Tunç: Sessiz Devrim Gerçekleştirdik
“HUKUK ALANINDA SESSİZ DEVRİM GERÇEKLEŞTİRDİK”

AK parti Bartın Milletvekili ve AK Parti TBMM Grup Yönetim Kurulu üyesi Yılmaz Tunç MHP’nin “Türk hukuk sisteminin sorunlarının tespiti ve bu sorunların çözümü için gerekli yasal düzenlemelerin yapılması amacıyla bir Meclis araştırma komisyonu kurulması” yönündeki grup önerisi hakkında TBMM Genel Kurulu’nda konuştu.

Türk hukuk sisteminin sorunlarının tespiti ve bu sorunların çözümü için gerekli yasal düzenlemelerin yapılması amacıyla bir Meclis araştırma komisyonu kurulması istendiğini ve bugünkü gündemde görüşülmesinin talep edildiğini belirten Milletvekili Tunç; Grup önerisinin gerekçesine bakıldığında hukuk sisteminin sorunlarının dört ana başlık altında özetlendiğini; Bunlardan birincisinin, hukukun üstünlüğü ve yargı bağımsızlığı ilkelerinin uygulanmaması; ikincisinin, adliye binalarının yetersiz olması; üçüncüsünün, hukuk eğitiminin yetersiz olması; dördüncüsünün de iktidarın yargı üzerinde baskı yaptığı yönündeki iddialar olduğunu söyledi.

Hukukun üstünlüğü ve yargı bağımsızlığının uygulanmamasıyla ilgili sorunlar sadece günümüzün problemi değildir diyen Milletvekili Tunç; “Bu problem uzun yıllardır devam etmektedir. Hukukun üstünlüğünün tesisi ve yargı bağımsızlığının tesisi anlamında da özellikle son yıllarda önemli adımlar atılırken, yargı sistemindeki vesayetçi anlayışın da direnci henüz kırılabilmiş değildir. Bu anlamda da iktidarın, siyasi iktidarın yalnız bırakıldığını söylemekte fayda vardır.” Dedi.
Adliyeler apartman dairelerinde kiracıydı

Adliye binalarının yetersizliği iddiasına da değinen Milletvekili Tunç; aslında, on dört yıllık AK PARTİ iktidarında ortadan kaldırıldığını belirterek: “Zaten Cumhuriyet Halk Partisi sözcüsü de bu konuya değindi, "Müteahhitleri zengin etmek için adliye sarayları yaptınız." dedi. Biz müteahhitleri zengin etmek için adliye sarayları yapmadık. Adliye binaları apartman dairelerinde kiracıydı, merdiven altlarında duruşmalar yapılıyordu. Biz vatandaşımızı, yargı mensuplarımızı çağdaş, teknolojiyle donatılmış fiziki imkânlara kavuşturmak için bunları yaptık. Eğer o anlayış olursa, müteahhitleri zengin etmek için yapıyorsak bunları, o zaman köprüleri de yapmayalım, feribot sıralarında, kuyruklarında beklemeye devam edelim; hastaneleri yapmayalım, okulları yapmayalım. Bu anlayışın, müteahhitleri zengin etmek için bunların yapıldığı yönündeki anlayışın da zaten klasik bir anlayış olduğunu milletimiz bilmektedir.” Dedi.

Hukuk eğitiminin yetersiz olması konusunda haklı gerekçeler var olduğunu ve hukuk eğitimiyle ilgili sorunlar devam ettiğinin hükümet tarafından bilindiğini ve tedbirler alındığını belirten Milletvekili Tunç; “Bu soruna 65’inci Hükûmetin programında geniş bir yer veriliyor. Hukuk eğitiminin güçlendirilmesi anlamında önemli tedbirler var. Hâkim ve savcılarımızın meslek içi eğitimlerinin güçlendirilmesiyle ilgili önemli planlamalar var. Bu planlamalar hayata geçtiğinde ve üniversitelerimiz de hukuk eğitimiyle ilgili gerekli tedbirleri aldığında bu sorun da önemli ölçüde ortadan kaldırılabilecektir. Tabii, yapılanlar var ama yapılacak olanlar da var. Bunlara devam edeceğiz.” Dedi.

Yargı geçmişte siyasi iktidarlar üzerinde baskı oluşturdu

İktidarın yargı üzerindeki baskısıyla ilgili iddialara katılmadığını belirten ve bunun sürekli gündeme getirilen bir husus olduğunu söyleyen Tunç, “Aslında iktidarın yargı üzerinde bir baskısı değil de, yargının zaman zaman sınırlarını aşarak, vesayetçi anlayıştan kaynaklanan alışkanlıklarla aslında siyasi iktidarın üzerinde zaman zaman baskılar oluşturduğunu da çok iyi biliyoruz; Anayasa Mahkemesi kararlarından biliyoruz, yüksek yargının görev ve yetki sınırını aşan kararlarından bunları biliyoruz. Anayasa Mahkemesi başkanlarının, HSYK başkanlarının, Yargıtay, Danıştay başkanlarının üstlerine elzem olmayan siyasi konularda, yargı konusunun da dışına çıkarak açıklamalar yaptığını geçmişte çok iyi biliyoruz. Tüm bu olumsuzlukların ortadan kaldırılması anlamında da, on dört yılda AK PARTİ iktidarında önemli çabalar sergilenmiştir. Yargının vermiş olduğu kararlar hep eleştiriliyor; neden eleştiriliyor? Çünkü yargılama saiki dışına çıkarak birtakım soruşturmalar yapıldığını hepimiz biliyoruz. Ergenekon soruşturması, 17-25 Aralık soruşturması; bunların yargılama saikiyle yapılmayan soruşturmalar olduğu da artık herkesin malumu olan hususlar.” Dedi.

Yargı bağımsız, tarafsız olmalı ve hızlı cevap vermeli

Adalet mülkün ve meşruiyetin temelidir, hukuk devletinin esasıdır. Yargı sistemi hukukun üstünlüğüne dayanıyorsa, herkesin güven duyduğu her türlü güç odağından bağımsız ve tarafsız ise ve vatandaş taleplerine hızlı cevap verebilen bir yapıdaysa adalet tesis edilebilir diyen Milletvekili Tunç; “Yargı, hukuk güvencesi oluşturuyorsa, uluslararası standartlarda ve demokratik usullerle işliyorsa, ideoloji, siyasal tasavvur veya inanç dikte etmiyorsa o zaman bağımsız ve tarafsız olabilir, o zaman güven veren bir adalet sistemi vücut bulabilir. Güven veren bir adalet sisteminin olduğu yerde de öngörülebilirlik olur, istikrar olur, belirsizlik ortadan kalkar, üretim olur, insanlarımızın refah düzeyi artar, kalkınma hızlanır. AK PARTİ hükûmetleri 2002 yılından bu yana, güven veren bir adalet sisteminin tesisi için gerçekten önemli reformlara imza atmıştır. Şu on dört yılda, seksen yıldır uyguladığımız temel kanunların tamamı değişmiştir. Hukuk alanında sessiz bir devrim gerçekleştirmiştir AK PARTİ ve bunları gerçekleştirirken de Türkiye Büyük Millet Meclisindeki tüm siyasi partilerin uzlaşmasıyla bu temel kanunlar geçmiştir; Ceza Kanunu'muz uzlaşmayla geçmiştir, Ceza Usul Kanunu'muz uzlaşmayla geçmiştir, Türk Ticaret Kanunu'muz uzlaşmayla geçmiştir, Borçlar Kanunu'muz uzlaşmayla geçmiştir, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'muz uzlaşmayla geçmiştir. Ceza İnfaz Kanunu'muz yine bu Meclisin partilerinin uzlaşmasıyla geçmiştir. Tüm temel kanunlarımız yenilenmiştir. Bu mevzuat yenilenmesi uygulamaya bu derece yansımış mıdır? Bunu tabii söyleyemiyoruz çünkü yargı mensuplarının da bu mevzuata uygun bir şekilde karar vermesi gerekiyor, bu anlamda da çabalar devam ediyor.” Dedi.

Yargıtay ve Danıştay’ın iş yükü önemli ölçüde azalacak

Meclisimizin bayramdan önceki görüşme gündeminde yine bir yargı paketi olduğunu belirten Milletvekili Tunç; “Neydi bu yargı paketi? Yüksek yargının ağır iş yükünden kurtulması ve bir içtihat mahkemesi hâline gelmesiyle ilgili çalışmalarımızdı. Burada da yine belki on gün bunu geçirmek için uğraştık. Hâlbuki amaç belliydi. Amaç neydi? Amaç, Yargıtay ve Danıştaydaki ağır iş yükü artık olmayacağı için daire sayılarını azaltmak; İstinaf mahkemelerinin önümüzdeki 20 Temmuzdan itibaren devreye girecek olması nedeniyle artık dosyaların yüzde 80'inin istinaf kanun yolunda kesinleşecek olmasından dolayı Yargıtay ve Danıştay’ın iş yükü önemli ölçüde azalacak. Buna da itiraz edildi. Evet, muhalefet itiraz edebilir, eleştirebilir ama gerekçemiz haklı bir gerekçe. Şu denildi: "Niye artırdınız geçmişte?" Evet, geçmişte artırdık, niye artırdık? Yargının ağır iş yükü vardı. istinafı devreye geçiremedik bazı sebeplerle ama şimdi istinaf devreye girdi ve azaltma gerekçemiz bu. Yargıtay ve Danıştayı içtihat mahkemesi hâline getirmek zorundayız. Aksi takdirde, ağır iş yükü nedeniyle vatandaşlarımızın haklarına kavuşabilmelerinin ve davalarının sonuçlanmasının uzun yıllar sürmesi yargıya olan güveni zedeliyor. Bunu da ortadan kaldırmak için çok önemli bir çalışmayı bayramdan önce sizlerle beraber gerçekleştirmiş olduk ve ülkemiz yargı sistemiyle ilgili de önemli bir sorunu Meclis olarak gündeme aldık ve gidermenin yoluna baktık.” Dedi.

HSYK çoğunlukçu değil, çoğulcu bir yapıya sahip olmalı

Memleketin önünde duran yargı ile ilgili en önemli problemin Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun yapısıyla ilgili olduğunu belirten Milletvekili Tunç; “Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun demokratik ve çoğulcu bir yapıda oluşmasıyla ilgili olarak, evet, burada bir Anayasa değişikliği yaptık ve 2010 Anayasa değişikliği Meclisimizin, milletimizin onayından geçti. Ancak milletimizin onayına sunulmadan önce Anayasa Mahkemesi bir iptal kararı verdi ve bizim amaçladığımız çoğulcu yapı yerine çoğunlukçu bir yapıyı getiren bir sistemi getirdi. Liste usulüyle seçimler yapıldı ve bu liste usulüyle ilgili yapılan seçimler de maalesef, yargıda, ilk derece mahkemelerinde birtakım gruplaşmalara neden oldu ve hukuk dışı bir yapılanmanın temayüz ettiğini görmüş olduk.

Bununla ilgili, siyasi partilerimizden sözcüler zaman zaman bu HSYK yapısının yeniden düzenlenmesi ve Türkiye Büyük Millet Meclisinin de bu anlamda devreye sokulmasıyla ilgili görüşler serdediyor. Burada gerçekten sadece bir yargı krizi değil, önümüzde bir devlet krizi söz konusu. Bu devlet krizini çözebilmek için de sadece iktidar partisinin değil, muhalefet partilerinin de HSYK'nın yapısının yeniden düzenlenmesi ve seçim usulüyle ilgili olarak burada Anayasa değişikliği konusunda destek vereceği bir çalışmanın yapılması gerekmektedir.” Dedi.
iOS ve Android uyumlu cihazlarınızdan Bartın'daki önemli gelişmelerden anında haberdar olun.


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.