Siyaset

Canip Sevinç Projeleriyle Geliyor

CHP Bartın Milletvekili aday adayı Canip SEVİNÇ, milletvekili seçildiği takdirde gerçekleştireceği icraatları sitemize değerlendirdi.

Abone Ol


İşte Canip SEVİNÇ'le gerçekleştirdiğimiz röportaj:

Bartın.info: Bartın BTV televizyonunda Bülent Bostancı’nın Gündem Programında yaptıüınız açıklamalar çok derin etki, büyük takdir ve umut topladı. Adeta tüm izleyiciler işte "aradığımız bu" şeklinde değerlendirmeler yaptılar. Sayın Sevinç, Bartın’da CHP’den Milletvekili Aday adayısınız. Bize söyler misiniz CHP’den siz milletvekili olunca Bartın’da havzamızda ne değişecek? Projeleriniz nelerdir? Bir de bizim için açıklayabilirmisiniz?

Canip SEVİNÇ: İlginize ve takdirlerinize ben de teşekkür ediyorum. Bartın halkına ve CHP örgütünün değerli emekçilerine en derin selam ve saygılarımı sunuyorum. Sorunuza gelince "Ben Milletvekili oluca da değişecek çok şey olacağını düşünüyorum ama esas CHP iktidar olunca siz değişikliği o zaman görün."

Milletvekili Bartın’a gelince ağzından kömür düşürmüyorsa hep kömür konuşuyorsa projesi olacak, bilecek öyle konuşacak, etkili olacak vurunca ses getirecek. Açıklamasının bilimsel destekli temelleri olacak. Proje konuşmak demek, işi bilmek demektir. Zonguldak’ta üyesi olduğumuz TMMOB’ne bağlı meslek odaları, 2 yılda bir kömür kongresi yapıyor, 2 yılda bir madencilik kongresi yapıyor, 2 yılda bir demir-çelik kongreleri yapılıyor. Sen hiç birine katılmıyorsan, sen TKİ, TTK, TÜBİTAK veya üniversitelerin hiç bir bilimsel kongre ve smpozyumun da yoksan, o çalışmalarda emeğin yoksa çalışmamışsan, tartışmamış ve uğraşmamışsan neyi nasıl bileceksin? Ben Mühendis olduktan işi pratikte öğrendikten sonra bununlada yetinmeyip aşağı yukarı her 10 yıl’da birde birbirini tamamlayacak şekilde üniversitelerden iş hayatım devam ederken akademik eğitim ve dereceler aldım. Bugün biliyorsam konuşuyorsam böyle biliyor böyle konuşuyorum. CHP’ninde kurucusu olan Atatürk diyor ki "Milletin vekili çalışkan, bilgili, araştıran ve sadece milleti için koşturan insandır!"

Bartın.info: Gelelim esas merak ettiğimiz soruya CHP İktidar olduğunda Bartın kömür havzası nasıl değişecek? Bunu özgeçmişinizden ve yıllardır işin içinde olduğunu bildiğimiz sizden duymak istiyoruz.

Canip SEVİNÇ: Herhalde havzada fiili 22 yıl hizmetimden başka Enerji Bakanlığındaki 8 yıllık hizmetim, bilgim, birikimim, emeğim, eğitimim düşünüldüğünde bu kararı başkası verecek değil. Bu proje benim projem olacak. Önce yeniden havzada kömür aramaları başlayacak. Linyit yeteri kadar arandı. Bu LAP projesiydi. Şimdi sıra TAP yani taşkömürü arama projesinde. 1, 3 milyar ton olan mevcut havza rezervi artacak. Son 40 yıldır havzada arama yok. Arama teknolojisi çok gelişti. Ancak hem arama yapılmıyor ve hemde arama yapılmadan yok deniyor. Türkiye Petrollerinin havzadaki arama sonuçlarına göre Bartı’ın daha birçok yerinde kömür var. Bugüne kadar TTK ve MTA’nın yapılan kömür aramaların çoğuda sığ sondaj. Derin aramalarda yapılacak. Yeni sahalarda TTK’nın mevcut 5 üretim Müssesesinin dışında Ocaklar kurulacak, kömür üretim yapılacak. Böyle olmadan üretim artmaz. Yılda halen 25 ton taşkömürü ithalatımız var. Bu engellenemez çünkü ihtiyaç var. Ancak daha stabil bir dış alım olmalı. Son 12 yılda dışarıdan kömür ithalatı % 520 arttı . Bu çok yanlıştır. Yeni taşkömürü talep artışlarının bir bölümü de ulusal taşkömürü rezervlerimiz üretilerek  bu mutlaka yapılmalıdır. Bu mutlaka gerçekleştirilecektir. Yoksa ülkemizin enerjideki dışa bağımlılığı da daha artar ve ithal ettiğimiz her ton kömür başka ülkelerin işçilerine istihdam sağlarken bizim havzamızın insanını işsiz ve aç bırakır.

Ayrıca yoğun kömür ithalatı yerine ihtiyacımızın bir bölümü de  uygun fiyat, arz güvenliği ve kaynak çeşitliliğini sağlamak için TPAO’nun yurt dışı petrol arama ve üretim şirketi TPİC (Türkiye Petrolleri Uluslar arası İşletmesi) benzeri bir TCIC (Türkiye Uluslar arası Kömür Arama ve Üretim Şirketi ) kurularak yurt dışında kömür ocağı alınıp işletilerek sağlanabilir. Hatta bu ülkelere Türkiyeden bir kısım işçi ve uzman bu işleri yönetmek ve orada çalışmak için gönderilebilir. . Enerji Bakanlığındaki çalışma dönemimde Bakanlığın Stratejik Planlarına bu argümanlar yerleştirilmiştir. Bu ülkeler ve bu kömür havzaları bilinmektedir. Bu ülkeler ile bu yönde ön iletişimler de kurulmuştur. Ancak esas olan bu prospeksiyonların konuşulması değil bunlara sahip çıkılmasıdır. Siyaset konuşma değil icra etme yeridir. Biz konuşarak kalmayacağız. Yapacağız. Yaptıracağız. Diğer taraftan ILO sözleşmelerinin TBMM’ce kabulü yapıldığına göre bu kabulün bir uygulaması ve gereği olarak işgüvenliği ve işçi sağlığı önlemlerinin en üst düzeyde sağlanabilmesi için Türkiye’nin tamamında yer altı kömür işletmeciliği devletin kontrol denetim ve üretim işletmelerinde olacaktır. Kabul edilen İLO sözleşmelerinin TBMM’de kabul edilmesinden sonra iş güvenliği ve emniyeti ancak bu tedbirleri devlet işletmelerinde uygulanmaya başlanması ile sağlanabilir. . Son yıllarda sayısız örnek özel sektörle bu işin olmadığını göstermiştir. Boş inat ve ısrarlar yüzünden ülkemizde yüzlerce madenci pisi pisine şehit olmuştur. Ayda 100 civarında işçi ölümleri ortaya çıkmıştır. Bu gidişatı kesinlikle engelleyeceğiz. Taşeron işçi ve rödövans yöntemi yer altı madencilik ve kömür işletmeciliğinden kaldırılacaktır. Yeraltı maden işletmeciliği deneyimsiz, esasen bu meslekten uzak inşaat müteaahitlerine bırakılamaz. Yani Atatürk’ün dediği noktaya geri döneceğiz. Bu sıkıntılı sektör "özel sektörün kar hırsına bırakılmıyacaktır. ". Bu kadar az üretim yapan hiç bir ülkede ayda 100 işçi ölümü olmamaktadır. Bu acılar bilim ile aşılacak işin meşrebi kabul edilen ölüm önce bilimsel tedbirlerle ezilecek gerekli tüm tedbirler alınacak, sonra cenab-ı Allahtan tevekkül ve sağlık dilenerek üretim sürdürülecektir.

HEMA Amasra’da aldığı işte tüm sözleşme hükümlerini tüketmiştir. Anlaşma masasına çağırılacak alacak-verecek hesabı yapılarak hukuki hakları ödenecek ve sözleşmesi bitirilerek yolcu edilecektir. Çalışanların tamamı TTK kadrosuna eşdeğeri kadrolara intisap ettirilecektir.

Daha önceki yıllarda TEK ve TKİ’nin planladığı kapasitelerde ancak maksimum 300-450 MW küçük, modern, temiz kömür teknolojilerine uygun bir AR-GE temelli kömür kimyası prosesleri içeren termik santral planlaması yapılabilir. Asla ithal kömür santrali ve bunun üzerinde bir termik güç planlaması yapılamaz. Havza atmosferik kısıtlar nedeni ile buna uygun bir topoğrafya değildir. Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğünün Amasra’da gözlem istasyonu kurarak "adveksiyon inversiyonu" gözlem ve tespiti yaptırılacaktır.

Esasen uygulanan neo liberal politikalar ve özelleştirmeler sonucu enerji KİT’leri büyük erezyona uğramışlar, kontrol ettikleri şirketleri kayıp etmişler, organizasyon yapıları güncelliğini yitirmiştir. Artık yeniden rehabilitasyonları değil amaçlara göre yeniden dizaynları ortaya çıkmıştır.

Bu bağlamda TTK, TKİ, EÜAŞ Genel Müdürlükleri iptal edilerek bunların yerine "Türkiye Elektrik ve Kömür Üretimi Kurumu " adında yönetimlerinin daha özerk bir modelde oluşturulduğu bir kurumun kurulması ve bütün bu faaliyetlerin çalışan personele ve özelliklede teknik elemanlara daha farklı ve üretim ile ilişkili bir ücret sıkalası ile yansıması mutlaka gerçekleştirilecektir. Mühendislerin reel parasal ücret itibarı ile ülkenin en itibarsız meslek gurubu içine sokulmuş olması üretimi daima göz ardı eden kuşatılmışlığa razı zihniyetlerin sonucudur. Bu kuşatma her alanda üreterek kırılacaktır. Mühendisler hak ettiği yere getirilecektir. Amasra Müessesesi sahası HEMA’nın şimdiki sahasında konuşlanacak ve oraya taşınacaktır, mevcut Müessese binası ve mevcut yerleşim sahası Bartın Üniversitesinin Madencilik, Turizm, İş güvenliği eğitim merkezleri ve yerleşim alanları olarak tahsis edilecektir. Burası ayrıca her doğal felakette kendilerine çok ihtiyaç hissedilen ve büyük takdirlere mazhar olmuş "Tahlisiye, Arama, Kurtarma" ekiplerinin daha da güçlendirilen ve çeşitlendirilen  "Ulusal Karargah ve Eğitim Merkezi " olacaktır.

Bartın.info: Bütün bu kadar değişikliği siz ne kadar zamanda yapabileceğinizi düşünüyorsunuz?

Canip SEVİNÇ: Ben başkası değilim. İşin en dibinden en tepesine kadar emeği olan ve sektörde yılarca dirsek çürütmüş birisiyim. Çok ciddi eğitim ve uzmanlığı olan birisiyim. Görev yaptığım kurumlarda ne kadar etkin ve yetkin olduğumu tüm arkadaşlarım bilir. Bugün ülkemizde yürütülen birçok büyük proje hep yabancı ve bugüne kadar bizi ekonomik-teknolojik kuşatmada tutan gurupların üretgen olmayan projeleridir. O projelerden bize değil ancak yabancılara onlara ekmek çıkar. Ben bizim projelerimizi 2015 yılının teknolojik imkan ve planlamaları içinde gerçekleştireceğim.

Ben karotlu, sondajlı aramalar için 1 yıl, hidrojeolojik ve jeomekanik etüd ve aramalar için 1 yıl yeni ocak yerleri proje fizibilitesi ve hazırlıklar için 1 yıl olmak üzere 3 yıl süre öngörüyorum, ancak HEMA dahil diğer tüm çalışmalar yeni yapılanma ve organizasyonlar CHP iktidarında 1 yılda sonuçlandırılarak uygulamaya sokulacak projelerdir. Filyos projesine de alt yapı bitirilecek 1 yıl içinde 4 yılda 20 000 civarında istihdam hedef alınmaktadır. Proje toplamda 20 milyar dolarlık bir yatırımdır ve 200 000 kişiyi de istihdam edebilme kabiliyetindedir.

Ama bu çalışmalar başladığında BARTIN KÖMÜR VE ENERJİ KİMLİK KARTINI ve işsizliğin kara hem de kömürden de kara bahtını kırmış, geleceğe umutla bakmaya başlamış demektir.

Bartın.info: Herhalde yalnız kömür ve enerji değil projeleriniz?

Canip SEVİNÇ: Tabiki değil . Ancak buradan başlamadan olmaz. Çünkü burada yara var ve yara kanıyor. Kömürümüz var hem çıkaramıyoruz veya çıkarmaya çalışınca da ölüyoruz. İş ehil ellerde ve bilimle yürümüyor. Buna hemen müdahale şarttır. Ayrıca eldeki bir yumurtayı önce elde tutmak işin bilimselidir. Filyos projesi bütün Türkiye gündemine Avrupa gündemine bizi oturtacak bir projedir. Kömüre yönelik projelerle bu aynı anda başlatılacaktır.

Filyos projesine de önce alt yapı bitirilecek (1 yıl içinde ) 4 yılda da 20 000 civarında istihdam hedef alınmaktadır. Havza büyük Atatürk’ün kendi iktidar döneminde en önem verdiği havzadır ve o dönem savaştan çıkmış, aç, susuz, perişan, yokluk ve kıtlıkla savaşan Türkiye ekonomisini kurtarmanın da tek can simididir neredeyse. Cumhuriyetin ilk 10 yılında bu havzada yapılanlar Türkiye’nin hiçbir yerinde yapılmamıştır.

Ülke ekonomisi yine dardadır. Dış borç, iç borç kim ne derse desin oldukça büyük, ödemeler dengesi yinede bozuktur. Ülkenin en önemli ithalat girdisi enerjidir. Petrol ve doğalgaza olan zorunlu bağımlılığımıza gittikçe kabaran bir fatura ile kömürde dahil olmaktadır ki, 1980’de sıfır düzeyde olan kömür ithalat faturası 2014’de yılda 5 milyara yakındır. Türkiye yerli enerji kaynaklarına yine muhtaçtır.

Türkiye ithal birincil enerji kaynaklarına ödediği yıllık 60 milyar dolardan" EPDK 2030 yılı projeksiyonlarına göre kadar 225-280 milyar dolar tutarında bir toplam enerji yatırımı beklemektedir. Bu tutarın %60'ı makina ekipmana harcanacak olup 20 yıllık dönemde yaklaşık yılda 10 milyar dolarlıkta enerji kaynak ithalatından ayrı olarak makina ve ekipman ithalatına bedel ödeneceği ortaya çıkmaktadır. "

Enerji Ekipmanlarını üretiminde ülkemizdeki mevcut durum ve öneriler Mak. Müh. Od. organizasyonunda benimde yer aldığım 70 civarında akademisyen ve uzmanın çalışması ile bir yıllık bir çalışma sonunda ortaya çıkarılmış ve raporlanarak yayınlanmıştır.

Rapor incelendiğinde 30 Eylül 2014 itibarı ile ülkemizin elektrik enerjisi kurulu gücünün 68 230 MW olduğu görülecektir. Bu gücü oluşturan ülkemizdeki 1059 adet değişik primer kaynaklar ile elektrik üreten elektrik santralinin hiç birisinin yerli imkanlarla yapılmadığı ve yurt dışından ithal edildiği görülecektir.

İlaveten her yıl mevcut kurulu güce ilave olarak kurması gereken 4000-5000 MW kurulacak güç için büyük bir makine ve ekipman ithalatı yapılacaktır. Bu acayip bir kuşatmadır ve bunu yarmak gerekir. Yoksa her yıl enerji ekipmanları için yurt dışına 10 milyar dolar bedel ödenecektir ki, bu ekipmanların yurt içinde üretilmesi halinde maliyet 5 milyar dolardan daha da fazla değildir.

AR-GE ‘ye önem verildiği, gerekli enerji makine ve ekipmanlarını yerli olarak yurt içinde ve kendi insan gücü ile üretmeye karar verildiği takdirde bu enerji ekipmanlarının çok büyük bir bölümünü yurt içinde üretebilmesinin ve hatta yurt dışına da ihraç edebilmesinin önünde hiçbir engel yoktur.

Türkiye sanayileşme sürecinde önemli mesafeler almış bir ülkedir. Yeni ve çağdaş sanayi alt yapı organizasyonları ile bunu başarabilecek potansiyeldedir. Avrupanın birçok ülkesinden önce uçak, G. Kore’den önce Otomobil, Çin’den önce Türkiye Şeker Fabrikaları Makine Sanayinde 34 MW güçte Hidrolik Türbin yapmış bir ülke iken bu sektörlerde şuan sıfır düzeye inmiştir. Neden? Bugün en önemli ihtiyaçlarımızdan ve ithalat kalemlerimizden birisi olan Enerji ekipmanlarının yerli üretiminin yapılamamış olması ülkemizin en önemli teknolojik geri kalmışlık sorunlarından birisidir.

AKP Türkiyenin kurulu gücünü yaklaşık iktidarından bu tarafa 2 kat artırmış ama ülkeyi de %100 dışarıya açık sömürülen, soyulan bir Pazar haline getirmiştir.

Ülkemizde hergün enerji konuşulmuş ancak bir tek yerli enerji ekipmanı üretim tesisi kurulmamış, kurdurlamamış ve bu soyguna Cumhuriyet tarihinin en büyük soygunu olarak yürümüştür. Oysa Türkiye enerjide dışa bağımlılıktan bu şekilde asla kurtulamaz. Esasen primer kaynak bazında % 80 düzeylerde olan dışa bağımlılık kronik bir hadise olarak enerji ekipmanları üretiminde de % 100 seviyesine çıkarılmıştır. Bunu sorunu CHP mutlaka çözecetir.

"Enerji Ekipmanlarının Yerli Üretimi " konulu bir projeyi gerçekleştirebilmek için önce bu ekipmanların üretimi için bir yer seçimi gerekmektedir. Bu konunun halen yürürlükte bulunan " 16 -7-2012 tarih ve 3574 sayılı BKK eki kararda yer alan kararın madde 1. inde belirlenen Filyos Endüstri Bölgesi ilan edilmiştir. " Kararı çerçevesinde bu kararın batı kara deniz bölgemiz için bir fırsata dönüştürülmesi gayreti batı kara denizdeki tüm toplum kesimlerimiz için elzemdir. Bu proje için filyosun seçimi nerede ise alternatifsiz tek seçenektir. Ancak bu endüstri bölgesinin adı henüz konulmamıştır. Bir endüstri bölgesi ilan edilmiş ama ne için?Bu belli değildir.

Bunun "Filyos Enerji Ekipmanları Endüstri Özel Bölgesi" olarak konulmasını ve tescili sağlanmalıdır. Üniversite bu anlamda çok önemlidir. Makinalaşma ve makina sanayi bildiğiniz gibi çevreci, istihdam yaratan, Üniversitelerimize AR-GE imkanları veren, kalifiye uzman gerektiren, jenerik özellikleri olan bir sektördür.

Havza son 30 yılda özelleştirmelerle çok kan kaybetmiştir. Bu proje havza için yeniden diriliş ve uyanışın tek önemli fırsatıdır. Mesela havzadaki kamu kömür üretim maliyetinin yüksekliği makine ve ekipman ihtiyacında ithalata bağımlı olmak, çok yüksek fiyatlarla ekipman almak, havza koşullarına uygun makine ve ekipman üretememek, mekanizasyon yeteri düzeyde sağlanamayınca kömürde üretim artışını sağlayamamak ve zamana uygun yatırım planlaması yapamamaktan kaynaklanmaktadır. Bu endüstri kurulmadan kömür ve enerji üretimi sektöründe karlılık düşünülemez.

Böyle bir sektörün havzaya gelebilmesi açısından Filyos Havzası emsalsiz fizibilite koşul ve kriterlerine sahiptir. Karayolu, demiryolu, hava ulaşımı, limanları, demir-çelik endüstrilerine yakınlığı ile 6 adet Üniversitenin ve Enerji Sektörü bilgi ve birikimi olan bir havzanın ortasında bulunan bu yatırıma daha da uygun kriterleri olan bir başka nokta havzada yoktur. Batı karadeniz havzası ayrıca özelleştirmeler ve kapanan işletmeler dolayısı ile son 12 yılda 124 000 civarında istihdam kaybetmiştir. Esasen DPT’nin bugüne kadar sürümcemede bırakılan Filyos veya diğer adı ile "ZKB Kalkınma Projesi" devletin havzadan aldıklarına karşı borcu olmasına rağmen verilmemektedir.

AKP Hükümetinin bu endüstriyi Konya-Karapınara kurmak istemesi bilimsel olarak yanlış siyasi bir karardır. Konya-Karapınar Güneş Enerjisi Üretim alanı olarak ne kadar mükemmel verilmiş bir karar ise burada Enerji Ekipmanları Üretim Tesisleri kurma kararı da o kadar yanlış ve tutarsız bir karardır. Zaten buraya Güneş Enerjisi üretmek üzere son derece yoğun özel sektör talebi olmasına karşın Enerji Ekipmanı Üretmek üzere bir talepte ortaya çıkmamıştır.

Burada sadece maden, inşaat, hafriyat, tahkimat makine ve endüstrisi değil, termik santraller için kazan, boyler, türbin, hidrolik santral türbinleri, Güneş ve Rüzgar Enerjisi ekipmanları kısacası entegre bir enerji üretim ekipmanları endüstrisinden bahsediyorum. Bunun için özel kesim teşvik edilecek, Üniversiteler ve kamu AR-GE ve planlama da yerini alacaktır. Devletin büyük projelerde "doğrudan yatırımcı olmak dahil" her türlü destek yardımı şarttır ve bu sağlanacaktır. Biz devletin yatırım yapmasından korkan veya onu mutlaka engelleyen bir siyasi anlayışı asla kabul etmiyoruz.

Sn. Rifat HİSARCIKLIOĞLU’nun Bartın’da dediği gibi, "Bu proje bırakın Bartın’ı Zonguldak’ı bütün Türkiye’yi kurtaracak bir proje olacaktır. " Ancak sayın Hisarcıklıoğlu da bu projenin öngördüğüm bu kapsamda bir proje olduğunu bilmeden bu tahminde bulunarak büyük bir isabet kaydetmiştir.

Bartın. info: Diğer başka alanlarda da projeleriniz olduğunu biliyoruz. Bartın TV’de ilk kez duyduğumuz bir turizm projesinden bahsettiniz. Bunu biraz açarmısınız?

Canip SEVİNÇ: Daha önce BTSO’da Sn. İsmail TOKSÖZ’ün başkanlık döneminde bir sunum yaparak bunu Bartınlı dostlarım ile paylaşmıştım. Esasen ben bir turizm projesi olsun diye çalışarak bu projeyi dillendirmedim. Tesadüfen oldu. Termik Santrallerin bacı gazı emisyonları içinde yer alan CO2’nin tutulması, yok edilmesi mesela gömülmesi tüm dünyada üzerinde çalışılan konulardan birisidir. Çünkü termik santrallerden atmosfere atılan CO2 küresel ısınmada dünyada en büyük suçlu kabul edilmektedir. CCS denilen teknoloji bu amaçla dünyada üzerinde çalışılan projelerden birisidir. Ancak CO2 yi tutup yer altındaki uygun tabakalarda depolamaya yarayan bu teknoloji çokta pahalı bir bir yöntemdir. Termik Santralden üretilen elektriğin fiyatını yükseltir. Bu teknolojiye çok sayıda alternatifte vardır. İsarail kökenli bilim adamları termik santral dan çıkan CO2 gazını termik santral civarında kurdukları havuzlarda yetiştirdikleri ALGLERE yutturuyorlar. ALG yosunun, yani deniz yosunu, su yosunu gibi bildiğimiz yosunların bilimsel adı. Bu yosunlar yazın bizim Mugada V. S. sahillerimizde de bol bol görülür. Ben işte termik santrallerin bacagazlarını alternatif daha ucuz tutma yollarını ararken bir araştırmacı olarak karşıma yosun yani algler çıktı.

Böylece önce yosun veya alg acaba ne ki diye onu inceledim. Ve gördüm ki bizim çöp, pislik, ot kabul ettiğimiz bir deniz kirliliği bir baş belası değil. Esasen bitkide değil. Görünümü bitki. Hayvanda değil. Tek hücreli bir ara deniz canlısı. Diğer deniz canlıları için besin. Dünyada 400 000’den fazla türü var. Ve denizin 250 m. derinliğine kadar yetişen alg türleri var. Dünyada atmosfere attığımız CO2’nin bir bölümünü ormanlar ve çok büyük bir bölümünüde okyanuslardaki bu yosunlar tutuyor. Yani çok yararlı ve önemli bir canlı. Buradan hareket ederek deniz yosunlarını, deniz sularını, deniz sularının sağlık açısından önemini, deniz suları ile kaplıca tedavisine alternatif tedaviler olduğunu ve bunlara THALLASSO terapi denildiğini, az tuzlu sularla sağlanan bu tedavi merkezlerinin Karadeniz’in bizim ilimizden daha kuzeydeki Romanya ve Bulgaristan sahillerinde gelişmiş olduğunu gördüm. Bartın ili 7 adet mükemmel plaja sahip ülkemizde en çok plajı ve en uzun sahili olan bir ildir. Buradaki tesisler yalnızca 3-4 ay gibi bir turizm sezonuna hitap etmekte bu nedenle daha güzel tesisler yapabilmek ekonomik olmamaktadır. Turizm geliride turizm çeşitliliğide düşüktür.

Yosunlarla birlikte deniz sularını güneş enerjisi ile ısıtarak bu sahillerde kurulacak kapalı havuzlarda mevsim bozunca THALLASSO terapi amacı ile kullanabilmek ve bu potansiyeli değerlendirerek müşteri potansiyeli yaratabilmek ve turizm gelirlerini arttırabilmek mümkündür. Bartın TV’deki geçen günlerdeki mülakatımda bunları açıkladım.

Bartın.info: Başka projeler de var mı sayın SEVİNÇ?

Canip SEVİNÇ: Bir ömür boyu sayılabilecek kadar uzun bir süre Bartın’da ve daha sonrada hep Bartın’da düşünerek, planlayarak, araştırarak ve siyasete girmeye son bir haftada değil 1995’lerden itibaren girmeye karar vermiş, aceleci olmayan, sabırlı, sakin, soğukkanlı, siyasetin uzun soluklu bir uğraşı alanı olduğuna inanan, hoş görülü, ancak azimli ve kararlı bir kişiyim.

Proje stokumda çok büyüktür. Yarınlarda seçilirsem sürekli Bartınımızın ilçelerinde ve köylerinde olacağım. Amacım kahvede sadece çay içmek ve ziyaret olmayacak. Bu bir olur iki olur. Ama esas ziyaret amacım ben ortaya koyduğum projelerin peşinde koşarak oralara gideceğim. Yani proje kovalayacağım. Neredeyiz, ne yaptık, ne oldu ne gitti?Bunun peşinde olacağım.

Mesela, Orman Genel Müdürlüğü Bal Ormanları diye bir proje uyguladı. 35 ilde 97 adet bal ormanı kurulduğuna ilişkin bilgiler var elimde. Ama bu iller içinde yine Bartın yok. Niye yok? 1999 yılında DSP’den Bartın Mv. Ad. Ad. olduğumda Drahna'da Bal Festivali gerçekleştirmek gibi bir projem vardı. Başka bir siyasi parti bu hayalime sahip çıktı ve festival yaptı. Ancak festival sadece bal yemekle oyun oynamakla olmaz. Bilimle olur. Orada bilim yoktu. Orada bal ormanları konuşulmadı. Bal ormanı özel ağaç türlerinin ve bal ormanlarının ilimize kazandırılmasının takipçisi olacağım.

Arıt sınırlarındaki "Bartın "Küre Milli Parkı" kenarında "Üniversitemize bir orman farmokisitesi AR-GE Merkezi " kurdurulması ile "IUCN-1994 Kararları uyarınca 2000 yılında milli park ilan edilen 37 000 ha. alan "esas olarak, doğal ve kültürel mirası korumak, onun hazzını yaşamak, biyolojik çeşitliliğin ve yaşamı destekleyen ekolojik süreçlerin devamını sağlamak amacıyla ayrılmış; belirli bir yasal düzenlemeye göre yönetilen deniz ve/veya kara parçası" olarak tanımlanan bu alandan bölge halkının ekotarım için yararlanılması üzerinde çalışılacaktır. Arıt çıkmaz sokağı milli park orman alanının altından bir tünelle Kurucaşile yoluna bağlanarak bölge ekonomisi yeni bir güzergah ile ilişkilendirilecektir. Asla milli park ruhuna ve amacına uygun olmayan orman içerisinden yol açma yöntemine müracaat edilmeyecektir. Bu mülakatın okuyucuyu da düşünerek diğer proje ve önerilere ilişkin bir başka bölümü daha sonrada yayınlanabilir. Ben diğer sorularınızı daha sonra bir başka mülakatta cevaplamak üzere tüm vatandaşlarımıza saygı ve sevgilerimi sunarak tamamlamak istiyorum.

Bartın.info: Bu yoğun tempo içinde bize vakit ayırdığınız, zevkle dinlediğimiz ve hayran kaldığımız projeleriniz için size teşekkürler ediyor ve başarılar diliyoruz. Bu düzeyde proje konuşan bir aday hemen hemen hiçbir partide de, ilde de yok. Bartın halkının teveccühünü kazanacağınızı umuyoruz.

(Canip Sevinç'in BTV'de katıldığı program)