Berkay DAL açıklamasında : “Ellerinde taş, sopa, şişe, bıçak, silah, pankart, afiş; ağızlarında birileri gibi küfür, kötü bir söz, slogan ya da itham olmayan, kalplerinde sadece Artvin ve yurt sevgisi olan insanlarımıza tarihte görülmemiş bir saldırı yapıldı. Artvin halkı, yıllardır siyasi iktidarlarının hem Karadeniz’de uyguladığı doğa katliamlarına ve yandaş holdingine karşı yiğitçe direniyor. Artvinliler, Hatila Milli Parkı içinde yer alan Cerattepe maden sahasını işgal etmek üzere yola çıkan iş makinelerini ve çevre illerden gelen güvenlik güçlerini, yollara barikat kurarak durdurmuşlardır. Artvin halkı kararlılıkla mücadele edip geri adım atmayacaktır. Her yerde onlarca HES, Termik Santral gibi yatırımlarla doğayı katleden, her yeşilliğe yol yaparak rant alanı açanlara; bizler izin vermeyeceğiz. Karadeniz ‘in doğasını; Hema eliyle Bartın da Cengiz Holding eliyle Artvin’de katletmek isteyenlere izin vermeyeceğiz.
Bu projeyi Aralık 2015’te iptal eden mahkeme kararı, madencilik faaliyetinin hem su kaynakları üzerinden hem de zehirli gazların asit yağmuruna dönüşmek suretiyle kenti doğrudan zehirleyeceğine vurgu yapıyordu.
Artvin’in maden karşıtı mücadelesinin 25 yıllık bir tarihi var. Rize İdare Mahkemesi çevre davalarında eşine az rastlanır bir karar vermiş, projenin Çevre Etki Değerlendirme (ÇED) raporu detayları kadar, madencilik faaliyetinin o bölgede hiçbir şekilde yapılamayacağı yorumunda bulunmuştu, bilirkişilerin raporları üzerine“Maden faaliyetinin hayata geçirilmesinin Artvin ilini yöre sakinleri açısından yaşam alanı olmaktan çıkaracağını, bu bölgede maden arama projesiile bu projenin etkisi altında bulunan yaşam alanları ve koruma altındaki alanların bir arada olamayacağı kanaatine varılmış” ifadelerini kullanmıştı. Artvin’de direnen platformda 178 kişi ve kurum içerisinde Artvin Muhtarlar Deneği’ne de ÖDP’ye de, Esnaf ve Sanatkarlar Odası’na da, CHP’ye de, Bakkallar ve Sebzeciler Esnaf Odası’na da, Halkevleri’ne de, Artvin Zihinsel Özürlüler Derneği’ne de, MHP’ye de, Artvin Giyim Eşyaları ve Sanakarlar Odasına da rastlamak mümkün.
ÇED raporlarından birine “merak etmeyin, ben altını burada işlemeyeceğim, hali hazırda bakır çıkarttığım ilçeniz Murgul’a götürüp olarada işleteceğim, zehrin çoğunu oraya akıtacağım” diye yazar. Murgullu önce ÇED raporunun, sonra da gözünün önünde kazılan siyanür havuzlarının farkına varar. Murgullu gençler önce bir platform kurar, ardından toplantı, imza, miting darken, siyanür karşıtı direniş 900 işçinin grevi ile zirve yapar, Murgul’da hayat dört gün durur. Önce ayak sürtüp işçileri işten atmakla tehdit eden işveren, hızlıca geri adım atar, platform ile bir protokol imzalar ve siyanür çukurları kapatılır.
Şu an yargı süreci sonuna kadar çalışmalar durduruldu. Bu sonuç mücadelenin eseridir. Ancak Amasra’da verilen mücadele sonucu defalarca iptal edilen başvurular bu gün imza noktasına nasıl gelebildiyse Artvin içinde aynı tehlike mümkün. Amasra ve Artvin halkının kaderi birbirine bağlıdır. Kaybedilen her toprak parçası şirketleri, kazanılan her mücadele kazananları, toprağı için direnen halkı güçlendirecektir.
Bizler doğasını, geleceğini savunan Artvin halkını Amasra’dan selamlıyor, asla yalnız yürümeyeceklerini ifade ediyoruz.”dedi
Vatandaşlar daha sonra 5 dakika oturma eylemi yaparak pretostolarını sürdürdüler. Daha sonra Amasra ve Artvin halkının kaderi birbirine bağlıdır diyen ve halaylar çeken vatandaşlar olaysız bir şekilde dağıldı.