Basın özgürlüğü, suç özgürlüğü değildir

TUNÇ: BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ, SUÇ İŞLEME ÖZGÜRLÜĞÜ DEĞİLDİR

Ülkemizde basın özgürlüğünün bulunmadığı, gazetecilerin görevlerini yaptığı için cezaevine konulduğu ve bu konuda Meclis araştırma komisyonunun kurulması istenen grup önerisi hakkında konuşan Milletvekili Tunç ülkede tutuklu bulunan gazetecilerin gazetecilik faaliyetleri dışındaki başka suçlardan dolayı tutuklu bulunduklarını belirtti.

Milletvekili Tunç konuşmasında basın özgürlüğünün Anayasada teminat altına alındığını belirterek; “Basın özgürlüğü, Anayasa'mızın 28'inci maddesinde teminat altına alınmış önemli bir haktır. Bu hakkın, iç ve dış güvenlik, suç işlemeye ve isyana teşvik, devlete ait gizli bilgileri yayınlamak gibi sayılı hususlarda sınırlandırılabileceği yine Anayasa'mızda belirtilmiştir.” Dedi.

Araştırma önergesinde, tutuklu gazeteciler ile ilgili rakamlar ve tutukluluk sebepleri hakkında yapılan açıklamaların gerçeklerle bir ilgisinin bulunmadığını söyleyen Milletvekili Tunç; “Bir İnternet sitesi tarafından hazırlanan basın özgürlüğü raporundan bahsedilmektedir. 71 gazetecinin yazdıkları yazılar sebebiyle tutuklu ve hükümlü olarak cezaevinde bulunduğu ifade edilmektedir. Gazeteciler Sendikası tarafından yapılan bir açıklamada da 72 gazetecinin tutuklu ve hükümlü olduğu yönünde beyanlar vardır. Adalet Bakanlığı bu konuda gerekli tespitleri yaparak kamuoyunu bilgilendirmiştir. Türkiye Gazeteciler Sendikasının listesinde tutuklu ve hükümlü olduğu belirtilen 72 isimden 3'ünün cezaevlerinde kaydına rastlanmamış, 6'sının ise tahliye edildiği tespit edilmiştir. Cezaevlerindeki 63 kişiden 18'inin basın kartı varken, 45 kişinin ise basın kartı olmadığı belirlenmiştir. Tutuklu ve hükümlü 63 kişiden 59'u basın yoluyla işledikleri iddia olunan suçlardan değil, basınla ilgisi olmayan suçlardan dolayı tutuklanmış veya mahkûm olmuşlardır.” Dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisinde ifade edilen gazetecilerin suçlarına da değinen Milletvekili Tunç, adam öldürmekten banka soygununa, yağma ve gasptan tehdide, resmî belgede sahtecilikten sahte kimlikle dolaşmaya, güvenlik güçlerine saldırıdan ruhsatsız silah taşımak veya bulundurmaya, izinsiz tehlikeli madde bulundurmaktan tehdit yoluyla çek, senet tahsilatı yapmaya, anayasal düzeni zorla değiştirmeye teşebbüsten TİKKO gibi, PKK gibi, Ergenekon gibi terör örgütlerine üye olmaya, silahlı terör örgütüne yardım ve yataklık yapmaktan silahlı terör örgütü adına para toplamaya kadar birçok suçu işlediklerini ifade ederek; “Bu suçların gazetecilik mesleğiyle bir ilgisi var mıdır sayın milletvekilleri? Basın özgürlüğü, suç işleme özgürlüğü değildir. Suç işleyenleri mesleklerine göre ayıramayız.” Dedi.

Tutuklu ve hükümlü gazeteciler konusunun sadece rakamsal olarak değil, işlenen ya da işlendiği iddia edilen suçların gazetecilik faaliyeti kapsamında olup olmadığı çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini belirten Milletvekili Tunç, “Ayrıca bağımsız yargı organlarınca açılan soruşturma ve davalar ile yapılan tutuklamalar ve verilen mahkûmiyet kararlarının Hükümetin basına baskı yaptığı şeklinde değerlendirilmesi de doğru bir yaklaşım değildir. Hükümeti yıpratmak maksadıyla yazılan çizilenler elbette ki suç olamaz. Basın özgürlüğü çerçevesinde herkes istediği şekilde ifade eder.” Dedi.

Araştırma önergesinde bahsedilen bir gazeteci "1 Mayıs haberini yazdığı için tutuklandı" ifadesine de değinen Tunç, 1 Mayıs haberini yazdığı için tutuklanmadığını, KCK üyesi olduğu için tutuklandığını 1 Mayısı bayram olarak, Emek ve Dayanışma Günü olarak ilan edenin AK PARTİ iktidarı olduğunu söyledi.

Araştırma önergesinde belirtilen Mustafa Balbay'ın gazetecilik suçundan tutuklu olduğu yönündeki iddiaları da değerlendiren Tunç, Gazeteci Balbay, 2003-2004 yıllarında hükümeti silah zoruyla devirmek için hazırlanan Sarıkız, Ay Işığı, Yakamoz ve Eldiven darbe planlarına destek vermek suçlamalarıyla tutuklu olduğunu belirtti.

Gazetecilerin yargılandığı bazı davaların iddianamelerinden de alıntılar yapan Milletvekili Tunç, gazeteciler ile başka kişiler arasında geçtiği iddia edilen konuşma metinlerini okudu. Metinlerdeki;

Gazeteci: "Biz yıllardır ülkede olup bitenleri izliyoruz. Bir Genelkurmay Başkanının değil yüksek sesle görüşünü anlatması, şöyle kaşını çatması yeter. Siz bir araya geldiğinizde, kendisine -dönemin Genelkurmay Başkanını kastediyor- bunları söylemiyor musunuz?"

Paşanın cevabı: "Söylüyoruz, inanın en açık şekliyle söylüyoruz." dedikten sonra gazeteci de "Söylersiniz de, acaba şöyle açık açık konuşuyor musun?"

İfadeleri ile, başka bir gazetecinin bir şahısla yaptığı görüşmede

Şahsın "Hayır yani, bu herifleri berhava etmek lazım. Artık iç savaştan başka bir şey de temizlemeyecek bu işi. Öyle görünüyor yani."

Gazetecinin "İç savaş olmaz da yani bir noktada eğer ortalık karışırsa hem ekonomi hem de siyasi olarak belki asker gelirse bir şey olabilir."

İfadeleri için de devamı yargı dosyalarında zaten var. İçinde bulunduğumuz ve millet adına görev yaptığımız Türkiye Büyük Millet Meclisini devirmek için bir gazetecinin paşalarla böyle bir sohbet etmesi bir gazetecilik faaliyeti midir? Bunun değerlendirmesini elbette ki biz yapmayacağız, bunu bağımsız yargı yapacak diyerek değerlendirmeyi TBMM’nin değil bağımsız yargının yapacağını belirtti.

Mesleğini yapan gazetecilerle, suçları işleyen kişileri karıştırmanın, gazetecilere de, gazetecilik mesleğine de büyük bir haksızlık olacağını belirten Milletvekili Tunç; “Hükümeti eleştirebilirsiniz, AK PARTİ’Yİ de eleştirebilirsiniz, buna kimse müdahale edemez. Eğer, siz, Hükümeti eleştirmenin ötesine geçerek "Bu iş sandıkla falan olmayacak, şiddet lazım, kaos lazım, silah lazım." diyorsanız, işte o zaman bağımsız yargı yakanıza yapışır.” Dedi.

Milletvekili Tunç Araştırma önergesinde 5 bin civarında İnternet sitesinin bloke edildiği ifade edildiğini, İnternet sitelerinin eğer çocukların cinsel istismarı ve müstehcenlik içeriyorsa terör örgütlerinin propagandasını yapıyorsa, telif haklarına aykırı paylaşım yapıyorsa mahkeme kararıyla bloke edildiğini ve bunun da basın özgürlüğüyle bir ilgisi bulunmadığını belirtti.

Milletvekili Tunç konuşmasının sonunda; “Türkiye'de basın ve ifade özgürlüğünün daha ileriye taşınması için son yıllarda önemli yasal düzenlemeler yaptık. Basın Kanunu'nda, haber kaynağının açıklanmaması gibi, basın özgürlüğünü genişleten düzenlemeler yaptık. 3'üncü yargı reformuyla beraber, geçen yıl yaptığımız yargı paketinde, basın suçlarına erteleme getirdik. Yine, 4'üncü yargı paketi, şu anda Adalet Komisyonunun gündeminde bu paketle de, düşünce ve ifade özgürlüğü anlamında önemli reformlar getiriliyor.” Dedi.

iOS ve Android uyumlu cihazlarınızdan Bartın'daki önemli gelişmelerden anında haberdar olun.


Anahtar Kelimeler:
Tutuklu Gazeteciler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
SAYIN TUNÇ 7 yıl önce

iktidar aleyhine yayın yapan her gazeteci bugün tehditle karşıkarşıyadır... gazeteci iktidarınız politikaları hakkında olumsuz birşey yazdığında hemen darbeci, ergenekoncu, balyozcu kcklı gibi oluşturduğunuz torbalara isimleri atılıveriyor... savcılık tutanaklarını izinsiz savcıdan bile önce yayınlayan gazeteler suç işlemiyor ama belgeler sahte, tanıklar sahte diyenler suç işliyor öylemi? sayın tunç sizde avukatsınız adaletin bir gün size de lazım olacağını unutmayın... siz komisyon sözvcüsü olarak ergenekondaki gizli tanıkların maaşını devlet örtülü ödenekten mi veriyor niye veriyor onu açıklayın... ilker başbuğun savunmasını kaale almayıp terörist sakık ve yahudi tuncay güneyin suçlamalarını kaale almak ve direk suçu yüklemek nasıl bir adalet sistemidir... askere pkklıyla ve yahudiyle işbirliği yapacak kadar kininiz neden?