Tunç TBMM'de OHAL Kararının Gerekçelerini Açıkladı
“OHAL KARARINI, VATANDAŞIMIZIN HAKLARINI KORUMAK, TERÖRİSTTEN HESAP SORMAK İÇİN ALDIK”

Olağanüstü Hal ilanına dair Başbakanlık Tezkeresi TBMM’de görüşülerek, AK Parti ve MHP’nin kabul oyları ile geçti, CHP ve HDP ise olağanüstü hal ilanına hayır oyu verdi. 

Milletvekili Tunç, tezkerenin görüşmeleri sırasında yaptığı konuşmada, OHAL ile FETÖ terör örgütü mensuplarının devlet içerisinden ayıklanması ve 15 temmuz gecesi ülkemize ve milletimize saldıran asker elbisesi giymiş, bu milletin silahını yine bu millete doğrultan teröristlerden hesap sormak için ilan edildiğini söyledi.

 ​Milletvekili Tunç, konuşmasında şunları söyledi; 
“15 Temmuz gecesinde, Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde yıllar boyunca sinsice örgütlenmiş Fethullahçı terör örgütü çeteleri devlete ve millete karşı haince saldırıya geçerek ülke yönetimini ele geçirmeye cüret etmişlerdir. İstanbul'da boğaz köprüsünde yol keserek, devletin televizyonunu işgal ederek eşkıyalıklarını dünyaya duyurmaya başlamışlar, milletin vergileriyle alınan, vatan savunması için kullanılması gereken silahları, uçaklar, helikopterleri, tankları kaçırarak milletin üzerine saldırmışlardır. Kurtuluş Savaşı'nda bile düşman Büyük Millet Meclisine kurşun atamamışken, Polatlı'dan beri geçememişken bu hainler millî iradenin tecelligâhı Türkiye Büyük Millet Meclisine, Polis Özel Harekâta, Emniyete, MİT'e defalarca bomba atarak ülkesine olan kinini ve düşmanlığını kusmuşlardır. Millet ne olduğunu anlamaya çalışırken Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve Başbakanımız Sayın Binali Yıldırım televizyonlara bağlanarak bunun bir darbe girişimi olduğunu, darbecilerin başarıya ulaşamayacağını, bu hukuksuzluğunun hesabını soracaklarını ifade ederek milletini ülkesine sahip çıkmaya, meydanlarda bu hainlere karşı durmaya davet etmişlerdir. Muhalefet partisi liderleri yaptıkları açıklamalarla darbeye karşı olduklarını belirtmişler ve milletimizin takdirini toplamışlardır. Halkın meydanlara indiğini gören teröristler milletin üzerine tankları acımasızca sürmüşler, insanlarımızı canice kurşun yağmuruna tutmuşlardır. Bu aziz millet bu hainlerden korkmamış, mücadelesini sürdürmüş, hainlerin kullandıkları tankların altına yatarak, üzerine çıkarak kurdukları tuzakları başlarına çevirmiştir. 

Cumhurbaşkanın dirayeti, milletin feraseti    ​

Recep Tayyip Erdoğan, bu ülkenin seçilmiş ilk Cumhurbaşkanıdır, on dört yıl boyunca lideri olduğu Türkiye'ye sınıf atlatmıştır, her alanda hayal dahi edilemeyen icraatlara imza atmıştır. Dünya mazlumlarının sesi olmuş bu büyük liderin önü on dört yıllık süre içerisinde defalarca kesilmeye çalışılmış ancak her girişim Cumhurbaşkanımızın dirayetli tutumu ve milletimizin ferasetiyle aşılmıştır. Tüm bu çabalarında başarısız olan Türkiye düşmanları bu kez milletin silahıyla milleti vurmaya kalkışmıştır. Bu hain örgütün Türkiye'ye karşı başlattığı saldırıda yabancı ülkelerde yaşayan vatandaşlarımız, dost akraba topluluklarımız sokaklara inerek Türkiye'ye destek olmuşlardır. Dost gibi görünen müttefik ülkeler, Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği, NATO gibi uluslararası kuruluşlarca hukuka ve millet iradesine saldırılırken sonuç beklenmiştir. Milletin mücadelesi galip gelince de yarım ağız "Seçilmiş Hükûmetin yanındayız." demek zorunda kalmışlardır. 

Bu örgütün devlet kademelerine sirayeti 30-40 yıldan beri gerçekleştiği ortaya çıkmıştır    ​

Burada iki hususa dikkatinizi çekmek istiyorum değerli milletvekilleri. Bu hain terör örgütünün devlet kademelerine sızma girişiminin AK PARTİ döneminde başlamadığı ortaya çıkmıştır. Bu örgütlenmenin otuz kırk yılı aşkın bir zamandan bu yana her iktidar döneminde devam ettiğini gelinen noktada açıkça görüyoruz. Bu teröristlerin kendilerini gizleyerek orduda tuğgeneral, tümgeneral, orgeneral seviyesine kadar çıkabilmesi bu yapının 1980 darbesinden bu yana ordunun içerisine sızdığını açıkça göstermektedir. Hain örgütün okyanus ötesinden talimatla yönetilen organize bir terör örgütü olduğu 17-25 Aralık yargı darbesi girişimiyle deşifre olmuş ve ilk mücadeleyi de Sayın Cumhurbaşkanımız -o dönem Başbakanımızdı- ve AK PARTİ başlatmıştır. MİT Müsteşarının tutuklanmaya çalışılmasının, MİT tırlarının durdurulmasının, 17-25 Aralık yargı kullanılarak darbe girişiminde bulunulmasının hep bu paralel çetenin işi olduğunu söylediğimizde bugünkü birlik ve beraberlik örneğini keşke o zamanlarda da gösterebilmiş olsaydık. Keşke bu çetenin HSYK'dan ve yüksek yargıdan tasfiye edilmesini amaçlayan tasarılara hep birlikte bugün olduğu gibi destek verseydik. Son üç dört yıldır bu tehlikeyi görerek yargıya ve emniyete sızan paralel örgüt mensupları eğer tasfiye edilmemiş olsaydı son üç dört yıl içerisinde, bugün ülkemiz çeteler tarafından işgal edilmiş olacak ve millî irade rafa kalkmış olacaktı. 

   ​OHAL kararı ile hukukun dışına çıkılmayacak, işlemler yargı denetimine tabi
OHAL kararıyla hukukun dışına mı çıkılacaktır? Cevap kesinlikle hayırdır. OHAL, devletin ani refleks göstermesi gereken durumlar için Anayasa'mızca tanınan, hukuka uygun, meşru, evrensel hukuk tarafından kabul edilen ve dünyanın neredeyse tüm demokratik ülkelerinde var olan bir kurumdur. En son sadece bir terör saldırısı sonrasında Fransa'da OHAL ilan edilmiş ve kimse "Fransa ne yapıyor?" dememiştir. Geçtiğimiz günlerde de Fransa Ulusal Meclisi Fransa'daki OHAL kararını altı ay daha uzatmıştır. OHAL ilan edilmesi bilakis Türkiye Cumhuriyeti'nin darbecilerle ve terörle mücadele ederken hukuk içerisinde kalma iradesinin bir tezahürüdür. Hukuk içerisinde kalma iradesi olmayan bir yönetim, alınacak tedbirleri OHAL ilan edilmeden de alabilirdi. Burada amaçlanan, hukukun üstünlüğünü, mevzuatın yürürlüğünü ve demokrasiyi savunurken bu değerlerin aksine hamleler yapmaktan kaçınılmasıdır. Dolayısıyla, OHAL, FETÖ'cü teröristlerden başka hiç kimsenin korkmasını yahut hoşnut olmamasını gerektirecek bir durum değildir. İlan edilen OHAL, devlet ile milletin birlikte devlet içerisindeki teröristlerin oluşturabileceği tehlikenin önüne geçebilmeyi amaçlamaktadır. Geçmiş dönemlerde askerî darbeler için alınan ve sürekli uzatılan OHAL uygulamasından farklı bir durum vardır değerli milletvekilleri. 
   ​AK PARTİ göreve geldiği günden bu yana temel hak ve özgürlükler konusunda hep hassas davranmıştır. İktidara geldiğinde ilk iş güneydoğudaki OHAL uygulamasını uzatmamak olmuştur. OHAL Kanunu'nda temel hak ve özgürlükleri koruyan değişiklikleri 2004 yılında AK PARTİ iktidarı gerçekleştirmiştir. 
OHAL Sıkıyönetimden farklıdır    ​
OHAL, bir sıkıyönetim değildir değerli milletvekilleri. Temel hak ve özgürlüklerin kısıtlanması söz konusu değildir, bilakis temel hak ve özgürlüklere yönelik tehdidin ortadan kaldırılmasına yönelik, konusu, sebebi ve süresi sınırlı, Anayasa'nın 120'nci maddesinde öngörülen hukuki bir tedbirdir. Sıkıyönetim ise askerlerin yönetimde olduğu bir sistemdir. Sıkıyönetimde sıkıyönetim mahkemeleri vardır, OHAL de ise sivil yönetim, doğal mahkemeler işbaşındadır. Valilerin koordinasyonunda işlemler yürütülür. İdarenin tüm işlemleri yargı denetimine tabidir. O nedenle, temel hak ve özgürlüklerin kısıtlanacağına yönelik eleştiriler doğru değildir. "Olağanüstü hâl Parlamentoyu devre dışı bırakır." eleştirileri de haksız eleştirilerdir. OHAL'i onaylayacak ve kaldıracak merci burasıdır, Türkiye Büyük Millet Meclisidir. OHAL uygulamasıyla ilgili kanun hükmünde kararnameler yine sizin huzurunuza, Türkiye Büyük Millet Meclisine gelecek ve şu yüce çatının altında onaylanacaktır. Demokratik ülkelerin terör tehditlerini bertaraf için başvurduğu olağanüstü yönetim biçimine Türkiye, Meclisini bombalayanlara karşı kullanmayacaksa ne zaman kullanacaktır değerli milletvekilleri? (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Terörle mücadelede canını ortaya koyan polislere karşı bomba atanlara kullanmayacaksa ne zaman kullanacaktır? Anayasa'daki OHAL maddesini biz halkını tanklarla ezmeye çalışan canilere kullanmayacaksa ne zaman kullanacağız? Cumhurbaşkanını öldürmeye kalkacak kadar gözü dönmüşlere karşı kullanmayacaksa ne zaman kullanacağız?

Milli İrade şehitlerime borcumuz var, o da darbecilerin en ağır cezaya çarptırılmaları
   ​Millî iradeye sahip çıkan, darbecileri püskürten, darbecileri püskürtürken şehit düşen, yaralanan tüm demokrasi kahramanlarına karşı borcumuz vardır. O borç da ülkemize karşı bu ihaneti gerçekleştiren, asker elbisesi altına gizlenen teröristlerden hak ettikleri hesabı sormaktır. Yaptığımız iş, bu hesabın millet adına sorulmasını sağlayacak hukuk zeminini oluşturmaktan ibarettir. Bu zemini de saldırılarda hedef alınan bu Gazi Meclis sağlayacaktır. 
 
 ​Bu duygu ve düşüncelerle demokrasi şehitlerimizin önünde saygıyla eğiliyorum, şehitlerimize Allah'tan rahmet diliyorum, milletimize geçmiş olsun diyorum, yaralılarımıza acil şifalar diliyorum, ülkemizi bu tür badirelerle karşılaştırmaması için Cenab-ı Allah'a dua ediyor, sizleri saygıyla sevgiyle selamlıyorum.
iOS ve Android uyumlu cihazlarınızdan Bartın'daki önemli gelişmelerden anında haberdar olun.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.