Bartın Tıkanacak...
Bartın çıkış yolu arıyor, zira yaşam merkeze sıkışıyor...
Bartın ilinde Alınan inşaat ruhsatlarının yüzde 90'ı Merkez ilçede...
Bu tablo aslında sadece “konut üretimi” meselesi değil; Bartın’ın ekonomik, sosyal ve mekânsal geleceğini gösteren çok güçlü bir veridir.
Ve açık konuşmak gerekirse, yüzde 90’lık merkez yoğunlaşması normal bir hareketlilikten çok, “tek merkezli sıkışmış kent modeli” görüntüsü veriyor.
Bartın’da insanlar neden merkeze yöneliyor sorusunun cevabı aslında birkaç temel başlıkta birleşiyor:
Merkeze İlginin sebebi, Hayatın Orada Toplanması. .
İnsanlar artık yalnızca ev satın almıyor, ulaşıma, işe, okula, hastaneye, sosyal yaşama ve güvenli erişime yakınlık satın alıyor.
Bartın’da, kamu kurumları, hastaneler,
üniversite bağlantıları, ticaret,
bankalar,
eğitim altyapısı,
günlük hizmet ağı
büyük ölçüde merkez ilçede toplandığı için konut talebi de oraya akıyor.
Bu nedenle Merkez ilçe yalnızca “idari merkez” değil, aynı zamanda:
ekonomik merkez,
sosyal merkez,
ulaşım merkezi,
yaşam merkezi hâline geliyor.
Bu da doğal olarak yatırımcıyı da vatandaşı da aynı yere yöneltiyor.
Bu Durum Neyin Göstergesi?
Bu veri birkaç önemli şeyi gösteriyor:
İlçeler Arası Dengesizlik var...
Amasra, Ulus ve Kurucaşile’nin yaşam potansiyeli olmasına rağmen:
istihdam sınırlı,
ulaşım zayıf,
sürekli nüfus tutma kapasitesi düşük.
Bu nedenle insanlar oralarda yaşamak yerine merkeze yakın kalmayı tercih ediyor.
Yani bu tablo:
“Bartın’da merkez dışındaki alanların yeterince ekonomik çekim oluşturamadığını” gösteriyor.
Kentsel Baskı Artacak...
Yüzde 90’lık yoğunlaşma kısa vadede inşaat hareketliliği gibi görünür ama uzun vadede:
trafik,
otopark,
altyapı,
su ve kanalizasyon,
yeşil alan kaybı,
gürültü,
hava kalitesi,
sosyal donatı eksikliği
gibi sorunları büyütebilir.
Özellikle Bartın gibi coğrafi olarak sınırlı bir merkezde bu baskı daha sert hissedilir.
“Alternatifsiz Kentleşme” Oluşuyor...
Sağlıklı kentlerde büyüme:birkaç ilçeye, birkaç aksa, farklı merkezlere
yayılır.
Ama Bartın’daki tablo, “Ya merkez ya hiçbir yer” algısı oluştuğunu düşündürüyor.
Bu, uzun vadede kırılgan bir yapı üretir.
Sel Riski Olan Yerde Neden Yoğun İlgi Var?
Bu çok önemli bir soru.
Normalde insanlar afet riski yüksek alanlardan kaçınır.
Ama Bartın’da riskten daha güçlü çalışan şey:
“Merkezde yaşama zorunluluğu.”
Yani vatandaş şunu düşünüyor:
işe yakın olayım,
çocuğun okulu yakın olsun,
hastaneye erişeyim,
günlük hayat kolay olsun,
araç kullanmadan işimi çözeyim.
Bu nedenle:
konfor ve erişim ihtiyacı, afet riskinin önüne geçiyor.
Bu aslında Türkiye’nin birçok kentinde görülen bir durum.
İnsanlar çoğu zaman:
deprem riskine rağmen İstanbul’u,
sel riskine rağmen dere yataklarını,
trafik sorununa rağmen merkezi bölgeleri
tercih ediyor.
Çünkü ekonomik ve sosyal hayat oralarda dönüyor.
En Büyük Sakınca Ne?
Bence en kritik risk şu:
“Tek merkezli kırılgan kent yapısı”
Eğer, nüfus,
trafik,ticaret,konut, kamu hizmetleritek bir ilçede aşırı yoğunlaşırsa; bir afet, ulaşım sorunu veya altyapı problemi bütün kenti etkileyebilir.
Özellikle Bartın gibi:sel riski bulunan, Irmak dere sistemi olan, dar ulaşım akslarına sahip, topoğrafik sınırlamaları olan bir şehirde bu çok daha önemli.
Uzun Vadede Ne Olabilir?
Eğer planlama doğru yapılmazsa:
merkezde yaşam kalitesi düşebilir,
trafik kronikleşebilir,
otopark sorunu büyüyebilir,
yeşil alanlar azalabilir,
kiralar yükselebilir,
eski mahalle dokuları baskı altında kalabilir,
altyapı kapasitesi zorlanabilir.
Ve en önemlisi:
kent “yaygın büyüme” yerine “yoğun sıkışma” yaşayabilir.
Peki Çözüm Ne Olabilir?
Bartın’ın uzun vadede,
çok merkezli gelişim,
kontrollü uydu yerleşimler,
güçlü toplu ulaşım,
sel riskine göre imar planı,
yatay mimari, yeni sosyal yaşam alanları, merkez dışı ekonomik çekim noktaları oluşturması gerekebilir.
Yoksa bugün “canlılık” gibi görünen yoğunlaşma, yarın yaşam kalitesini zorlayan bir baskıya dönüşecektir.
Ama şunu da söylemek gerekir:
Bu veriler aynı zamanda Bartın’ın hâlâ göç alan, hareketli ve talep gören bir şehir olduğunu da gösteriyor.
Fakat Asıl mesele artık “Ne kadar büyüdüğü değil, nasıl büyüdüğü.”dür.