Tunç: Kimse rahatsız olmamalı

“YARGI BAĞIMSIZLIĞI VE HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜNÜN TESİSİNDEN KİMSE RAHATSIZ OLMAMALI”

Milletvekili Tunç, Demokrasinin hukuk yoluyla varlık kazandığı demokratik hukuk devletinde hukukun evrensel ilkelerine saygı, hak arama yollarının açık tutulması, bireysel hak ve özgürlüklerin korunması, devletin hukuka bağlılığının güvence altına alınması ve bu değerlerin hayata geçirilmesi anayasa, yasalar ve bağımsız bir yargıyla mümkün olabileceğini belirterek; AK Partinin iktidara geldiği 2002 yılından bu yana toplumsal düzenin teminatı olan adalet sistemine azami ölçüde güvenin tesisini sağlayacak çok önemli adımların atıldığını, adalet hizmetlerinin yürütüldüğü fiziki mekanların iyileştirilmesi, teknolojinin adaletin hizmetine sunulmasıyla yetinilmediğini, başta ceza adalet sistemimiz olmak üzere mevzuatımızın, önemli temel kanunlarımızın çağın gerekleri ve hukukun üstünlüğü esas alınarak büyük bir değişim ve dönüşüme tabi tutulduğunu ifade etti.

2002 yılında sadece 1 milyar bütçesi olan Adalet Bakanlığının bu gün 5 milyar lirayı aştığını, 2002 yılından önce bodrum katlarda, merdiven altlarında, daktilo sesleri ve karbon kağıtları arasında görülmeye çalışılan adalet hizmetlerinin bu gün bilgisayarlarla donatılan UYAP sistemiyle adeta teknoloji üssü haline getirilen Adalet saraylarında görülmeye başladığını belirten Milletvekili Tunç; 12 eylül 2010 referandumuyla Anayasa’da gerçekleştirilen değişikliklerin yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı ilkeleri ile hukuk devleti ilkelerini güçlendirdiğini söyledi.

Anayasa Mahkemesinin yapısının demokratik hukuk devleti ilkesine uygun hale getirildiğini, bireysel başvuru hakkının getirilmesiyle insan hakları  açısından ülkemiz adına önemli bir adımın atıldığını  belirten Milletvekili Tunç, HSYK’nın yapısında gerçekleştirilen değişikliklerin hukukun üstünlüğünün tesisi, yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı ilkelerini güçlendirdiğini, HSYK konusunda yapılan eleştirilere katılmanın mümkün olmadığını belirtti.

HSYK’nın  üye sayısının 7 iken 22’ye çıkarıldığını hatırlatan Milletvekili Tunç, “7 üyeli tek bir kurul şeklinde çalışan HSYK’mı, demokratik hukuk devleti ilkesine uygun yoksa  22 üyeli üç daire ve genel kurul şeklinde çalışan bir HSYK’mı?” dedi.

“Eski düzenlemeye göre tüzelkişiliği olmayan, ayrı bütçesi olmayan, müstakil binası olmayan tamamen her şeyiyle Adalet Bakanlığına bağlı HSYK’mı yargı bağımsızlığı ilkesine uygun, yoksa referandumdan sonra  idari ve mali özerkliğe kavuşmuş, ayrı bütçesi olan,  müstakil binası olan, idari personeli Adalet Bakanı tarafından değil de, kurulun Başkanvekili tarafından atanan HSYK’mı?” diyen Milletvekili Tunç konuşmasına şöyle devam etti;

“Üyelerinin tamamı yalnızca Yüksek Yargıdan gelen HSYK’mı demokratik hukuk devleti ilkesine uygun, yoksa, yüksek yargının yanında ilk derece mahkemelerinde görev yapan hakim ve savcılar ile Türkiye Adalet Akademisinden, hukukçu öğretim üyelerinden ve Avukatlardan da üye seçilerek daha geniş tabanlı bir yapıya kavuşan HSYK’mı?

Eski HSYK’da teftiş kurulu Adalet Bakanına bağlıydı. Şimdi ise teftiş kurulu Adalet Bakanından alınarak kurula devredildi. Teftiş kurulunun Adalet Bakanına bağlı olduğu bir HSYK’mı  yürütmenin emrinde olur, yoksa Teftiş kurulunun, kurula bağlandığı  bir HSYK’mı yürütmenin emrinde olur?

Eski HSYK’da, Teftiş Kurulu Başkanı, Başkan Yardımcıları  ve müfettişler Bakan tarafından atanıyordu. Yeni düzenlemeye göre bunlar artık HSYK genel kurulu tarafından atanıyor, Bakanın yetkileri kurula devredildiği halde, yargının yürütmenin emrine girdiğini savunmak hedef saptırmaktan başka ne olabilir?

Hakim ve Savcıların denetimi ve soruşturmasının yalnızca Bakanın izniyle gerçekleştirilmesi mi yargı bağımsızlığı ilkesine uygun, yoksa, bunun değiştirilerek, yeni düzenlemeyle, HSYK üçüncü dairesinin teklifi ve başkanın oluruyla gerçekleşmesi mi yargı bağımsızlığı ilkesine daha uygun?

Sekreteryası  Adalet Bakanlığı tarafından yürütülen bir HSYK’mı  yürütmenin emrindedir, yoksa yeni düzenlemeye göre Sekreteryanın, Kurula bağlı Genel Sekreterlik tarafından yürütülmesi ve Genel Sekreterin, Genel Kurulun teklif ettiği 3aday içinden Başkan tarafından atanması mı? Kararları yargı denetimine kapalı olan bir HSYK’mı hukuk devletini güçlendirir, kararları yargı denetimine açılan bir HSYK’mı?

Eski düzenlemeye göre Adalet Bakanı kurulun her toplantısına katılıyordu.  Referandumdan sonra ise Bakan artık daire toplantılarına katılamıyor. Sadece Genel Kurul toplantılarına katılabiliyor. Hakimlerin disiplin işleriyle ilgili Genel Kurul toplantılara katılamıyor ve oy dahi  kullanamıyor.Üyelerin suç ve disiplin işleriyle ilgili Genel Kurul toplantılarına katılamıyor ve oy kullanamıyor. Eskiden Adalet bakanı hakim ve savcıların disiplin işlerinde bu derece etkili iken bu etkinin kaldırılmasıyla mı yargı yürütmenin emrine giriyor. Bu iddialar gülünç iddialardır, bunları sizler tekrarladıkça hem yargı camiası hem de milletimiz sizin niyetinizi çok iyi anlıyor.

Eskiden Adalet Bakanı müsteşarı kurul toplantılarına katılmadığı  zaman HSYK kilitleniyordu. Şimdi Müsteşar katılmasa da toplantılar yapılabiliyor, Hangisi yargı bağımsızlığı ve hukuk devleti ilkesine uygun. Avrupa Birliği ilerleme raporunda da ifade edildiği gibi Bakanın ve müsteşarın HSYK üzerindeki etkisi ortadan kaldırıldığı halde temcit pilavı gibi ısıtıp ısıtıp, bu kürsüden gerçeklerle alakası olmayan ifadeler kullanmanız sizlere de hiçbir şey kazandırmaz. “

Siz gerçekleri göremiyor olabilirsiniz, ancak milletimiz gerçekleri çok iyi görüyor diyen Milletvekili Tunç; “işte bunun için milletimiz 12 eylül 2010’da Yargının tarafsızlığını ve bağımsızlığını sağlayan değişikliklere onay verdi.  İşte bunun için milletimiz ülkemizdeki demokratik standartları yükselten, hukuk devleti ilkesini güçlendiren Anayasa değişikliklerine Evet dedi.” Şeklinde konuştu.

“Bu ülkede hukuk dışına çıkanlardan, milletin aleyhinde komplolar üretenlerden, çetelerden, mafyalardan hesap sorulmasını isteyen bir yargı sistemini arzu eden bu milletin bu isteğine karşı durmak, milli iradeyi, demokrasiyi ve hukuku içine sindirememektir.” Diyen Milletvekili Tunç; “Türkiye'nin ''kendi örgütümün dışında hakim-savcı mı alayım'' diyen Adalet Bakanları, ''adalet cüzdan ile vicdan arasında sıkıştı'' diyen yüksek yargı organı başkanı ve ''onama mı, bozma mı istersin'' diyen yargıçlar gördüğünü ileri süren Tunç, bu manzaraların artık yaşanmadığını, Türkiye'de hukukun üstünlüğünün AK Parti ile tesis edildiğini söyledi.

iOS ve Android uyumlu cihazlarınızdan Bartın'daki önemli gelişmelerden anında haberdar olun.


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.