Tunç Memursen Yöneticilerine Yeni Anayasayı Anlattı

AK Parti Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç, AK Parti Bartın İl Başkanı Hüseyin Manav ile birlikte Memursen Konfederasyonuna bağlı sendikaların Bartın’daki yöneticileri ile biraraya gelerek, Anayasa değişikliği süreci hakkında açıklamalarda bulundu.

Memursen Bartın İl Başkanı Mustafa Dağdeviren ve Memursen’e bağlı sendikaların Bartın il temsilcilerinin katıldığı toplantıda konuşan Milletvekili Tunç, TBMM’nin gündeminde bulunan Anayasa değişikliği ile ilgili açıklamalarda bulunarak; “Anayasa değişikliği teklifimizin en önemli özelliği, yürütmeyi iki başlı olmaktan çıkarmasıdır. Cumhurbaşkanının halkoyu ile seçilmesi nedeniyle halka karşı siyasi sorumluluğunun bulunması ve geniş icrai yetkileri nedeniyle gelecekte, yürütmenin diğer tarafı olan Başbakan ve Bakanlar Kurulu ile aralarında yaşanacak muhtemel devlet krizini ortadan kaldıran bir değişikliktir.” Dedi.

Kuvvetler Ayrılığı ilkesine en uygun hükümet sistemi

Değişiklik teklifine göre Yürütme yetkisinin halkoyu ile seçilen Cumhurbaşkanına verildiğini belirten Milletvekili Tunç, “Cumhurbaşkanı bu yetkisini yardımcıları ve parlamento dışından atayacağı bakanlar ile kullanacaktır. Yasama yetkisi ise münhasıran Meclis’te olacaktır. Cumhurbaşkanının yasa teklif etme yetkisi olmayacaktır. Yasama yürütmeden tamamen ayrı, Kuvvetler ayrılığı ilkesine daha uygun bir hükümet sistemi öngörülmektedir.” Dedi.

Yargının tarafsızlığı

Anayasa değişikliği teklifi ile yargı alanında da önemli değişiklikler yapıldığını belirten Milletvekili Tunç, öncelikle Yargı bağımsızlığı ilkesine “tarafsızlığı” şeklinde ekleme yapılarak yarığının tarafsızlığına ayrıca vurgu yapılmaktadır. 2010 anayasa değişikliği ile HSYK seçim usulünde yapılan düzenlemeler sonucu ilk derece mahkemelerinde yapılan seçimler yargıda gruplaşmalara neden olmuştur. Oysa kanun koyucu HSYK’nın çoğulcu bir yapıda olmasını istemişken, Anayasa mahkemesinin seçim usulüne ilişkin maddedeki iptali nedeniyle, liste usulüne dönülerek çoğunlukçu bir yapı ortaya çıkmış ve bu da yargı darbesine varıncaya kadar büyük sorunlara yol açmış, ilk derece mahkemelerinde gruplaşmalara neden olmuştur. Bu nedenle HSYK seçim usulünde değişiklik yapılması zorunludur. Anayasa değişikliği ile HSYK üye sayısı 22’den 12’ye düşürülmekte, 5’i Cumhurbaşkanınca, 6’sı da TBMM tarafından seçilecektir. Anayasa Mahkemesindeki asker kökenli üyeler de çıkarılarak AYM üye sayısı 17’den 15’e düşürülmekte bu da sivilleşme adına önemli bir adımdır.” Dedi.  

Parlamenter sistemde  Cumhurbaşkanlığı, ülkenin ve milletin bütünlüğünü temsil eden sembolik ve temsili yetkilerin dışında bir yetkiye sahip olmayan sorumsuz bir makam olarak öngörüldüğünü, İç ve dış siyasetin temel belirleyicisinin ise  parlâmentoya karşı sorumlu olan hükümet ve onun başındaki başbakandır diyen   Milletvekili Tunç, ”1982 Anayasasını yapan askerî irade, Cumhurbaşkanlığı makamını güçlü yetkilerle donatarak parlâmenter hükümet sisteminden bilinçli olarak sapmıştır. 1982 Anayasası’nın 8.maddesine göre yürütme yetkisi Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu tarafından kullanılır. Anayasanın “yürütme” bölümünde “Cumhurbaşkanı” ve “Bakanlar Kurulu” na ait yetkiler ayrı ayrı sayılarak iki başlı bir yürütme öngörülmüştür. 1982 Anayasasını yapan askeri yönetimin zihnindeki devlet başkanlığı makamı, parlamenter sistemde olması gereken sembolik konumun çok ötesinde, seçilmiş devlet organları üzerinde güçlü bir vesayet rolü oynayacak, partiler-üstü bir makamdı. Bu makamın da gelecekte, siyaset kökenli bir şahıs tarafından değil, tercihen eski bir asker, hiç değilse silâhlı kuvvetlerin güven ve onayına sahip bir sivil tarafından doldurulacağı hesaplanmıştı. Bu hesap nedeniyle 1982 Anayasası, Cumhurbaşkanına, parlâmenter sistemle bağdaşmayacak genişlikte yetkiler vermiş, Anayasanın 104’üncü maddesinde, Cumhurbaşkanının, yasama, yürütme ve yargı alanına ilişkin yetkilerini ayrıntılı bir şekilde saymıştır. Bu yetkilere baktığımızda sembolik yetkilerin yanısıra Üniversiteler, Yargı gibi birçoğu önemli siyasî içerik taşıyan  yetkilerdir.” Dedi.

Cumhurbaşkanlığı Seçimleri krizlerle anılmaktadır

1982 Anayasası öncesinde de sonrasında da Cumhurbaşkanlığı seçimleri, siyasi tarihimizde krizlerle muhtıralarla, darbelerle, bildirilerle anılmaktadır şeklinde konuşan Milletvekili Tunç, “Çünkü, seçilmişlerin üzerinde vesayet rolü oynayacak aday üzerinde uzlaşılmadığında Cumhurbaşkanı adayları tehditlerle adaylıktan vazgeçirilmiş, meclisin Cumhurbaşkanı seçememesi için gerekli her türlü manevralar yapılmış, hukuk skandalları ile seçimler engellenmeye çalışılarak, siyaset kurumu Cumhurbaşkanını seçemiyor gerekçesi ile Cumhurbaşkanlığı seçimleri darbelerin gerekçesi yapılmıştır.” Dedi.

367 dayatması ve Cumhurbaşkanının Halkoyu ile seçilmesi

Milletvekili Tunç konuşmasında: “11. Cumhurbaşkanının seçimi öncesinde de Çankaya üzerinden vesayet kurgulamaya alışık çevreleri yine bir telaş sarmış, “tehlikenin farkında mısınız” sloganları ile yapılan mitingler, 27 nisan  bildirisi ve 367 şartının dikte edilmesi karşısında dik duran AK Parti iktidarı, Cumhurbaşkanlığı Seçimlerinin kriz olmaktan çıkarılması için Anayasa değişikliği yolunu açarak, Cumhurbaşkanının halkoyu ile seçilmesini sağlamıştır. Yapılan halkoylamasında Milletimiz, “bundan sonra Cumhurbaşkanını ben seçeceğim, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin kriz olmasını istemiyorum” diyerek  bir demokrasi reformuna imza atmıştır. Ve bunun da ilk uygulamasını 10 Ağustos 2014’te; Recep Tayyip Erdoğan’ı ilk turda Türkiye Cumhuriyeti’nin halkoyu ile seçilen ilk Cumhurbaşkanı yaparak göstermiştir.” Dedi.

2007 Anayasa değişikliği hükümet sistemini başkanlık sistemine yaklaşmıştır

2007 yılında gerçekleştirilen Anayasa değişikliği ile Cumhurbaşkanının görev ve yetkileri ile, yasama ile yürütme arasındaki ilişkileri düzenleyen hükümlerde bir değişiklik yapılmamış olması, Cumhurbaşkanına tanınan yetkiler nedeniyle zaten “zayıf parlamenter sistem” olarak anılan hükümet sistemimizi “yarı-başkanlık sistemine” çevirmiş, “başkanlık sistemine” yaklaştırmıştır şeklinde konuşan Milletvekili Tunç, “Cumhurbaşkanını halk seçtiği için halka karşı siyasi sorumluluğu vardır, anayasada yürütme ile ilgili olan yetkilerin önceki Cumhurbaşkanları tarafından kullanılmaması nedeniyle alışık olmadığımız şekilde Sayın Cumhurbaşkanımızın anayasal yetkilerini kullanması bazı çevrelerde fiili durum yapıyor eleştirisine yol açmıştır. Oysa söz konusu olan fiili durum değil kaynağını mevcut anayasadan alan yetkilerin kullanılmasından ibarettir.” Dedi.

Cumhurbaşkanı ile Başbakan uyumlu olduğu için günümüzde sistem krizi yok, gelecekte bu uyum olmaz ise çözümü mümkün olmayan büyük krizler ortaya çıkar

Günümüzde sistem krizinin olmamasının nedeni, Cumhurbaşkanımızın kurucu lideri olduğu AK Parti’nin parlamentoda çoğunlukta olması, Başbakanımızla uyumlu bir çalışma sergilenmesidir diyen Milletvekili Tunç;  “Şu andaki uyumun sonsuza kadar devam edeceğini düşünebilir miyiz?, Farklı bir siyasal tabloda çıkması muhtemel gerilimlerin anayasal mekanizmalar içinde çözümü çok zor olacaktır. Parlamenter sistemde bile 2001’de Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ile Başbakan Bülent Ecevit arasında çıkan gerilimin ülke ekonomisine nelere malolduğunu unutmamamız gerekir. Halkın seçtiği ve yürütme ile ilgili yetkileri olan Cumhurbaşkanı ile yürütmenin başında bulunan halkın seçtiği Başbakan adeta bir arabanın  direksiyonundaki iki şoför gibidir. Farklı siyasi eğilimlerde oldukları ya da aralarında uyum olmadığı takdirde direksiyonun farklı taraflara çevrilmesi durumunda o arabanın devrilmesi mukadderdir.” Dedi.

Anayasa’da Cumhurbaşkanının konumuna uygun bir hükümet modelini belirlemek zorundayız

Milletvekili Tunç: “O nedenle, ya Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesine ilişkin anayasa hükmünü değiştirmemiz gerekecek, -ki bu mümkün değildir- milletimiz “bu yetkiyi ben kullanacağım, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin kriz vesilesi yapılmasını istemiyorum” diyerek bu yetkiyi uhdesine almıştır. Bu yetkinin geri alınması mümkün olamayacağına göre; Yapacağımız iş; Anayasa’da Cumhurbaşkanının konumuna uygun bir hükümet modelini belirlemek zorundayız.” Dedi.

Hükümet Sistemi değişikliği rejim değişikliği değildir

Hükümet sistemi değişikliği rejim değişikliği değildir diyen Milletvekili Tunç;  “Parlamenter Sistem’de, Yarı Başkanlık sistemi de, Başkanlık sistemi de Anayasa değişikliği teklifimizle önerdiğimiz “Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi” de demokratiktir ve Cumhuriyet rejiminin içerisindedir. Hangisinin tercih edileceği kurucu iktidarın yani Meclisin ve nihayetinde milletin yetkisindedir. Demokrasi ve Cumhuriyetin en bariz özelliği, Yasama-yürütme ve yargının birbirinden bağımsız olması yani hepimizin mutabık olduğu “kuvvetler ayrılığı” ilkesidir. Yürütme’nin yasamanın içinden çıktığı parlamenter sistemde kuvvetler ayrılığı zayıftır. Yürütmenin ayrı, yasamanın ayrı seçildiği Başkanlık sistemi ise kuvvetler ayrılığı ilkesine en uygun sistemdir.” Dedi. 

Diktatörlük eğilimi olmayan bir hükümet sistemi

Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde Parlamento daha güçlüdür diyen Milletvekili Tunç; “Parlamentonun koyduğu kanunlar çerçevesinde icrai görev yapabilen, parlamentonun onayladığı bütçe ile sınırlı olarak halka hizmet eden, seçimle gelip seçimle gidecek olan Cumhurbaşkanın diktatör olacağını iddia etmenin mantıki hiç bir izahı yoktur.” Dedi.

İstikrar ve kalkınma

Çok partili demokratik siyasi hayatımızda parlamenter hükümet sistemi nedeniyle her 1,5 yıla bir hükümet düşmektedir diyen Milletvekili Tunç, “bu da siyasi istikrarsızlığa ve ekonomik krizlere yol açmakta, ekonomik krizler güvenlik sorunlarını tetiklemekte, güvenlik sorunları vesayet kurumlarını güçlendirmekte, vesayetçi anlayış belli aralıklarla darbelere yol açmakta, demokrasimizi zayıflatmakta, ülkemizin iç sorunları ile boğuşması nedeniyle, dış politikada etkisizleştirmektedir.  Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde ise koalisyon ihtimali yoktur ve istikrar üretir. İstikrarın sonucu da kalkınmadır, halkın refahının artması, ülke ekonomisinin katlanarak büyümesi demektir.” Dedi.

Üniter yapımızı koruyarak Türkiye’ye özgü bir hükümet sistemi

Üniter yapımızı koruyarak, dünya uygulamalarındaki aksaklıkların da giderildiği ülkemize uygun bir hükümet modelini -bunun adı Başkanlık ya da Cumhurbaşkanlığı sistemi olsun farketmez- bu Meclis belirleyecek ve milletimiz de onaylayacaktır diyen Milletvekili Tunç,  çocuklarımızın geleceğini düşünerek daha geniş bir yaklaşım sergileyerek,   gelecekte muhtemel kriz tehlikesini ortadan kaldıralım, Cumhuriyetimizi güçlendirelim.” Şeklinde konuştu.

ANKET: Cumhurbaşkanlığı Sistemine EVET mi HAYIR mı?
iOS ve Android uyumlu cihazlarınızdan Bartın'daki önemli gelişmelerden anında haberdar olun.
Anahtar Kelimeler:
Memursen
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.