Senaryo nasıl kaleme alındı?

Saadet Partisi İl Başkanı ve Genel İdare Kurulu Üyesi Ünal Yurtbay, 28 Şubat'ın 14. yıldönümü nedeniyle basın açıklamasında bulundu. 28 Şubat 1997'nin Türk siyasi tarihi için çok önemli bir tarih olduğunu kaydeden Yurtbay, "Bu tarih, silahlı kuvvetlerin silahıyla değil, farklı organları, sivilleri, siyasileri devreye sokarak yaptığı 'postmodern bir darbe' olarak anılıyor. Bu gün 28 Şubat. O karanlık ve meşum günlerin üzerinden tam 14 yıl geçmiş. 14 yıllık süreci dikkatli okuyanlar bu senaryonun nasıl kaleme alındığını da fark etmekte zorlanmayacaklardır" dedi. Yurtbay, "28 Şubat darbesine kadar geçen 11 aylık Refah-Yol döneminde D-8 gibi bir organizasyonun liderliği gerçekleştiren, hazinenin, iç piyasaya borçlanma ihtiyacını ortadan kaldıran "Havuz Sistemi" uygulamasını başlatan, memura her ay, enflasyon + büyüme oranında zammı otomatik olarak verme anlamına gelen s.mobil sistemini uygulamaya başlayan, memur, emekli ve işçiye yüzde 110 ile yüzde 200 oranlarında üst üste zamlar veren, esnafa yüklü miktarlarda kredi imkanı sağlayan, bunu yaparken ek vergi yükü getirmeyen, üstelik vatandaşın üzerindeki vergi yükünü hafifleten Türk siyasetinin 'Hoca'sı Prof. Dr. Necmettin Erbakan, 28 Şubat'ın yıldönümüne bir gün kala hakkın rahmetine kavuştu. Kendisine tekrar Allah'tan rahmet, ülke ve İslam alemine başsağlığı diliyoruz. Bizler, Saadet Partililer ve Milli Görüşçüler olarak yaşanılabilir bir Türkiye, yeniden büyük Türkiye ve yeni bir dünya için ömrünü geçiren Prof. Dr. Necmettin Erbakan hocamızın ideali doğrultusunda yolumuza devam edeceğiz" diye konuştu.

28 ŞUBAT 1997 ÖNEMLİ BİR TARİH

Saadet Partisi İl Başkanı ve Genel İdare Kurulu Üyesi Ünal Yurtbay, 28 Şubat'ın 14. yıldönümü nedeniyle basın açıklamasında bulundu. Yurtbay, açıklamasında şunları söyledi: 28 Şubat 1997... Bu tarih Türk siyasi tarihi için çok önemli bir tarih. Bu tarih, silahlı kuvvetlerin silahıyla değil, farklı organları, sivilleri, siyasileri devreye sokarak yaptığı 'postmodern bir darbe' olarak anılıyor. Türkiye'de bin yıl süreceği söyleniyordu ama 2011 Türkiye'sinde sürmediği, süremeyeceği görülüyor. Çünkü, 28 Şubat aslında, milletin ruhuna, değerlerine uymayan, yapay, sanal ve zorlama bir süreç olarak ortaya çıkıyor. Çünkü, millet iradesi zorlama olarak alınan kararlara çok sıcak bakmadı. Siyaset mühendisliği yapan askeri mantığın çok fazla uzun sürmediği ve süremeyeceği görüldü aslında. Bugün 28 Şubat. Yakın tarihte, en son yaşadığımız darbenin yıl dönümü. Millet eliyle iktidara gelemeyip, asker postalından iktidar çıkaranların son kutlu günü. Yaşananlar bir film şeridi gibi gözümüzün önünden geçiyor.

FADİME ŞAHİN, ALİ KALKANCI, MÜSLÜM GÜNDÜZ'LER NEREDE?

Bu gün 28 Şubat. O karanlık ve meşum günlerin üzerinden tam 14 yıl geçmiş. 14 yıllık süreci dikkatli okuyanlar bu senaryonun nasıl kaleme alındığını da fark etmekte zorlanmayacaklardır. Ülke üzerinde gösterime hazır hale getirilen filmin hiçbir ayrıntısı es geçilmemiş. Seyircisi bile önceden belli. Her şey Refah-Yol hükümetinin alaşağı edilmesine yönelik mizansenler üzerine tesis edilmiş. Bugün 28 Şubat, 14 yıl önce Fadime Şahin, Ali Kalkancı, Müslüm Gündüz gibi figüranlarla irtica yaygarası koparıldı, medya ve sivil toplum örgütleri önemli bir silah olarak kullanıldı, ama bu silahlardan bazıları bunu yıllar sonra büyük bir vicdan acısıyla itiraf ederken, bazıları da kayıplara karıştı. Refah-Yol Hükümeti gitti ve ortada ne Fadime Şahin, ne Ali Kalkancı ne de Müslüm Gündüz kaldı. Yine milletvekili, iş adamı, gazeteci ve devlet memurları fişlendi. Bütün bunların arkasında da Batı Çalışma Grubu'nun olduğu ortaya çıktı. Ancak, dönemin hükûmeti Refah-Yol'a karşı Meclis'te oluşturulan siyasi cephenin nasıl bir rol üstlendiği pek irdelenmedi. İrtica paranoyası, vatan elden gidiyor vartası ve dekoru tamamlayan bir sürü umacılar.

CEMAATLERDE 28 ŞUBAT'A BU DOLAYLI DESTEK VERDİLER

Sincan'da düzenlenen Kudüs Gecesi, başbakanlıkta cemaat liderlerine verilen iftar yemeği ve Aczimdendi cemaati çerçevesinde gelişen olay ve görüntüler 28 Şubat post modern darbesinin inandırıcı ve haklı gerekçesi değildi. Bu olaylar sadece kafaya konulan harekâtı halka rağmen uygulayabilmenin psikolojik ve kurgusal bahaneleriydi. Post modern darbeciler gördükleri korkulu rüyanın sahiciliğine halkı inandırmak için akla hayale gelmedik yollara başvurmuşlardı. 2011 itibariyle bu oyunu kimin yazdığı, kimlerin bu oyunda oynayıp rol aldığı ya da böyle bir oyunla neyin amaçlandığı herkes tarafından ayrıntısıyla biliniyor. İmam Hatip Liseleri, Kuran Kursları, din eğitimi, başörtüsü üzerinde sokağa yansıyan psikolojik ve fiili baskılar olanca hızıyla devam ederken zamanın Genel Kurmay Başkanı'nın çıkıp "28 Şubat bin yıl sürecek" demesi halk üzerinde nasıl bir toplum mühendisliği uygulandığının açık göstergesiydi. Maksat 'bu baskı ve sıkıntılar ne zaman bitecek' diye ümit arayışına giren halkın yılgınlık ve kötümserliğini artırarak pes etmesini sağlamaktı. Nitekim o süreçte kimi cemaatler 28 Şubat'a bu dolaylı desteği vermekten çekinmediler. Artık 28 Şubat'ın çalıntı da olsa bir minaresi vardır. Bütün mesele bu minareye kılıf olmayı kabul edip etmemekte yatıyordu. Şubat soğuğunu iliklerine kadar hissedip bu sürecin terbiye ve tedrisinden geçenlerin birçoğu şimdilerde hayatın değişik köşelerine savrulmuş durumda. Ne iddialarının izini sürüyorlar ne de aynı iddia üzere bir araya geldikleri arkadaşlarına sahip çıkıyorlar. Değişen sadece oturdukları semtler, takıldıkları ortamlar değil; kullandıkları kelimeler ve sevinip üzüldükleri şeyler de 14 yıl öncesinden çok farklı. 

28 ŞUBAT SÜRECİNE KADAR GEÇEN 11 AYLIK DÖNEMDE YAPILANLAR

Ve 28 Şubat darbesine kadar geçen 11 aylık Refah-Yol döneminde D-8 gibi bir organizasyonun liderliği gerçekleştiren, hazinenin, iç piyasaya borçlanma ihtiyacını ortadan kaldıran "Havuz Sistemi" uygulamasını başlatan, memura her ay, enflasyon + büyüme oranında zammı otomatik olarak verme anlamına gelen s.mobil sistemini uygulamaya başlayan, memur, emekli ve işçiye yüzde 110 ile yüzde 200 oranlarında üst üste zamlar veren, esnafa yüklü miktarlarda kredi imkanı sağlayan, bunu yaparken ek vergi yükü getirmeyen, üstelik vatandaşın üzerindeki vergi yükünü hafifleten Türk siyasetinin 'Hoca'sı Prof. Dr. Necmettin Erbakan, 28 Şubat'ın yıldönümüne bir gün kala hakkın rahmetine kavuştu. Kendisine tekrar Allah'tan rahmet, ülke ve İslam alemine başsağlığı diliyoruz. Bizler, Saadet Partililer ve Milli Görüşçüler olarak yaşanılabilir bir Türkiye, yeniden büyük Türkiye ve yeni bir dünya için ömrünü geçiren Prof. Dr. Necmettin Erbakan hocamızın ideali doğrultusunda yolumuza devam edeceğiz.  Hocamızı 1 Mart 2011 Salı günü öğlen namazını müteakip İstanbul'da bulunan Fatih Camii'nde kılınacak cenaze namazı sonrasında Zeytinburnu Merkezefendi Kabristanı'na defnedeceğiz. Camiamızın, Milletimizin ve tüm insanlık aleminin başı sağolsun.

S.Bostancı

iOS ve Android uyumlu cihazlarınızdan Bartın'daki önemli gelişmelerden anında haberdar olun.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


Web sitesine çerez ve izleme uyarısı ekleme