Amasra Eğitim Sen'den Kamuoyu'na

2011-2012 Öğretim yılı da öğretmen, öğrenci ve veliler için sıkıntılı bir şekilde başladı. Devlet tarafından halktan toplanan vergilerle temel kamusal hizmetler olan sağlık, eğitim, sosyal güvenlik haklarının  ücretsiz sağlanması gerekirken karlılık, rekabet gibi ilkelere feda ediliyor. Parası olanlar ile olmayanların rekabetinde dar gelirli veli de öğrenci de kaybeden, mağdur olan grupta yerini alıyor.  

Kamusal eğitimin zayıflatılması, eğitimin tamamen paralı hale getirilmek istenmesi, ilköğretim ve ortaöğretimde dershanelerin tarihte hiç olmadığı kadar öne çıkması, cinsiyet, etnik kimlik ve mezhep ayrımcılığına ilişkin uygulamalar, ataması yapılmayan öğretmenlerin durumu, ücretli-vekil öğretmenlik uygulamalarının devam etmesi, yaşanan yoğun siyasi kadrolaşma uygulamaları, öğretmenlerin ek ders ücretlerinde yaşanan sorunlar, hizmetli, memur ve teknik personelin sorunları, üniversitelerde yaşanan akademik ve idari sorunlar vb gibi pek çok sorunun çözümü için adım atılmadığı gibi, geçtiğimiz dönemde bu sorunlara yeni sorunlar da eklenmiştir.
 

Ülkemizde 1500 civarındaki il milli eğitim müdür yardımcısı ve şube müdürü görevlendirmeyle çalışmakta, dolayısıyla iktidarın direkt iki dudağı arasında kadrolarda çalışmaktadır. Okullardaki idareciler velileri müşteri olarak görmekte kendi işyerlerini karlı hale getirmeye uğraşmakta, velilerden kazanabildikleri ile işyerlerini idare etmeye çalışmaktadırlar. Kısacası idareci, öğretmen satıcı veli ve öğrenci müşteri, eğitim hizmeti de paran kadar alabildiğin bir hizmet haline dönüşmektedir. Aynı işçiye daha fazla iş yaptırmak ve ücretini düşürmek temel mantık haline gelmektedir.

Milli eğitim bakanı Öğretmenlerin üç ayın tamamında tatil yapmayacaklarını söyleyerek tarihi bir skandala imza atmıştır. Başında bulunduğu bakanlığa bağlı öğretmenlerin 3 ay değil 2 ay tatil yaptığından bihaber olan sayın bakan ülkemizde öğretmenin yıllık çalışma süresi 1832 saat iken, örnek aldığı OECD ülkelerinde, bu sürenin 1652 saat olduğunu da herhalde bilmemektedir.
Bartın ilinde bir yanda aynı ilçede görev yapma imkanı bulamayan aile bütünlüğünü koruyamayan öğretmenler varken bir yanda il merkezine 5 km yakınlıkta ki bir merkez köyden üstelik ulaşım imkanı varken eş durumu özrü gerekçesiyle tayin yapılabilmektedir. Öğretmenler okulları kapatılarak tayin istemek ya da boş yere maaş almak ikilemine sürüklenmekte, yasalar kapanan okul öğretmenlerine öncelik verilmeli derken kapanan okula yakın yere il dışından tayin yapılarak hukuk dışı uygulamalar hayata geçirilebilmektedir. Sendika olarak nedenini sorguladığımızda il milli eğitimden kapanan okula yazının ulaşmasının üzerinden bir aydan fazla zaman geçmesine rağmen aynı yazının aynı binada başka bir birime henüz ulaşmadığı cevabını almaktayız. Eğitim çalışanı, veli ve öğrenci lehine yapılan uygulamalar her zaman bizi de memnun eder ancak kişiye göre farklılık gösteren uygulamalar tüm eğitim bileşenleri gibi bizleri de üzmektedir. Atama ile ilgili şube müdürünün siyasi iktidar ve yandaş sendikaların hukuk dışı taleplerinden kaynaklı istifa ettiği söylentileri ayyuka çıkmış, il milli eğitim atama şubesinde muhatap bulunamaz olmuş,  il milli eğitim atama komisyonunda görevli bazı idarecilerin konulardan habersiz olduğu tarafımızdan tespit edilmiştir.  Böyle bir süreçte onlarca öğretmen norm fazlası ve  okulu kapatılan öğretmen olarak huzursuz günler geçirmiş, bir kısmı da hukuka rağmen mağdur edilmiştir. Sadece öğretmenler değil öğrenci ve velilerde okul kapatma uygulamalarından mağdur olmuştur. Bu gün okulları kapatılan Kurucaşile’ye bağlı Karaman, Meydan ve Kanatlı köylüleri okullarını geri almak için, çocuklarının kilometrelerce tehlikeli yolu her gün gitmemeleri için eylem yaptılar. Yetkilileri bu konuda köylünün sesini duymaya çağırıyor, köylülere haklı mücadelelerinde başarılar diliyor, her zaman yanlarında olduğumuzu bildiriyoruz.

Yaşanan bunca olumsuzluğun kökeninde piyasacı, rekabetçi anlayış olduğu kadar eğitim alanının hizmeti vermekle yükümlü olan hükümet cephesi hariç örgütsüz ya da mevcut hukuksal düzende karar ortağı olamaması da belirleyicidir. Sahte sendika yasası ve grev - toplu sözleşme hakkı içermeyen toplu görüşme süreci, eğitim çalışanları kadar tüm halkı da mağdur etmektedir. En kısa sürede grevli toplu sözleşmeli sendika yasası çıkarılmalıdır. Eğitim alanına ilişkin kararlarda öğretmen öğrenci ve veli söz söyleme hakkına sahip olmalıdır.
Biz Eğitim Sen üyeleri ve yöneticileri hükümetlerin piyasacı, baskıcı politikalarına, kadrolaşma çabalarına, ırkçı ve gerici uygulamalarına, dün veya bugün iktidarların koltuğu altında büyümeye çalışan sahte, işbirlikçi sendikalara rağmen mücadelemizi sürdüreceğiz. Gelirinin ciddi bir bölümünü eğitim harcamalarına ayırmak zorunda kalan velinin, okulu kapatılarak ya da norm fazlası iddiasıyla mağdur edilen yoksulluk sınırının altında bir gelirle yaşamaya mahkum edilen, emekli ikramiyesine göz koyulan çalışanın, kopya skandalları ile umutları çalınan, yüksek harç artışlarıyla mağdur edilen, üniversite bitirmelerine rağmen işsiz dolaşan gençlerin kısacası tüm öğrencilerimiz ve velilerinin umudunu büyütme mücadelesinde var gücümüzle çalışacak muhataplarımızdan her zeminde hesap sormaya devam edeceğiz.

iOS ve Android uyumlu cihazlarınızdan Bartın'daki önemli gelişmelerden anında haberdar olun.


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
sallaaamaaa 9 yıl önce

siz kimsinizz kii hesap soruyonuzz bu milleettt sizden hesabını sordumuki dahaa 1000 yıl sürecek denilen melununn baş mimarı eğitim sen değilmiiii amasrayaa sıkışmışş köhneee fikir acizleriii siziii hem merkezde eğitimsen başkanı varken sizler ne oluyosunuzzzzz yoksa sendikanın farklı radikal uclarımısınızzz