İşte Bartın'daki Suriyeli Sayısı
En Az Suriyeli Bartın'da

Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu (TİSK), Türk İş Dünyasının Suriyeliler'e bakışını ilk kez araştırdı.

Hacettepe Üniversitesi Göç ve Siyaset Araştırmaları Merkezi (HÜGO) işbirliğiyle yapılan çalışmalar, "Türk İş Dünyasının Türkiye’deki Suriyeliler Konusundaki Görüş, Beklenti ve Önerileri" adlı 103 sayfalık raporda toplandı. Araştırmada bartin.infoelde edilen sonuçlardan biri de, ülkemizde yaşayan Suriyeliler'in ülke içinde dağılımı.

Araştırmaya göre Türkiye'de yaklaşık 2.2 Milyon Suriyeli bulunurken, Şanlıurfa'da 356.390, Hatay'da 341.174, bartin.info İstanbul'da 305.067, Gaziantep'te 277.905, Adana'da 121.851, Kilis'te 114.567, Mersin'de 114.148, bartin.infoİzmir'de 73.314, Ankara'da 42.616 Suriyeli bulunuyor.

Araştırmada Bartın'da sadece 10 Suriyeli'nin bulunduğu belirlenirken, Bartın.info'ı sırasıyla Ardahan (21), Bayburt (22), Sinop (30) ve Artvin (39) takip etti. Zonguldak'ta 130, Kastamonu'da 356, Karabük'te 151, Bolu'da 429, Düzce'de 234 Suriyeli bulunuyor.

* * *

TÜRK İŞ DÜNYASININ SURİYELİLERE BAKIŞI İLK KEZ ARAŞTIRILDI

TİSK VE HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ’NİN TÜRKİYE’DEKİ SURİYELİLERLE İLGİLİ ARAŞTIRMASINDAN ÖNEMLİ BULGULAR:

- 2.2 milyon Suriyelinin Türkiye’de kalıcı olacağı esas alınarak Türkiye’ye uyum programı düzenlenmeli.

- Türkiye’de en az 300 bin kayıt dışı Suriyeli işçi çalışıyor.

- En az 150 bin çocuk Türkiye’de doğdu. 18 yaşından küçük 1,2 milyon Suriyeli var.

- Suriyelilerin mesleki niteliklerinin belirlenmesi, onlara Türkçe eğitimi ve mesleki eğitim sağlanması, Türk toplumuna uyumlarının temel şartları olarak kabul edilmeli.

- Suriyelilerin yasal çalışma çerçevesi ve çalışabilecekleri alanlar belirlenmeli.

- Hükümet, sivil toplumla birlikte çalışmalı.

Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu (TİSK), Hacettepe Üniversitesi Göç ve Siyaset Araştırmaları Merkezi (HÜGO) ile birlikte “Türk İş Dünyası ve Suriyeliler” konusunda bugüne kadar yapılan en kapsamlı araştırmayı gerçekleştirdi. 12 kişilik bir ekip tarafından 5 ay süren saha çalışmasıyla tamamlanan araştırma için, Türkiye’nin bu sorundan en fazla etkilendiği tespit edilen ekonomik bakımdan gelişmiş 18 ilinde, ekonomide söz sahibi olan kişiler ile 134 mülakat yapıldı.

İstanbul, İzmit, Bursa, Ankara, Konya, Kayseri, Malatya, Gaziantep, Şanlıurfa, Hatay, Adana, Kahramanmaraş, Mersin, İzmir, Antalya, Muğla, Denizli ve Van’da gerçekleştirilen mülakatların analiziyle oluşturulan raporda, yaklaşık 2,2 milyon Suriyelinin Türkiye’de büyük ölçüde kalıcı hale geldiği sonucuna varıldı. Çalışmada, “Kapsamlı, bütünleşik bir plan dahilinde istihdam imkanı yaratılmaması halinde, Türkiye’deki Suriyelilerin Türk ekonomisinin ve hatta Türk sosyal yapısının dengelerini bozma ihtimalinin çok yüksek olacağı açıktır” uyarısında bulunuldu.

Türkiye’deki Suriyelilerin şu anda yasal olarak istihdama dahil edilememesi nedeniyle “kayıt dışı” sorununun arttığı belirtilen araştırmada, Suriyelilerin istihdamı konusunda iş dünyasının somut önerilerine de yer verildi. Suriyeli sığınmacılardan, yasak olmasına rağmen, en az 300 bininin kayıt dışı ve kaçak olarak çalıştığı tahmin ediliyor.
Türk iş dünyasının konuya ilişkin görüşlerini ve politika önerilerini kapsamlı şekilde ilk kez ortaya koyan bu araştırmada, iş dünyasının Suriyelileri yabancı statüsünde çalıştırmanın getireceği ilave maliyetler konusunda devletin teşvik politikaları ile özendirici olmasını istediği de aktarıldı. 

“Türk İş Dünyasının Türkiye’deki Suriyeliler Konusundaki Görüş, Beklenti ve Önerileri” başlığını taşıyan araştırma, İstanbul’da Divan Otel’de düzenlenen basın toplantısıyla kamuoyu ile paylaşıldı.

TİSK Başkanı Yağız Eyüboğlu, araştırmayı yöneten HÜGO Müdürü Doç. Dr. M. Murat Erdoğan ile HÜGO Danışma Kurulu Üyesi ve Birleşmiş Milletler Göçmen İşçiler Komitesi Üyesi Dr. Can Ünver’in araştırmadan ilginç başlıklar aktardığı toplantıda, saha çalışmasına katılan araştırmacılar yaşadıkları etkileyici deneyimleri paylaştı.

SURİYELİLERİN KALICI OLDUĞU ANLAŞILIYOR; BU NEDENLE ARTIK UZUN VADELİ, BÜTÜNCÜL BİR STRATEJİYE İHTİYAÇ VAR

TİSK Yönetim Kurulu Başkanı Yağız Eyüboğlu, “Konfederasyonumuz, Suriyeli sığınmacılar olgusunun ekonomik ve sosyal boyutlarının incelenerek, iş dünyasının konuyla ilgili görüşlerini değerlendirmek ve önerilerde bulunmak amacıyla Hacettepe Üniversitesi Göç ve Siyaset Araştırmaları Merkezi işbirliği ile bir araştırma yaptırmıştır.” dedi.

Eyüboğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Kasım 2015 itibariyle toplam sayı en az 2 milyon 200 bin kişi civarında; vatanlarını terk etmek zorunda kalmış bu zor durumdaki insanların uzun bir süre daha Türkiye’de kalacakları ya da önemli bir bölümünün artık yaşamlarını Ülkemizde sürdürecekleri anlaşılmaktadır. Yani başlangıçtaki ‘kısa süreli sığınmacı-misafir’ konumlarından ‘kalıcılığa’ doğru bir sürece girildiği anlaşılıyor.

Sığınmacı sayısının büyüklüğü ve güçlenen kalıcılık eğilimi, Suriyeli sığınmacılar konusunun artık uzun vadeli bakış açısına sahip, ekonomiyi, çalışma hayatını, sosyal ve kültürel uyumu, eğitim, sağlık, barınma gibi temel hizmet alanlarını kapsayan, entegre bir strateji ile ele alınarak yönetilmesini zorunlu kılmaktadır.”

Suriyeli sığınmacıların işgücü piyasası üzerinde de önemli etkileri bulunduğunu vurgulayan TİSK Başkanı, şunları kaydetti: “Suriyeli sığınmacıların önemli bir bölümü geçimlerini sağlamak için iş aramaktadır. İşgücü piyasasına dahil olan bu yeni işgücü güvencesiz, sigortasız, olumsuz iş sağlığı ve güvenliği koşullarında, düşük ücretle küçük ölçekli işyerlerinde kayıt dışı olarak istihdam edilmekte; bir bölümü de mevsimlik tarım işleri, inşaat gibi düşük nitelikli işlerde çalışmakta ve çocuk işçiliği sorunu yaşanmaktadır. Öte yandan, Suriyeliler tarafından kurulan işyerlerinin tamamına yakını da kayıt dışıdır.

Konfederasyonumuz, Türk işgücü piyasasının başta işsizlik ve kayıt dışı istihdam olmak üzere mevcut durumu dikkate alınarak, Suriyeli sığınmacıların mesleki yeterlilikleri çerçevesinde bazı bölge ve sektörlerde ekonomik ve sosyal dinamiklerin de değerlendirilmesi ile sınırlı ölçüde istihdam edilmesinin uygun olacağı, girişimci nitelikte olanların bu özelliğinden yararlanılması ve sığınmacıların kayıt dışı istihdam sorununu büyütmesini önleyecek tedbirler alınması gerektiği görüşündedir.”

TİSK Başkanı Eyüboğlu, Suriyeliler konusunda yapılan mevcut kayıt işlemlerinin mutlaka sağlıklı bir biçimde yenilenmesi ve özellikle Suriyelilerin eğitim ve mesleki niteliklerinin belirlenmesi gereğini kaydederek, “Nitelikli olan işgücünden yeterlilikleri belgelendirilerek faydalanılması konusunda çalışmalar yapılmalı, eğitimi yetersiz olanlar konusunda ise mesleki eğitim imkanları sağlanmalıdır. Bunun ardından Türkiye’deki sektörel ve bölgesel analizler ile açık pozisyonlarda istihdam imkanları sağlanabilir. Böylelikle sürecin hem toplumsal, hem de ekonomik ve mali etkileri kontrol altında tutulabilir”dedi.

Merkezi bir yönetim yapısına sahip olan Türkiye’de 2,2-2,5 milyon Suriyeli ile ilgili çalışmaların bir bakanlık eliyle koordine edilmesi gereğine de işaret eden TİSK Başkanı konuşmasını şöyle sürdürdü: “Suriyeli sığınmacılar sorunu; ekonomik, sosyal, kültürel, dinî gibi pek çok boyuta sahiptir ve etkileri geniştir. Her bir boyutu da ayrı ve kapsamlı bir incelemeyi gerektirmektedir. Bu nedenle, kamu otoritesi ile STK’ların ortak bir platform oluşturması ve bu platformun, kısa, orta ve uzun vadeli tedbirlere ilişkin bir çalışma planı hazırlaması gereklidir.”

Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu ve Hacettepe Üniversitesi Göç ve Siyaset Araştırmaları Merkezi’nin işbirliği ile yapılan “Türk İş Dünyasının Türkiye’deki Suriyeliler Konusundaki Görüş, Beklenti ve Önerileri” başlıklı araştırmada özetle şu saptamalar yer aldı:

- Türkiye’ye Nisan 2011 ile Ekim 2015 tarihleri arasındaki 4,5 yılda 2,2 milyonu aşkın Suriyeli gelmiştir. Türkiye’deki Suriyelilerin eşleri, çocukları, anne- babaları gibi kişileri kapsayacak “aile birleştirmeleri” de gelecekte gündeme gelecektir. Bu durum Türkiye’deki Suriyelilerin sayısını önümüzdeki yıllarda 3 milyonun üzerine çıkarma ihtimalini ortaya koymaktadır. Bu kadar çok sayıdaki sığınmacıyı bu kadar sürede kabul etmek olağanüstü bir durumdur. Suriyeliler dışında Türkiye’nin 1923’ten günümüze kadar aldığı toplam göçmen sayısı sadece 2 milyondur. Türkiye’deki Suriyeliler konusu “geçicilik” çerçevesinde ve “acil durum yönetimi politikaları” ile ele alınabilecek eşiği çoktan aşmıştır.

- Dört yılı aşan krizde, -tercihlerden bağımsız bir biçimde- Suriyelilerin geriye döneceğine dair beklentiler neredeyse bütünüyle ortadan kalkmıştır. Bu da huzurlu, sağlıklı, verimli, barışçıl bir ortam için uyuma ilişkin politikaların ortaya konulmasını gerekli ve hatta zorunlu kılmaktadır. Zira bugün kaybedilen her bir günün, ileride yıllara mal olacak ciddi sorunları beraberinde getirme potansiyeli taşıdığı bilinmektedir. Gelişmeler ne yönde olursa olsun, Türkiye’nin daha huzurlu bir gelecek ve daha az çatışma-gerginlik ortamı için transit ülke olma riskinin farkında olması, Suriyelilerin varlığını kabullenmesi ve daha fazla zaman kaybetmeden hem sosyal, hem de ekonomik alanda uyum politikalarına başlaması gerekmektedir.

- Türkiye’deki Suriyelilerin yüzde 54’ünden fazlası, yani en az 1 milyon 200 bini 18 yaş altındaki çocuk ve gençlerden oluşmaktadır. 0-4 yaş grubundaki çocuk sayısı 450 bin civarındadır. Bunların içinde Türkiye’de doğanların sayısı 150 binin üzerindedir. Bu çocukların vatansız kalma riski de bulunmaktadır. Türkiye’deki Suriyelilerin yaşadıkları en ciddi sorunlardan biri eğitim alanındadır. 1,2 milyon 18 yaş altındaki çocuk ve gencin içinde 600 binin üzerinde okul çağında çocuk bulunmaktadır ve bunların çok küçük bir bölümü eğitim alma imkanına sahiptir. Bazı çocuklar 4, bazıları ise 3, 2 ya da 1 yıldan beridir okula gidememektedir. Bunun yaratacağı olası sorunları tahmin etmek zor değildir. Alınan eğitim Arapça ve Suriye müfredatına göredir. Eğitim kalitesi de ayrıca sorgulanmalıdır. Mümkün olan en kısa zamanda ciddi bir seferberlikle bu çocuklara Türkçe eğitimi verilmesi ve Türk eğitim sistemi içine entegre edilmeleri artık bir zorunluluktur.

- Türkiye’de yaşayan Suriyelilerin büyük bir bölümünü içeren “geçici koruma altındaki Suriyelilerin” çalışma hakları konusunda bir düzenleme bulunmaması nedeniyle kayıt dışı ekonomi ve kayıt dışı istihdam yoğun olarak yaşanmaktadır. Özellikle mevsimlik işçilik olmak üzere tarımda, inşaat, tekstil ve imalat sektörlerinde yoğun bir hareketlilik söz konusudur. Hatta Türkiye’nin uzun yıllar çabalar göstererek büyük ölçüde ortadan kaldırdığı “çocuk işçilik” konusu da yeniden gündeme gelmiştir. Kayıt dışı ekonomi Türkiye’deki rekabet sisteminin bütün dengelerini bozmakta, çalışma normları uygulanamamakta ve devletin gelir ve kontrol mekanizmalarını devre dışı bırakmaktadır. Kayıt dışı çalışma aynı zamanda sosyal gerginliklere ve çatışmalara da zemin olacak bir şekilde büyümektedir. Ucuz işçilik nedeniyle işlerini kaybeden ya da kaybetme riski içinde olanların sayısı ve bunların huzursuzluğu artmaktadır.

- Türkiye’deki Suriyelilerin kayıt sisteminin gözden geçirilmesi ve özellikle de niteliklerinin ayrıntılı olarak ortaya çıkarılması gerekmektedir. Bu tür bir çalışma sonrasında Türkiye’nin sektörel ve bölgesel iş analizleri yapılarak, açık pozisyonların ve yeni potansiyel alanların tespiti gerçekleştirilebilir. Yani kapsamlı, bütünleşik bir plan dahilinde istihdam imkanı yaratılmaması halinde, Türkiye’deki Suriyelilerin Türkiye ekonomisi ve hatta Türk sosyal yapısının dengelerini bozma ihtimalinin çok yüksek olacağı açıktır.

- Türk iş dünyasına yön verenlerin -istisnalar dışında- hemen hepsi, Türkiye’deki mevcut Suriyelilerin çok ciddi bir bölümünün Türkiye’de kalıcı olduğunu, buna yönelik politikalar geliştirilmesi gerektiğini ifade etmektedir. Türk iş dünyası, dünya tarihinin yaşadığı bu en büyük insani dramlardan birisi konusunda devletin kurumlarının ortaya koyduğu performansı takdir etmekle birlikte sürecin, özellikle kayıt ve yerleştirmenin daha sağlıklı ve kontrollü yapılabileceğini, yasal ve idari düzenlemelerin daha hızla hayata geçirebileceğini ifade etmekte ve netice olarak genelde sürecin iyi yönetilmediğini düşünmektedir.

- Türk iş dünyası Türkiye’deki Suriyelilerin mevcut koşullarda istihdam edilebilmeleri için sektörel-bölgesel analizlerin yapılması ve özellikle çalışma hakları konusundaki düzenlemelerin belirsizlikten kurtarılması gerektiğini vurgulamaktadır. Sanayide ve imalatta kalifiye insan ihtiyacının hep olduğunu ve buna uygun Suriyelilerin ise mevzuat gereği istihdam edilemediğini ifade eden ekonomi çevreleri, vasıf gerektirmeyen alanlarda da işgücü ihtiyacı olduğuna işaret etmektedir.

- Türkiye’deki Suriyeliler içinde meslek sahibi olanların oranı son derece düşüktür. Eldeki kayıtlarda yeterince titiz bir çalışma yapılıp, yapılmadığı bilinmemekle birlikte, üniversite mezunu olanların sayısı 35 bin civarında görünmektedir. 2,2 milyonluk nüfus içinde bu son derece düşük olan sayı, Suriyelilerin eğitim ve niteliksel durumları bakımından karşı karşıya olunan ciddi sorunu ortaya koymaktadır. Ancak çok düşük sayılarda da olsa nitelikli elemanların varlığı mutlaka değerlendirilmelidir.

- Suriyeliler için yaratılacak istihdam alanının devlet öncülüğünde yapılması talebi de ekonomi dünyasında oldukça yaygındır. İş dünyasının temsilcileri devletin hem yatırımcı, hem eğitici, hem de düzenleyici olarak konuya müdahil olmasını çok önemsediklerine dair bir yaklaşım ortaya koymuşlardır. İş dünyasındaki bir başka talep de Suriyelileri “yabancı” statüsünde çalıştırmanın getireceği ilave maliyetler konusunda devletin yeni düzenlemeler yapması ve teşvik politikaları ile özendirici olması yönündedir.

- Türkiye’deki Suriyelilerin istihdamı konusunda en somut önerilerden biri hayvancılık sektöründen gelmiştir. Türkiye’de 44 milyon küçükbaş, 14 milyon büyükbaş hayvan olduğunu ifade eden uzmanlar, çobanlık mesleğinin Türkiye’de tercih edilmediğini, bu nedenle de bu alanda ciddi bir açık olduğunu belirtmiştir. Bu çerçevede yaklaşık 100 bin kişilik bir istihdam potansiyelinin Suriyeliler dikkate alınarak planlanabileceğini ifade eden uzmanlar, Tarım Kredi Kooperatiflerinin “meslek eğitimi” imkanı sağlamak konusunda inisiyatif alabileceğini vurgulamaktadır. Türkiye’de gıda ve imalat sektörlerinin Suriyelilerin istihdamı için cazip alanlar olduğu görüşü de aynı uzmanlarca ifade edilmektedir.

- Kayıt dışı ekonomi ve bunun içinde Suriyelilerin varlığı, özellikle orta ve büyük işletmelerin en ciddi sorunlarından birisi olarak ortaya çıkmaktadır. Bütün yasal mevzuata uygun biçimde eleman çalıştıran şirketler, kayıt dışındakilerin haksız rekabetinden ciddi bir biçimde etkilenmeye başlamıştır. Hatta bu durum bazı bölgeler arasında dengesizliklere bile neden olabilmektedir. Örneğin Denizli esnaf ve sanayicisi, geleneksel olarak rekabet içinde oldukları Gaziantep’in Suriyeliler sayesinde düşük maliyet imkanına kavuştuğunu ve artık Gaziantep’le rekabet edemediklerini ifade etmiştir. “Suriyeliler üzerinden kısa zamanda kazanç elde etme” çabası, ne yazık ki, artık neredeyse sonu getirilmiş çocuk işçiliğini de yeniden gündeme taşımıştır.

- Türk iş dünyasının temsilcileri, yasal zemin oluşturulması halinde hem vasıflı, hem de vasıfsız eleman olacak Suriyelilerin sektörel ve bölgesel analizler çerçevesinde istihdama kavuşturulmasının süreç içinde sağlanabileceğini ifade etmektedir. Ancak burada rekabetin sarsılmaması ve yerel halkın mağdur edilmemesi hususları sıklıkla vurgulanmıştır. Yani temelde iş dünyasında, Türk insanının işini kaybetmesine izin verilmemesi gereği konusunda önemli bir duyarlılık dikkat çekmektedir. Bu duyarlılığın uzantısı olarak da toplumsal ve siyasi gerginliklere dikkat çekilmektedir.

- Türk iş dünyasının Suriyelilerin Türk toplumuna entegrasyonu konusundaki yaklaşımı açık ve nettir. Suriyeli gençlerin acilen eğitim süreçlerine dahil edilmeleri ve Türkçe öğrenmelerinin sağlanması gereği vurgulanmaktadır.

- İş dünyası Türkiye’deki Suriyelilerin güvenlik sorunları yaratabileceğine dair de bir kaygı taşımaktadır. Ancak bunun yanısıra, kayıt dışı istihdam ve buna bağlı ortaya çıkacak yerel nüfusun iş kaybının daha ciddi güvenlik sorunlarına yol açabileceğine dair değerlendirmelere de sıklıkla rastlanmaktadır.

- Türk ekonomi çevrelerinin en çok önemsedikleri hususlardan bir diğeri ise, politikaların belirlendiği, uygulamaların çerçevesinin çizildiği Ankara’da kendi ihtiyaçları ve görüşlerinin dikkate alınmamasıdır. İş dünyası gerekli teşvikler ve yasal zemin sağlanırsa Türkiye’deki Suriyeliler konusunda çok daha hızlı ve köklü çözümler üretilebileceğini ifade etmiştir.

- Türkiye’deki Suriyeliler konusunda Türk toplumunun -bütün kaygılarına, endişelerine, şikâyetlerine ve itirazlarına rağmen- toplumsal kabul düzeyi son derece yüksektir. Ancak bu durumun ne kadar sürdürülebilir olduğu tartışmalıdır. Dünyanın başka yerlerinde de olduğu gibi, toplumda sığınmacılara yönelik tepkilerin artma riski yüksektir. Eğer yerel halk, örneğin sağlık hizmetlerinde olduğu gibi, kamu hizmetlerinden yararlanmada sorunlarla karşılaşırsa, hayat pahalılığı artarsa, güvenlik konusunda algının da ötesinde ciddi olaylar yaşanırsa, toplumdaki kabul düzeyi hızla reddetmeye ve hatta saldırılara dönüşebilir. Bu konuda en çok dikkat edilmesi gereken hususlardan birisi de işgücü piyasasının düzenlenmesi ve kayıt dışı ekonominin engellenmesidir. Çünkü işini kaybetme kaygısına düşen kişilerin Suriyeliler konusunda olumsuz bir yaklaşım sergilemesi şaşırtıcı olmayacaktır.

Bu çalışmayı yürütürken, bir işadamının Batı Avrupa’ya kaçmaya çalışan Suriyelileri yaşamını devam ettirmek için denize ulaşmaya çalışan “Caretta Caretta” kaplumbağalarına benzetmesi durumun vahametinin bir ifadesi olmuştur. Yapılacak bütün çalışmaların insan merkezli, hak merkezli ve her bir insana saygı göstererek ele alınmasının hepimizin yükümlülüğü olduğu açıktır.
iOS ve Android uyumlu cihazlarınızdan Bartın'daki önemli gelişmelerden anında haberdar olun.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
HASAN 6 yıl önce

nasil bi̇r memleket bu bartin arkadaş, savaştan kaçan suri̇yeli̇ bi̇le gelmi̇yor beğeni̇pte,bi̇z de memleketi̇mi̇zle övünüyoruz.yok çok güzel,yok yeşil,yok denizi var,yok amasrası var,yok bilmem ne, lan oğlum bir düşün amk savaştan kaçan adam bile gelmiyor yaşamaya.bu saatten sonra bende yaşamam bu memlekette uğurlar ola.

Avatar
Bos laf 6 yıl önce

Cek git hasan bey ne isin var ki zaten. Bos bos konusmanin anlami yok ergen oldugun belli.

Avatar
bartın74 6 yıl önce

Hasan bey siz bir Konya Ankara İstanbul Antep gibi şehirlere gitmediniz galiba oralar mahvolmuş durumda ülkemizin insanı resmen 2.ci sınıf insan muamelesi görüyor sokakta rahat gezemiyorlar bırakın bartına da gelmesinler rahat edelim

Avatar
m.emin 6 yıl önce

ülkemizin ilçe ve beldelerine dağıtılsalar oldukça fazla suriyeli kardeşlerimize bakabilir yardımcı olabiliriz.

Avatar
İyi olur. . 6 yıl önce

Sizin bence acilen urfa ya gitmeniz lazım..



Web sitesine çerez ve izleme uyarısı ekleme