Kadınlara Seçme ve Seçilme Hakkı Verilişinin 83.yılı

Türk Eğitim-sen Bartın Şube Eğitim ve Sosyal İşler Sekreteri Zeynep Altun, "Kadınlara Seçme ve Seçilme Hakkı"nın verilişinin 83. yılı dolayısıyla basın açıklaması yaptı:

Ülkeyi çağdaş uygarlık seviyesine getirmek için var gücüyle çalışan Ulu Önder Atatürk, kadınlara hak verilmesi anlamında da dünyaya önderlik etmiştir. Kadına Fransa’da 1944, Japonya’da 1945, İtalya’da 1946, Arjantin ve Meksika’da 1946, İsviçre’de ise 1971 yılında tam olarak seçme ve seçilme hakkına tanınmasına rağmen; bundan tam 83 yıl önce dünyada ilk olarak, Atatürk’ün girişimleri ve büyük öngörüsüyle, kadınlarımız seçme ve seçilme hakkı kazanmıştır.

Kadına seçme ve seçilme hakkının verilmesinin 83. yılını kutladığımız bugün, kadınlarımız birçok sıkıntı ile karşı karşıyadır. Aile içi şiddete, töre cinayetlerine kurban giden kadınlarımızın sayısı her yıl binleri bulurken, yönetim kademelerinde, sivil toplum örgütleri içerisinde, çalışma hayatında da kadının adı çok cılız çıkıyor. Bu tablo, birçok toplumdan daha önce seçme ve seçilme hakkı elde etmiş olan kadınlarımızın, 1934’ten bugüne kadar yaşadığı ihmali ortaya koymaktadır.

Bir ülkede, getirilen hukuki düzenlemelerin toplumsal yaşama yansıması için toplumsal algının da bu yönde geliştirilmesi gerektiği gerçeğiyle yüz yüzeyiz. Kadınların hukuki haklarını kullanması için yasal düzenlemelerle birlikte, hukuk kurallarını hayata geçirecek olan bireylerin de yeterli olgunluğa erişmesi ve uygun toplumsal kültürün oluşturulması gerekmektedir. Bu nedenle öncelik mutlaka, evrensel, eşitlikçi bir toplumsal kültür oluşturmak olmalıdır.

Bugün kadınlarımızın büyük çoğunluğu, en temel insani haklarını dahi kullanmakta güçlüklerle karşılaşmaktadırlar. Atatürk, “Bizim sosyal toplumumuzun başarısızlığının sebebi, kadınlarımıza karşı gösterdiğimiz ilgisizlikten ileri gelmektedir. Yaşamak demek faaliyet demektir. Bundan dolayı bir sosyal toplumun bir organı faaliyette bulunurken diğer bir organı işlemezse o sosyal toplum felçlidir.” diyerek, kadının toplum içindeki önemini ortaya koymuştur. Ulu Önder’in bu sözü kadın haklarını koruma ve kollama konusunda bize rehberlik etmelidir.

Toplumun güçlü dinamiklere sahip olması kadınlara verilen önemin derecesiyle bire bir bağlantılıdır. Kadınların en temel ekonomik, demokratik, sosyal, siyasal, medeni haklardan mahrum bırakılması, küçük yaşta evliliğe zorlanması, çalışma haklarının elinden alınması kabul edilemez bir durum olarak, toplumların geri kalmasına ve çöküşüne yol açacaktır.

Bugün, kadınlarımızı toplumsal hayattan soyutlamaya çalışan, aile içi şiddet uygulayarak adeta kadınları infaz eden, asılsız gerekçelerle kadınlarımıza ikinci sınıf vatandaş muamelesini layık gören, onların erdem ve değerini hala anlayamayan zihniyetler, tarihin tozlu raflarına bakarak Türk Kadınının yerini daha iyi anlayabilir.

Kurtuluş Savaşı mücadelesi sırasında, yeni doğmuş bebeklerini Allah’a emanet ederek, ellerinde silahlarla cepheye koşan Nene Hatunlar; oğlu, kızı ve kardeşinin de bulunduğu 35 kişilik müfrezesiyle Sakarya ve Başkomutanlık Meydan Muharebesi’ne katılan Kara Fatma lakaplı, Fatma Seher Erden, Yunanlıların İzmir’i işgal etmesi ile Milli Mücadele’ye katılan, Sakarya Savaşı’nda yaralanan ve tedavisinin ardından müfrezesine geri dönen, Binbaşı Ayşe Hanım; Temmuz 1920’de Fransızlara karşı harekete geçildiği sırada ateş hattında kalan iki arkadaşını korumak için ileriye atıldığında şehit düşen Tayyar Rahime;

Kendisinden bilgi almak isteyen Yunanlılara karşı direnirken düşman tarafından Kavakönü Köyü’nde işkence yapılarak öldürülen ve ardından fırında yakılan, Nazife Kadın, birer abide olarak tarihin altın sayfalarında durmaktadır.

Türk Kadını, tarihin her aşamasında vatanını milletini, evlatlarına sahip çıkar gibi kollamış, kendi canından daha az değerli görmemiştir. Böyle bir zihniyette vatana evlatlar yetiştiren kadınlarımızı korumak ve kollamak, baş üstümüzde tutmak toplum olarak bizim en kutsal görevimiz olmalıdır.

Çalışma hayatında da kadınların yaşadığı sorunlara da asla göz ardı edilmemelidir. Türkiye Kamu-Sen olarak 2015 yılında yaptığımız “Kamuda Çalışan Kadınlar; Sorun Analizi ve Çözüm Önerisi” paneli önemli sonuçları ortaya çıkarmıştı. Bugün de benzeri sıkıntılar ile karşı karşıyayız.

Rapora göre,

1. Tüm çalışanların iş güvencesinin devletin teminatı altında olması,

2. Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Uluslararası Sözleşmesi’nde yer alan ilkelere uyulması; kadının sosyal ve ekonomik açıdan gelişmesini ve ilerlemesini sağlamak için, özellikle politik, sosyal, ekonomik ve kültürel alanlar başta olmak üzere bütün alanlarda, erkeklerle eşit olarak insan hakları ve temel özgürlüklerden yararlanmalarının ve bu hakları kullanmalarının sağlanması,

3. Toplumda kadına yönelik şiddetin önlenmesi için gerekli olan bütün tedbirlerin ivedilikle alınması,

4. Kadın ve erkeğin toplum içindeki rolüyle ilgili kalıplaşmış kavramların, eğitimin her şeklinden ve kademesinden kaldırılması, özellikle ders kitaplarının ve okul programlarının yeniden gözden geçirilmesi ve eğitim metotlarının bu amaca göre düzenlenmesi,

5. Özellikle kadın ve erkekler arasında mevcut eğitim açığının en kısa zamanda kapatılabilmesi için kız öğrencilerin okuldan erken ayrılmasının önlenmesi,

6. Eğitimin her kademesinde kadınların okullaşma oranının artırılması için tüm ülke çapında ailelere ekonomik ve sosyal destek sağlanması,

7. İstihdamda evlilik ve analık sebebiyle kadınlara karşı yapılan olumsuz ayrımın önlenmesi ve etkin çalışma hakkının sağlanması,

8. “İşin cinsiyeti olmaz, işin nitelikleri olur” ilkesiyle hareket edilmesi,

9. Tüm kamu kurumlarında eşitlik birimlerinin kurulması,

10. Kadınların, Devletin her kademesinde, özellikle karar mekanizmaları içinde görev alması, kamu hizmetinin hazırlanması ve uygulanmasına katılması için pozitif ayrımcılık da içeren bir diz tedbir alınması,

11. Tüm kamu kurumlarında personele uyum (oryantasyon) eğitimlerinde zorunlu eğitim olarak cinsiyet eşitliği eğitimlerinin verilmesi,

12. Kamuda personel istihdamında toplumsal cinsiyet eşitliği bütçelemesine göre hareket edilmesi,

13. Yeni atamalarda ve işe alımlarda cinsiyet kotalarının uygulanması,

14. Çalışanların işyerlerinde maruz kaldığı psikolojik ve fiziki tacizin önlenebilmesi için Kurumların disiplin yönetmeliklerinde caydırıcı hükümlere yer verilmesi,

15. Kurumlarda PDR (psikolojik rehberlik birimi) kurulması,

16. Zorunlu hizmet durumlarında ortaya çıkan eşlerin farklı şehirlerde yaşamasından doğan sorunların ortadan kaldırılması, aile bütünlüğü açısından tayin mevzuatının yeniden düzenlenmesi,

17. Anneliğin sosyal bir görev olarak kabulünün anlaşılması

18. Çocukların yetiştirilmesi ve gelişiminde kadın ve erkeğin ortak sorumluluğunun tanınması,

19. Çocukların menfaatlerini, her şeyden önde tutan bir anlayışa dayanan aile eğitimleri verilmesi,

20. Hamilelik süresince zararlı olduğu kanıtlanan işlerde kadınlara özel koruma sağlanması, sağlığın ve doğurganlığın korunması,

21. Doğum sebebiyle ebeveynlere talebi halinde 1 yıl ücretli izin, ikinci yıl için ise maaşının ¼ i oranında ücret ödenerek izin verilmesi,

22. Kreş (0-3,3-6 yaş kreş ve yaşlılar için) hasta, engelli ve yaşlı bakım hizmetlerinin profesyonelce sunulacağı bakım ve rehabilitasyon merkezlerinin yaygınlaştırılması,

23. Kreş ve bakım evi hizmetlerinden yararlanamayan personele bu hizmetleri dışardan karşılayabilmesi için günün şartlarına uygun ekonomik destek sağlanması,

24. Açılacak kreş ve bakım evlerine nitelikli personelin görev yapmasının sağlanması,

25. Özellikle çocuk bakımevleri ağının tesisi ve geliştirilmesi yoluyla, anne ve babanın aile yükümlülüklerini destekleyici sosyal hizmetlerin sağlanmasının teşvik edilmesi,

26. Çocuk yardımının, günün ihtiyaçları doğrultunda yeniden yapılandırılması,

27. Sendikalarda oluşturulan kadın komisyonlarının mevzuatta yapılacak yeni düzenlemelerle zorunlu organ haline getirilmesi,

28. Kadınların sendikalar ve sivil toplum kuruluşlarında daha aktif olarak yer almasını sağlamak amacıyla farkındalık oluşturacak eğitimler düzenlenmesi ve bu eğitimlere katılmaların teşvik edilmesi gerekmektedir.

Bu düşünceler ışığında Türk kadınının seçme ve seçilme hakkına kavuşmasının 83. yılını kutlarken, başta şehit annelerimiz olmak üzere dünyadaki tüm kadınların annelik sıfatıyla sahip oldukları kudsiyetin farkına varılmasını ve uğradıkları her türlü haksızlığın son bularak, toplum içinde eşit bireyler olarak yer almalarını diliyorum.

iOS ve Android uyumlu cihazlarınızdan Bartın'daki önemli gelişmelerden anında haberdar olun.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.