Tunç: Alacaklıyı da  borçluyu da koruyan düzenleme

“ALACAKLIYI DA BORÇULUYU DA KORUYAN BİR DÜZENLEME YAPIYORUZ”

TBMM Genel Kurulunda, karşılıksız çekte hapis cezasını kaldırarak, idari nitelikle yaptırımı öngören tasarının görüşülmesine başlandı. Milletvekili Tunç, 1985 yılına kadar, karşılıksız çeklerle ilgili, ceza hukukunun genel hükümlerinin uygulandığını ve karşılıksız çek keşide edenlere dolandırıcılık suçu nedeniyle ceza verildiğini, 1985 yılında çıkarılan 3167 sayılı Kanun'un ilk hâlinde, karşılıksız çek keşide etme fiilinin yaptırımının bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası olarak öngörüldüğünü hatırlatarak, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin ek 4 numaralı protokolüne paralel olarak 2001 yılında Anayasa'da "Hiç kimsenin yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirmemesinden dolayı özgürlüğünden alıkonulamayacağına" ilişkin düzenlemeden sonra ve çağdaş ceza hukukunda "Ekonomik suça ekonomik ceza" ilkesinin doğması nedeniyle 2003yılında 3167 sayılı Kanun'da 4814 sayılı Kanun'la değişiklik yapılarak karşılıksız çek suçunu ilk kez işleyenler için para cezası, tekrar işleyenler için ise hapis cezası getirildiğini, Ancak, bu değişikliğe rağmen karşılıksız çek keşide etme fiiline mükerrirler bakımından hapis cezası uygulanmasının uygulama ve doktrinde eleştirilmeye devam ettiğini söyledi. Bu eleştirilerin temelinde karşılıksız çek keşide etme fiiline hapis cezası uygulanmasının ceza hukukunun ölçülülük ve hapis cezasının son çare olması ilkelerine aykırı olmasının yer aldığını belirten Milletvekili Tunç, Ayrıca Anayasa'nın 38'inci maddesinde yer alan "Hiç kimsenin yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı özgürlüğünden alıkonulamayacağına" ilişkin hükmün de bu eleştirileri desteklediğini bu nedenle, 2009 yılında uygulamada çıkan sorunları çözmek ve doktrindeki eleştirileri karşılamak maksadıyla 5941 sayılı Çek Kanunu ile de karşılıksız çek keşide etme fiiline yaptırım olarak adli para cezasının öngörüldüğünü, ancak adli para cezasının ödenmemesi durumunda infaz aşamasında hapis cezasına dönüştüğünden "Ekonomik suça ekonomik ceza" ilkesiyle ilgili eleştirilerin tekrar yoğunluk kazandığını söyledi.

Muhtelif zamanlarda yapılan bir çok değişikliğe rağmen çekle ilgili tartışmaların azalmadığını, çekin hem alacaklılar açısından hem de borçlular açısından sorun olmaya devam ettiğini, bu sorunları ve eleştirileri ortadan kaldırmak, uluslararası sözleşmelere ve Anayasa'mızın 38'inci maddesine uyumu sağlamak, hem de karşılıksız çek davaları nedeniyle mahkemelerimizin iş yükünü azaltmak ve yargının hızlandırılması ve vatandaşlarımızın adaletin gecikmesinden doğan sıkıntılarını gidermek maksadıyla bu tasarının gündeme getirildiğini söyledi.

Tasarıyla karşılıksız çek keşide etme eylemi için öngörülen adli yaptırımın idari yaptırıma dönüştürülmekte olduğunu belirten Milletvekili Tunç, “Karşılıksız çek keşide eylemini gerçekleştirenlere çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı öngörülmektedir. Çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararının cumhuriyet savcıları tarafından verileceği ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu hükümlerinin uygulanacağı öngörülmektedir. İdari yaptırım süreci de şikâyete bağlı olarak başlayacaktır. Karşılıksızdır işlemi yapılması üzerine hamil, cumhuriyet savcısından çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağına karar verilmesini talep edebilecektir. Cumhuriyet savcısı, Kabahatler Kanunu'nun hükümlerine göre çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağına karar verecektir. İdari yaptırım kararı, aleyhine yasak kararı verilen kişiye tebliğ edilecek, karara karşı da Kabahatler Kanunu hükümlerine göre başvuru yoluna gidilebilecektir.” Dedi.

Çek bedelinin ödenmesi durumunda, idari yaptırım kararı talebinin geri alınması durumunda ve on yıllık azami sürenin geçmesi hâllerinde de idari yaptırım kararının ortadan kalkacağını belirten Milletvekili Tunç, Yürürlükteki kanuna göre verilmiş olan çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararlarının da uygulanmaya devam edeceğini, Kısaca artık karşılıksız çek fiiline adli para cezası ve sonucunda da hapis cezası yerine çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağının getirilmekte olduğunu, bu cezanın da hem çeke olan güvenin devam etmesini sağlayacak hem de karşılıksız çek keşide ederek piyasayı dolandırmak isteyenlerin önüne geçecek önemli bir tedbir olduğunu ve tasarının muhalefet partilerine mensup milletvekillerimizin teklifleriyle de örtüşmekte olduğunu söyledi.

Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonu adli yaptırımın kaldırılması gerektiğini açıkladığını belirten Milletvekili Tunç, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinin de Risk Merkezinin hayata geçmesi şartıyla tasarıyı uygun bulduğunu, 13 Şubat 2011 tarihli 6111 sayılı Kanun'la Bankacılık Kanunu'na eklenen ek maddeyle Türkiye Bankalar Birliği nezdinde Risk Merkezinin kurulduğunu, Merkezin amacının kredi kuruluşlarıyla bazı finansal kuruluşların müşterilerinin risk bilgilerini toplamak, bilgileri bu kuruluşlarıyla gerçek veya tüzel kişilerin kendileriyle ya da onay vermeleri şartıyla özel hukuk tüzel kişileriyle de paylaşılmasını sağlamak olduğunu, 2009 değişikliği sırasında adli yaptırımın kaldırılmamış olmasının en önemli nedeninin bu Risk Merkezinin kurulmamış olması nedeniyle alacaklıların mağdur olmasından duyulan endişe olduğunu, Risk Merkezinin kurulması ve işlemesiyle çek sahibinin ekonomik durumunun, çek hesabıyla ilgili geçmişinin alacaklılar tarafından görülüp kontrol edilebileceğini, dolayısıyla çekle alışveriş yapacak olan kişilerin daha güvenli bir ortamda ticaret yapmasının önünün açılacağını, Risk Merkezinin çalışmaya başlamasıyla ve bu tasarının uygulanmaya başlamasıyla artık ülkemizde "çek mağduru" tabirinin büyük ölçüde ortadan kalkmış olacağını, Ticaret hayatının daha güvenli, daha düzgün bir ortama kavuşacağını, kötü niyetli kişilerden, çek hesabı açarak piyasayı dolandırmaya çalışanlardan arındırılmış olacağını söyledi.

Tasarının alacaklının mağduriyetini koruyan hükümleri içermekte olduğunu belirten Milletvekili Tunç, Ayrıca, hazırlanacak olan önergelerle de bu konuda yeni güvenceleri birlikte bugün görüşüp tasarıya ilave etme imkânının da olacağını, Öncelikle geçici 3'üncü maddede eski çeklerin hukuki geçerliliğinin devam edeceği hüküm altına alınarak bu konuda da ortaya çıkacak mağduriyetlerin önüne geçilmesinin sağlandığını söyledi.
Tasarının görüşmeleri sırasında gündeme gelecek olan, hazırlanmakta olan önergeyle de karşılıksız çek keşide eden ve bunu sürekli alışkanlık hâline getirmiş, mal varlığını alacaklıdan kaçırmış kötü niyetli çek borçluları için ceza hukukunun genel hükümleri gereğince işlem yapılacağı, dolayısıyla bu şahıslar için hapis cezası riskinin devam edeceği yönünde bir düzenleme yapılarak alacaklıların mağduriyetinin önüne geçilmiş olacağını belirten Milletvekili Tunç, yine cezai soruşturmayı beklediği için icra takibine konu edilmemiş karşılıksız çeklerin zaman aşımı sorununu da çözecek düzenlemeyle ilgili, ilgili kanunda bir değişiklik yapılabilecektir.” Dedi.

Tasarıyla bankaların her bir çek yaprağı için 700 lira ödemekle yükümlü olduğu sorumluluk miktarının Komisyonda bin liraya çıkarılarak alacaklıların mağdur olmaması için bankaların çek defteri verirken daha özenli davranmalarının sağlanmış olacağını belirten Milletvekili Tunç; "Bankaların sorumluluğunu daha çok artıralım ve alacaklı güvencede olsun." yönünde kamuoyunda öneriler var. Ancak bankalar her bir çek yaprağı için sorumlu tutulacakları miktar kadar çek hesabı açmak isteyen kişiden teminat isteyeceklerinden bankaların bir kaybı söz konusu olmayacak ancak bunun yanında çek hesabı açma ve çek defteri verme yönünden çok istekli davranmayacaklarından piyasadaki çek miktarını ve çek kullanımını olumsuz yönde etkileyecek ve bu da teminat gösteremeyen küçük esnafın zararına olacaktır. O nedenle bankaların sorumluluğu her bir çek yaprağı için bin lira olarak belirlenmiş olmasının yerinde bir düzenleme olduğunu söyledi.
Milletvekili Tunç; “Risk Merkezinin devrede olmasıyla birlikte tasarının ticaret hayatına olumlu etkileri olacağı gibi borçlunun karşılıksız çek bedeli kadar devlete para cezası ödemek zorunda olmayacağından bu parayı devlete değil alacaklıya ödeyecek ve alacaklının alacağına kavuşması ihtimali eskiye göre daha da artacaktır. Tasarıyla yaptırımların orantılı olması ve ceza hukukunun son çare olması ilkelerine uyum sağlanacaktır.” Dedi.

Kendi adına ya da kurduğu fason şirketler adına çek hesapları açtırıp yüzlerce çeki keşide ederek piyasayı dolandıran, şirketlerinin içini boşaltan kötü niyetli şahısların aslında kastının dolandırıcılık olduğunu belirten Milletvekili Tunç; “Mevcut düzenlemede karşılıksız çek suçu şeklî bir suç olarak görüldüğünden bu şahıslar kasten işledikleri bu suçtan ceza hukukunun genel hükümleri gereğince yargılanmaları gerekirken karşılıksız çek keşide etme suçunun şeklî bir suç olması nedeniyle kasıt aranmamaktadır. İşte, tasarıyla bu sorun da ortadan kaldırılmaktadır. Karşılıksız çek keşide etme suçunun uygulamada şeklî bir suç olarak görülmesi ve bu suçun esasen kasten işlenebilecek bir suç olmasına rağmen kişinin kastının aranmamasından kaynaklanan olumsuzluklar da yine bu tasarıyla giderilmiş olacak, bu konuda da alacaklıların mağduriyeti giderilmiş olacaktır.” Dedi.

Karşılıksız çek davalarının AK PARTİ'li yıllarda arttığına ilişkin ifadelerin gerçeklerle hiçbir ilgisinin bulunmadığını belirten Milletvekili Tunç; “muhalefet sözcüleri, ekonomide taş üstüne taş koymadığımızı söylediler. Taş üstüne taş koyduğumuz için, Türkiye bugün artı 9 büyüyerek dünyada büyüme rekorları kıran bir ülkedir. Siz ne derseniz deyin. Ve AK PARTİ iktidarı taş üstüne taş koyduğu için bugün 3'üncü kez iktidara yüzde 50'yle gelmeyi başaran bir iktidardır.” Dedi.

Milletvekili Tunç, konuşmasında; “AK PARTİ'nin iktidara geldiği 2002 öncesi Koalisyon Hükûmeti dönemini, hatırlamak bile istemiyoruz o kriz günlerini. Dünyada kriz yokken Türkiye'nin krizlerle boğuştuğu o günleri artık unutalım diyoruz, hatırlamak istemiyoruz. O yıllarda, 2002 öncesi Koalisyon Hükûmeti dönemi ile AK PARTİ'li yılları karşılaştırdığımızda, karşılıksız çeklerle ilgili olarak rekorun 1999, 2000, 2001 ve 2002 yıllarında olduğunu görmekteyiz, 1999 yılında açılan 320 bin dava. Bakınız, bir yılda 320 bin dava açılmış ve bu davalarda 337 bin kişi yargılanmış. 2000 yılında 262 bin dava açılmış ve bu davalarda 281 bin kişi yargılanmış. 2001 yılında açılan dava sayısı -bakınız 2001'de bir rekor var- 307 bin olmuş ve yargılanan kişi sayısı 327 bin olmuş. 2002 yılında 177 bin dava açılmış, 191 kişi yargılanmış, MHP, DSP, ANAP Koalisyon Hükûmeti döneminde. Dört yılda 1 milyon 68 bin 222 dava açılmış, bu davalarda 1 milyon 137 bin kişi yargılanmış. Dört yılda 1 milyon 68 bin, bunu aklımızda tutalım. AK PARTİ’li yıllara baktığımızda: 2003 yılında açılan dava sayısı 131 bin, 2004'te açılan 123 bin, 2005'te açılan 97 bin, 2006'da 128 bin, 2007'de 142 bin, 2008'de 211 bin, 2009'da 159 bin, 2010'da 105 bin dava açılmış, sekiz yılda toplam 1.114 bin dava açılmış. Yani dört yılda açılan dava sayısıyla sekiz yılda açılan dava sayısının birbirine eşit olduğunu burada görmekteyiz. AK PARTİ Hükûmetlerinden önceki dört yıllık sürede yılda ortalama 267 bin dava açılırken son sekiz yılda ortalama 141 bin dava açılarak karşılıksız çek davalarında işlem sayısındaki artışa rağmen, yıllık ortalamada yarı oranında bir azalma söz konusudur.” Dedi.
Tasarının, uluslararası sözleşmelere ve Anayasa'ya uyumu sağlamakta olduğunu, alacaklının mağduriyetini giderecek hükümler içerdiğini belirten Milletvekili Tunç, Dünyanın hiçbir ülkesinde uygulanmayan, aslında bir ödeme aracı olması gereken çekin hapis cezası güvencesi nedeniyle vadeli bir ödeme aracı olarak kullanılması ve bu nedenle piyasada olumsuzluklara ve dolayısıyla hem alacaklıların hem de borçluların mağduriyetine yol açılması bu tasarıyla önlenmiş olacaktır.” Dedi.

Tasarının tümü üzerinde MHP Grubu adına konuşan İstanbul Milletvekili Celal Adan, bu tasarının ticari hayat açısından son derece önemli olduğuna işaret ederek, düzenlemenin tarafların haklarını adil bir şekilde koruması ve düzenlemesi gerekirken, güveni tesis etmekten son derece uzak olduğunu iddia etti.

BDP Grubu adına konuşan Grup Başkanvekili Hasip Kaplan, bu düzenlemenin çekini ödeyemeyenleri hapis cezasından kurtaracağını söyledi. Bu konuda bankaların sorumluluğuna dikkati çeken Kaplan, “Bankalar milli piyango gibi çek defteri dağıtmasın” dedi. Kaplan, yetersiz bulmalarına rağmen bu tasarıyı kabul edeceklerini söyledi.

Adalet Komisyonu Başkanı Ahmet İyimaya da komisyon adına yaptığı konuşmada, parlamentonun cezayı yok etme yetkisini kullandığını söyledi. İyimaya, “Karşılıksız çek eylemi suç olmaya devam etsin mi, yoksa suç olmaktan çıkarılarak bir özgürlük alanı mı üretilsin” sorusuna yanıt arandığını ifade etti.

Kişilerarası ilişkilerden kaynaklanan borçların yerine getirilmemesi eyleminin, hukuk tarihi sürecinde farklı yaptırımlara bağlandığını anlatan İyimaya, “Bugün yapılan düzenleme bağlayıcı hukuk normları açısından uygun bir düzenlemedir. Parlamento doğruyu yapıyor” dedi.

iOS ve Android uyumlu cihazlarınızdan Bartın'daki önemli gelişmelerden anında haberdar olun.


Anahtar Kelimeler:
Yılmaz TunçÇek Kanunu
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
mustafa fehmi kubilay 9 yıl önce

sayın milletvekili bartna yaptıklarınız gerçekten saymakla bitmez...hükümetiniz sayesinde bartınlılar huzur içerisinde...işsizlik sorunu diye bir sorun yok,göç tersine döndü açılan fabrikalar sayesinde nüfusumuz ikiye katlandı,termik santrale karşı gösterdiğiniz duruş takdire değer.sayenizde rüzgar santralleri çevreye zarar vermeden fıldır fıldır dönüyor.bartınlıların milli gelirden aldığı pay ülke ortalamasının 10 katı..eğitimde ,sağlıkta,ekonomik gelişmişlikte,huzur ortamında bartın ilk 3 il arasında yer almaktadır...sizi adalet komisyonunda değil adalet bakanı olarak görmek arzusundayız.hatta en büyük isteğimiz başbakan olarak bizi temsil etmeniz...