Saadet'ten mesaj var...

Sultan II. Abdülhamid Han'ı yeni nesillerin daha iyi anlayabilmesi, davası ve mücadelesini geleceğe taşımasına vesile olması için bir basın açıklaması düzenlemiş bulunmaktayız. 99. İslam Halifesi ve 34. Osmanlı padişahı Sultan II. Abdülhamid Han'ın davası için verdiği mücadeleyi tebrik ve teyit etmek zorundayız. Sultan II. Abdülhamid han'ın yüzyılın keşfedemediği bir devlet adamı olduğunu biliyoruz.

Hayatını inancı uğruna adamış, şefkatli bir babadır Abdülhamid Han. Milli Görüşçüdür. Halkını; din, dil, ırk ayrımı gözetmeden sevmiş ve huzurun temini için mücadele etmiştir. Dış siyasette ise devletler arası dengeyi, ülkesinin menfaati doğrultusunda temin eden gerçek bir strateji dehasıdır. Sultan II. Abdülhamid Han, 33 yıl boyunca 'Hasta Adam'ı ayakta tutmayı başarmıştır. Eğitime, sağlığa ve bilime büyük önem vermiş, Osmanlı'nın Türkiye Cumhuriyeti devleti topraklarında kalan 5 bin eğitim kurumu yaptırmıştır. Günümüzde halen kullanılmakta olan bir çok okul ve kurumlar onun döneminin eserleridir.

Ortadoğu ülkelerinde şu an "Arap Baharı" adı ile anılan kaos ortamının, Sultan Abdülhamid Han'ın İslam Birliği Siyaseti ile çözülebileceğini görmekteyiz. Sultan II. Abdülhamid Han Ortadoğu'da yaşananları bir asır önceden görmüştü. Yahudiler, Theodor Herzl ile birlikte Abdülhamid'e Osmanlı'nın tüm borçlarının ödenmesi karşılığında Filistin'den toprak isteklerini iletmişlerdi. Bu olay Osmanlı'nın çok sıkıntılı dönemine rastlamasına rağmen Sultan Abdülhamid Han bu talep karşısında; "Ben bir karış dahi olsa toprak satmam. Zira bu vatan bana değil, milletime emanettir." diyerek, kaya gibi sert bir cevap vermiş ve huzuruna gelen heyeti kovmuştur.

1910'lara kadar başta Mehmet Akif olmak üzere birçok düşünürümüz Abdülhamid Han'ı en ağır biçimde tenkit etmişlerdi. Binlerce insan onu protesto etmişti. Mehmet Akif diyordu ki; "Gölgesinden korkan bir ödlek, 33 yıl bizi uyuttu şeriat diyerek." Ama aradan biraz zaman geçipte sisler dağılınca, gerçekler ortaya çıktı. Aynı Mehmet Akif, "Eyvah üç buçuk gafilin sözüne kandık. Bir uykuya daldık ki mahşerde uyandık." diyerek feryad edip, gözyaşları döküyordu. Pişman olmak fayda vermiyordu ama yine de hakkı sahibine teslim etmek erdem işi idi.

Dünün Abdülhamid'i bu günün Erbakan'ı olduğu gerçeğini de unutmamak gerekir. Dün nasıl ki, Abdülhamid Han'ı bir takım aydınlarımız bile anlamamışsa, günümüzde de Erbakan'ı birçok aydınımız anlamamıştır. Düşüncelerinin üzerine birileri tarafından sürekli olarak perde çekilmiştir. Eğer bugün merhum Erbakan'ın programları tam olarak uygulanmış olsaydı, onun önü kesilmeseydi, Türkiye şu anda olduğu noktadan çok daha ileride, çok daha güçlü bir ülke olurdu.

iOS ve Android uyumlu cihazlarınızdan Bartın'daki önemli gelişmelerden anında haberdar olun.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
AK PARTİ 9 yıl önce

çalişmalarinizin devamini dilerim gençler