Yalçınkaya, bakan Akdağ'a Kamu Özel Ortaklığı projelerini sordu

Kamu Özel Ortaklığı" projeleriyle ilgili olarak, Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın yazılı olarak yanıtlaması istemiyle TBMM Başkanlığı’na soru önergesi veren CHP Bartın Milletvekili Rıza Yalçınkaya, aynı konuyu bu kez araştırma önergesiyle Meclis’in gündemine taşıdı. Bakan Akdağ’a, söz konusu projeler ile önümüzdeki 25 yıl boyunca devletin şirketlere borçlanma tutarının ne kadar olacağını ve bu sürecin kamuoyu ile paylaşılmamasının gerekçelerini soran Yalçınkaya, araştırma önergesiyle de projelerle ilgili daha sağlıklı bilgi sahibi olunmasını ve bu projelerin fayda maliyet analizlerinin yapılmasını talep etti. CHP Bartın Milletvekili ve TBMM Başkanlık Divanı Üyesi M. Rıza Yalçınkaya ile beraber 20 CHP’li milletvekili arkadaşının imzasının yer aldığı kanun teklifinde şu şekilde Meclis Başkanlığı’na sunulmuştur.
                                 
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

Türkiye’de “Kamu Özel Ortaklığı” ilk olarak 3359 Sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanununun Ek/7. maddesi ile kamu hizmeti alanına girmiştir.
Düzenlenen yasada; sağlık tesislerinin yapımına Yüksek Planlama Kurulu’nun,  tesislerin yenilenmesine ise Sağlık Bakanlığı’nın karar vereceği, yüklenici firmaya hazine arazisinin bedelsiz olarak devredileceği, yapım işleri, kira ve yenilemelerin yüklenici firma tarafından yerine getirileceği, kira ödemelerinin döner sermaye gelirlerinden karşılanacağı, sözleşme süresinin 49 yıla kadar çıkartılabileceği, yapılacak ihalelerin 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu ve 4734 sayılı Kamu İhale Kanununa tabi olmadığı  tanımlanmıştır.

Kamu Özel Ortaklığı (KÖO); devletin bir şirket grubuyla uzun süreli sözleşme ilişkisi kurması temeline dayanmakta, sözleşmenin konusunu ise, yapılacak kamu hizmeti binasının veya tesisinin tasarım ve yapımının şirket tarafından sağlaması, devletin de 49 yıla kadar çıkabilen sürelerle yüklenicilere kira ödemesi ve bunun yanı sıra temel hizmet dışındaki gelir getirici çeşitli hizmetlerin devredilmesidir.

2006 yılında çıkartılan, Sağlık Tesislerinin Kiralama Karşılığı Yaptırılması ile Tesislerdeki Tıbbi Hizmet Alanları Dışındaki Hizmet ve Alanların İşletilmesi Karşılığında Yenilenmesine Dair Yönetmeliğin 4. maddesinde belirtildiği üzere; kira bedeli karşılığında sağlık tesisleri yapımı, sağlık tesisleri ve eklentilerinin bakımı onarımı ve yenilenmesi işleri, tıbbi destek hizmetlerinin sunumu, tıbbi hizmetler dışındaki hizmetlerin sunumu, tıbbi hizmetler dışındaki alanların işletilmesi, sağlık tesislerindeki tüm tıbbi donanımlar ile mefruşatın sağlanması kamu özel ortaklığı yöntemiyle yapılabilmektedir.  Bunların dışında morg ve gasil hane hizmetleri dâhil pek çok hizmet (personel servisi, otopark, hasta danışmanlığı, bilgi işlem, yemek, temizlik, bakım, onarım gibi) işletilmek üzere yüklenicilere bırakılmakta, yönetmelik hükümlerine göre yükleniciler de, aldıkları hizmetleri alt yüklenicilere devredebilmektedir.

Türkiye’de sağlık alanında hızla yaygınlaştırılan ve çok büyük miktarda kamu kaynağının özel şirketlere aktarılmasını sağlayan “Kamu Özel Ortaklığı” İngiltere’den model olarak alınmış, ancak İngiltere parlamentosu yolsuzluk, hatalı muhasebeleştirme, kamu maliyesi açısından ciddi risk oluşturması, kamu yararına aykırı uygulamalar konusunda yoğun şikâyetlerin olması nedeniyle KÖO uygulamasına yönelik bir “Araştırma Komitesi” kurulmasını kararlaştırarak, daha sonra kira ödemelerinin neden olduğu mali güçlükleri aşmak için birçok önlemler almaya başlamıştır.

KÖO kapsamında gerçekleştirilen; 1500 yataklı Kayseri Entegre Sağlık Tesisi için 137 milyon TL., 3056 yataklı Ankara Etlik Entegre Sağlık Tesisi için 319 milyon TL., 3056 yataklı Bilkent Entegre Sağlık Tesisi için de 289 milyon TL. yıllık kira bedeli belirlenmiş olduğunu basında yer alan haberlerden öğreniyoruz. Sadece bu üç ihale nedeniyle sağlık tesislerine ödenecek yıllık toplam kira bedeli 745 milyon TL. olarak belirlenmiştir. Bu rakamlara baktığımızda bu üç ihale için önümüzdeki 25 yıl için toplam kamu borcu ise bugünkü fiyatlarla yaklaşık 18 Milyar 625 milyon TL. (18 Katrilyon 625 trilyon TL.) olacaktır. Sırada bekleyen İstanbul İkitelli, Bursa, Kocaeli, Konya, İzmir, Isparta, Mersin, Adana, Gaziantep bütünleşmiş sağlık tesisleri ile fizik tedavi rehabilitasyon, psikiyatri ve yüksek güvenlikli adli psikiyatri hastaneleri ihalelerinin tamamlanmasıyla kamu borcunun çok büyük rakamlara ulaşacağı açıktır. Sadece yapılan üç ihaleyi düşündüğümüzde bu üç hastane için devletin günlük ödeyeceği kira miktarı 2 milyon TL. (2 trilyon, aylık 60 trilyon) olmaktadır. Bu rakamın diğer ihalelerin de tamamlanmasıyla ne kadar artacağı ortadadır. Hatta bir günlük kira bedeli ile devletin kendi hastanesini yapılabileceğini bu rakamlar gözler önüne sermektedir.  

Bu projelerin ülkemiz açısından maliye, kamu yönetimi, kent planlaması ve çalışma ilişkileri gibi birçok önemli alan ile doğrudan ilişkisi bulunmaktadır. En az 25 yıl olan bu sağlık hizmeti planlamalarının uzmanlık çalışmalarına dayandırılması gerekmektedir. Bu hastanelerde hizmetlerin parçalanması nedeniyle yönetilememezlik riski çok yüksektir. Ayrıca hükümet bir yandan kamu harcamalarını kontrol altına almayı düşünürken diğer taraftan denetimsizliğe yol açacak bütçe dışı harcamalara dayanan KÖO modelini uygulamaya geçirmesi de büyük bir tutarsızlıktır.

Sağlık Bakanlığı’nın, Türkiye’nin önümüzdeki 25 yıl için, borçlanmasına neden olan, sağlık hizmetinin sunumu ile sağlık çalışanlarının statüsünü tümüyle değiştirecek olan bu uygulamalara yönelik olarak; “şeffaflık” ve “kamuoyunun bilgilendirilmesi” kurallarına uymamakta ısrar etmesi, ihalelerde belirlenen yıllık kiralar ve sözleşme içeriklerinin kamuoyuyla paylaşılmaması ise oldukça düşündürücüdür.

Sonuç olarak; kamu özel ortaklığı yöntemiyle yapılacak kamu hizmeti binalarında, temel hizmet dışındaki tüm hizmetler şirketler tarafından kâr amacı ile işletilecek, yaptıkları yatırım da kira adı altında kendilerine Sağlık Bakanlığınca ödenecektir.

Bu nedenlerle; önümüzdeki yıllarda Türkiye’yi büyük bir borç krizine sokacağı düşünülen “Kamu Özel Ortaklığı” kapsamında gerçekleştirilen projelerle ilgili, daha sağlıklı bilgi sahibi olunması ve bu projelerin fayda maliyet analizlerinin yapılması gerekmektedir. KÖO projelerin uygulanabilirliği ile ülkemiz için fayda ve zararlarının araştırılması amacıyla TBMM iç tüzüğünün 104. ve 105. maddeleri ile Anayasanın 98. maddesi gereğince “Meclis Araştırması” açılmasını arz ederim.

iOS ve Android uyumlu cihazlarınızdan Bartın'daki önemli gelişmelerden anında haberdar olun.


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.