Sevgili öğretmenim bir 24 Kasım’ı daha kuru laflarla geçiştirdiğimiz için bizleri affet. Toplum olarak sana olan saygıda kusurlarımız çok. Bilmeden olaylara basit baktık. Aslında hoyratça ziyan ettiğimizin kendi milli geleceğimiz olduğunun idrakine varamadık. Sana saygının İnanca, millete, bayrağa ve devlete saygı olduğunu anlayamadık.
Aleyhindeki en ufak olayları bile medya malzemesi yapıp abartarak kamuoyu oluşturduk. Ülkenin kuş uçmaz kervan geçmez yerlerine sizleri atadık. “İstiklal Marşında saygılı ol.” diye ikaz eden müdürü, öğretmeni mahkemeye verdik.
Teröre yüzlercesini şehit verirken sadece izledik. Bütün adaletsiz uygulamaları önce Milli Eğitim Bakanlığında denedik. Yandaş olana devlet imkanlarını ve parasını cömertçe dağıttık.
Ama sıra sana gelince her şeyi kısıtladık. Kaymakam, Vali, Milli Eğitim Bakanı olduk. Ancak aradan yıllar geçmiş bizlerde büyük mevkilerin sahibiydik. Koltuğa oturunca “Bizler bu makamlara öğretmenlerimiz sayesinde geldik.” demedik.
Hatta bazı açıklamalarımızla sizleri rencide ettik. Hakim, savcı olduk isnat edilen her şikayette rahatça kalem kırdık. Zira gücümüz en çok sizlere yetti.
Bizi yetiştiren, bu mevkilere getiren ve yine devlete olan saygıdan karşımızda ceketini ilikleyen sizleri anlayamadık.
Hayır belki de hata öğretmenlerde idi. Zira bizleri daha 5-6 yaşında çoğu anne-babanın bile göstermediği sevgiyle kucakladı. Demokratik ortamda yetişsinler diyerek her konuda konuşma ve itiraz etme hakkını istisnasız tanıdı.
Bizler basamakları tırmandıkça bu benim eserim diye gururlandı. Vefasızlığı ve nankörlüğü aklına bile getirmedi. ”Okuyun, anlayın Vatana, Millete hizmet edin; adam olun“ dedi ama galiba son kısmı yeterince başaramadı.
Sen 24 Kasımlara sığmazsın öğretmenim. Seni ancak imanı, vicdanı vefası olanlar anlar. Ülkemizin nice köşesinde terörde, depremde ve saldırılarda kaybettiğimiz ünsüz kahramanları saygıyla yad ediyor; zorluklar içindeki tüm öğretmen arkadaşlarımızın Öğretmenler Gününü kutluyoruz.