İyi işleyen bilirkişilik kurumuna ihtiyaç var
AK Parti Bartın Milletvekili ve TBMM Adalet Komisyonu üyesi Yılmaz Tunç TBMM Genel Kurulu’nda Bilirkişilik Kanun Tasarısı hakkında konuştu. Vefat eden 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın kardeşi Korkut Özal’a rahmet dileyerek konuşmasına başlayan Milletvekili Tunç; bilirkişiliğin yargı mercilerince çözümü, uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde oy ve görüşünü sözlü veya yazılı olarak vermesi için başvurulan gerçek veya tüzel hukuk kişisini ifade eden bir müessese olduğunu belirterek; “Hâkim kendi hukuki bilgisi ve genel bilgisiyle çözemediği özel veya teknik bilgi gerektiren hususlarda bilirkişiye başvurarak uyuşmazlığı çözmek durumundadır, bilirkişi görüşü takdiri delillerdendir. Hâkim dosyadaki diğer delillerle beraber bilirkişi görüşünü değerlendirip buna göre karar verecektir.” Dedi.

Günümüzde hukuki ihtilaflar giderek çeşitlendiğini; Teknolojinin, bilimin gelişmesi, iktisadi ve ticari ilişkilerin daha da çeşitlenmiş olması nedeniyle bu ihtilaflar daha çok uzmanlık gerektirdiğini bundan dolayı bilirkişilik müessesesinin yeniden ele alınmasının gerekli olduğunu belirten Milletvekili Tunç; “Bilirkişilik hususu, bilirkişilik müessesesi gerek adli yargı mercilerinde hukuk ve ceza olmak üzere gerek askerî yargıda gerekse idari yargıda, hepsi ayrı ayrı, usul kanunlarında düzenlenmiştir. Hukuki ihtilafların doğru çözümlenmesi ve adaletin tesisi için iyi işleyen bilirkişilik kurumuna ihtiyaç vardır.” Dedi.

Bilirkişilik alanında yaşanan sorunlar yıllardır konuşulduğunu vurgulayan Milletvekili Tunç; “Gerek yargı camiası içerisinde gerek avukatlar gerek yargı hizmetinden yararlanan vatandaşlarımız bilirkişilikle ilgili sorunları bizzat yaşamaktadırlar. Devletin de raporlarına bilirkişilik müessesinin yeniden ele alınmasıyla ilgili bu sorunlar yansımıştır. Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulunun 2010 yılında hazırladığı rapor, yine Adalet Bakanlığının 2010 yılında bilirkişilik incelemesiyle ilgili hazırladığı rapor, Onuncu Kalkınma Planı'nda, yine bilirkişilik sorunlarına ve bu sorunların giderilmesi gerektiğine yer verilmiştir. Adalet Bakanlığı ile Avrupa Birliği, Bilirkişilik Eşleştirme Projesi'ni yürütmüştür 2013-2015 arası. Burada da yine bu sorunlara yer verilmiştir. Yargı Reformu Strateji Belgesi'nde de bilirkişilik sorunlarına yer verilmiştir. Ayrıca 65'inci Hükûmet Programı'nda da ve ondan önceki hükûmet programlarında da bilirkişilik müessesinde karşı karşıya kaldığımız sorunların ortadan kaldırılmasına yönelik görüşler ifade edilmiştir.” Dedi.

En Dikkat Çekici Sorun Mesleki Yeterlilik

Mevcut duruma baktığımızda, bilirkişi listelerinin adli yargı adalet komisyonları tarafından oluşturulduğunu ve bu konuda koordinasyonu sağlayacak kurumsal bir yapı bulunmadığını belirten Milletvekili Tunç; “Sayıları on binleri bulan bilirkişilerin ilgili listelere kayıtları, listelerden silinmesi işlemleri, adli yargı adalet komisyonlarınca yürütülmektedir. Bu komisyonlar, ancak sınırlı nedenlerin varlığı hâlinde bilirkişiyi listeden çıkarmakta, bunun haricinde bilirkişilik uygulamalarını izleyip denetleyebilecek bir kurumsal yapıya sahip değildir. Tasarıyla, bilirkişilik kurumunun tüm yargı kollarını kapsayacak bir kurumsal yapıya kavuşması sağlanmaktadır ve bir temel kanun, Bilirkişilik Kanunu oluşturulmaktadır. Bilirkişilik uygulamasında en dikkat çekici sorun mesleki yeterlilik konusundaki sorundur. Mesleğinde üç yılı tamamlamış, henüz daha mesleğinde yeterli bilgi birikimine sahip olmadan bilirkişi listelerine yazılan kişiler raporlar hazırlamaktadır ve bu raporlar da yargıya yön göstermektedir ve hak kayıplarına neden olmaktadır. Asıl liyakatli olan kesimlerin, mesleki tecrübesi fazla olan kişilerin de listelere yazılmadığını görmekteyiz. En önemli sorunlardan bir tanesi de teknik konu-hukuki konu ayrımı yapılmamaktadır uygulamada. Özellikle hukuki kanaatler belirtilmektedir. Raporların sonuçlarına baktığımız zaman, hâkimin vermesi gereken kararı bilirkişinin yargıya vararak verdiğini görmekteyiz. Bu da hak kayıplarına ve adaletin düzgün tesis edilmemesine neden olmaktadır.” Dedi.

Bilirkişiler Eğitime Tabi Tutulacak

Milletvekili Tunç bilirkişiliğe yönelik en önemli eleştirilerden bir tanesinin, bilirkişilerin bir bilirkişilik eğitimi almamaları, raporların bu nedenle usule uygun düzenlenmemesi olduğunu belirterek; “Bir standardının olmaması nedeniyle uygulamada çok önemli ve farklı sorunlar ortaya çıkmaktadır. Ek rapora ihtiyaç duyulmaktadır. İlk raporla hiç kimse yetinmemektedir. İtirazlar neticesinde ikinci rapora gidilmektedir. İkinci rapor geldiğinde de ilk raporla çeliştiği için üçüncü rapora tekrar gidilmektedir, üçüncü bilirkişiye. Üç farklı sonuca ulaşan bir bilirkişi görüşü karşısında hâkim ya üçüncüye göre karar vermektedir ya da dördüncü kez bilirkişiye göndermektedir çelişkileri gidermek için. Bu da tabii yargılamaları uzatmaktadır. Bilirkişi maliyetleri yargılama maliyetlerini artırmaktadır. Bir bilirkişi incelemesi için yerel mahkemede bir yıl, iki yıl… Bir de Yargıtay’dan bozulduğunu düşündüğümüzde, yeniden bilirkişi incelemesi ihtiyacı düşünüldüğünde bir dosyada belki 5, 6 kez bilirkişi raporuna ihtiyaç duyulmaktadır. Bu da yargıya olan güveni zedelemektedir.” Dedi.

Bilirkişiler Çoğu Zaman Bir Hâkim Yardımcısı Gibi Görev Yapıyor

Uygulamada bilirkişinin görev alanının belirlenmemesi ve bilirkişiye sorulacak soruların açık ve net bir şekilde ortaya konulmaması nedeniyle sorunlar yaşandığını söyleyen Milletvekili Tunç; “Bilirkişiler çoğu zaman bir hâkim yardımcısı gibi görev yapmaktadırlar, tomar hâlindeki bir dosyayı özetlemektedirler. Hâkim bu dosyayı iş yoğunluğundan dolayı belki yeterince inceleyememiştir. Bu bilirkişinin özetlediği dosyalı okuyup bilirkişinin vardığı kanaate göre de karar verebilmektedir. Bu da elbette ki hukuki değildir.” Dedi.

Sivil Toplum Kuruluşlarının Katılımını Sağlayan Bir Danışma Kurulu Oluşturuluyor

Tasarıyla bilirkişilik kurumsal bir yapıya kavuştuğunu ve bu öngörülen yapının da yargı bağımsızlığı ilkesine uygun bir yapı olduğunu belirten Milletvekili Tunç; “Bir üst kurul olarak sivil toplum kuruluşlarının da katılımını sağlayan bir Danışma Kurulu oluşturulmaktadır. Bu Danışma Kurulunun yargısal bir görevi bulunmamaktadır. Bilirkişilik uygulamalarına yönelik tavsiye niteliğinde kararlar alabilecek bir kuruldur ve bu kurulda Türkiye Barolar Birliğinden, mimar mühendis odalarından, Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonundan tüm sivil toplum kuruluşlarının burada temsili sağlanmaktadır. Asıl yargısal faaliyeti yapacak olan da bilirkişilik bölge kurullarıdır. Bilirkişilik bölge kurulları da her bölge adliye mahkemesinin yargı çevresinde oluşturulacaktır. HSYK tarafından atanacak olan bölge adliye mahkemesi üyesinin başkanlığında hâkim ve savcılardan oluşacaktır, gerek adli yargı gerek idari hepsi temsil edilmektedir. 6 kişilik bölge kurulu, bilirkişilerin seçimi, bilirkişilerin listeden çıkarılması, bilirkişilerin denetimiyle ilgili görevleri yapacaktır. Bu tamamen bir yargısal faaliyet olduğu için burada hâkim ve savcılarımız görev yapacaktır. Bilirkişi bölge kurulu kararlarına karşı da başvuru üzerine ya da resen denetleme mümkün olabilecektir. Bölge kurulunun kararlarına karşı da ayrıca itiraz ve dava yolu da vardır. İdari yargıda otuz gün içerisinde bölge kuruluna itiraz, eğer itiraz sonucunda yine tatmin olunamıyorsa idari yargıda süresi içerisinde dava açılabilecektir.” Dedi.

Daire Başkanlığı Sadece Sekreterya ve Teknik altyapı Sağlayacak

Bilirkişilik Daire Başkanlığının kurulmasının Eleştirilen hususlardan bir tanesi olduğunu söyleyen Milletvekili Tunç; “Daire Başkanlığı Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğüne bağlı olup Daire Başkanlığının görevi yargısal bir faaliyet değildir, o nedenle yargı bağımsızlığıyla ters düşen bir durum söz konusu değildir. Sadece sekreterya ve bilirkişilik müessesesine teknik altyapıyı sağlayacak olan bir birim olarak faaliyet gösterecektir.” Dedi.

Bilirkişilik Şirketine Tasarı Meydan Vermiyor

Burada özel hukuk tüzel kişileriyle ilgili olarak yapılan eleştirilere de değinen Milletvekili Tunç; “Bu, Sayın Adalet Bakanımız Bekir Bozdağ’ın da ifade ettiği gibi yeni bir durum değil, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 64'üncü maddesinde zaten tüzel kişilerin bilirkişilik yapabilecekleri mevcut. Burada aslında bir güvence getiriyoruz. Özel hukuk tüzel kişisinin bünyesinde çalışacak olan bilirkişiler de zaten gerçek kişi bilirkişilerin şartlarına haiz olacak. Dolayısıyla, gerçek kişi bilirkişi rapora imza koyanların hukuki ve cezai sorumlulukları olduğu gibi, özel hukuk tüzel kişisi şirketin de ayrıca hukuki sorumluluğu müteselsil sorumluluk olacak, böylece sorumluluk daha da genişlemektedir. Vatandaşlarımız için, hak arama hürriyeti için daha da uygun bir durum söz konusudur. Burada sadece bilirkişilik yapmak için bir şirket kurulamayacak. Bir şirket var, ticari işletmesine devam ediyor, başarılı bir şirket, bu şirket bilirkişilik de yapabilecek, aksi takdirde o zaman bilirkişilik şirketi oluşur, buna tasarı meydan vermiyor. Kamulaştırmayla ilgili değer tespitlerinin daha sağlıklı olabilmesi için Sermaye Piyasası Kurulu ilkelerinin göz önünde bulundurulması, gayrimenkul değerlendirme uzmanlarının burada komisyonlarda görev yapıyor olması da olumlu düzenlemelerdir. Yine, Adli Tıp Kurumunun ihtiyaçlar doğrultusunda yeniden geliştirilmesi gerekiyordu, bu anlamda da tasarı önemli bir boşluğu dolduruyor.” Dedi.
iOS ve Android uyumlu cihazlarınızdan Bartın'daki önemli gelişmelerden anında haberdar olun.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.