| 1915 Çanakkale... |
|
|
|---|
|
1915 ÇANAKKALE |
![]() |
|
Winston Churchill haininin fermanı;
"Türklerin gırtlağı bu boğazdadır. Onu demir bir bilekle şöyle bir sıkmak yeter."
Bu söz, topraklarımızda gözü olanların vermiş olduğu taarruz sözüdür. Sözün sahibi o günün İngiliz 1. ordu komutanıdır. Tarih 25 Kasım 1914 Bundan sonra başlar "tek dişi kalmış canavar"ların saldırısı. Anadolu kahramanları kendisi anlatsın yaptıklarını. Ben susuyorum. Tarih verip zamanınızı almakta istemiyorum. Geniş bilgiler için ulaşabilenlere arşivleri ve yaşayanların anlattıkları hikâyeleri dinlemelerini tavsiye ediyorum. Bataryaları giden askerlerimiz verilen yemeği reddedip; "bu nimet geçer mi insanın boğazından" toplarımız gitti efendim." -Haydin kahramanlarım göreceğiniz işler hatırına yiyin. Faciayı gören Anadolu Hamidiyesi'nin imamı; "Allah'ım bu facia son bulsun" diye dua ederken üzerine düşen bir mermi ile parçalanıp etrafa toz duman gibi dağılanların destanı,1915. Edremitli Muharrem Çavuş üzerine düşen bir mermi ile bacakları parçalanmış, yere düşerken yanındakilere; "Vatan sağ olsun. Hakkınızı helal edin" diyerek son nefesini verir. Tam 276 kiloluk gülleyi sırtına vurup namluya süren Seyit Çavuş. Bu ağırlığı normalde insan bedeni taşımaz. Ama 1915' de taşımıştır ve taşıttırılmıştır. Kim taşıdı, kim taşıttı? Hamilton askerlerine şöyle der; "Türkleri yalnız İstanbul'dan değil, Anadolu'dan söküp atacaksınız." Balkan harbinde başarı gösteremeyen eşine Fatma Hanım; "haydi alnındaki lekeyi temizle" diyerek yolcu edilen üsteğmen Sait, koynuna kefenini konup "vatana kurbanlık koçumsun" deyip alnı kınalanan Ali'nin destanı, 1915. "Ben size taarruz emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum. Göstereceğiniz şecaat (yiğitlik)le hem durumu, hem vatanı kurtaracaksınız. Allah bizimle beraberdir ve bizi görmektedir," diyen Mustafa Kemal'lerin destanıdır, 1915. "Şehit olursam şehit olduğum yere gömün. Allah hepimizi muzaffer kılsın" diyen Avni Bey; fundalıklar üzerindeki beyazlıkların ne olduğunu yaverine sordu. O da; "Erler şahadete hazırlanıyorlar, Allah'ın huzuruna ter temiz çıkmak için, çamaşır değiştiriyorlar efendim." "Bize de temiz çamaşır çıkar," diyen komutanların destanıdır, 1915. Bir zeytin tanesini üç lokmaya katık edenlerin destanıdır, 1915. "Ey benim Rabbim! Şu kahramanların bütün dilekleri ismi celalini İngilizlere ve Fransızlara tanıtmaktır. Huzurunda titreyerek sana dua eden biz askerlerin süngülerini keskin et. Düşmanlarını zaten kahrettin ya bütün bütün mahvet! Anneciğim, oğlun Halit de benim gibi güzel yerlerdedir. Çamaşır falan istemem paralarım duruyor. Allah razı olsun. Oğlun Hasan Ethem" diye mektup yazan dört kardeşi de asker olup, mektubundan iki gün sonra şehit olan Hasan Ethem'lerin destanıdır, 1915. Öleceğini mi kalacağını mı bilmeyip, bilenlerin "Selâten Tüncîna'yı", bilmeyenlerin Fatiha'yı okuyup tekbir aldığı yerdir, Çanakkale. Bir deri ile köküne bağlanan bacağını kesmek isteyen doktora "aman ha ayağımı kesmeyin! Sonra bölüğümün başına bir daha gidemem" diyen, Ulvi Bey'lerin destanıdır; 1915. "Kanım helal olsun! Vatanımı kurtar Ya Rabbi" diye bağıranların destanıdır,1915. Kum torbası için gönderilen çuvallardan elbise yapanların, paramparça olmuş sivil elbise ile dolaşanların, iç çamaşırı olmayıp kaputlarını çıplak bedenlerine giyenlerin, ayaklarındaki çarıkları iple tutturanların, ayaklarına çaput bağlayanların, hatta çıplak ayakla savaşanların destanıdır,1915. Siperlerde cesetlerle beraber kalıp, "paralandı her yanım benim. Yirmili yaşlarda saçım sakalım ağardı. Bıyıklarıma ak düştü. Suratım buruştu. Vicdanım çürüdü," diyenlerin destanıdır, 1915. "Ahretlik, galiba ölüyorum. Geriye götürmeyin cesedimi. Buraya gömün. Üzerimde harp edin. Ayak seslerinizi, Allah nidalarınızı duyayım,"diyen Halil'lerin destanıdır, 1915. "Beni affet komutanım, sağ kolumu kaybettim ama sol kolum var. Onunla da iş görebilirim" deyip komutanına mektup yazan Mehmet Çavuş'ların destanıdır, 1915. Düşmek üzere olan sol kolunu kesivermesi için cebinden çakıyı çıkarıp; "şunu kesiver komutanım," diyen Ali Çavuş'ların destanıdır. 1915. "Yetiş Ya Muhammed kitabın gidiyor,"diye bağıran Binbaşı Lütfi Bey'lerin destanıdır, 1915. Biz sizlere ölüler demiyoruz. Ruhunuz şad, makamınız cennet olsun. İşte budur Çanakkale 1915 anlayana!
Peygamberimiz buyuruyor:
Şehitlik ve Gâzilik: |
|
|
Copyright © 2006-2008
Bartın İnternet ®ehberi www.bartin.info |