ÜÇ AYLAR VE MİRAÇ: GÖNÜLLERE AÇILAN KAPI

Zaman, insanın farkına varmadan içinden geçip gittiği bir nehir gibi… Ancak bazı zamanlar vardır ki durup düşünmemiz, kendimizle yüzleşmemiz için bize özel...

Abone Ol

Zaman, insanın farkına varmadan içinden geçip gittiği bir nehir gibi… Ancak bazı zamanlar vardır ki durup düşünmemiz, kendimizle yüzleşmemiz için bize özel olarak sunulmuştur. İşte Üç Aylar da böylesi müstesna zaman dilimlerinden biridir.

Recep, Şaban ve Ramazan… Takvim yapraklarında sıradan aylar gibi görünse de, gönül dünyamızda derin izler bırakan ilahi iklimlerdir. Üç Aylar, insanın kalbini temizleme, niyetlerini gözden geçirme ve hayatın hızında kaybettiklerini yeniden bulma çağrısıdır.

Recep ayı ile birlikte manevi bir yolculuk başlar. Bu yolculuğun en anlamlı duraklarından biri ise Miraç Kandili’dir. Miraç, yalnızca Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in (s.a.v.) göğe yükselişi değil; insanın da yüklerinden arınıp manen yükselme davetidir. Miraç, “yukarısı”ndan çok, “derinliği” anlatır. Kulun Rabbine en yakın olduğu secdenin kıymetini hatırlatır.

Bugün dünyanın gürültüsü, kalplerin sesini bastırıyor. İnsan, her şeye yetişmeye çalışırken kendine geç kalıyor. Miraç Kandili, tam da bu noktada durup düşünmeyi öğretir: Nerede duruyorum, nereye gidiyorum ve asıl yolculuğum ne yönde?

Üç Aylar; affın, sabrın ve merhametin mevsimidir. Kırılan kalpleri onarmak, ihmal edilen duaları yeniden göğe bırakmak için bir fırsattır. Miraç ise namazla taçlanan bir davettir; günde beş vakit, kulun Rabbine açılan kapısıdır.

Belki her şey bir anda değişmez. Ama bir niyet, bir dua, bir samimi adım… İşte Üç Aylar’ın bereketi tam da burada gizlidir. Küçük dokunuşlarla büyük dönüşümlerin mümkün olduğunu fısıldar bize.

Bu mübarek gün ve geceler, hayatın yükünü hafifletmek isteyenler için bir rahmet kapısıdır. Yeter ki kalbimizi çalınacak bir kapı, gönlümüzü misafir edilecek bir mekân yapabilelim.

Miraç Kandili’nin ve Üç Aylar’ın, gönüllerimize huzur, sofralarımıza bereket, hayatımıza yön vermesi temennisiyle…