Yasadışı Dinlemeleri Meclis'te Dinletmek Suçtur

AK Parti Bartın Milletvekili ve TBMM Adalet Komisyonu Sözcüsü Yılmaz Tunç, Haberleşme Özgürlüğüne ve Özel Hayatın Gizliliğine Yönelik İhlallerin Tespiti ve Önlenmesine İlişkin Tedbirlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırma Komisyonu Raporu hakkında AK Parti Grubu adına konuştu.

Komisyonun çalışmaları 4 ay sürdü

Tunç konuşmasında; Mecliste grubu bulunan tüm siyasi partilerin önergelerinin birleştirilmesiyle oluşturulan Komisyonun, dört ay gibi özverili bir çalışmanın neticesinde raporunu Genel Kurula sunduğunu Teknik ve Hukuk olmak üzere 2 alt komisyon oluşturduklarını ve önerilerini rapora yansıttıklarını söyledi.

Haberleşme Hürriyeti ve Özel Hayatın Gizliliği en temel insan hakkı

Haberleşme özgürlüğü ve özel hayatın gizliliğinin, en önemli insan hakkı olduğunu belirten Milletvekili Tunç; “Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'nde, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nde ve Anayasa'mızın 20 ve 22'nci maddelerinde, bu, en temel insan hakkı teminat altına alınmıştır. İnsanların, ulusal üstü belgelerle ve Anayasa'yla güvence altına alınmış olan haklarının ihlali hiç kuşkusuz kabul edilemez. Bu hakların ihlalinin önlenmesi ve de ihlali durumunda yeterli yaptırımların olması gerekir.” Dedi.

Teknolojinin gelişmesi, yasadışı dinlemeleri kolaylaştırıyor

Haberleşme özgürlüğüne müdahale olarak, özellikle, yasa dışı dinlemeler ve özel hayatın gizliliğine yönelik ihlallerin sadece son on iki yılın konusu olmadığını belirten Milletvekili Tunç; “Teknolojinin gelişmesiyle birlikte, son yıllarda, bu konudaki sorunlar artmış olabilir ancak yasa dışı dinlemeler ve özel hayatın gizliliğinin korunmasına ilişkin sorunlar çok eskilere dayanmaktadır. Komisyonumuzda dinlediğimiz eski istihbaratçılar, gazeteciler ve bilim adamlarının konuşmalarından edindiğimiz kanaate göre, yasa dışı dinlemelerin özellikle olağanüstü dönemlerde ve darbeye götüren süreçlerde yoğun bir şekilde kullanıldığını, insanların özel hayatlarına müdahale edildiğini, yasa dışı dinlemelerle insanların fişlendiğini bu Araştırma Komisyonu vesilesiyle bir kez daha gördük. Son yıllarda da yine, devlet içinde çöreklenmiş illegal yapılar tarafından yasa dışı dinlemelerin yapıldığını ve yapılabildiğini gördük.” Dedi.

Mevzuatımızda bu konuda önemli düzenlemeler yapıldı

AK PARTİ'nin iktidara geldiği yıllardan itibaren, özel hayatın korunmasına ilişkin ve iletişimin denetlenmesine ilişkin önemli mevzuat çalışmaları gerçekleştirildiğini belirten Milletvekili Tunç;.”2004 yılında yeni Ceza Kanunu'muzun yürürlüğe girmesiyle birlikte, "Özel hayatın gizliliğini ihlal" ve "Kişisel verilerin korunması" başlıkları altında düzenlenen maddelerde Anayasa'mızda teminat altına alınan ve uluslararası sözleşmelerin koruduğu bu özgürlüklere müdahalenin yaptırımları mevzuatımızda yerini almıştır. Mevzuatımızda yerini alan bu cezai yaptırımlara rağmen; özel hayatın gizliliğini ihlal, yasa dışı dinleme ve gizliliğin görüntü veya seslerin kayda alınması suretiyle ihlali suçları ve bunların yaptırımlarıyla ilgili kamuoyundaki yoğun şikâyetlerin devam etmesi üzerine, 2 Temmuz 2012 tarihinde "üçüncü yargı paketi" olarak adlandırdığımız Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapan Kanun'la da özel hayatın gizliliğini ihlal suçunda cezalarda artışlar yapılmıştır.Yine, son olarak, 21 Şubat 2014 tarihli, 6526 sayılı Kanun'la da Ceza Kanunu'muzda kişisel verilerin korunmasıyla ilgili; kişisel verileri kaydeden, yayan ve yok etmeyenlere verilecek cezalarda artışlar yapılmıştır. Ülkemizde iletişimin denetlenmesi 1 Haziran 2005 tarihine kadar Çıkar Amaçlı Suç Örgütleriyle Mücadele Kanunu çerçevesinde gerçekleştiriliyorken, 2005 yılında Ceza Muhakemesi Kanunu'nun yürürlüğe girmesiyle birlikte adli ve istihbari amaçla iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınmasına yönelik faaliyetlerin nasıl yapılacağı hususunda mevzuatımız önemli düzenlemelere kavuşmuştur. 2005 yılında yürürlüğe giren 5397 sayılı Yasa'yla da Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı kurularak, dinleme yapacak birim ile dinlenecek iletişim aracının hizmetini sağlayan kurum, operatör arasında bir denetim mekanizması oluşturulmuştur.” Dedi.

Özel hayatın gizliliğini ihlal edenlere verilecek cezalar artırılmalıdır

Tüm bu cezai yaptırımların getirilmiş olmasına, hatta zaman içerisinde bu suçlara ilişkin cezalarda artırım sağlanmasına, bir denetim mekanizması oluşturulmasına rağmen, yasa dışı dinlemeler ve özel hayatın gizliliğini ihlal eden olaylar konusunda toplumda yoğun şikâyetlerin artarak devam etmiş olmasının Mecliste bu konuda Komisyon kurulmasına neden olduğunu belirten Milletvekili Tunç; “hayatımızın vazgeçilmezleri hâline gelen cep telefonu, İnternet, radyo ve televizyon gibi kitle iletişim araçları bir yandan hayatı kolaylaştırmakta, bir yandan da bu araçlar kullanılarak en gizli alanlara kolaylıkla müdahale edilmekte ya da insanlar haberleşme, gizlilik ve hürriyetlerinden haberleri dahi olmadan mahrum bırakılabilmektedir. Bunun yanı sıra kişilerin ya da devlet kurumlarının özel alanlarını koruma konusunda gösterdikleri ihmal bu duruma eklendiğinde, temel hak ve hürriyetleri tehdit eden bir tablo ortaya çıkmaktadır. Haberleşme ve bilgi güvenliğiyle ilgili en ufak bir zafiyet, en yüksek düzeyde güvenlik açığını beraberinde getirmektedir. Bütün bunlar ise haberleşme özgürlüğü ve özel hayatın gizliliğine yönelik her türlü saldırıya karşı önleyici tedbir alınması gerekliliğini ortaya koyduğu gibi, çağımızın en temel hak ve hürriyetleri arasında sıralanan bu kavramlara yönelik somut saldırıların da bazen en ağır şekilde cezalandırılması gerektiğini de açığa çıkarmıştır. Toplumun ve devlet kurumlarının bu saldırılara karşı etkili bir biçimde korunması gerekliliği, her gün kendisini biraz daha fazla hissettirmektedir.” Dedi.

Yürütülen soruşturmaların bir an önce tamamlanıp, suçluları cezalandırılması kamuoyunun beklentisidir

Yargı kurumlarınca yürütülmekte olan ve kamuoyunun yakından takip ettiği, özel hayatın gizliliğine yönelik ihlallere ilişkin somut bazı soruşturmalardan olan Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Sayın Deniz Baykal, Milliyetçi Hareket Partisi genel başkan yardımcıları ve milletvekili adayları ile Başbakanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın yasa dışı dinlenmesi ve izlenmesi hakkındaki soruşturma ve kovuşturmalara ilişkin, Anayasa'nın 138'inci maddesi gereğince Komisyonumuzca bir araştırma yapılamadığını belirten Milletvekili Tunç; “Bu konuda devam eden soruşturmaların başarıyla sonuçlanması ve bu olayların bir an önce aydınlatılması ve sorumluların tespit edilerek gerekli cezai yaptırımlara çarptırılması kamuoyunun ve hepimizin beklentisidir.” Dedi.

Dinleme ve izleme cihazlarının satışı ile ilgili düzenleme yapılmalıdır

Milletvekili Tunç konuşmasını şöyle sürdürdü: “Ülkemizde, dinleme ve izleme cihazları piyasada rahat biçimde tedavül edebilmekte; üretimi, satılmaları, taşınmaları, bulundurulmaları yasal olarak herhangi bir izne ya da ruhsata tabi tutulmayan eşya görünümü arz etmektedir. Ayrıca, ülkemizde dinleme ve izleme cihazlarıyla ilgili ithalat rejimi denetiminin oldukça zayıf olduğu, üretim ve ithalat rejimlerinin kayıtsızlığı ve denetimsizliği yüzünden bahsi geçen bu cihazların gerçek kullanım amacı dışında beyan edilen başka bir isimle ya da tamamen kaçak yollarla ülkemize sokuldukları izlenmektedir. Kamuoyunda dinleme ve izleme cihazlarının yasa dışı amaçlarla kullanımının önüne geçebilme düşüncesinden hareketle, bunların üretim veya ithalinin tamamen yasaklanması, hatta bu eylemler için hürriyeti bağlayıcı ceza ya da para cezalarının getirilmesi gerektiği yönünde fikirler bulunduğu görülse de bazı durumlarda her yönüyle yasal nitelik arz eden kameralı, ses kaydı yapabilen cep telefonu ve benzeri cihazların da suç işleme kast ve iradesiyle birleştiğinde, rahatlıkla haberleşme özgürlüğü ve özel hayatın gizliliğine yönelen ciddi bir tehdide dönüşebildiği görüldüğünden bu cihazların üretimi, ithali, bulundurulması, sevkiyle ilgili olarak bu cihazların beyan edilen amaçlara uygun kullanılıp kullanılmadığıyla ilgili bir denetim mekanizmasının hayata geçirilmesinin uygun olacağı raporumuzda değerlendirilmiştir.”

Kişisel verilerin korunması

2010 referandumuyla Anayasa'mıza giren ve 2004 yılında da Ceza Kanunu'muzda koruma altına alınan kişisel verilerle ilgili kanun tasarısının bir an önce yasalaşması gerektiğini belirten Milletvekili Tunç; “21 Şubat 2014 tarih ve 6526 sayılı Kanun'la, kişisel verilerin korunmasına ilişkin cezalarda artış sağlanmış olması olumlu bir adım olmuştur.” Dedi.

İletişimin Denetlenmesi

Haberleşme özgürlüğü ve özel hayatın gizliliğinin ihlalinde Komisyonun en çok üzerinde durduğu konunun, Ceza Muhakemesi Kanunu'muzda "Telekomünikasyon Yoluyla İletişimin Denetlenmesi ile Gizli Soruşturmacı ve Teknik Araçlarla İzleme" başlığı altında yer alan, 135'inciyle 140'ıncı maddeler arasında yer alan "İletişimin Denetlenmesi" konusu olduğunu belirten Milletvekili Tunç; “Burada Komisyonumuzun tespit ettiği çok önemli eksiklikler vardı yasal düzenlemeler itibarıyla. Bunlar nelerdi? Yasal düzenlemelerde sınırsız dinlemeye yol açan bir düzenleme vardı Ceza Muhakemesi Kanunu'muzda. Yine, başka bir kişiye ait isimle başka birisinin telefonun dinlenmesi sorunu vardı. Örgüt suçu kapsamına sokularak katalog suçlar içerisinde yer almayan bir suçtan dolayı dinleme yapılması yoğun şikâyetler arasındaydı. Yine, soruşturmayla ilgili olmayan bölümlerin imha edilmemesine yönelik sorunlar vardı. Dinleme kararlarının kolayca veriliyor olması hep eleştiri konusu yapılmıştı. Raporumuzda da yer alan bu hususların tamamına yakınının 21 Şubat 2014 tarih ve 6526 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 10'uncu maddesi uyarınca kurulan Ağır Ceza Mahkemelerinin Kaldırılması ve Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'la değiştiğini görmek hukuk sistemimiz adına memnuniyet vericidir. Raporumuz yayınlandıktan sonra, henüz Genel Kurulda görüşülmeden raporun Mecliste yasal düzenlemelere ışık tuttuğunu, rapordan esinlenildiğini, kanun koyucunun bu yönde düzenlemeler yaptığını görmek memnuniyet vericidir.

Ceza Muhakemesi Kanunu'muzun 135'inci maddesinde yapılan değişiklikle yasal dinleme kararlarının kolayca alınması ve haberleşme özgürlüğüyle özel hayatın gizliliğinin ihlaline yol açacak uygulamaların önüne geçilmesi amaçlanmıştır. Yeni düzenlemeye göre "Bir suç dolayısıyla yapılan soruşturma ve kovuşturmada suç işlendiğine ilişkin somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve başka suretle delil elde edilmesi imkânının bulunmaması durumunda ağır ceza mahkemesi veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde cumhuriyet savcısının kararıyla şüpheli veya sanığın telekomünikasyon yoluyla iletişimi tespit edilebilir, dinlenebilir, kayda alınabilir ve sinyal bilgileri değerlendirilebilir." şeklinde düzenleme yapılarak yasal dinlemelerde "somut delil" kriteri getirilmiştir. Yine, Komisyonumuzun tespit ettiği en önemli husus başka isimler altında kişilerin telefonlarının dinlendiğine yönelik husustur. Bu da çözüldü 6526 sayılı Yasa ile. Burada da yine dinleme talebinde bulunurken hakkında tedbir kararı verilecek hattın veya iletişim aracının sahibini ve biliniyorsa kullanıcısını gösterir belge veya raporun eklenmesi zorunluluğu getirilmiş; böylece, uygulamadaki suistimallerin önüne geçilmesi amaçlanmıştır. Yine komisyonumuzun tespit ettiği en önemli sorun, sınırsız dinleme kararlarına ilişkindir. Bu sorun da yine 6526 sayılı Yasa'yla ortadan kaldırılmıştır. Tedbir kararı en çok üç ay için verilip bir defa daha uzatılarak altı aya kadar dinleme -eski mevzuatımıza göre- yapılırken yapılan değişiklikle artık iki ay için verilebilecek, bir ay daha uzatılabilecek. Geçmişteki altı aylık dinleme, yeni düzenlemeyle üç aya indirilmiş bulunmaktadır.Sınırsız dinleme kararlarının verildiği örgütlü suçlarda da yine, yapılan değişiklikle en fazla üç ay dinleme kararı verilebilecek ve ek üç aylık süreyle beraber örgütlü suçlarda da altı ayı geçemeyecek. Komisyonumuz, iletişimin denetlenmesinde katalog suçların yeniden değerlendirilmesi ve keyfîliklerin önlenmesi konusunda da bir tavsiye kararı almıştır. Bu anlamda da yine 6526 sayılı Yasa bu sorunu da çözmüştür. Önceden "örgüt suçu" adı altında katalog suçlarda yer alırken bu suç, örgüt suçu, katalog suçlardan çıkarılmış; böylece, örgüt kapsamına alınarak, katalog suçta olmayan suçlarla ilgili dinlemelerin de önüne geçilmiş bulunmaktadır. Dinleme ve izleme kararlarının kolayca alınabilmesi, komisyonumuzun, iktidarıyla, muhalefetiyle, hep eleştirdiği bir husus olmuştur. Bu kararların kolayca alınamamasını, bütün milletvekillerimiz, komisyonumuzda üye olan arkadaşlarımız hep söylemişlerdir; mevzuatımızın bu yönde düzeltilmesi gerektiğini ifade etmişlerdir. Yine 6526 sayılı Yasa da bu hususu çözmüştür. Artık, iletişimin dinlenmesi ve kayda alınmasıyla ilgili gizli soruşturmacı görevlendirilmesi ve teknik araçlarla izleme kararları ağır ceza mahkemesince oy birliğiyle alınabilecektir. Bu değişiklik de komisyonumuzun tavsiye kararlarına uygun önemli bir düzenleme olarak hukuk sistemimizde yerini almış bulunmaktadır.” Dedi.

Yasadışı dinleme ve montaj kayıtlarını Meclis kürsülerinden sunmak suçtur

Yasa dışı dinlemeler konusunda hepimiz hassasız diyen Milletvekili Tunç, “Ancak, son aylarda, yasa dışı dinlemeler konusunda bu derece hassas olan ve tüm siyasi partilerin önerileriyle bu konuda araştırma komisyonu dahi kurmuş olmamıza rağmen, bazı siyasilerin bu hususta hassas olmadıklarını da üzülerek görüyoruz. Yasa dışı dinleme kayıtları ve montaj olduğu iddia edilen ses kayıtlarının Meclis kürsülerinden sunulması hem suçtur, hem de Mecliste bu hususta komisyon kurulmasını sağlayan ortak irademize aslında ters bir tutumdur.” Dedi.

iOS ve Android uyumlu cihazlarınızdan Bartın'daki önemli gelişmelerden anında haberdar olun.


Anahtar Kelimeler:
Yılmaz Tunç
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.