13 yaşındaki bir kız çocuğuna yönelik taciz iddiası, sadece bir adli olay değil; vicdanları sarsan, toplumun her kesimini derinden yaralayan büyük bir insanlık meselesidir.
Cumhuriyet Başsavcılığı’nın olayı titizlikle ve derinlemesine incelemesi, devletin ilgili kurumlarının harekete geçmesi ve çocuğun devlet korumasına alınması son derece önemlidir. Olay kapsamında çok sayıda kişinin gözaltına alınması ve annenin tutuklanması ise meselenin ne kadar ciddi olduğunu açıkça göstermektedir.
Ancak burada unutulmaması gereken en önemli konu şudur:
Bu olay ne Amasra’nın kimliğidir ne de Bartın insanının karakteridir.
Sosyal medya üzerinden yapılan bilinçsiz yorumlar, ilçeyi hedef alan ağır ithamlar ve tüm bir toplumu zan altında bırakan paylaşımlar; acıyı büyütmekten başka hiçbir işe yaramamaktadır. Bir suç varsa, suçlular bellidir. Bir toplum, birkaç vicdansız insanın işlediği iddialarla yargılanamaz.
Amasra yüzyıllardır tarihiyle, doğasıyla, kültürüyle ve insanlığıyla anılan bir ilçedir. Bugün yaşanan bu acı olay, elbette herkesin yüreğini yakmıştır. Fakat bu acının üzerinden nefret üretmek, insanları hedef göstermek ve ilçeyi karalamaya çalışmak vicdani değildir.
Burada asıl yapılması gereken; olayın üzerinin örtülmeden, hiçbir kişi veya makam korunmadan sonuna kadar araştırılmasıdır.
Çocukların korunması konusunda devletin tüm kurumları kararlılıkla hareket etmelidir. Özellikle Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı bu davaya mutlaka müdahil olmalı, çocuğun psikolojik ve sosyal rehabilitasyon süreci yakından takip edilmelidir.
Çünkü mesele yalnızca bir mahkeme dosyası değildir.
Mesele, çocukların güven içinde yaşayabildiği bir toplum bırakabilmektir.
Bir çocuğun hayatından çalınan tek bir gün bile geri getirilemez. Bu nedenle suçlu olduğu tespit edilen herkes, hukuk önünde en ağır cezayı almalıdır. Hiç kimsenin makamı, çevresi, ailesi ya da gücü adaletin önüne geçmemelidir.
Toplum olarak artık şunu anlamalıyız:
Çocukların sustuğu yerde insanlık kaybeder.
Bugün hepimizin görevi; dedikodu üretmek değil, çocukları koruyan bir vicdan oluşturabilmektir.
Bugün susarsak, yarın başka çocukların çığlıklarına da ortak oluruz.
Adaletin gecikmeden tecelli ettiği, çocukların korkmadan yaşayabildiği bir Türkiye umuduyla…