14-20 Mayıs Aile Haftası

14-20 Mayıs Aile Haftası

Sağlıklı toplum yapısı, sağlıklı aile yapısının tesisi ile mümkündür. Aile insanlık tarihi boyunca var olan ve değişmeler karşısında sürekliliğini her zaman koruyan bir kurumdur. Bugüne kadar kurulmuş bütün medeniyetlerde, bütün hukuk sistemlerinde birlik ve bütünlüğü sağlamaya yönelik düzenlemelerin esas objesi aile olmuştur. Bütün toplumlarda kültürü taşıyan ve temsil eden en esaslı kurum yine ailedir.

Günümüzde gerek dünyada gerekse ülkemizde hızlı bir değişim sürecine girilmiş olup, bu değişimden teknolojik ve ekonomik alanların yanında sosyal ve kültürel alanlar, dolayısıyla en temel belirleyicilerden biri olan aile kurumu da etkilenmiş ve çeşitli sorunlarla karşı karşıya kalmıştır. Aile kurumunu bu yeni şartların ve hızlı değişimlerin yıkıcı etkisinden korumak sosyal bir gereksinimdir. Yeni toplumsal koşullara uyum sağlamak ve toplumsal koşulların doğurduğu sorunlarla baş etmek zorunda kalan aile kurumu çeşitli destek mekanizmalarına ihtiyaç duymaktadır.

Aile içerisinde eşit haklar, aile içi sorumlulukların kadın-erkek arasında eşit paylaşımı ve uyumlu bir beraberlik, ailenin kendi refahı için olduğu kadar, demokrasinin güçlenmesi için de çok önemlidir.

Ulu Önderimiz Atatürk’ün de belirttiği gibi “Sosyal hayatın kaynağı aile hayatıdır.” Toplumda sosyal barış ve adaletin sağlanmasında, demokratik haklara saygılı, sağlıklı, topluma yararlı bireylerin yetiştirilmesinde aile temel kaynaktır. Bu anlamda aile kurumu, toplumumuzun en büyük manevi zenginliğini teşkil etmektedir.

Aile Gününün ve Aile Haftasının temelinde; toplumun tüm kesimlerinin aile olgusunun farkında olması, aile bütünlüğünün korunması, güçlendirilmesi ve ailenin toplumsal sorumluluklarını yerine getirebilmesine yardımcı olunması yatmaktadır.

Bu temel hedef doğrultusunda ailenin korunmasını, güçlendirilmesini ve sorunlarının çözümünü hedefleyen Müdürlüğümüz, Bartın halkının Aile Gününü ve Aile Haftasını kutlamaktadır.

SAĞLIKLI AİLE SAĞLIKLI TOPLUM

Birleşmiş Milletlerin tanımına göre aile “kan, yasa ve evlilik yoluyla birbirlerine belirli derecelerde akrabalıkları bulunan hane halkı üyelerinden oluşmaktadır”. Yapısı, işleyişleri bakımından bazı farklılıklar göstermekle birlikte bütün toplumlarda aile kurumu varlığını ve önemini sürdürmektedir.

Aile, toplumun çekirdeğini oluşturan, sevgi, saygı, dayanışma, güven ve birbirine bağlılık esaslarına göre varlığını devam ettiren gönüllü bir birlik olarak da tanımlana bilir. Bir organizasyon olarak aile kurumu, aile üyelerinin, sosyal, kültürel, ekonomik, eğitimsel ve psikolojik ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik, aile üyelerinin toplum içinde kendilerini geliştirebilmelerine, saygınlık kazanabilmelerine ve kendilerini gerçekleştirebilmelerine aracılık eder. Bu bağlamda ailenin işlevi, üyelerinin doğal gereksinmelerini karşılamaya yönelik bir aracılık işlevidir. Aile aynı zamanda, toplumun kalkınması, gelişmesi, birliği ve esenliği, sürekliliği için de temel bir işlev görür.

Günümüzde hızlı sanayileşme ve ekonomik alanda yaşanan değişmeler ve gelişmeler tüm toplumsal kurumları etkilediği gibi aile kurumunu da etkilemektedir. Toplumda meydana gelen hızlı değişimle birlikte, anne babalığa ilişkin bilgi ve beceri edinme günümüz ailesinde daha fazla önem kazanmıştır. Değişen ve gelişen toplum yapısı ile birlikte artık geleneksel yöntemlerle çocuk yetiştirme yöntemleri yerlerini bilinçli anne baba olmaya yönelik yöntemlere bırakmaktadır. Aileler, aile hayatı içinde psiko- soysal ve ekonomik alanlarda karşılaştıkları sorunları en aza indirebilmek için gerekli bilgi ve beceriye sahip olmalarını sağlayan destek mekanizmalarına ihtiyaç duymaktadırlar. Bu nedenlerle ailelere çeşitli kurumlar aracılığıyla birtakım hizmetler ve destekler verilmektedir.

Aile, bireyin gelişim ve sosyalleşme sürecinde çok önemli bir rol oynamaktadır. Ailenin en önemli işlevlerinden birisi, anne ve babanın çocuklarına sağladıkları bakım, sevgi ve eğitimdir. Ebeveynlerin tutum ve davranışları çocuklarının davranışsal, duygusal, kişilik ve bilişsel gelişiminde büyük önem taşımaktadırlar. Anne-babanın ve aile içindeki diğer bireylerin çocukla olan iletişimi ve etkileşimi çocuğun aile içindeki yerini de belirlemektedir. Aile, çocuğun ilk sosyal deneyimlerini edindiği yerdir. Ailede çocuğa yöneltilen davranış ve takınılan tavırlar, çocuğun gelişiminde büyük önem taşımaktadır. Ailesinde yakın bir ilgi bulan; aile içi ilişkilerin dengeli, duygusal; toplumsal etkileşimi güçlü olduğu aile ortamında, büyüyen çocuklar, en etkin, özgür ve arkadaşlarıyla ilişkilerinde en başarılı çocuklar olmaktadırlar. Buna karşı daha sert bir denetim altında tutulan yada eğitim yöntemleri değişken olan ailelerde büyüyen çocuklar ise karşı çıkma ve saldırganlık gibi yollarla kendilerini kabul ettirmek istemektedirler. Çocuğun aile üyeleri ile olan ilişkilerinden edindiği bilgi ve deneyimleri yaşama karşı aldığı tavırlarının, benimsediği tutumlarının ve davranışlarının temelini oluşturmaktadır.

Aile içindeki iletişimde şiddet yerine barış, engelleme yerine gelişme, çatışma ve sürtüşmeler yerine mutluluk ve huzur, hoşgörüsüzlük yerine hoşgörü temel alınmalıdır. İdeal toplumların kurulması, sağlıklı bireylerin oluşturduğu aileler ile mümkün olmaktadır. Sağlıklı nesiller ancak sağlıklı ilişkilerin kurulduğu karşılıklı güven sevgi ve saygıya dayalı iletişime açık ailelerde yetişmektedir.

iOS ve Android uyumlu cihazlarınızdan Bartın'daki önemli gelişmelerden anında haberdar olun.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.