Ebeveynlik: Sahip Olmak mı, Eşlik Etmek mi?

Çocukların ilkokulları annelerin de ilkokulları oluyor. Hele ki ilk çocukta bu heyecan kaçınılmaz oluyor … “Senin kız okumaya geçti mi?” Benim oğlan hemen okumaya başladı” gibi cümleler annelerin telaşı arasına karışıyor.

Abone Ol

Sonra çocuklarının başarılarını sosyal medyada reklam eden ebeveynlerin de ayrıca bir gururu, kendisiyle övünmesi gibi bir mesele de var…

Kendi çocuğuma,
“Şu kitabı okudun mu?” diye sorup
“Okumadım” cevabını aldığımda, aldığı düşük nota kızmam beni durup düşünmeye sevk etti.

Kızdığım şey gerçekten onun başarısızlığı mıydı,
yoksa başkalarının çocuklarıyla yapılan
sessiz bir kıyas mıydı?

Üzerinde etraflıca düşündüğümde,
ebeveynlerin sosyal medyada çocuklarının başarılarını paylaşmasına bakıp; benim, notu düşük olan çocuğumu paylaşamamamın arkasında yatan sebebin
aslında bir kompleks olduğunu fark ettim.
….
Haydi oku oğlum, neden dersini yapmıyorsun?”
gibi sorularla, farkında olmadan çocuğumu boğduğumu şimdi anlıyorum.

Ebeveynler bir araya geldiğinde konuşulan tek şey çocuklar olunca,
o girdabın içine, fark etmeden oğlumu da almışım.

Onunla birlikte, aynı yerde dönüp durmuşuz.
….
Şimdi, doğduğu şehirden uzakta başka bir şehirdeyiz.
Okulundaki hiçbir ebeveynle iletişimim yok;
ne whatsApp gruplarına dâhilim ne de sosyal medyada takipleşiyorum.

Ne çocuğumun başarısıyla övünüyorum,
ne de başarısızlığıyla yeriniyorum.

Her çocuk, kendi hikâyesiyle gelir dünyaya.
Bizler sadece rehberiz.

Genleri de kattığımızda,
onlar elbette bizim neslimizin devamı;
ama başka bir sûrette, başka bir bedende,
bambaşka bir dünyada kendi hikâyelerinin kahramanı olacaklar.

Belki her şekle girecekler…
Kah ağlayıp kah gülecekler.
Bazen başaracak,
bazen de başarısızlıklarından destanlar yazacaklar.

Ama bu hikâye ne bizim eserimiz olacak
ne de onlar bizim esirimiz.

Sevgi, sahip olmak değil;
eşlik edebilmektir…

Sevcan Atav