Yalçınkaya'dan ATİM için araştırma önergesi

Yalçınkaya, ATİM'i Meclise taşıdı

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Bartın Milletvekili, Parti Meclisi Üyesi ve Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanlık Divanı Üyesi M. Rıza Yalçınkaya, 'Amasra Taşkömürü İşletme Müessesesi'nin (ATİM) sıkıntılarının araştırılması ve ülke ekonomisine gerekli katkıyı sağlaması için içerisinde bulunduğu sorunların tespit edilerek alınması gereken önlemlerin bir an önce belirlenmesi amacıyla' 20 CHP'li milletvekilinin imzasının da yer aldığı 'Meclis Araştırması' talebini Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanlığı'na sundu.

ATİM'in yıllardır gerekli yatırım desteğini alamamasına, Modernizasyon-Rehabilitasyon projeleri kapsamlarının dışında tutulmasına, personel eksikliklerinin giderilmemesine karşın 2008 yılında %101, 2009 yılında %99, 2010 yılında %97 üretim gerçekleştirme oranları ile TTK'nın en başarılı müessesesi olduğuna dikkat çeken CHP Bartın Milletvekili Rıza Yalçınkaya, 1994 yılından itibaren ATİM'de başlatılan küçültme çalışmalarına paralel olarak da Bartın'dan kitlesel göçler başladığını ifade etti.

Amasra-B sahasında ülkenin en büyük taşkömürü rezervleri bulunduğuna dikkat çeken CHP Bartın Milletvekili Rıza Yalçınkaya, ülkenin enerji ithal oranının düşürülerek dışa bağımlılığın azaltılabilmesi için bu sahadaki kömür varlıklarının üretime alınması gerekmekte olduğunu belirtti. Yalçınkaya, Meclise sunduğu önergede HEMA'nın 2005 yılından bu yana yaptığı çalışmalarla sözleşmede belirtilen hedefleri gerçekleşmediğini, yine sözleşmede 3 yıl olarak belirtilen üretim aşamasına, 7 yıla yakın süre geçmesine rağmen ulaşılamadığını bildirdi.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI'NA

Türkiye Taş Kömürü Kurumuna (TTK) bağlı olan Amasra Taşkömürü İşletme Müessesesi (ATİM) 01.01.1984 tarihinde kurulmuştur. Müessese üretim çalışmalarını Amasra-Bartın arasında kalan 36.5 km2'lik sahada sürdürmektedir. Bu sahadaki madencilik faaliyetleri 1848 yıllarında başlamakla birlikte devamlı ve projeye dayalı üretim çalışmalarına 1965 yılında geçilmiştir. 2010 yılı sonu itibari ile sahada mevcut toplam rezerv 407.828.966 ton olup, bu miktar tüm taşkömürü rezervlerinin %30.8'ine eşdeğerdir. Bugüne kadar sahanın %12'lik kısmında çalışılabilmiş ve toplam rezervin %2,9'unu teşkil eden 12.245.906 ton tüvenan üretim gerçekleştirilmiştir. Rezervin geriye kalan %97,'lik kısmı bakir durumdadır.

Amasra Taşkömürü İşletme Müessesesi havzanın en büyük rezervlerine sahip olmasına karşın ocaklarından en az kömür çıkartılan üretim birimi durumundadır. Yıllardır gerekli yatırım desteği verilmemesi, Modernizasyon-Rehabilitasyon projeleri kapsamlarının dışında tutulan ve personel eksikliklerinin giderilmemesi gibi nedenler müessesenin üretim kapasitesinin arttırılmasını engellemiştir. Bu olumsuz yaklaşıma rağmen müessese 2008 yılında %101, 2009 yılında %99, 2010 yılında %97 üretim gerçekleştirme oranları ile TTK'nın en başarılı müessesesi olmuştur.

Ancak 1990'lı yıllarda Amasra Taşkömürü İşletme Müessesesi havzanın kapatılacak ilk üretim birimi olarak seçilmiştir. Nitekim 05 Nisan 1994 tarihli Ekonomik Önlemler Paketi'nde "müessesenin 1994 yılı sonuna kadar özelleştirilmesi ve şayet özelleştirilmez ise kapatılması" kararlaştırılmıştır. Buna karşılık Başbakanlık tarafından oluşturulan İnceleme Komisyonu'nun TTK ve bağlı müesseselerde yaptığı çalışmalar sonunda hazırladığı 1995 tarihli raporda "gerekli tedbirlerin alınması durumunda Amasra Müessesesinin havzada kar edecek duruma gelebilecek ilk üretim birimi olarak görüldüğü" ifade edilmiştir. Bu tespitler TTK yönetimlerinin Amasra Müessesesine karşı takındıkları olumsuz yaklaşımları açıkça ortaya çıkarmıştır. Sözü edilen rapor nedeni ile alınan kapatma kararı fiilen uygulanamamıştır. Ancak müessesenin statüsü küçültülerek İşletme Müdürlüğüne dönüştürülmüş ve 100 km. uzaklıktaki Üzülmez Müessesesine bağlanarak uzaktan kumandalı hale getirilmiştir. TTK Yönetim Kurulu'nun 1997 yılında aldığı bir kararla merkezdeki müesseselere göre daha küçük bir organizasyon şeması ile 01.01.1998 tarihinden geçerli olmak üzere yeniden Amasra Taşkömürü İşletme Müessesesi adıyla yeniden kurulmuştur.

Bartın ilinin madenciliğe dayalı tek boyutlu ekonomik yapısı bulunmaktadır. Bartın Sanayi ve Ticaret Odası'nın 1995 yılı raporunda da belirtildiği gibi yöremizde çalışabilir nüfusun %46'sı madencilik sektöründe istihdam edilmiştir. 1994 yılından itibaren Amasra Taşkömürü İşletme Müessesesi'nde başlatılan küçültme çalışmalarına paralel olarak alternatif istihdam olanakları yaratılamadığı için Bartın'dan kitlesel göçler başlamıştır. Nitekim 1991-2007 yılları arasında nüfus %11,52 oranında azalmış ve Bartın ülkemizin en çok göç veren ilk 5 ili arasında yer almıştır. 1. Derecede kalkınmada öncelikli yöre konumundaki ilimiz gelişmişlik sıralamasında 55. Sırada yer almaktadır. Bu durum madencilik sektöründeki olumsuz gelişmenin Bartın'ı derinden etkilediğini açıkça ortaya koymaktadır.

Amasra Taşkömürü İşletme Müessesesi üretim yaptığı ocaklardaki rezervin azalması üzerine faaliyet sahasının Uğurlar bölümünde 1994-1997 yıllarında ilave sondajlar yaptırmıştır. Bu sondajlar ile Uğurlar sahasında -550 seviyesine kadar olan yaklaşık 35.000.000 ton rezerv hazır hale getirilmiştir. Müessese tüm çalışmalarını üretimi en az 2 katına çıkaracağı bu sahaya yönlendirmiştir. Ancak TTK yönetimi müessesenin bu sahanın     -360 kotunun altında bulunan ve tespit edilen kömür varlığının çok büyük bölümünü teşkil eden rezervlere müdahalesine izin vermemiş ve bu rezervlerin üretiminin rödovans yoluyla devredeceğini beyan etmiştir. Nitekim 2005 yılında sahanın Amasra-A olarak adlandırılan ve toplam rezervin %3'ü olan 12.592.286 ton kömür varlığına sahip bölümündeki üretim faaliyetleri Amasra Müessesesine bırakılmıştır. Amasra-B olarak adlandırılan ve toplam rezervin %97'sini teşkil eden 396.588.000 ton'luk üretim sahasının işletilmesi uhdesi TTK'da kalmak üzere rödovans yoluyla HEMA Endüstri A.Ş.'ne devredilmiştir.  

Bu amaçla TTK ile HEMA Endüstri A.Ş. arasında 15 Nisan 2005 tarihinde rödovans sözleşmesi imzalanmıştır. Sözleşmeye göre Amasra-B sahasında, 20 yılda 56.000.000 ton kömür üretilmesi ve bunun karşılığı olarak TTK'na 400.400.000 TL rödovans bedeli ödenmesi gerekmektedir. HEMA Endüstri A.Ş.'nin madencilik faaliyet deneyiminin ve birikimin bulunmaması, rödovans sözleşmesinin imzalanmasından itibaren yoğun ve ciddi sorunlarla karşılaşılmasına neden olmuştur. Rödovans sözleşmesine göre, HEMA Endüstri A.Ş. sahada uygulayacağı işletme projesini 45 gün içerisinde TTK'nun onayına sunması ve proje onaylanmasından sonra gelecek 2 yıllık hazırlık çalışmalarının tamamlanmasından sonra 3.hazırlık yılından itibaren üretim faaliyetine başlanması sözleşme ile hüküm altına alınmıştır.

Fiiliyatta ise HEMA Endüstri A.Ş. rödovans sözleşmesinde belirtilen özelliklere sahip işletme projesini 45 gün içerisinde hazırlayamamış ve bunun yerine bir yıllık gecikme ile "avan proje" olarak adlandırdığı bir çalışmasını TTK'na göndermiştir. TTK Yönetim Kurulu onayına sunulmayan bu ön çalışma esas alınarak 10 Mayıs 2006 tarihinde Amasra-B sahası HEMA Endüstri A.Ş.'ne teslim edilmiştir. Bu tarih, faaliyetlerin fiili başlangıcı olarak taraflarca kabul edilmiştir. Böylece sahadaki çalışmalar bir yıl gecikme ile ve sözleşmeye uygun olmayan şekilde başlamıştır.

Ancak HEMA Endüstri A.Ş. iki yıllık sürede hazırlık çalışmalarını tamamlayamamış ve iki kez ek süre talebinde bulunmuştur. Bu talepler TTK Yönetim Kurulu tarafından rödovans sözleşmesinin 18/c maddesi hükümlerine göre kabul edilmiş ve işletmeci firmaya 17 ay 5 gün ve 17 ay 21 günlük ek süreler verilmiştir. Rödovans sözleşmesinin 18/c maddesinde "Hükümet veya yasal merciler tarafından alınan ve bu sözleşme hükümlerine göre yerine getirilmesini olanaksız bırakacak tedbirler" hükümleri yer almaktadır. Firmanın ek süre talepleri 18/c madde hükümleri arasında hiçbir ilgi bulunmamaktadır. Hükümet veya yasal mercilerin tüm güçleri ile HEMA Endüstri A.Ş.'nin faaliyetlerini desteklediği Bartın kamuoyu tarafından çok iyi bilinmektedir. Buna rağmen TTK Yönetim Kurulu HEMA Endüstri A.Ş.'nin ek süre talebini uygun bulmuş ve böylece sözleşme hükümlerini ihlal etmiştir.

Sözleşmeye aykırı verilen bu ek sürelerle rödovans sözleşmesinin uygulama döneminin daha başlangıcında 4 yıla yakın bir gecikme meydana gelmiştir. Bu gecikme, 8 milyon ton üretim ve 80-100 milyon TL gelir kaybına yol açmıştır. Buna rağmen firmanın 2011 yılı sonu itibari ile üretim çalışmalarına ne zaman başlayacağı da belli değildir.

Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu'nun 2007 yılı Denetim Raporunda; "HEMA Endüstri A.Ş. tarafından hazırlanan ve yer tesliminde esas alınan Avan Proje'nin sözleşmede belirtilen özelliklere sahip olmadığı ve bu çalışmanın ev ödevi niteliği taşıdığı" belirtilmiş ve "TTK'nun en kısa zamanda işletmeci firmaya sözleşmeye uygun proje hazırlattırılması " tavsiye edilmiştir. Ancak bu tavsiyeler taraflarca göz ardı edilmiştir.

Bartın halkı, firma ile TTK arasındaki bu gelişmeleri dikkatle yakından takip etmiş ve sözleşmeye aykırı davranışları basın ve yayın yolu ile dile getirmiştir. Bartınlılar firmanın madencilik faaliyetlerini daima desteklemiş ancak yörede çevre felaketlerine sebep olacak bir termik santralin kurulması ile Bartın için hayati önem taşıyan halkın tek içme suyu ihtiyacını karşılayan "kavşak suyu" havzasında, madencilik çalışmaları yapılmasına şiddetle karşı çıkmıştır.

Rödovans sözleşmesinin taraflarca imzalanmasından kısa süre sonra firmanın bağlı olduğu HATTAT Holding'in sahibi Mehmet HATTAT tarafından Bartın Sanayi ve Ticaret Odasında bilgilendirme toplantısı yapılmıştır. Bu toplantıda holdingin sahibi "Bartınlılar istemedikçe çevrede termik santral kurmayacaklarını" açıkça taahhüt etmiştir. Buna karşılık 2008 yılında firmanın ilgili Bakanlığa sunduğu ÇED Başvuru Dosyasında "uhdelerindeki HEMA Elektrik Üretim A.Ş. (660x2 MW) ile Batı Karadeniz Elektrik Üretim A.Ş. (2x660MW) tarafından Bartın ili Amasra ilçesi Gömü ve Tarlaağzı köyü sınırları içerisinde bölgenin kömür rezervleri kullanılarak 660x4 MW kurulu güçte Termik Santral Entegre Projesinin inşa edilmesi ve işletilmesinin planlandığı belirtilmiştir. Firma yetkilileri "2005 yılında sahada termik santral kurmayacaklarını taahhüt ettiklerini ancak değişen şartlar nedeniyle Amasra-B sahasındaki tasarruflarında revizyona gittiklerini ve faaliyetlerine termik santral kurulması işini de ilave ettiklerini" belirtmektedirler.

HEMA Endüstri A.Ş. 'nin Amasra-B sahasındaki tasarruflarını şartlara göre ve tek taraflı değiştirebileceği ortaya çıkmıştır. Nitekim 2011 yılında HATTAT Holding sahibi Mehmet HATTAT'ın Amasra Belediye Meclisi Üyeleri ile yaptığı bilgilendirme toplantısında "Gömü-Tarlaağzı sahasında termik santral kurma izni verilmemesi halinde şirketlerinin Amasra-B sahasındaki üretim faaliyetlerinden çekileceğini" açıkça belirtmiştir. Böylece sahadaki çalışmalar tek taraflı yaklaşım ile şarta bağlanmıştır. İşletmeci firmanın sahayla ilgili tasarruflarında yaptıkları revizyonlar Bartın ilini olumsuz yönde ve derinden etkilemektedir. Buna karşılık Amasra-B sahasında gelecekte firma stratejisinin ne olacağı ruhsat sahibi TTK tarafından dahi bilinmemektedir.

Halen HEMA Endüstri A.Ş.'nin Kazpınar köyünde açtığı 2 no'lu kuyu Bartın'ın içme suyu ihtiyacını karşılayan "kavşak suyu" yataklarının tam ortasındadır. Bu kuyunun açılması sırasında büyük su geliri nedeniyle kuyu ilerlemesi aksamış ve su gelirini önleme çalışmaları sırasındada su kalitesinde bozulmalar olmuştur. Su havzasının altında yapılacak muhtemel üretim çalışmaları ise; kavşak suyunun açılan boşluklara dolması sonucu tamamen kaybolmasına sebep olacaktır. Gömü-Tarlaağzı köylerine planlanan büyüklükte termik santralin kurulması büyük çevre sorunlarını beraberinde getirecektir. Bu santral nedeniyle; bir doğa harikası olan yörenin florası değişecek solunan hava kirlenecek halkın geçim kaynağı olan turizm, balıkçılık ve tarım ürünleri üretim faaliyetleri büyük ölçüde azalacak yada sona erecek ve Bartın'daki yaşam kalitesi oldukça aşağılara inecektir. Bunun farkına varan Bartın halkı durumu yetkililere duyurabilmek için çeşitli basın duyuruları yapmış, termik santral karşıtı gösteri ve yürüyüşler düzenlemiştir.

HEMA Endüstri A.Ş.'nin ÇED Başvuru Dosyasında yöreyi derinden etkileyen bu olumsuz tabloyu giderecek herhangi bir çözüm yolu bulunmamaktadır. Buna karşılık aynı dosyada termik santral kurulacak sahada 60.000 DWT kapasiteli gemilerin yanaşacağı bir liman inşa edileceği belirtilmektedir. Bu durum Bartınlılar tarafından "termik santralin Ukrayna'dan ithal edilecek kömürle çalışacağı" şeklinde değerlendirilmektedir. HEMA Endüstri A.Ş. yetkilileri bu konudaki sorulara cevap vermemektedirler. Konuyla ilgili uzmanlar ise kurulacak termik santralin ithal kömüre dayalı olması durumunda Amasra-B sahasında bu güne kadar yapılan yatırımlardan kolayca feragat edebileceği görüşünü dile getirmektedir. Bölgemizi çok yakından ilgilendiren bu konunun da açıkça ortaya çıkarılması gerekmektedir.

Gömü-Tarlaağzı mevkiinde termik santral kurulması talep edilen saha 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planında "Turizm Alanı" olarak görülmektedir. Bölge Konumuna çok uygun olan bu planın değiştirilmesi için gerek HEMA Endüstri A.Ş. ve gerekse TTK tarafından yoğun girişimlerde bulunulmaktadır. Buna karşılık Bartın halkı bu girişimleri tepkiyle karşılamaktadır. HEMA Endüstri A.Ş.'nin 2005 yılından beri sergilediği tavırlar ve termik santral girişimi toplumsal barışı bozma noktasına gelmiştir.

HEMA Endüstri A.Ş.'nin termik santral başvurusundan sonra Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği uzman elemanlardan oluşturduğu bir heyeti inceleme yapmak üzere bölgeye göndermiştir. Bu heyetin 2008 yılında hazırladığı raporun sonuç kısmında "yörede kurulacak termik santralin kaynak israfına neden olacağı, yöre insanının yaşam kalitesini olumsuz etkileyeceği doğal yapıyı ve kültürel dokuyu bozacağı ve böyle bir yatırımda kamu yararı ve toplum çıkarı bulunmadığı 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planındaki doğal çevrenin korunması gerektiği" görüşüne varılmıştır.

Ülkemiz enerji kullanımı açısından dışa bağımlıdır. %70'in üzerinde olan enerji ithal oranı giderek artmakta ve bu durum ülkemizin kalkınma çabalarını olumsuz yönde etkilemektedir. İlimizin Amasra-B sahasında ülkemizin en büyük taşkömürü rezervleri bulunmaktadır. Ülkemizin enerji ithal oranının düşürülerek dışa bağımlılığın azaltılabilmesi için bu sahadaki kömür varlıklarının üretime alınması gerekmektedir. Bu amaçla 2005 yılında rödovans yoluyla HEMA Endüstri A.Ş.'ne devredilen sahada bugüne kadar yapılan çalışmalarda sözleşmede belirtilen hedefler gerçekleştirilememiştir. Rödovans sözleşmesinde 3 yıl olarak belirtilen üretim aşamasında 7 yıla yakın süre geçmesine rağmen ulaşılamamıştır. Herhangi bir projeye ve hukuka dayanmayan bu çalışmalarla Amasra-B sahasındaki rezervlerin üretime dâhil edilemeyeceği ortaya çıkmıştır. Bu nedenle; gerek ülkemizin ve gerekse Bartın ilimizin ekonomisine önemli katkı sağlayacak olan bu kömür varlıklarının 46 yıldır faaliyetlerini farklı birim yapısıyla düzenli olarak başarıyla devam ettiren Amasra Taşkömürü İşletme Müessesesi eliyle üretime alınması en uygun çözüm yolu olarak görülmektedir.

Konunun ülkemiz ve ilimiz adına önemi nedeniyle; Amasra Taşkömürü İşletme Müessesesinin sıkıntılarının araştırılması ve ülke ekonomisine gerekli katkıyı sağlaması için içerisinde bulunduğu sorunların tespit edilerek alınması gereken önlemlerin bir an önce belirlenmesi amacı ile "Meclis Araştırması" açılması gerekmektedir.

M. Rıza YALÇINKAYA
CHP Bartın Milletvekili

iOS ve Android uyumlu cihazlarınızdan Bartın'daki önemli gelişmelerden anında haberdar olun.


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.