Türkiye Kamu-Sen: Ermenistan Hocalı Katliamı'nın hesabını vermelidir

Bundan 20 yıl önce çağdaş, eşitlikçi, demokrat ve insan haklarına saygılı geçinen ülkelerin kahreden bir sessizliğe büründüğü gece, Ermeniler Azerbaycan’ın Karabağ bölgesini işgal ettiler.

1991 yılı Ekim ayından beri kuşatma altında tutulan Hocalı’ya, Rusların 366. Alayı’nın desteğini alan Ermeniler 26 Şubat 1992’de girdiler.

Yalnızca bir gün içinde tümü savunmasız 63 çocuk, 106 kadın, 70 yaşlı olmak üzere 613 kişiyi katlettiler.

Ayrıca, 487 kişi ağır yaralandı ve 1275 kişi ise rehin alındı.

Ermeniler yakaladıkları herkese işkence yaptı.

Olayın ilk günü kimse bölgeye giremedi.

Çünkü Ermeniler yaptıkları bu caniliklerin ortaya çıkmasından korkuyorlardı.

Fakat günler sonra bölgeye ulaşan Batılılar bile katliamı kabul etmekte hiç zorlanmayacaklardı.

Katliamı Ermenilerle beraber ortaklaşa yapan Rusların Izvestiya gazetesi şöyle yazıyordu:
“Çocukların kulakları, bir kadının yüzünün bir kısmı, kesilmiştir. Erkeklerin kafa derileri yüzülmüştür…
… Ben tepede yüzden fazla ceset gördüm. Bir erkeğin kafası kopartılmıştı…”

Fransızların ünlü gazetesi Le Monde ise katliamı şöyle anlatıyor:
“Ağdam'daki yabancı gazeteciler, Hocalı'da öldürülmüş kadın ve çocuklar arasında kafa derisi soyulmuş, tırnakları sökülmüş insanlar görmüşler”

Bu bir Azerbaycan propagandası değil; tamamıyla belgeli gerçeklerdir.

Ama ne yazık ki, sözde Ermeni soykırımı masalıyla Türk üniversitelerinde konferansların düzenlendiği bugünlerde, tamamı kayıtlara geçirilmiş, tanıkları olan, fotoğrafları olan bir katliam için ise sözbirliği etmişçesine sözde aydınlardan hiçbir tepki gelmemektedir.

Ancak Ermenistan’ın Karabağ’ı işgali ile yaşanan dram, Hocalı ile sınırlı değildir.

İşgallerde toplam 20 bin Azeri Türk’ü şehit edilmiştir.

49 bin kişi yaralanmış; işgal, Azerbaycan’ı 60 milyar dolarlık ekonomik zarara uğratmıştır.

Bugün Azerbaycan topraklarının beşte biri Ermeni işgali altında inim inim inlemekte, 1 milyon 200 bin Azerbaycan Türkü asırlardır yaşadıkları Karabağ’dan uzakta, adeta sürgün hayatı yaşamaktadır.

Hal böyle iken 20. yüzyılın son yıllarında Azerbaycanlı soydaşlarımıza gözlerinin önünde uygulanan soykırımı, işgali ve hala yaşanmakta olan dramı görmezden gelerek, Türklerin Ermenilere soykırım yaptığı yalanı üzerinden yürütülen kara propagandaya destek veren ve kanun çıkartarak “Ermeni soykırımı yoktur” diyenleri cezalandırmayı öngören Fransa’yı; insafa, izana ve insanlığa davet ediyor, bir kez daha şiddetle kınıyoruz.

Biz yüreğimizde Irak’ta dökülen kanın sızısını duyuyoruz. Biz dağlık Karabağ’da yaşanan Hocalı soykırımına ağıtlar yakıyoruz.

1974 Kıbrıs Harekâtından önce Türklere yapılan etnik temizlik mezalimini unutmuyoruz.

Biz, Batı Trakya ile hüzünleniriz.

Doğu Türkistan boğazımızda düğümdür. İran Türklüğünü unutmayız, unutamayız.

Batı Türklüğüne karşı Avrupalı ülkelerin yürüttüğü asimilasyon temelli entegrasyona, inançlarımıza ve dilimize karşı yürütülen anlaşılmaz tutuma hep birlikte “hayır” deriz.

İnsanlığın hafızasına küflü demirlerle kazıdığı soykırımın acısını, bugün de iliklerimize kadar hissediyoruz.

Biz her gün dünyanın her köşesindeki mazlum milletler için gözyaşı döküyoruz.

İnsanlık adına, Kardeşlik adına…

Canımız, kanımız, öz kardeşimiz olan bir milyon 200 bin Azerbaycan Türkünün topraklarından sürülüp zorunlu göçe tabi tutulduğunu, kendi öz vatanlarından kaçkın olduklarını unutamayız.

Bu can kardeşlerimizin çırpınışını hangi göz görmez? Hangi gönül hissetmez?

Tren vagonlarının içinde insanlık dışı bir yaşamın bedelini, dünyaya gelmemiş ana karnındaki bebekler öderken, ömrünün son deminde vatan toprağının kokusunu bir kere daha duysaydım diye dua eden aksakallılarımızı, ninelerimizi, çektiği çileden genç yaşta kocamış genç insanlarımızı bilmediğimizi mi – unuttuğumuzu mu sanıyorlar!

Ermenilerce, bedenlerine haç dağlanmış insanlar, esaretleri, yitik hayatlara dönüşmüş genç kızlarımızın acıları yüreğimizde dururken, bazı ülkelerin bütün bu yapılanları görmezden gelip, bizlere insanlık dersi vermeye kalkması ne kadar da acıdır.

Bu nedenle sınırlarımızı açmak için fırsat kollayan ve Ermenilerin dostluğunu kazanmak amacıyla olmadık dayatmalara boyun eğenlerin; Hocalı katliamını asla hatırından çıkarmaması, ahlaki ve milli tutarlılık gereği olacaktır.

Biz, Türk milleti adına bir kez daha haykırıyoruz:

Türkiye’deki ve Azerbaycan’daki herkes biliyor ve bilmelidir ki, Azerbaycan ve Türkiye toprakları bizim namusumuzdur.

Türkiye ve Azerbaycan’ın bir can olduğunu bir kez daha buradan herkese ilan ediyoruz.

Ermenistan işgal ettiği Azerbaycan topraklarından derhal çekilmeli, dünden bu güne işlediği insanlık dışı vahşetin hesabını insanlık karşısında vermelidir.

Türkiye ve Azerbaycan tüm komşuları ile iyi geçinmek ister. Fakat bu istem tek taraflı gerçekleşemez.

Hocalıdaki katliamın, tüm dünyanın gözü önünde işlenen toplu bir cinayet olmasına rağmen; tüm sözde medeni ülkelerce göz yumularak sessiz sedasız kabullenilmesi ve Türkiye’nin bu sessizliğe ortak oluşunun çok hazin bir durumdur.

Bu nedenle Ermenistan işgal ettiği Azerbaycan topraklarını derhal terk etmeli, Birleşmiş Milletlerin aldığı kararlara uygun şekilde davranmalı ve Hocalı Katliamının hesabını vermelidir.

İnsanlık, ancak bu şekilde huzur bulacaktır.

Bu vesileyle gerek Hocalı katliamında gerekse Karabağ işgali sırasında şehit edilenler başta olmak üzere, dünyanın her köşesinde zulme uğrayanların ve gelmiş geçmiş tüm aziz şehitlerimizin ruhları önünde minnet ve saygıyla eğiliyoruz.

Ruhları şad olsun.

iOS ve Android uyumlu cihazlarınızdan Bartın'daki önemli gelişmelerden anında haberdar olun.


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.