İslam geleneğinde peygamber efendimiz devrinden itibaren fethedilen küffar diyarlarında bulunun kiliseler camiye çevrilip ilk Cuma namazı kılınır.1453 yılında İstanbul’u fetheden Fatih Sultan Mehmet Han Ayasoyfa Kilisisini camiye çevirip ilk Cuma namazını kılmıştır. Osmanlı aynı âdeti Amasra’da da devam ettirerek Amasra Kalesi içinde 9.yy.da yapılmış bir Bizans Kilisesisinin camiye çevirerek ibadete açmıştır. Yine Türk-İslam geleneğinde olduğu gibi kılıç ile fethedilen beldelerde Cuma hutbelerine çıkan imamlar kılıçla hutbe okumuşlardır. Amasra fatih camiinde 1461 yılından itibaren Fatih Camiinde hutbeler kılıç ile okunmaktadır.
 
AMASRALILAR TARİHE İHANET ETTİ

Bugün Amasra’ya bakıldığında eşsiz doğa güzelliğinin yan sıra Kaleiçine yapılan binalar dikkat çeker. Amasra kalesinin her tarafında apartmanlar, binalar, gece kondular doldurulmuş. Bugüne kadar Kale’yi kurtarmak için ciddi bir çalışma yapılamadı. Âdeta kale işgal edildi. Amasralılar doğanın, denizin, sahilin, rakının, balığın tadını çıkarırken tarihlerine sahip çıkmadılar. Amasra üst üste bir çok medeniyetin kurulduğu bir kent. Neresine kazma vursan tarih fışkırır.2012 yılına geldiğimizde surları dökülen, kalesinin duvarları temel olarak kullanılarak apartmanlar dikilmiş bir kent var.Nasıl Bartın’da ahşap evler korunmayarak bazıları yıkılarak, bazıları fırınlarda yakılarak yok edildiyse Amasra’daki tarihi doku öle yok ediliyor.
 
FATİH CAMİİ

Amasra Kale içinde bulunan tarihi Fatih Camii’nin yanında bulunan derme çatma tuğla bina yıkıldı. Sadece bu küçük çalışma bile o sokaktaki tarihi havayı olumlu yönde etkiledi. Caminin bulunduğu Kemere Sokağının her yeri tarih fışkırıyor. Adım adım yürüdüğümüzde tarihin her devrinden bir imza görürsünüz Amasra Kalesinde  ve bir o kadarda bu tarihe edilen ihaneti.gelin tarihin şahitliğine bakalım bir kez daha’’ XIV. yüzyılın ortalarında buraya yerleşen İtalyan Cenova tüccarları kaleyi Bizans'ın elinden aldıktan sonra Karadeniz'in birkaç güvenilir limanından biri olan Amasra Limanı'nı Asya'dan gelen ticaret yolunun sığınaklarından biri haline getirmişlerdi. Bu sırada Bizanslılar'ın X. yüzyıla doğru kale içinde inşa ettikleri iki kiliseyi de Latin kilisesine çevirmişlerdi.XV. yüzyıl başında Semer-kanfa Timur'un yanına elçi olarak giden İspanyol Ruy Gonzales de Clavijo buradaki bir kilisede âyine katıldığını yazmaktadır.İstanbul'un fethinden sonra Türk toprakları içinde tek başına bir Ceneviz kolonisi olarak kalan Amasra, 1461 yılında karadan Fâtih Sultan Mehmet idaresindeki ordunun, denizden de Mahmud Paşa idaresindeki donanmanın karşısında direnmenin İmkânsız olduğunu görünce hiç çarpışmadan teslim olmuştur. O yılların kaynaklarında, Fâtih Sultan Mehmed'in burayı ele geçirdikten sonra bir kiliseyi camiye çevirdiği bildirilmektedir. Nitekim Âşıkpaşazâde bu durumu, "Bir eyi kiliseyi cami etti, hutbe-i İslâm anda dahi okuttu" İfadesiyle nakleder. Necdet Sakaoğlu'nun tesbitine göre vakfiyesinde üç köyün âşân ile Amasra'da çocuksuz ölenlerin mal ve servetlerinin camiye kalması sağlanmıştır.Bütün Türk dönemi boyunca Fâtih Camii Amasra kasabasının tek büyük camii olarak kalmış, yine kale İçindeki çok küçük bir yapı olan Kilise Mescidi ile beraber Müslüman ahalinin istifadesine sunulmuştur. Şehirde XIX. yüzyılın ikinci yansında kale dışındaki İskele Camii ile bugün izleri bile kalmayan üç mescid daha yapılmıştır.Fâtih Camii dikdörtgen planlı, uzunlamasına basit bir yapı olup doğu tarafında dışan taşkın yarım yuvarlak bir apsisi vardır. Üstü kiremit kaplanmış ahşap bir çatı ile örtülüdür. Dış cepheler moloz taş ve tuğladan örülmüş, aralarda İlkçağ yapılarından alınan işlenmiş devşirme parçalar da kullanılmıştır. Bazı kısımlarda, bilhassa apsis çıkıntısında eski Roma mimarisinde görülen ve "opus reticulatum" denilen küçük kare taşlardan meydana getirilen cephe bezemesi bulunmaktadır. Bu taşların Roma çağına ait bir binadan sökülerek Bizans döneminde bu yapıda tekrar kullanıldığı tahmin edilmektedir. Caminin içindeki bütün ahşap aksam 1305'te (1887-88) bir sanat iddiası olmayacak biçimde yenilenmiştir. Fatih Camii'nin kagir bir minaresi yoktu. Bu bölgedeki bazı köy camilerinde ve 1930'lara kadar Kilise Mescidi'nde de varlığı bilinen biçimde bir ahşap minareye sahip olduğunu söylemek mümkündür. Yakın tarihlerde ise apsis çıkıntısı ile güney duvarı arasındaki köşede kagir bir minare inşa edilmiştir.

AMARA YENİ FATİHİNİ BEKLİYOR

Bölgemizde yaşanan tarihi yok etme olgusu Türkiye’nin hastalığı. Türkiye’de bir çok ilde ‘’kaleiçi’’ projeleri uygulandı. Üstelik devlet bu tür projeleri destekliyor. Antalya’da başarılı bir proje yapıldı.Zaten Amasra’da birçok binanın yıkım kararı bulunuyor. Âmâ hiçbir belediye başkanı bunu uygulayamadı. Aklın yolu bir. TOKİ ile birlikte yapılacak bir proje ile Amasra Kalesi kurturalabilir.Toplu konut buradaki mülk sahiplerine Amasra’da uygun yerlerden konut inşa edebilir. Elbette uygulanması zor bir proje. Eğer Amasra’nın tarihini yaşatmak istiyorsak bunu yapmalıyız. Belki CHP’li Belediye, Ak Parti İktidarında bu nasıl olacak diye sorabilirsiniz. Cevap halk isteyecek, Amasralı isteyecektir. Amasra’yı yaşatmalıyız.Çünkü bir dünya değeri. Haydi TERMİK SANTRALE karşı gösterdiğimiz duyarlılığı TARİHİMİZİ korumaya da gösterelim.
Haber Yorum: G.Yavuzaslan