Sormak zorundayız:
Biz nerede hata yaptık?
Çocuklarımızı sabah evden “oku, öğren, adam ol” diye gönderiyoruz…
Ama akşam içimiz rahat mı?
Artık birçok anne baba aynı soruyu soruyor:
“Çocuğum okulda güvende mi?”
Bu tabloyu sadece bir başlık altında toplamak mümkün değil.
Ortada çok yönlü bir çöküş var.
Önce eğitim sistemine bakalım…
Yıllardır değişen müfredatlar, sınav odaklı bir yapı, ezbere dayalı eğitim…
Çocuk bilgiyle dolduruluyor ama hayata hazırlanmıyor.
Öfke kontrolü yok, empati yok, sabır yok…
Sadece başarı baskısı var.
Peki ya okullar?
Rehberlik hizmetleri yetersiz, öğretmenlerin omzuna taşıyamayacağı kadar yük bindirilmiş durumda.
Bir öğretmenden hem eğitimci, hem psikolog, hem de kriz yöneticisi olması bekleniyor.
Bu sürdürülebilir değil.
Gelelim ailelere…
Acı ama gerçek:
Birçok aile çocuğuyla aynı evde ama aynı dünyada değil.
Telefonlar çocukların elinde, hayat ekranın içinde…
Anne baba ise “ben görevimi yaptım” rahatlığında.
Oysa çocuk sadece büyütülmez, yetiştirilir.
Sevgiyle, ilgiyle, sınırla…
Bugün “zorbalık” dediğimiz şeyin temeli işte burada atılıyor.
Sınır bilmeyen, empati kurmayan, her istediği yapılan bir çocuk; okulda ilk “hayır” ile karşılaştığında çatışmaya giriyor.
Bir de işin başka bir boyutu var…
Televizyonlar, diziler, sosyal medya…
Şiddetin normalleştiği bir dünya.
Gençler izliyor, etkileniyor ve farkında olmadan taklit ediyor.
Peki çözüm ne?
Bazıları diyor ki: “Okullara silahlı güvenlik koyalım.”
Bu bir çözüm mü, yoksa sorunun geldiği noktayı kabullenmek mi?
Okulu kışlaya çevirerek güvenlik sağlanmaz.
Silah, korkuyu azaltmaz; aksine korkuyu kalıcı hale getirir.
Asıl mesele, o silaha ihtiyaç duyulmayacak bir ortamı oluşturabilmek.
Elbette güvenlik önlemleri artırılmalı.
Ama asıl güvenlik; bilinçli birey, sağlıklı aile ve güçlü eğitim sistemiyle sağlanır.
Bir diğer soru da şu:
“Gündem mi değiştiriliyor?”
Bu millet çok şey gördü, çok şey yaşadı.
Ama şunu iyi bilir:
Eğer çocuklar tehlikedeyse, hiçbir gündem bunun önüne geçemez.
Çünkü mesele siyaset değil, gelecek meselesidir.
Bugün yaşananlar bize şunu açıkça gösteriyor:
Sorun sadece okulda değil…
Sorun evde, sokakta, ekranda, sistemde…
Ve en acı gerçek şu:
Bu sorunları görmezden gelerek hiçbir yere varamayız.
Yüreğimiz yanıyor…
Ama bu yangını söndürmek için artık gerçeklerle yüzleşmek zorundayız.
Çocuklarımızı sadece okula değil, hayata hazırlamak zorundayız.
Yoksa yarın çok daha ağır bedeller öderiz.