Sıradan bir gündü, her gün olduğu gibi sabah kahvaltısını yapıp televizyonu açarak zaping yaparken hanımla birlikte bir görüntüye takıldık kaldık. Adeta kanımız dondu. Daraldım nefes alamaz hale geldim. Manisa’nın bir köyünde 88 yaşında 9 çocuk 25 torun sahibi bir nine gelini tarafından acımasızca dövülüyordu. Görüntüleri çekende ninenin torununun eşi yani evin küçük geliniydi. Nine son bir yıldır elden ayaktan düşmüş, altını kirletir olmuş. Bu yüzden az tuvalet ihtiyacı duysun diye çorba çay bardağı, yemek çay tabağı ile verilir olmuş. Ninenin yinede tuvalet ihtiyacı geldiğinde bazen altına kirletir, kirlettikçe de gelini tarafından evire çevire dövülürmüş. 28 yaşındaki torunu tarafından bıçakla bir yerlerinin kesildiği bile iddia ediliyor. Nine ölmüş. Ölü yıkayan kadın cenaze üzerinde ve boyun bölgesinde bere çürük olduğunu görüp sorsa da karyoladan düştü cevabı verilmiş ve defin işlemi yapılmış.
 
Defin işleminden onbeş yirmi gün kadar sonra kayın validesine eziyet eden büyük gelinin görüntülerini çeken torun eşi küçük gelin kaynanasına kızınca görüntüleri ninenin diğer çocuklardan bazılarına atmış. Olay böyle ortaya çıkmış ve kolluk güçlerine iletilmiş. Ninenin mezarı açılmış, adli tıp raporu bekleniyormuş. Zannederim yasal işlemler çıkacak rapor sonucuna göre yürütülecek.

Bir TV programına taşınan olayda ninenin çocukları ve torunları ile gelinler ve damatların bazıları stüdyoda hazırlardı. Tuhafıma giden, moderatör hangisine konuşma sırası verdiyse “Yukarıda Allah var” diye söze başladılar. Güya Müslümanlıkları ile övünüyorlardı. Ninenin yanında yaşadığı oğlu, gelini, torunlar ve eşleri olan küçük gelinler ninenin üç kuruşluk yaşlılık aylığına tamah etmiş, ninenin gördüğü işkenceye göz yummuş. Diğer sekiz çocuğu, gelinleri, damatları ve çok sayıdaki torunları aylığını onlar yiyor onlar baksın mantığı ile zavallı ihtiyarla ilgilenmemişler,  maruz kaldığı işkenceyi görmezden gelmişler. Merak ediyorum..! yukarıda olduğunu söyledikleri Allah’ın kadıncağız aç susuz, pislik içinde yaşadığını, yapılan akıl almadık işkenceyi görmezden, feryatlarını duymazdan gelirken nerede olduğunu zannediyorlardı. 

Bize, Allah evrende insanlarla birlikte yarattığı her şeyi insan emrine verdiği,  insanlığın doğuşu ile görevlendirdiği peygamberlere de kitaplar göndererek doğru yolu gösterdiği öğretildi. Dinimiz sadece insanların değil, hayvanların hakkına da riayet edilmesini, onlara şefkat ve merhamet gösterilmesini emreder. Kitabımıza göre Yüce Allah savaşta teslim olmayan düşman, zina edenler ve dinden ayrılanlar dışında canlılara şiddeti, cana kıymayı yasaklamış hatta bir insanı öldüren kimsenin bütün insanları öldürmüş gibi olacağını. Her kim bir mümini kasten öldürürse Allah tarafından lanetleneceği onun cezasının içinde ebedî kalmak üzere cehennem olacağını vurguladığını bilmeyen Müslüman olduğunu zannetmiyorum. 

Müslüman olmanın ilk şartı insan olmaktır. Kuran-ı Kerim’in birçok ayetinde dinler arası barış ve huzura vurgu yapılmıştır. Bir mümin başka mümine kin gütmesi bir yana başka dinlerin mensuplarına karşı bile düşmanlık beslemesi yasaklanmıştır. Kuran İnanç ve düşünce özgürlüğünü, küresel barışı destekler, ırkçılığı reddeder, azınlıkların haklarına saygılı olmayı, barışı ve diyalogu önerir.

Demokrasi ve laiklik kültürü nün mayasını da bu temeller oluşturur.

Dünya tarihinde insanlar arasında toprak kazanma, etnik köken ayrımcılığı, din ve inanç ayrımcılığı gibi nedenlerle savaşmayan millet hemen hemen yok gibidir. Ancak bir mümin kardeşini kötü, kendini daha makbul Müslüman olarak görüp onu ayrıştıran, eziyet eden, hor gören hatta öldüren insanlar galiba benim ülkemden çıkıyor.

Aksi halde, ben lâikim, ben cumhuriyetçiyim, ben Atatürkçüyüm, ben insan hakları savunucuyum, ben yobazlığın karşısındayım diyen, karanlık güçlerin foyalarını ortaya çıkarmaya çalışan.  Kökten dinciliği değil ılımlı İslamcılığı, Türkiye demokrasisini savunan, tek amaçlarının bu konuda halkını aydınlatmak olan kişiler neden katlediliyor ya da uydurulan çeşitli bahanelerle özgürlükleri neden kısıtlanıyor.

Yaşamları boyunca aydınlanmayı, özgür düşünceyi ve bağımsız Türkiye idealleri ile laikliğin dinsizlik olmadığını savunan. Karanlık ve bağnazlığa karşı hayatlarını ortaya koyarak mücadele eden Uğur Mumcu, Abdi İpekçi, Ahmet Taner Kışlalı, Bahriye Üçok, Çetin Emeç, Muammer Aksoy ve daha yüzlerce demokrasi şehidi. Sivas'ta Madımak  Oteli'nde yakılan 33 can; acaba terörist oldukları için mi, onları katledenlerden daha az ve kalitesiz Müslüman olmaları nedeni ile mi, vatanın bölünmez bütünlüğüne karşı çıktıkları için mi katledildiler. Cumhuriyeti ve laikliği, özgürce inançlarını yaşamak, aydınlık Türkiye’yi savunmaktan başka ne kabahat işlemişlerdi.  Neden öldürüldü bu insanlar. Kimdi, kimden destek aldı, kimler koruyuculuğunu yapıyor bunları katledenlerin.  Bunlar hala aramızda dolaşmıyorlar mı?  Kanlı ellerini uzatıp bizimle tokalaşmıyorlar mı?  Kana buladıkları kaldırımlarda beraber yürümüyor muyuz?

Onlar yürekliydiler. Kalemleri onların namuslarıydı. Onlara kıyan karanlık güçlerin amaçlarının: Halkın gerçekleri öğrenmesini, olup biteni sorgulamasını engellemek, topluma korku salmak, kaygılarının İslam değil din istismarı, din sömürüsü yapmak suretiyle insanları aldatarak maddî veya manevî çıkar elde etmek yani kendi menfaatleri için dini kullanmak olduğu neden göremezden geliniyor

Bu insanların nasıl bir ruh hali var? Sağlıklı iken torunlara, torunların çocuklarına bakarken, tarla tepede çalışırken, ev ve ahır işlerinde yardım ederken  hane halkından biri sayılan, sağlığı bozulunca iki yaşındaki bebeden farksız hale dönüşen nineyi öldüresiye döverek akıl almaz işkenceler görmesine göz yumarken kimsenin aklına gelmeyen,  yaptıkları ortaya çıkınca birden Allah’ın yukarıda olduğunu hatırlayan insanların ruh haliyle; vatanını kurtaran, ezanını yurdun dört köşesinde okunmasını sağlayan, herkesin inancını özgürce yaşamasının önünü açan, milletinin kadınlarının gözlerine örtülmüş peçeyi kaldıran ve onları ışığa kavuşturan Mustafa Kemal Atatürk’ü sevmeyenler ile bilgiyi, kültürü, ışığı kısacası aydınlanmayı memleketin tüm sathına dağıtmaya çalışan seçkin ve saygın aydınlarımızı katleden katillerle bu katillerin beynini yıkayıp teşvik eden,  kol kanat geren insanların ruh hali arasında bir fark göremiyorum.

Allah’ım, bize, herkese doğru olarak göster.  Hak ve adalet yolundan kimseyi ayırma. Kalp katılığından, gafletten, inkârcılıktan, hakka ters düşmekten, zulmetmekten ve zulme uğramaktan Sana sığınırım.

iOS ve Android uyumlu cihazlarınızdan Bartın'daki önemli gelişmelerden anında haberdar olun.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
z.nane 1 ay önce

yazı içeriğinde "kuran-ı kerimin birçok ayetinde dinler arası barış"a vurgu yapıldıgı yazılmıs. bu ayetler hangılerı?

Avatar
Hüseyin Ekmekçi 6 gün önce

sevgili ziya. din, serbest irade ile karar vermeye özgür tercihe dayanır. kur'an, insana inanç ve düşünce özgürlüğü alanında her hangi bir sınırlama getirmemiştir. o nedenle i̇slam'da inanç özgürlüğü vardır.
burada hangi birini sayayım. kurân da dini inanç ve düşünceyi bir düşmanlık malzemesi yapmaması konusunda, onlarca ayet vardır . açık bir saldırganlık, ciddi bir tehdit yoksa gayri müslimlere adaletle davranmayı, onlarla iyi geçinmeyi ve beraberce barış ve güven içerisinde yaşamayı tavsiye eder. i̇nananların huzur ve güvenliğini sağlama amacı dışında savaşmayı önermez.
Allah resûlü (s.a.s.), üç semâvî din mensuplarını zorlama yapmadan, mecbur kılmadan, i̇slâm adı altında birleşmeye davet etmiştir. çünkü o sadece arapların değil, bütün insanlığa peygamber olarak gönderildi..!

Avatar
Bartınlı 5 gün önce

Hüseyin BEY yazınızda , beyefendiye yorumunuzda çok başarılı.Tebrik eder devamını dilerim