle yapalım ki, Bartınlı olarak bizlerde en az “Ben artık Bartınlıyım” diyen rektörümüz kadar onun “Ülkemizde saygın ve tercih edilen bir üniversite” hedefine katkı sunalım…

Öyle yapalım ki, bu ilin sahte sahipleri değil, gerçek sahibi yani “Bartınlı” olmaya hak kazanalım…

Öyle yapalım ki, üniversitemiz, Bartın ve ülkemiz geleceğine katkı sunalım…
iOS ve Android uyumlu cihazlarınızdan Bartın'daki önemli gelişmelerden anında haberdar olun.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Hasan 9 yıl önce

İyi tamam da biz Bartınlılar olarak üstümüze düşen bu görevleri yerine getirelim hatta daha fazlasını yapalım pekii biz bunları yaparken devlet dediğimiz görevi öğrencisinin ihtiyacı olan yurtları yapmak olan devlet ne yapacak.Bu öğrencilerin yurt sorunu sadece Bartın da yok ülkenin tamamın da var bu sorun.Devlet bu öğrencilerimizi özel yurtların kucağına atıyor.Öyle ben ben her ile üniversite yaptım demeyle olmuyor bu işler.Alt yapısını hazırlamadan yurdunu yapmadan kurduğun üniversite hiç bir işe yaramıyor anca orada üniversite var oluyor.Sonra da gelen öğrenciler bi sürü sorunla karşılaşıyor.Barınmaydı ulaşımdı kütüphaneydi daha bir sürü sorun.Ama evet biz Bartın lılar olarak öğrencilerimizi en iyi şekilde ağırlamalıyız öncelikle esnafımız bunu yapmalı çünkü öğrenciler en çok şikayet ettikleri konulardan biride esnafın alakasız ve vurdum duymaz davranışları.

Avatar
Mehmet 9 yıl önce

Özellikle barınma sorunu şehir dışından gelen bizler için sorun. Sadece öğrenciler değil çalışanlar içinde. Mesela ben 600 tl ye ev kiraladım. İstanbulda bile bu fiyata artık ev yok. İnsaf etmek lazım her ev sahibi ağzını 500 tl den ve üstünden açıyor. Bu da gelenlerin bir an önce buralardan ayrılmak isemeleri için bile yeter sebep olsa gerek.