Tunç'tan Balbay'a: Yeni Türkiye'de Günlük tutmak yok

Ak Parti Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç, TBMM Vatansız Kişilerin Statüsüne İlişkin Sözleşmeye Katılmamızın Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu görüşmeleri sırasında kürsüden kurula hitap eden İzmir Milletvekili Mustafa Balbay'a tepki göstererek "Yeni Türkiye'de Günlük tutmak yok" dedi.

VATANSIZ KİŞİLERİN STATÜSÜNE İLİŞKİN SÖZLEŞMEYE KATILMAMIZIN UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN TASARISI

MADDE 1- (1) Birleşmiş Milletler Ekonomik ve Sosyal Konsey tarafından düzenlenen Tam Yetkili Temsilciler Konferansında kabul edilen 28 Eylül 1954 tarihli "Vatansız Kişilerin Statüsüne İlişkin Sözleşme"ye katılmamız uygun bulunmuştur.

BAŞKAN - Madde üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz isteyen Mustafa Ali Balbay, İzmir Milletvekili.

Buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA MUSTAFA ALİ BALBAY (İzmir) - Sayın milletvekilleri, heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Vatansız Kişilerin Statüsüne İlişkin Sözleşmeye Katılmamızın Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu'nu ben de okudum. Ben, geçmişte bir gazeteci olarak da dünyanın pek çok ülkesini dolaşmış, çevre ülkeler dâhil, Irak, Suriye, İran ve özellikle Balkan ülkelerinde de bulunmuş ve pek çok insanın vatanına hasret, yabancı topraklarda neler çektiğine tanık olmuş bir kişi olarak bu sözleşmeye ilişkin düşüncelerimi sizlerle paylaşmak istiyorum. Ama tabii ki öncelikle güncel konu olan, özellikle Suriye ve Irak'taki konuların Türkiye'yi bu bağlamda nasıl etkilediğini sizlerle ayrıca paylaşmak istiyorum.

AHMET TOPTAŞ (Afyonkarahisar) - Sayın Başkan, sohbeti dışarıda yapsınlar da dinleyelim hatibi.

MUSTAFA ALİ BALBAY (Devamla) - Sayın milletvekilleri…

BAŞKAN - Sayın Balbay, bir saniye…

Sayın milletvekilleri, Genel Kurulda büyük bir uğultu var, sayın hatibin konuşması duyulmuyor.

Buyurun Sayın Balbay.

MUSTAFA ALİ BALBAY (Devamla) - Sayın milletvekilleri, özellikle Suriye ve Irak'ta yaşananlar ve Türkiye'nin dış politikası, şu anda üzerinde konuşmakta olduğumuz vatansız kişilerle ilgili sözleşmeyle doğrudan bağlantılı görünmektedir ve Türkiye ağır bir sorumluluk altındadır. Türkiye'nin izlemekte olduğu dış politika çevre ülkelerde vatansız kişilerin artmasına neden olmaktadır. Özellikle Suriye'den göçenlerin büyük kentlerde -Ankara'da, İzmir'de- bunlar bir yana, artık orta büyüklükteki kentlerimizde de kent merkezlerinin bir parçası hâline geldiğine sizler de tanık olmaktasınızdır.

Türkiye'nin komşu ülkelerde barış ve güvenlik içinde yaşanması için o ülkelerin iç siyasetinin yurttaşlarının barış içinde yaşamasına imkân verecek bir ortam yaratılmasına katkıda bulunmaması, hatta tam tersi, komşu ülkelerde artık devletlerin içindeki ayrı grupları destekleyen… Bugün IŞİD örneğinde olduğu gibi, yakın gelecekte nasıl bir sonuç doğuracağı bilinmeyen grupları da desteklediğimiz için şu anda biz -bu sözleşmeye bağlı olarak, dayalı olarak söylüyorum- Türkiye çevre coğrafyada vatansız kişilerin artmasına neden olan bir politika izlemektedir ve bu politikanın devamında şu anda o kişilerin bu ülkede eğitiminden sağlıklı bir barınmasına kadar nasıl bir yaşam süreceği de tartışma konusudur.

Şu anda, en son bir hafta içinde çıkan haberlere baktığımızda, bir cezaevinin boşaltılıp Suriyeli göçmenlerin orada kaldığını ve hatta yıkılacak gecekondularda, kentsel dönüşüm kapsamı içinde yıkılması gereken gecekondularda şu anda Suriyeli göçmenlerin oturduğunu hepimiz biliyoruz. Yani bu anlamda Türkiye, etrafımızdaki coğrafyada, vatansız kişilerin sorununun çözümüne değil, ne yazık ki yeni vatansız kişilerin doğmasına neden olan bir politika izlemektedir.

Sayın milletvekilleri, Türkiye'nin tarihinde bizim bu topraklarda kurduğumuz devletlerde çevre ülkelerden, çevre coğrafyalardan gelen herkesi kendi bünyemize kattık. Bu yıl 150'nci yılı olarak anılan Kafkas göçleriyle, çok kaba bir değerlendirmeyle yaklaşık 6 milyon yurttaşımızın kökenleri Kafkaslardan, Kırım'dan, Çerkesya'dan, çevre coğrafyadan gelen insanlardan oluşuyor. Yine kabaca bir rakamla yaklaşık 15 milyon Balkan kökenli yurttaşımız var. Yani biz çevre ülkelerde insanlar zor duruma düştüğünde onları bağrımıza basmayı ve yurttaşımız olarak kabul etmeyi bilmiş bir ülkeyiz. Ancak biz o coğrafyalarda karışıklıkların çıkmasına ya da iç barışın daha kötü iç savaşa dönüşmesine neden olan bir coğrafya, bir politika izlemedik hiçbir zaman. Ancak bugün özellikle Irak'ta ve Suriye'de yaşananlar bunu körüklemektedir. En son Sayın Başbakanın Telafer'de Telafer kentindeki Türkmenlerle ilgili olarak, onların yaşadığı acıları paylaşırken "Oradaki Türkmenlerin bir kısmı Şii, bir kısmı Sünni." demesi bile o coğrafyadaki acıları, ayrılıkları körüklemekte ve orada da çevre coğrafyalara gidecek yeni vatansız insanlar oluşmasına neden olmaktadır.

Sayın milletvekilleri, tabii, bugün Başbakan sabah saatlerinde Cumhurbaşkanlığına adaylığını açıkladı ve uzun bir değerlendirmeyle hem tüm Türkiye'yi kucaklayacağını ilan etti hem de konuşmasının çok önemli bir diliminde "bizler" ve "onlar" tanımını kullandı. "Biz kardeşlikten yanayız, onlar şundan yana. Biz bundan yanayız, onlar şundan yana." "Biz" tamam da "onlar" kim sayın milletvekilleri?

YILMAZ TUNÇ (Bartın) - Konuşmayı tam dinlememişsiniz herhâlde.

MUSTAFA ALİ BALBAY (Devamla) - Burada, tabii biraz da kara mizahtan yardım isteyerek sizlerle paylaşmak isterim ki vatansız kişilerin statüsüne ilişkin bu sözleşme Türkiye'ye çok yararlı olacaktır. Çünkü, eğer bu "bizler ve onlar" siyaseti devam ederse Türkiye'deki pek çok yurttaşımız maalesef kendini vatansız hissedecektir. Onlar da herhâlde o dönemde bu yasanın gereklerinden yararlanarak Birleşmiş Milletlere başvuracak.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) - Biz milletiz, onlar vesayetçiler.

MUSTAFA ALİ BALBAY (Devamla) - Ve bu yasanın maddelerinde yer alan "Yaşadığımız ülkede bütün haklardan yararlanmak istiyoruz; bütün din, ibadet, eğitim, sağlık başta olmak üzere bu ülke yurttaşlarının yararlandığı bütün haklardan yararlanmak istiyoruz." diyecekler ve bu mantıkla şu anda Türkiye Cumhuriyeti yurttaşı olan insanların, bugünkü uygulamaların ilerleyerek devam etmesi hâlinde, Sayın Başbakanın "bizler ve onlar" diye ayrım yaparak…

YILMAZ TUNÇ (Bartın) - Ya yanlış anlamışsın sen, Başbakanı tam dinlememişsin. Bizler milletiz, onlar, vesayetçiler, yanlış anlamışsın, daha ilk konuşman, daha ilk konuşman. Daha ilk konuşmanda Başbakana çatıyorsun, dur bir ya!

MUSTAFA ALİ BALBAY (Devamla) - Bu toplumun ortadan ikiye bölerek izleyeceği politikaların devam etmesi hâlinde maalesef bu ülkede yurttaşların yarısı kendisini vatansız hissedecektir. Kendisini vatansız hisseden insanlar da Birleşmiş Milletlere başvurarak "Bu vatanda, bu ülkede bu ülkenin yurttaşı gibi yaşamak istiyoruz." diyecektir.

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) - Ayrımcılık yapan sizlersiniz yıllar boyunca.

MUSTAFA ALİ BALBAY (Devamla) - Sayın Başbakanın, şu anda AKP sıralarından milletvekili arkadaşlarımızın buna açıklık getirmek yerine…

YILMAZ TUNÇ (Bartın) - "Onlar" diye bahsettiği vesayetçiler, darbecilere diyor "onlar" diye.

MUSTAFA ALİ BALBAY (Devamla) - …yine Başkanının tutumunun aynı mantık içinde, aynı ayrımcılık içinde değerlendirmeleri de benim değerlendirmelerime haklılık kazandırmaktadır.

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) - Hep sizler yaptınız onu.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) - Hadi oradan be, sen ayrımcılık yapıyorsun ya!

MUSTAFA ALİ BALBAY (Devamla) - Sayın Başbakanın, bu sabahki açıklamalarında ben baştan sona, önemli bir bölümünde saydım…

YILMAZ TUNÇ (Bartın) - Ya Başbakanın görüşlerini nitelikte değilsin sen!

MUSTAFA ALİ BALBAY (Devamla) - …yarısından çoğunluğu "bizler ve onlar" diye ayırmaktaydı. Eğer bu ülkede 76 milyonun Başbakanlığını yapacaksanız, 76 milyonun Başbakanlığını yapacaksanız sizden olmayanları "darbeci" diye iddia etmeyeceksiniz.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) - Onlar darbecilerdir, bizler milletiz.

BAŞKAN - Sayın Tunç, lütfen müdahale etmeyin!

YILMAZ TUNÇ (Bartın) - Günlüklerden bahset günlüklerden.

AHMET TOPTAŞ (Afyonkarahisar) - Hırsızlardan bahset, hırsızlardan.

MUSTAFA ALİ BALBAY (Devamla) - Sizden olmayan herkes şucu, bucu diye iddia etmeye kalkarsanız o zaman işte bu ülkede ruhen kendisini vatansız hisseden insanlar yaratmış olursunuz. O zaman, bu insanlar da çıkış yolunu bu yasada, şu anda bu -rapor- uluslararası sözleşmenin kapsamı içinde bulup, kendileri Birleşmiş Milletlerden yardım isteyip "Bu vatanda bu ülkenin yurttaşı olarak yaşamak istiyoruz." diyeceklerdir. Çünkü, bugünden itibaren yarın, öbür gün Cumhurbaşkanlığı için başvurular sona erecek. Evet, ilk kez halk Cumhurbaşkanını seçecek, 76 milyonun Cumhurbaşkanı belli olacak ama öncekilerden farklı olarak, şu anda Çankaya Köşkü'ne çıkacak kişinin bu sözleşmeyi aratır bir icraat izlememesini dilerim.

YILMAZ TUNÇ (Bartın)- Artık Türkiye'de günlük tutulmayacak, günlükler olmayacak.

MUSTAFA ALİ BALBAY (Devamla) - Çankaya Köşkü'ne çıkacak kişinin, çevre ülkelerden bahsederken o ülkelerdeki yurttaşları ayırmamasını dilerim.

YILMAZ TUNÇ (Bartın)- Artık kimse günlük tutmayacak.

MUSTAFA ALİ BALBAY (Devamla) - Çankaya Köşkü'ne çıkacak kişinin, insanların, o ülke insanlarının artık kendilerinin "Biz bu ülkenin yurttaşı mıyız?" diyeceği bir tablo olmamasını dilerim.

Sayın milletvekilleri, yarın Sivas olaylarının yıl dönümü. O insanların, orada yakılan insanların yakınları bu ülkede hiçbir zaman kin ve nefret tohumu ekmediler ama orada yakılan insanlar bu ülkede bir daha bu olayların yaşanmaması için çaba harcarken devleti yönetenler karşısında sık sık şu soruyu sorma gereği duydular: "Biz bu ülkenin yurttaşı değil miyiz, vatandaşı değil miyiz?" diye sordular.

Ben, bir daha Sivas olaylarının yaşanmamasını diliyorum. Hepinize saygılar sunuyorum sayın milletvekilleri, sağ olun, var olun. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.

iOS ve Android uyumlu cihazlarınızdan Bartın'daki önemli gelişmelerden anında haberdar olun.


Anahtar Kelimeler:
Yılmaz TunçMustafa Balbay
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
AHMET BİLİR 6 yıl önce

bu ne ya öyle demi̇ş böyle demi̇ş