Merzifon eşeği deyimi çok ünlüdür ve Türk kültüründe yaygın olarak bilinen bir deyimdir. "Merzifon eşeği" ifadesi, genellikle "aptal, inatçı, saf" gibi alaycı veya mizahî anlamlarda kullanılır (örneğin "Merzifon eşeği gibi anırmak" diye bir tabir bile vardır).
Buna karşılık Amasya eşeği diye özel bir ün veya yaygın deyim neredeyse hiç yoktur; nadiren karıştırılsa da asıl meşhur olan Merzifon'dur.
Bu algı nasıl oluşmuş?
Merzifon (Amasya'nın bir ilçesi) eşeğiyle ilgili ün, birkaç farklı rivayet ve tarihsel sebebe dayanır, ama en kabul gören ve belgelenmiş olanı mizah dergisi kökenlidir...
Osmanlı'nın son dönemlerinde (II. Meşrutiyet yılları, 1910 civarı), Baha Teyfik tarafından çıkarılan "Eşek" adlı mizah dergisi büyük popülerlik kazanmıştı.
Derginin imtiyaz sahibi Mesul Müdür Halil, Merzifonlu olduğu için "Merzifonî" imzası kullanıyordu.
Dönemde sansür çok sıkıydı, yazarlar politikacıları doğrudan eleştiremediği için karikatürlerde politikacıları eşek şeklinde çiziyorlardı.
Derginin adı , Merzifonlu sahibi ve mizah içeriği birleşince, halk arasında "Merzifon'un eşeği" deyimi hızla yayıldı ve alay/mizah konusu haline geldi.
O dönemde Merzifon civarında "Marsıvan eşeği" (beyaz renkli, Kıbrıs'ta da bilinen bir tür) zaten meşhurdu, bu da deyimi pekiştirdi.
Diğer yaygın rivayetlere gelince,...
Bunların gerçeklik payı tartışmalı ama halk arasında anlatılanlar böyle idi..
Merzifon'un stratejik konumu nedeniyle (ticaret yolları kesişimi) eşek pazarı çok canlıydı; en iyi eşekler buradan alınırdı diye ün salmıştı.
Osmanlı'da nüfus sayımında eşek sayısı insanlardan fazlaydı Bu espri amaçlı abartılı olabilir.
Cirit sporunda Amasya-Merzifon rekabeti yüzünden rakip taraftarların birbirine "eşek" yakıştırması yapması da bu efektin yayılımını artırdı.
Padişaha hediye eşek getirirken Merzifon heyeti eşek götürdü diye anons edilmesi gibi fıkralar. Da etkili oldu.
Sonuçta "Merzifon eşeği" bir deyim olarak yerleşti, Amasya genelinden ziyade ilçeye özgü kaldı. Amasya denince akla daha çok elma, bamya, tarihî evler gelir; eşek ise Merzifon'la özdeşleşmiş durumdadır.
Bu yüzden sokakta "eşeğiyle meşhur ilçe/il" diye sorulduğunda çoğu kişi Merzifon der (hatta Amasya'yı bile Merzifon eşeğiyle karıştıranlar çıkar).
Şimdi gelelim spor ile olan ilintiye...
Sporun dili çirkinleşti.. O ilçede yaptığımız karşılaşma sonrası Ardabe çıktı ve Bir den bire bu "Merzifon Eşeği " Olgusunu rakip ilçe takımının oyuncularına, taraftarına hatta insanına yakıştırdık, örtüştürdük.
Bize yakışmadı... Hatta sezonun ikinci yarısı rakip sahamıza gelmeyeceği için komşu ilçeye geldiğin de geldiklerinde onlara reaksiyon vereceğimizi ilan ettik.. Yapamadık ayrı konu...
Bölgesel lige, Bölgesel kutuplaşma hiç yakışmadı... Hakaretengiz yaklaşımlar sadece toplumsal huzuru bozar
Hatta o kadar Şirazemizi kaybettik ki, Mülki Amirimizin nereli olduğunu bile unuttuk...
Sonra Protokol Turibünümüz niye boş diye hayıflanırız.. Onu da yanlış yorumluyoruz.
Halbuki takım ateş hattına düşünce ilk yaptığımız iş Mülki Amirin kapısını çalmak oluyor.
Özet; özür dinlememiz gereken kişiler var.
Yöremizde futbola dair şiddet, hoşgörüsüzlük, sporun spor olduğunu unutmalar artıyor.
Gereksiz hedef göstermeler olağanlaşıyor, Güngör Abi vakası gibi...
Sorunu görmezden gelemeyiz. İnsanları" Düşmeyi isteyenler, kurtulmamazı isteyenler" Gibi niyet okuma üzerinden kutuplaştırmamalıyız.