Eğitim

Türk Modernleşmesi ve Din

Diyanet İşleri Başkanlığı Strateji Geliştirme Başkanı Dr. Necdet Subaşı, Türkiye’de laiklik kavramının tüm tarafları ikna edebileceği ve tüm tarafların uzlaşabileceği nitelikte bir tanımlama olmadığını söyledi.

Abone Ol


Konferansın açılış konuşmasını yapan Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İsmet Emre, “Bireysel olarak her insan dinle bir şekilde muhataptır. Ama kurumların dinle muhatabiyeti her medeniyet algısına, coğrafyaya farklı dönemlerde farklı ilişki biçimlerinin gelişmesine dolayısıyla bazen birilerinin ötekini etkisi altına almasına bazen de birinin ötekiyle daha dengeli bir ilişki içerisine girmesine yol açmış ama ben tanrının yarattığı her şey için geçerli olan bir kural hani süreçte yaşanmış olursa olsun, hangi sosyolojik kümelenmeyle muhatap olursak olalım en doğrusu her bir düşüncenin her bir yargının ötekinin sınırlarını ihlal etmeyecek bir şekilde değerlendirmesidir.” dedi.


Daha sonra konuşan Diyanet İşleri Başkanlığı Strateji Geliştirme Başkanı Dr. Necdet Subaşı, Türkiye’de modernleşmenin hala pozitif bir kavram olarak değerlendirildiğini söyledi. Subaşı, “Modernleşme kavramı bizi gibi ülkelerde en azından batılı olmayan toplumlarda ve uygarlıklarda çok ciddi depremler ve çok ciddi sarsıntılara yol açmıştır.” dedi. Türkiye’de yaşanan modernleşmenin batıda yaşanan modernleşme sürecinden farklı olduğunu belirten Subaşı, Bizdeki modernleşme süreci iki şekilde gerçekleşir. Birisi araçsal modernleşme diğeri ise amaçsal modernleşmedir. Araçsal modernleşmeye Osmanlı’nın modernleşme politikaları, amaçsal modernleşme ise Türkiye Cumhuriyeti dönemindeki modernleşme çalışmalarıdır dedi.


Batının modernleşme sürecinden geçmedik

Türkiye’nin batıda yaşanan sanayi devrimi, aydınlanma, rönesans gibi aşamalardan geçmediğini belirten Subaşı, “Hem Osmanlı, hem Türkiye Cumhuriyeti Türk modernleşmesi, modernleşmenin kriterlerini, kendine özgü hitaplarını bizzat yaşayarak tecrübe etmiş değildir.” dedi.

Tüm tarafların uzlaşabileceği nitelikte bir laiklik tanımlama yapılamamıştır

Laiklik; din ve devlet işleri arasındaki ilişkilerin tanzim edilmesini ifade ettiğini belirten Subaşı, “Laiklik konusunda her siyasal ideolojinin ve her siyasal talepkarlığın kendine özgü bir tanımlamaya yöneldiğini görüyoruz. Bizim kuşak laikliği dini garanti altına alan, dini güvence altında tutan bir teminat olarak görürdü. Ve bizim kuşak için laiklik negatif bir kavramdı çünkü arkasında 163. madde gibi kısıtlayıcı tecrübeler yaşandı.” dedi. Laiklik kavramının sağ, sol ve liberal söylemlerde farklı tanımlandığını belirten Subaşı, “sonuç olarak Türkiye’de laiklik kavramı tüm tarafları ikna edebilecek nitelikte ve tüm tarafların uzlaşabileceği bir tanımlamaya erişmiş değildir.” diye konuştu.