Çaycuma'daki köprü faciasının nedeni HES'ler mi?
İnşaat Mühendisleri Odasının Zonguldak İli Çaycuma İlçesi`nde bulunan ve 06.04.2012 tarihinde çöken köprü ile ilgili açıklaması

Zonguldak ili Çaycuma ilçesinde Filyos Çayı üzerinde bulunan köprünün 06.04.2012 tarihinde saat 16.00 civarında çökmesi sonucu bir otomobil ve bir minibüs suya düşmüş, minibüste olduğu tahmin edilen 10 kişi ve olay sırasında köprüde bulunduğu tahmin edilen 5 kişi sulara kapılmıştır. Olayın ardından başlatılan arama kurtarma çalışmaları halen sürmektedir ancak henüz bir kişinin cenazesine ulaşılabilmiştir.

Çaycuma`da yaşanan facianın hemen ardından İnşaat Mühendisleri Odası Ankara Şubemize bağlı Zonguldak temsilciliğimiz hızla bir ekip oluşturarak bölgeye itikal etmiş, olay yerindeki incelemelerini bir rapor haline getirmiştir. Temsilciliğimizin hazırladığı ön rapor Çaycuma faciasının nedenlerini gözler önüne sermektedir.

Çökme yaşanan köprü 1951 yılında tamamlanarak hizmete girmiş olup, son bakımı 2010 yılında karayolları tarafından gerçekleştirilmiştir. Bakım çalışmalarının nasıl yapıldığı bilinmemektedir. Ancak inşaatından bugüne 61 yıl boyunca hizmet vermiş olan bir köprünün kullanımına devam edilebilmesi için periyodik kontrollerinin ve bu kontroller doğrultusunda, gerekli görülmesi halinde, sağlıklı bir onarım ve güçlendirme çalışmalarının yapılmış olması beklenir.

Ülkenin kurumlarını etkisizleştirerek her kaynağı hızla özel sektörün insafına terk edenler, hem Karayolları Genel Müdürlüğü gibi köklü bir kurumun böylesi bir faciada pay sahibi olmasına yol açmış, hem de birbiriyle ilişkide olması gereken kurumlar arasında koordinasyon sorunu yaşanmasına neden olmuşlardır.

Zira, Karayolları Genel Müdürlüğü yetkilileri köprünün bakımını yaptıktan sonra yol ağından çıkararak Çaycuma Belediyesi`ne teslim ettiklerini söylerken, Belediye yetkilileri köprüyü karayollarından teslim almadıklarını ifade etmektedir.
Hangi idarenin sorumluluk alanında olduğu bir muamma olan köprünün aynı zamanda bir nehir yapısı olması, konunun Devlet Su İşlerini ilgilendiren bir boyutu olduğunu da göstermektedir.

İki yılda bir onarım çalışması yapıldığı ifade edilen bir köprü yıkılıyorsa, bunun olası iki nedeni vardır. Biri onarım çalışmalarının yetersiz ve üstünkörü yapılmış olması, diğeri ise nehir morfolojisinin bozulmasına neden olan uygulamalar, yani köprü ayaklarının altındaki tahkimat malzemesinin bir nedenle yetersiz kalmasıdır. Temsilciliğimizin raporuna göre, köprünün yıkılmayan ayaklarında da temel altındaki oyulmalar gözle görülebilmektedir.

Gelişmiş ülkelerdeki köprü çökme istatistiklerine göre köprülerin %50`den fazlasının hidrolik etkenler yüzünden çökmektedir. Hidrolik etkenlerin başında köprü temel seviyesinde oyulma olarak tabir edilen temeli destekleyen toprağın su akış hızına ve diğer hidrolik parametrelere bağlı olarak yer değiştirmesi ve desteklediği temelin açığa çıkması ile yanal direnimini zayıflatmasıdır. Zayıflayan temelin kuvvetli bir su akış durumunda oynaması ise üstyapısında kiriş oturma mesafesi az olan köprülerde Çaycuma köprüsü gibi düşmelere neden olmaktadır. Oyulmayı hızlandıran başka etken ise köprü yakınından kaçak kum çekilmesi veya köprüyü hidrolik etkilerden korumak için koyulan tahkimatın alınmasıdır. Bu nedenle ülke genelinde Karayolları Genel Müdürlüğünün bir kuralı olarak nehir köprülerinin 300 metre üstünden veya 300 metre aşağısından kum çekilmesi yasaktır. Ancak söz konusu yasağa ne kadar uyulduğu bilinmemektedir.

Facianın asıl nedenlerinin ortaya çıkarılması ve bu faciadan ders alınması için aşağıdaki sorulara yanıt veren ayrıntılı bir teknik inceleme yapılmalıdır:

- Filyos Çayı üzerindeki HES`lerin tahkimatın aşınmasında etkisi var mıdır?

- Söz konusu HES`lerin nehir yatağından agrega alımı yaptıklarına ilişkin duyumlar vardır. Bu duyumlar doğru mudur?

- Doğruysa, derenin debisini, nehrin morfolojisini ve dolayısıyla da köprü ayaklarının dengesini olumsuz etkileyecek bu alımlara nasıl ve kimler tarafından izin verilmiştir?

- Köprü Ayaklarını koruyan setler sökülmüş müdür?

- Karabük Hidroelektrik Santrali barajının kapaklarının açılması, dolayısıyla suyun debisinin artması, bu setlerin yerinden sökülmesinde etken olmuş mudur?

Ülkemizdeki köprülerin deprem performanslarına bakıldığında bina türü yapılara kıyasla daha az hasar gördükleri söylenebilmektedir. Van 2011 depreminden sonra incelenen köprülerin sadece %10 unda az hasar görülmüş ve diğer incelenen köprülerin ise hasarsız olduğu belirlenmiştir.  Bu bağlamda, ülkemizde köprü yapım ve tasarımında uygulanan metotların biraz daha dikkatle uygulandığı söylenebilir. İleride bu tip kazaların önlenmesi ancak periyodik muayeneler ile mümkün olabilir.   Bu bağlamda tüm köprülerin periyodik kontrolleri yapılmalı, bakıma ihtiyacı olan köprüler belirlenmeli ve sınıflandırmalıdır. Bu ise ancak etkili bir köprü işletim sistemi oluşturmakla gerçekleştirilebilir. 

İnşaat Mühendisleri Odası olarak Çaycuma faciasının "son facia" olmasını diliyor, olay sonucu ulaşılamayan vatandaşlarımızın bir an önce bulunması umuduyla, vefat edenlerin yakınlarına başsağlığı dileklerimizi sunuyoruz.

İMO YÖNETİM KURULU

iOS ve Android uyumlu cihazlarınızdan Bartın'daki önemli gelişmelerden anında haberdar olun.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Necmi.K..... 9 yıl önce

Sayın sağlık bakanı hastanelerin yenileneceğini açıkladı çok doğru karar,ancak devamı olarak tüm eski köprü ve okullarda derhal yenilenmeli,deprem veya sel felaketinde eyvah keşke demek hiçbir şeye faydası olmuyor ateş düştüğü yeri yakıyor.