Kutsal Emanetler,
Hz. Muhammed'e, sahabelerine ve İslam'daki bazı peygamberlere ait olduğuna inanılan, İslam'da kutsal sayılan eşyalara kutsal emanetler denir.
Atatürk ölmüş… İnönü Cumhurbaşkanı seçilmiştir. 1939 yılında ikinci dünya savaşı başlamış,
Hitler‘in orduları Avrupa ülkelerini birer birer alt etmektedir. Alman tankları Fransızların asla geçilemez dedikleri Maginot Hattını bile geçmiş çoğu Avrupa ülkesi teslim olmuştur. Alman orduları durmak bilmez ve Türkiye sınırına dayanır. İnönü, Alman ordularının İstanbul’a girişini önlemek için Trakya’ da binlerce savunma mevzileri ve sığınaklar yaptırır. Çatalca-Büyükçekmece bölgesine kadar birçok savunma hattı inşa ettirilerek Alman asker ve tanklarına karşı önlem alınır.
Ya Alman uçakları İstanbul’u bombalarsa..! Tarihimizin maddi manevi en değerli mirası ve hazinesi, kutsal emanetlerin muhafazası için ne yapılabilirdi?.
İnönü, kutsal emanetlerin alman uçaklarının menzili dışında bir yere taşınmasını. Her şeyin gizlilik içinde yapılmasını ister. Almanların kutsal mekanlara dokunmayacağını düşünerek İstanbul saray ve müzelerindeki tüm değerli eşyaların Anadolu’nun ortasında Niğde ve Ulukışla’da dini mabetlerde saklanmasına karar verir.
Topkapı Sarayı, Dolmabahçe Sarayı ve İstanbul Arkeoloji Müzesi’ndeki paha biçilmez kutsal emanetlerle padişahlara ait değerli ve kıymetli mücevher, el yazması eser ve eşyalar özel yaptırılmış 391 sandığa yerleştirilir. 48 vagonlu özel hazırlana bir trene yüklenerek Niğde’de Ak Medrese ve Sarı Han ile Ulukışla’da ki baz camilere yerleştirilir. Her şey gizlilik içinde yapılmakta, yerel yöneticilere bile bilgi verilmemektedir. Camilerin etrafına özel askeri birlikler konuşlandırılır ve bu ibadet yerlerine kimse yaklaştırılmaz.
Gerek bu olayı kamufle etmek, gerekse ekonomik nedenler ya da balkan göçleri ve nüfus mübadelesi sonucu Anadolu'da cemaati kalmayan yada çok az kalan bazı cami ve mescitler tespit edilir. Kullanılmayan bazı camiler ve dini yapılar askeri depo ihtiyacını karşılamak amacıyla kullanılır.
Günümüzde art niyetli bazı siyasiler İnönü döneminde camileri kapatıldığını ya da depo-ahır yapıldığını tartışma konusu yapmaktadırlar.
Evet, İnönü camileri kapatmıştır, camilerin önüne jandarma dikmiştir, halkın camilere girişini yasaklamıştır. Bunu neden yaptı? Niçin yaptı? Sebebi neydi? Bunlar hangi camilerdi? Bu işin arkasındaki gizem neydi? Kimse sormuyor, bilmiyor ve öğrenmek istemiyor. Bilen art niyetli kişilerde halkın dini hassasiyetlerini ve zaaflarını kullanmak için kendilerini dindar gibi göstererek, maddî, manevî ve siyasal çıkarları uğruna Allah’tan korkmadan “Atatürk döneminde genelev yapılan camiler vardı..” yalanını bile söyleyebiliyorlar.
Allah’tan bu beyinleri ıslah etmesini, Türkiye halkını "kulluk" tan "vatandaş" seviyesine çıkaran Cumhuriyet’in (ulusal egemenlik, özgürlük, hukuk devleti, kadın-erkek eşitliği, seçme/seçilme hakkı, eğitimde fırsat eşitliği, sosyal devlet anlayışı, laik düzen vb. nimetlerini değerini anlamalarına yardımcı olmasını dilerim.