Henüz 21 yaşındayken, İstanbul'u fethetmiş ve Orta Çağ'ı kapatıp Yeni Çağ'ı açmıştır. Bu fetihten sonra "Fatih" (açan, fetheden) unvanını almıştır.
İstanbul’un fethiyle, Osmanlı yerel bir devletten, üç kıtaya yayılacak küresel bir imparatorluk haline gelmiştir. Fatih; Doğu ve Batı kültürlerine son derece hakimdi. Şiirler yazan, felsefe ve bilime meraklı, aralarında Latince, Grekçe ve Farsça'nın da bulunduğu 6 dil bilen çok yönlü bir devlet adamıydı.
Fatih, Devlet teşkilatını sistemli hale getiren ilk Osmanlı kanunnamesini (Kanunnâme-i Âl-i Osman) hazırlatarak devlet yapısını kurumsallaştırmıştır. Fatih; askeri dehası, entelektüel birikimi ve vizyonuyla sadece Osmanlı tarihinin değil, dünya tarihinin en büyük hükümdarlarından ve stratejistlerinden biridir.
Fatih’in İstanbul’u fethiyle Çağ Kapanıp Çağ Açıldı. 1058 yıllık Doğu Roma (Bizans) İmparatorluğu yıkıldı. Tarihçiler bu olayı Orta Çağ'ın bitişi ve Yeni Çağ'ın başlangıcı olarak kabul etti. İpek ve Baharat yolları gibi önemli ticaret rotalarının kontrolü tamamen Osmanlı'ya geçti. Avrupalılar yeni ticaret yolları aramak zorunda kaldı ve bu arayış Coğrafi Keşifler'i tetikledi.
Türk (Osmanlı) Tarihi Açısından da İstanbul’un Fethi Çok Önemlidir.
Osmanlı Devleti, kuruluş dönemini tamamlayarak bir Cihan İmparatorluğu haline geldi. Osmanlı'nın Anadolu ve Rumeli'deki toprakları arasında bir engel olarak duran Bizans ortadan kalktı, devletin toprak bütünlüğü kesin olarak sağlandı. İstanbul, Osmanlı İmparatorluğu'nun yeni başkenti ilan edildi ve yüzyıllar boyunca İslam dünyasının, siyasetin ve kültürün merkezi oldu. Hz. Muhammed'in "İstanbul mutlaka fethedilecektir. Onu fetheden komutan ne güzel komutan, o ordu ne güzel ordudur." hadisindeki övgüye mazhar olunması, Osmanlı'nın İslam dünyasındaki prestijini en üst seviyeye çıkarmıştır.
Sultan Alparslan (1071): Malazgirt'te Anadolu’nun kapısını bir daha kapanmamak üzere açtı, bu toprakları yurt edineceğimizin ilk harcını koydu.
Fatih Sultan Mehmed (1453): İstanbul'u fethederek o yurda silinmeyecek bir mühür vurdu; bir çağ kapayıp bir çağ açarak bu coğrafyanın kaderini sonsuza dek değiştirdi.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk (1923): Kurtuluş Savaşı ile tüm dünyaya meydan okudu ve o mührü sökmeye gelenlere en kesin cevabı verdi: ‘’Geldikleri gibi giderler.’’ "Bu topraklardayız, burası bizim evimiz ve hiçbir yere gitmiyoruz." Dedi.
Geçmişin mirası, bugünün bağımsızlığıyla birleşince anlam kazanıyor. Türk genci bu bilinçte olmalı, İstanbul’un Fethi’ni çok iyi tahlil etmeli, Fatih’i çok iyi tanımalıdır. Genlerinde arka planda uyuya kalmış Büyük Devlet, İmparatorluk, Nizam-ı Alem, İlay-ı Kelimetullah ülküsünü yeniden uyandırmalıdır.
Bugün 29 Mayıs, İstanbul’un Fethinin 573. Yıldönümü. Fethin yıldönümü kutlu olsun. Bu vesileyle Cihan Padişahı Fatih Sultan Mehmet’i, Alparslan’ı, Mete Han’ı, Bilge Kağan’ı, Bumin Kağan’ı, Tomris Hatun’u, İpar Han’ı, Terken Hatun’u daha nicelerini ve tüm şehitlerimizi minnetle yad ediyorum. Ruhları şad olsun, manevi varlıkları daim olsun, bize hep ışık olsunlar…