Bartın'dan CHP’nin 34.Olağan Kurultayı'na yoğun katılım

Kurultayda Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Bartın Milletvekili ve TBMM Başkanlık Divanı Üyesi Muhammet Rıza Yalçınkaya, CHP Bartın İl Başkanı Selim Karakaş, Ulus Belediye Başkanı ve Kurultay Delegesi Hüseyin Ulus, CHP Bartın Merkez İlçe Başkanı ve Kurultay Delegesi Mehmet Arslan, Kurultay Delegeleri Fahri Özsoy ve Şükran Çevik, CHP Bartın Kadın Kolları Merkez İlçe Başkanı Zarife Şahin, CHP Bartın İl ve İlçe yönetim kurulu üyeleri, CHP Bartın kadın kolları üyeleri ve çok sayıda partili hazır bulundu. Ankara'da gölgede 35 dereceyi aşan sıcaklık, CHP 34. Olağan Kurultayı'nı da terletti. Salonda 40 dereceye yaklaşan sıcaklığa rağmen bir süre ceketini çıkarmadan konuşma yapan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, daha sonra aşırı sıcak nedeniyle konuşmasını gömlekle kravatsız olarak yaptı. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu yaptığı konuşmada;“ Sevgili CHP’liler değerli yol arkadaşlarım, yabancı misyonun değerli temsilcileri, bize güç veren destek veren sevgili aydınlar sanatçılar ulu bir çınarın gölgesinde 34. kurultayımızı yapıyoruz. Bu ulu çınarın adı CHP'dir.

CHP İLKESİZ ULUSAL SİYASET YAPMAZ

Tarihimizle köklerimizle her zaman onur duyduk. Milli mücadele kahramanımız başta Mustafa kemal olmak üzere tüm genel başkanlarımızı şükranla anıyorum, onların aziz hatıraları önünde saygıyla eğiliyorum. Biz CHP'liler olarak her zaman görkemli bir tarihe sahip olmaktan onur duyduk. CHP'nin tarihi emperyalizmle mücadelenin tarihidir, bağımsızlığımızın tarihidir. Bütün yurttaşlarımız şunu iyi bilsin ki tam bağımsızlıkçı anti emperyalist duruşumuzdan bir milimetrelik sapma bile yapmayacaktır CHP. CHP kadroları zamanın ruhunu en iyi okuyan kadrolardır. CHP'liler ilkesiz ulusal siyaset yapmazlar. İlkelerim vardır halkın çıkarları üzerine inşa edilmiştir. İlkelerimiz vardır ülkemizin çıkarları üzerine inşa edilmiştir.

ENTELEKTÜELLERİN HAPİSLERE ATILDIĞI BİR SÜREÇ YAŞIYORUZ

Sosyal demokratlar toplumda var olan eşitsizlikleri mağduriyetleri gidermek için vardır. Sosyal demokrasinin temelinde değişim, değişim, değişim vardır. Sormamız gereken soru şu değişimden ne anlıyoruz. Değişim çağdaş uygarlığı yakalamadır. Bizim değişimi hedefimiz Atatürk'ün hedeflediği çağdaş uygarlık düzeyidir. Geldiğimiz süreç entelektüellerin aşağılandığı, onların hapislere atıldığı bir süreç yaşıyoruz. Gelişmiş ülke, kişi başına gelirin en yüksek olduğu ülke değildir. Eğer böyle kabul edilseydi petro dolarları olan ülkeler en gelişmiş ülkeler kabul edilirdi. Gelişmiş ülke bilgi toplumunu özümseyen ülkedir. Onun için üniversite ve eğitim politikamızı yeniden şekillendirmek zorundayız. Üniversiteye acaba ne kadar önem veriyoruz? 171 ülkede yapılan araştırmada milli gelirden eğitime pay harcama konusunda Danimarka 13, Tunus 17, İran 76, Uganda 129, Türkiye ise 132'nci sıradadır. Bu rakamları bilerek CHP'nin bu kurultayda neden bilgi toplumuna neden bilgi ekonomisine önem verdiğini bir kez daha yüce Türk milletinin takdirine sunmak isterim.

İLK KEZ 4+4+4 SİSTEMİ BİR EĞİTİM REFORMU TBMM'YE GELMİŞTİR

Üniversiteleri ayakta olan bir ülke üreten ve dünyada söz sahibi olan bir ülkedir, saygın bir ülkedir. Demokrasisi gelişmiş ülkedir, dünyaya marka olan bir ülkedir. Peki bizim suskun üniversitelerimiz ortaçağın medreselerine dönüştürülen üniversitelerimiz. Bunu CHP'liler olarak yurtseverler olarak kabul etmiyoruz. Özerk üniversite, özgür bilim adamı diyoruz. Türkiye Cumhuriyeti tarihinin hiçbir döneminde eğitimle ilgili bir yasal düzenleme, üniversiteler devre dışı bırakılarak eğitimciler, siyasal partiler, hükümet devre dışı bırakılarak bir düzenleme TBMM'ye gelmemiştir. İlk kez 4+4+4 sistemi bir eğitim reformu olarak TBMM'ye gelmiştir. Bakanlar Kurulu'nda, Milli Eğitim Bakanlığı'nda ve üniversitelerde görüşülmeyen TBMM'ye gelmiş olan kanun teklifini bir dayatma kültürü ile getirilmişlerdir. Bunu karşı tepki gösteren tek parti CHP'dir.

EĞİTİM STRATEJİK BİR ALANDIR

Aklın özgürleşmesinin önündeki engeller kaldırılmadığı müddetçe Türkiye'yi bilgi toplumuna dönüştüremez. Eğitim Türkiye'de ve tüm dünyada stratejik bir alandır. Denenir ve ondan sonra uygulamaya konulur. CHP olarak biz seçim programımıza koyduk, hala o ilkemizin arkasındayız. Her yıl 10 bin üniversite öğrencisi yurtdışında eğitime gönderilecektir dedik. 5 yılda 50 bin bilim adamına düşünün. Türkiye'yi bilgi toplumu yapma aşamasında ciddi bir sıçrama yapacaktı.

DÖRT GENCİMİZDEN BİRİSİ İŞSİZ

Türkiye'nin üretebilmesi için dört politikaya ihtiyaç var vergi, politika, bütçe ve teşvik politikanızı geliştirmeniz ve uygulamanız gerekiyor. Üretmeyen Türkiye'nin en ciddi sorunlarından birisi işsizliktir. Her dört gencimizden biri işsiz. Kadınlar büyük ölçüde çalışma alanının dışına itildi. Ortaya çıkan sosyal tabloya dikkatinizi çekmek isterim. Genç boşanmalar çığ gibi artıyor, iş kazalarında Avrupa birincisi dünya üçüncüsüyüz. Terörden çok fazla insanımız hayatını kaybetti.

BÜTÜN KÖTÜLÜKLERİN ANASI İŞSİZLİKTİR

İşsizlik bütün kötülüklerin anasıdır. İşsizlik sağlıklı, düzenli, geleceğe güvenle bakan bir toplumun en büyük tehlikesidir. Bu tehlikeyi görmemiz gereğini yapmamız gerekiyor. Neden üreten Türkiye diyoruz, çünkü üreten Türkiye işsizliği değil istihdam yaratan bir ekonomi demektir.

ÜRETEN TÜRKİYE, ÇALIŞAN TÜRKİYE

Tüketime endeksli politika tarımı da çökertti. Çiftçileri görüyorsunuz, her gittiğimiz yerde bu şikayetleri duyuyoruz. Ortadoğu'yu besleyen bir Türkiye nasıl olur da tarım ithalatı yapıyor. Çiftçiye mazot desteği veriyor. Çiftçilerin kazancından kesilen miktar 8 milyardır. Çiftçi kazanmazsa esnaf da kazanmıyor. Biz neden üreten Türkiye, çalışan Türkiye diyoruz. Bunun ilk hedefini koyan Mustafa Kemal Atatürk'tür. Bu partinin kurucusu genel başkanı Mustafa Kemal Atatürk'tür. O diyor ki, üretin, çalışın ve dünyada söz sahibi olun. Onun için önce üreteceğiz, çalışacağız sonra da toplumun her kesimine hakça dağıtacağız.

EGEMEN GÜÇLER ATEŞİ ELLERİYLE TUTMAZLAR

Egemen güçlerin Ortadoğu'daki taşeronluğunu üstlenmek tarihimize, insanımıza saygısızlıktır. Unutmayın egemen güçler ateşi elleriyle tutmazlar. Onurlu olun, dik olun, kimseye boyun eğmeyin, korkmayın burası Mustafa Kemal'in ülkesidir.'Yurtta barış, dünyada barış' işte Atatürk'ün işte halkımızın duymak istediği bu. Yurtta da barış istiyoruz, dünyada da barış istiyoruz. 25 gündür uçağımız düştü nasıl düştüğünü bilmiyoruz. Merak ediyorum, bunlar saygın bir devlet mi yoksa Türkiye Cumhuriyeti bir aşiret devleti mi oldu? Kendi uçağının nasıl düştüğünü bilmeyen bir yönetim anlayışı olabilir mi? Bu görüntü Türkiye Cumhuriyeti'ne yakışmıyor. Ne diyorlardı sıfır sorun. Tam bir sorunlar batağına sürüklenen Türkiye.

BÖLGEMİZDE SAVAŞ İSTEMİYORUZ

Elbette ki Suriye'ye özgürlüklerin gelmesini istiyoruz. Bizim görüşümüz uluslararası hukuk neyi öngörüyorsa biz de aynı düşünürüz. CHP hukukun üstünlüğüne inanan bir partidir. Uluslararası hukuk neyi öngörüyorsa biz ona destek veririz. Biz bölgemizde savaş istemiyoruz. Biz yedi düvele karşı mücadele ettik, toprağımız işgal altındaydık, onun için savaştık. Kıbrıs'ta insanlarımızı katlediyorlardı ve Bülent Ecevit Kıbrıs'a giderek barış harekatını gerçekleştirdi. Biz tam 1 yıl önce hükümete bir çağrıda bulunduk. Dedik ki 'Türkiye'de bir uluslararası Suriye konferansı düzenleyin'. Herkesi çağırın, abilik yapın, önderlik yapın.

TÜRKİYE İNSANLARI KATLEDİLEN ÖMER EL BEŞİR'İ NEDEN KORUYOR

Bizim önerilerimizi görmediler, duymadılar ve ellerinin tersiyle ittiler. Sonra Labrov bizim önerimizi sahiplendi. Rusya'da bir Suriye konferansı yaptı. Kimin itibarı arttı, savaş çığırtkanlığı yapan mı, yoksa konferans toplayan mı? Suriye'de katliam var deyip savaş tamtamları çalacaksın, ötür yandan insanları katledilen, yargılanan Ömer El Beşir'i Türkiye Cumhuriyeti'ne çağırıp 'merhaba' diyeceksin. Türkiye Cumhuriyeti'nin katillerle işi yok. Uluslararası mahkemelerin katil ilan ettiği bir adamı sen hangi inançla Türkiye'ye davet ediyorsun

AĞRIMA GİDEN BİR ŞEY VAR

İç politikada bir manevra yapıyorlar. Efendim İsrail bizim düşmanımızdır diye. Peki Kürecik'e o füze kalkanını İsrali'i korumak için kurulduğunu bilmeyen mi var? Düşman üretmek üzere bir dış politika kurabilir mi? Kürecik İsrail kalkanından sonra İran, Türkiye'de Kürecik'i vuracağını söyledi. Bir komşuyla ilk kez hasım oluyoruz. Kıbrıs Rum Kesimi Doğu Akdeniz'de doğal kaynak koynakları buldular. Biz ne yaptık Piri Reis'i gönderdik. Yolda arızalandı geri çektik. Benim ağrıma giden bir şey var. Bir Rum bakan çıkıp 'Bunları boşverin, çok konuşurlar bir şey yapamaz' diyor. Bu benim ağrıma gitti. Bu tablo Türkiye'ye yakışmıyor.

SEN TAŞERONLUK YAPIYORSUN

Türkiye enerji açısından Rusya'ya yüzde 60 oranında bağlıdır. Şimdi bizim Dışişleri Bakanımız diyor ki, 'efendim biz Rusya'yı izole edeceğiz'. Ben ne söyleyeyim. Büyük savaşlar her zaman enerji kaynakları üzerinden çıkmıştır. Türkiye önümüzdeki 20 yıl içinde 280 milyar dolarlık enerji yatırımı yapmak zorundadır.Gidersiniz Kaddafi'nin elinden ödül alırsınız. Batının egemen güçleri Kaddafi'yi ezmek isterler, sen şakşaklarsın. Sonra bavul dolusu çantaları alıp 'acaba Libya'dan bir şey gelecek mi?' dersin. Libya'dan sana bir şey gelmedi, egemen güçler onu paylaştılar. Sen onların taşeronluğunu yapıyorsun, taşarona da bir şey düşmez zaten. Kıbrıs davasında bize katkı sunan Kaddafi'nin linç edilmesini alkışlamak bize yakışmaz.

ÖZGÜRLÜĞÜN KAN DAVASI

Demokrasi ahlaki değerler üzerinden yükselir. Demokrasilerde yöneticiler gilerler halka hesap verirler. Onun için TBMM'nin iç tüzüğünü değişsin, bir kurum oluşturulsun ve o komisyonun başkanı ana muhalefetten olsun. Silivri toplama kampını bütün dünyaya anlattık. Orada yargılama yok sanıkları hazır olarak görme alışkanlığı vardır. Orada görülen özgürlüğün kan davasıdır. Yüzyılın soygunu Deniz Feneri davasına bakalım. Deniz Fener'ini sorgulayan savcıları sorgulayan bir sistem sadece Türkiye'de var. Ne zamandan beri hırsızları soruşturmanın suç olduğu anlaşıldı. Böyle adalet olmaz. Siyasallaşan yargı yargı değildir.

MASADAN KALKMAYACAĞIZ

Aydına, sanatçıya 'kitap yazma' deniliyor. Ne olacak bunun sonu.? Yazacağız ve direneceğiz. Sorunun ve çözünün zor olduğunu biliyorum. Biz Mustafa Kemal Atatürk'ün geleneğinden geliyoruz, sorun varsa çözüm de vardır. Özgürlükleri baskıya alan, medya üzerinde baskı kuran, yargıyı siyasi otoritenin emri veren yolsuzluk ve ihaleye karıştıran milletvekillerine, Atatürk'ün mirası olan Türk Tarih Kurumu ve Türk Dil Kurumu'nu bir odaya hapseden anlayışın hazırladığı Anayasa'ya hayır diyoruz. Daha çağdaş ve daha özgür bir anayasa istiyoruz. Bunun için masadan kalkmayacağız, ta ki istediklerimize sahip oluncaya kadar.

AKP'NİN MASKESİNİ DÜŞÜRDÜK

Çağdaş bir Anayasa'yı direne direne yapacağız. Anayasa'yı herkesi ikna ederek çağdaş ülkeleri örnek göstererek masaya oturduk AKP'nin maskesini düşürdük, yüzünü görmeye başladık. CHP anayasayı her zaman önemsemiştir. Anayasa konusuna her zaman önem vermiştir. 1980'den bu yana askeri yönetim tarafından yapılan anayasaya ister ilçe, ister kurultayda hepsinde karşı çıktık. Karşı çıkacağız çağdaş bir Anayasa'ya kavuşacağız.”

iOS ve Android uyumlu cihazlarınızdan Bartın'daki önemli gelişmelerden anında haberdar olun.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
necdet kalafat 9 yıl önce

c h p otuz dörtüncü kurultayının ülkemize ve bartınımıza hayırlı olmasını diliyorum her zaman söylediğim gibi muhalefet a k p iktidarından ve kendisiyle barırışık bir türkiye istiyorsak a k p ve diğerleri olarak çok düşünmeliyiz aklımızı başımıza toplayıp sen ben durumunu bırakıpkol kola olmalıyız ne mutlu türküm diyene sloganını kendimize şiar edinmeliyiz burada sayın yalçınkayaya çok iş düşmektedir.