Türk Eğitim Sen 5.Olağan Kurulu Yapıldı

Bartın Halk Eğitim Merkezi konferans salonunda toplanan Türk Eğitim Sen 5.Olağan Kurulu'na Bartın Belediye Başkanı Cemal Akın, MHP İl Başkanı Sezai Bilgin, Saadet Partisi İl Başkanı Ünal Yurbay, MHP merkez ilçe başkanı Avni Kabasakal, diğer sendika temsilcileri ve Türk Eğitim Sen'e bağlı üyeler katıldı.

Olağan genel kurulda konuşma yapan Türk Eğitim Sen Bartın şube başkanı Sezai Hangişi'nin konuşması:

Zor bir dönemden geçiyoruz. Ülkemin insanı hayallerini umutlarını siyasilere yüklemiş ama inandığı, güvendiği dağlara hep kar yağıyor.
Hayat şartları gittikçe ağırlaşıyor. Ağırlaşan şartlar altında bu ülkenin güzel insanları inim inim inliyor, her geçen gün beli biraz daha bükülüyor. Ekonomik terör bir taraftan, İşsizlik bir taraftan. İşte tam burada devreye girmesi gereken sivil toplum örgütleri ve sendikalar. Özellikle son yıllarda toplumsal reflekslerimizin çeşitli bahanelerle birer birer köreltildiğini yok edilmeye çalışıldığını görüyoruz.

Sendikal mücadeleye başladığımda beni en çok cezbeden söylemlerden biri “hükümetlerin değil; devletin memuru olabilmek için” şeklinde dillerden, yüreklerden dökülen söylemdi. Çünkü bu söylem kamu çalışanın durumunu en yalın haliyle anlatıyor daha fazla söz söylemeye gerek kalmıyordu. Çünkü toplumun bütün kesimlerine lütuf olarak sunulan siyaset yapma hakkı kamu çalışanına lüks olarak görülmüş fakat kendisi ile ilgili her türlü tasarruf hakkı siyasetçiye verilmişti. Devlet memuru çoğu zaman sadece gözünün üstünde kaşı olduğu için, hatırlı bir seçmen veya siyasetçi öyle istedi diye sürgünlere, kıyımlara tabi tutuluyordu. Ekonomik soykırım diyebileceğimiz düşük ücret politikaları işin cabası.

Eğitim kamuoyu çok yakından, ibretle takip ediyor ki; kurum müdürü atamaları için yapılan mülakat sınavlarında hergün yeni bir skandala imza atılıyor. Yetkililerin; hak, adalet ve liyakat ilkelerini yok sayarak yaptıkları sözde değerlendirmelerle hayat verdikleri sipariş atamalar artık ayyuka çıkmış durumda. Yıllardır, demokrasi ahlakını içselleştiremediğimiz olan siyaset ve bürokrasi hayatımızda suistimale, adam kayırmacılığa, yandaş kadrolaşmaya ve torpile aşiyanız.

Evet, iktidara gelen her siyasi partinin, kendine yakın kadro oluşturması ve politikalarını bu kadro ile icraata koyma arzusu siyasi hayatımızın sıradan refleksi olmuştur. Toplum olarak da bu refleksi kanıksamış durumdayız aslında. Öylesine tatmin edilemez bir ihtirasla karşı karşıyayız ki, “benden olmayanlar ekmeksiz kalsın, bana tabi olmayanlar su dahi içmesin” gibi bir tavırla karşı karşıyayız.

Başarılı, liyakatli ve işgal ettiği görevi hakkıyla yapacak yandaşların makamlara getirilmesi de bir yere kadar kabul edilebilir. Adam haklıdır(!), “Kardeşim bana destek olana ben de destek veririm. Bal tutan parmağını yalar. Tekkeyi bekleyen çorbayı içer…” der ve borusunu öttürür.

Milletler, yaşam tarzlarını ve hayat nizamlarını; örf ve adetlerinden, inandıkları dînin veya inanç unsurlarının emir ve yasaklarından, kanun, yönetmelik ve düzenlemelerden faydalanarak belirler. Toplumdaki aile yaşamı, kişisel ve toplumsal ilişkiler, davranışlar da kültürü oluşturur. İnsanın; yaşadığı topluma, ailesine devletine ve insanlığa karşı sorumlulukları vardır. Bu sorumlulukları da toplumun kültürel unsurları belirler. Yaşam tarzımız, hayatımız, davranışlarımız bu inanç sistemine; Türk örf ve adetlerine ve yaşayış tarzına göre olmalıdır. Bugünün Türkiye’sine baktığımızda, son yıllarda bu ülkenin inanmış, milli ve manevi değerlerine bağlı insanlarının oyunu alarak iktidar olanların ve onların getirdikleri idarecilerin yaptıklarını görünce insanın sorası geliyor bunlara:

Ey adaleti kendi akrabalarından başlatması gerekirken torpili, adam kayırmayı kendi akrabalarından başlatanlar.!

Ey sendika tercihleri yüzünden memurlara zulmedenler!

Ey ehil olanı değil yandaşını atamaya çalışanlar!

Ey bu iktidarın nimetlerinden faydalanarak hak etmediği halde torpille idareci olup kul hakkı yiyenler!

Ey nokta kadar menfaat için, virgülden çok kıvrılanlar!

Ey bu zulmün karşısında susan dilsiz şeytanlar!

Ey müdür olabilmek için davasını, değerlerini, ülkenin istikbalini hiçe sayan menfaatçiler!

Kendi yerine başkalarını yargılayanlar,

Geçici makam ve mevkiler için kendi onurunu ve camiasının onurunu ayaklar altına alanlar,

Ey Makyavelistçe hedefe varmak için her şeyi mübah sayanlar!

Sizin yaptıklarınız İslamiyette yok.

Sizin yaptıklarınız Müslüman Türk'ün örf ve adetlerinde de yok.

İşte fotoğraf böyle iken bir elin parmakları kadar yürekli insan; sendikal haklar için, İnsanca yaşayabilecek bir ücret için, hükümetlerin değil devletin memuru olabilmek için, Siyaset yapma ve yönetime katılma hakkı için, Haydi mücadeleye diye haykırdığında; Onlar yüz, yüzler, bin-onbin Onbinler yüzbinlere ulaştı. Alanlar onları almamaya başladı. Bu mücadele verirken can verildi mal verildi. Bu günlere kolay gelinmedi. Çalışma hayatına bakıldığında da çalışanların bir çok problemi çözüldü veya çözümü noktasında yola girildi. Bir siyasi iktidar gelmiş dikensiz gül bahçesi istiyor. Kendisine itaat edeceksin, Ne verirse onunla yetineceksin, Arka bahçesi olacaksın. Maalesef bu arka bahçeyi de buldular da. Bu anlayışın ürünü sendikalar tarihin tozlu raflarında ve sadece birilerinin anılarında kaldı.

BİZİM MÜCADELEMİZ ONUR MÜCADELESİ

Türk eğitim-Sen olarak bizim gayemiz tüm eğitim çalışanlarının işe başladıkları ilk günden itibaren emekli olana kadar onurlu, gururlu, başı dik ve alnı açık bir iş hayatı sürmesidir. Bu da ekonomik bağımsızlıkla olur, kariyer ve liyakata uygun atamayla olur, hizmet puanı üstünlüğüne göre atamayla olur, objektif kriterlere uygun görevde yükselmeyle olur. Birileri işleyen bu sisteme çomak sokarsa kendi menfaatine göre kullanmaya kalkışırsa orda kargaşa meydana gelir, çalışanların memnuniyetsizliği artar ve faturası da ülkeyi idare edenlere kesilir. Bu nedenle mülakattı, ayrımdı, kayrımdı, iltimasdı benim adamım mantığıydı vs. bunlardan uzak durmak gerekir.

BARTIN EĞİTİM ŞEHRİ OLMA YOLUNDA HIZLA İLERLİYOR.

İlimiz eğitim alanında son yıllarda gerek SBS, gerekse Üniversite sınavlarında başarı çıtasını giderek yükseltiyor. Bu başarıda biz eğitim çalışanlarının fedakarca çalışmasının payı inkar edilemez. İlimizde özellikle üniversitenin açılması ile yoğun olarak nüfus artışı yaşanıyor. Yeterli barınma imkanı yok, KYK yurdu yetersiz. 10.000’e yaklaşan üniversite öğrencisi karşılığında 1.000 kişilik yurt imkanı. % 10’a tekabül ediyor. Çok yetersiz. İl dışından gelen öğrenciler kiraların ve fiyatların yüksekliği karşısında şaşkınlığa uğruyor. Bizlerin biraz daha empatiyle yaklaşarak onları anlayarak dengeli bir fiyat politikası geliştirmemiz gerekir. Sonuçta bizim çocuklarımızda üniversite çağında diğer illere gitmek zorunda kalıyor. Onlarda aynı durumla karşılaştığında bizim için hayal kırıklığı olur.

2013 YILI TOPLU SÖZLEŞMEDE KOMADİ YAŞANDI

Hepinizin malumu, bu yıl Ağustos ayında Toplu Sözleşme masasında büyük bir komediye tanıklık ettik. Neydi bu; çalışanlar 2 gün gibi bir sürede imzalanan toplu sözleşmeyle çok düşük oranlarda zama mahkum oldular. 2014 yılı için brüt 175 TL net 123 TL olan seyyanen zam verildi. 2015 yılı içinde 3+3 oranında zam yapıldı. Bu zam oransal yapılan zamların çok gerisinde kaldı. Enflasyon farkı yok, çocuk ve aile yardımında artış yok. Önümüzdeki dönem seçim dönemi iyi değerlendirilerek daha yüksek oranda zam alınması mümkün iken birden bire yetkili sendika ile hükümet mutabakata vararak sözleşmeyi imzaladı. Bu zam oranlarından memnun kalan bir memuru görmedim daha. Eğer ki ekonomik anlamda bir sıkıntı varsa çalışanlara izah edilse kimsenin itiraz edeceğini sanmıyorum ama dersen ki dünyanın 17 . büyük ekonomisi olduk hedef ilk 10’a girmek, o zaman çalışanlar da madem ekonomimiz büyüyor neden bize yansımıyor diye sorar.

ÜNİVERSİTE ÇALIŞANLARININ SORUNLARI YERLİ YERİNDE DURUYOR, YÖK MESELESİ HALA DEVAM EDİYOR.

“Akademisyeni düşük maaşa mahkûm ederek Üniversiteyi hizaya getirme” politikasını sürdürmektedir. Bu politikalar akademik personeli parasal bakımdan çok büyük, çok derin ve çok ciddî bir bunalıma itmiş bulunmaktadır. Şu anda “maaş” adıyla ödenen paralar gerçekte ancak “burs” niteliğindedir. Bu maaşlarla geçinmek ve hele bir de bilimsel çalışma yapmak imkânsızdır. Maaş düşüklüğü, “Üniversite”nin ve “Üniversite Hocalığı”nın saygınlığını çok tehlikeli bir şekilde aşındırmaktadır. Üniversite Hocaları, yeni mezun olup işe başlayan talebelerinden daha az maaş alma konumuna getirilmiş bulunmaktadırlar.

Üniversitelerimizdeki hocalar dünyadaki meslektaşlarıyla mukayese edilince; onlardan3 kat-5 kat daha az maaş aldıkları ortaya çıkmaktadır.

İdari personelin tabi olduğu Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği sınavları bir takvime bağlı olarak düzenli bir şekilde yapılmalı. Görevi başındaki personelin eğitim durumlarına göre yeniden atamasının yapılması gerekir.

“EĞİTİM-ÖĞRETİM PROBLEMLERİ SİYASİ DEĞİL, BİLİMSEL KRİTERLERLE DEĞERLENDİRİLMELİDİR.”

Milli Eğitim Bakanlığı’nın dershanelerin kapatılmasına ilişkin hazırladığı yasa taslağının basına yansımasının ardından dershane tartışmaları yeniden alevlendi.

Anlaşıldığı üzere, Bakanlığın dershaneleri kapatmak için yaptığı çalışma, nedense kamuoyunun gözünden kaçırılarak, şeffaf olmayan bir şekilde ve kapalı kapılar ardında yürütülmektedir.

Artık kamuoyunca malum olan Hükümet-cemaat arasındaki sürtüşmenin bir tezahürü olarak gördüğümüz dershanelerin kapatılması tartışmaları, ne yazık ki, hem öğrencilerimizin hem de bu dershanelerde görev yapan öğretmenlerimizin heba edilmesi ile sonuçlanacaktır. Şayet ortada Hükümetin bir hesaplaşması varsa, bunu dershaneler üzerinden gerçekleştirme girişimleri bu ülkenin geleceği olan çocuklarımıza büyük zarar verecektir. Bu çok zavallı bir davranıştır. Çünkü bu, devlet gücünü lüzumsuz bir şekilde kullanmak anlamına gelir. Dershaneleri kapatmanın mantığını önce kendinize izah etmeniz gerekmektedir. Eğitim dışı amaç ve sebeplerle dershaneleri kapatmak hem ahlaki, hem de vicdani değildir.

Dershanelerin ve etüt merkezlerinin kapatılması, kapatılan dershanelerin özel okula dönüşmesi ya da iki yıl içinde açık lise olması; okul olan dershaneye çek ya da kupon modeli gibi öneriler üzerinde dikkatlice düşünülmesi gereken konulardır. Nitekim dershanelerin kapatılmasına rağmen, okullardaki ve halk eğitimdeki kursların devam etmesi çocuklarımızın takviyeye ihtiyaç duyacağının da açık bir göstergesidir. Yıllardan beri söylediğimiz gibi, sınav ve eleme olduğu sürece yarış da olacak; dolayısıyla öğrenciler takviye yöntemlere ihtiyaç duyacaktır. Ayrıca bu aşamada dershanelerin kapatılması, merdiven altı dershanecilik faaliyetlerine de zemin hazırlamakla eşdeğerdir.

Değerli kamu çalışanı, değerli eğitim çalışanı, eğitimin görünmeyen kahramanları, memurlarımız, hizmetlilerimiz, teknisyenlerimiz, şoförlerimiz, geriye dönmeye özleminiz mi var? Tehlike çanları çalmayı bıraktı artık gerçeklerle yüzleşin. Kendin için değilse bile çocukların için bu oyunlara gelme! Türkiye”nin sendikasına sahip çık! Güçlü kıl. Dertlerinin çözüm yeri orası.

Artık kamu çalışanı safını sıklaştırmalı kararını vermeli:
Hükümet memurluğu mu ?
Devlet memurluğu mu?
Kitle sendikacılığı mı?
Sınıf sendikacılığı mı?
Tabiî ki aklın yolu bir
Doğru tercih ve doğru adres ”Türkiye’nin sendikası “Türk Eğitim-Sen……

Sayın Divan, Değerli Konuklar; Saygılarımla Sizleri selamlarken 5. Genel Kurulumuzun Birliğimize, beraberliğimize ve özellikle Eğitim Camiasına Hayırlara vesile olmasını temenni ederim. Ne Mutlu Türk üm Diyene!

iOS ve Android uyumlu cihazlarınızdan Bartın'daki önemli gelişmelerden anında haberdar olun.
Anahtar Kelimeler:
Türk Eğitim Sen
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Onurlu mesleğe yakışır ücret gerek 5 yıl önce

öğretmen açlık sınırının altında maaş alırken vekil maaşı 20.500 tl, yazik günah.

Avatar
kerim can 5 yıl önce

Bugun orada iktidar partisinden kimse olmayisini siddetle elestiriyorum. Akpye oy vermem artik kesinlikle

Avatar
şaştım bu işe... @kerim can 5 yıl önce

kerim can ;sözlerinden şu anlamı çıkardım.şimdiye kadar akp'ye oy veriyordun.akp'den kimse gelmedi diye bundan sonra akp'ye oy vermeyeceksin.belli ki düne kadar akp'nin eğitim politikalarına itirazın yoktu.o zaman tes çatısı altında ne işin vardı?

Avatar
kerim can 5 yıl önce

Ben tes uyesiyim ve akp ye 2 dönem oy verdim. Burasi parti degil ama akp nin stk lara yaklasimini artik begenmiyorum.

Avatar
Hulusi Mugadalı 5 yıl önce

sayın başkan daha evvel ki açıklamalarında bizim hiç bir siyasi partiyle organik ilişkimiz yok demişti. fotoğraf öyle demiyor. aleni bir şekilde mhpnin sendikası işte.. hala orada olupda akpartiye oy veren sayın üyelere sesleniyorum. yanlış yerdesiniz. eğer oradaysanız akpartiye değil mhpye oy verin okadar açık söylüyorum.. bir insan keskli olup akpartiye, mhpli olup eğitimbirsene üye olamaz.. herkes olduğu yerde olmalı.. hizmetçi arkadaşlarada diyorum... sizde yallah türk eğitim sene.. yeriniz orası.. zaten onlarada öyle emir gelmiştir....alın size türkiyede siyaset...

Avatar
ordada @Hulusi Mugadalı 5 yıl önce

mhplilerin olması suç mu. saadet partisi il başkanı da orda. chp ve akpliler geldi de kovuldu mu ?

Avatar
kerem can 5 yıl önce

Hulise bey terbiyesizlesmeyin.

Avatar
aydin urkan 5 yıl önce

Cemaat ehli insanlar icin soylenenler cok uzucu. Hizmet ehli arkadaslarimiz bu hakareti hak edecek bir davranis sergilememislerdir. Egitim bir sen ve akp nin dershanelere olan tepkisi ortak. .bu isbirliginin cevabini alacaklardir