Tarih boyunca kadın-erkek arasındaki güç eşitsizliğinin bir göstergesi olan kadına yönelik şiddet, erkeğin kadın üzerindeki hakimiyetine, kadına karşı ayrımcılığa ve kadının tam gelişiminin engellenmesine yol açmıştır. Kadınlarımızın toplumsal hayata katılımlarının ve sosyal adaletin sağlanmasının önündeki en büyük engel olan şiddet ve ayrımcılık olgusu; temelde bir insan hakları sorunu olmakla birlikte kadının ilerlemesi ve kadın- erkek eşitliğinin sağlanmasının önündeki en büyük engeldir. Kadına yönelik şiddet, istismar ve ayrımcılık kadının bireysel ve toplumsal işlevlerini yerine getirebilmesinde, kadının ilerlemesinde ve toplumda bir birey olarak hak ettiği değeri almasında engel teşkil etmektedir. Kadına yönelik olan, hayatın her alanındaki her türlü şiddet, istismar ve ayrımcılığın ortadan kaldırılması amacıyla sivil toplum ve kamu kaynaklarının aktif bir şekilde harekete geçirilmesi gerekmektedir.  

Aile Danışma Merkezi Müdürlüğümüzce uygulanmakta olan kadının birey olma potansiyelinin geliştirilmesi, kadının statüsünün yükseltilmesi,  kadına yönelik şiddet ve ayrımcılığın önlenmesi çalışmalarına, halkımızın katılımlarını bekler, bu anlamlı güne ilişkin olarak tüm kadınlarımızın 8 Mart Dünya Kadınlar Gününü kutlarız.

Bartın Aile Danışma Merkezi Müdürlüğü

Makale:
KADINA YÖNELİK ŞİDDET ve AYRIMCILIĞIN ÖNLENMESİ

Şiddet, insanların bedensel veya ruhsal açıdan zarar görmesine, yaralanmasına ve sakat kalmalarına neden olan bireysel veya toplu hareketlerin tümüdür.

Dünya Sağlık Örgütü kadına yönelik şiddeti; fiziksel, psikolojik ya da cinsel hasara yol açan her tür davranış olarak tanımlamıştır.
Kadına Yönelik Şiddetin nedenleri arasında; psikolojik ve sosyal nedenler ilk sırada yer almaktadır.

Psikolojik Nedenler: Erkekler, eşlerine duygusal baskı yapmak, kendi isteklerinin gerçekleşmesini garanti altına almak  ve  hayal kırıklıklarına bir çıkış yolu bulmak  için şiddet uygularlar. Kadınlar gerek fiziksel, gerekse ekonomik açıdan yetersiz olduklarından buna karşı koyamazlar, toplum bu olguya aile içi özel mesele gözüyle bakar.

Sosyal Nedenler: Şiddet uygulama, öğrenilebilen bir davranıştır. En önemli öğrenme kaynağı ise, şiddeti uygulayan kişinin kendi ailesidir. Çocukluk ve gençlik dönemlerinde, aile içi şiddetin uygulandığı bir ortamda yetişenlerin,  şiddet gösterme eğilimine sahip oldukları gösterilmiştir. Ayrıca şiddetin,  toplum tarafından paylaşılan bir değer yargısı olarak kabul edilmesi ve kuşaktan kuşağa aktarılması da sosyal bir neden olarak kabul edilmektedir. Toplumların sahip oldukları iletişim becerilerinin yetersizliği, duygu ve düşüncelerin kışkırtıcı biçimlerde ifade edilmesi alışkanlığı, bilinçsizce yapılan suçlamalar, hatalı namus ve ahlak anlayışları da kadına yönelik  şiddetin sosyal nedenleri arasında sayılabilir.

Türkiye’de aile mensuplarının kadınlara uyguladığı şiddet, sözlü ve psikolojik şiddet yoluyla kadınları ekonomik ihtiyaçlarından yoksun bırakmaktan dayağa, cinsel şiddete ve cinayetlere kadar geniş bir yelpaze içinde yer almaktadır. Bir çok şiddet eylemi,töre cinayetleri, küçük yaşta evlilik, berdel ve beşik kertmesi de dahil zorla evlendirme gibi geleneksel uygulamalardan kaynaklanmaktadır. Kadına yönelik şiddeti fiziksel, duygusal, cinsel ve ekonomik olarak dört boyutta ele alabiliriz.

Fiziksel İstismar: Kadına yönelik  şiddetin en sık olarak uygulanan biçimidir. Sarsma, hırpalama, tokat atma, bireye cisimler atma, duvarlara vurma, itme, sopa ve odun ile dövme, kesici delici aletlerle üzerine yürüme, ve bunları kullanarak kişiyi yaralama, ateşli silahlar kullanma, gibi durumlar fiziksel şiddet uygulamalarıdır.

Duygusal İstismar: Sindirme ve eziyet etmeye yönelik davranışlardır. Bağırma,   başkalarının yanında  küçük düşürücü sözler sarf etme, gururunu incitme, isim takma, kendi gibi düşünüp davranmaya zorlama, aile bireyleriyle veya arkadaşlarıyla iletişimini yasaklama.
Cinsel İstismar: Kadını istemediği cinsel ilişkiye zorlamak, cinsel eşyaymış gibi davranmak, başkaları ile cinsel ilişkiye zorlamak, cinsel olarak kişiyi korkutan ve kıran davranışlarda bulunmak, namus ve töre nedeni ile baskı uygulamak ve öldürmek.
Ekonomik İstismar: Kadının  çalışma ve gelir sağlama özgürlüğünün elinden alınması mal alıp satmasının engellenmesi,  gelirine el konulması, evin gelirinin saklanması ekonomik istismara yönelik davranışlardır.   

T.C.Başbakanlık Aile Araştırma Kurumunun aile içi şiddet ile ilgili olarak  yaptığı bir çalışmada her 100 ailenin 34’ünde kadına yönelik fiziksel şiddetin var olduğu ortaya konulmuştur.

Başbakanlık Kadının Statüsü ve Sorunları Genel Müdürlüğünün 2001 yılında yaptığı araştırmanın sonuçlarına göre kadınların %64‘ünün kocaları tarafından fiziksel şiddete maruz bırakıldığı anlaşılmıştır.

UNICEF‘in yaptığı araştırmaya göre; Kadınların, Kanada da %29 ‘u, Japonya ‘da  %59’u, İsviçre de  %20 si, Kenya da ise % 42’si eşleri, ayrıldıkları eşleri veya erkek arkadaşları tarafından fiziksel şiddete maruz kaldıklarını bildirmişlerdir.

Kadına  yönelik şiddetin önlenmesi ile ilgili olarak;  4320 Sayılı Ailenin Korunmasına Dair  Kanunun tanıtımına yönelik çalışmalar yapılması, eğitimini yarıda bırakmış kadınların eğitimlerini tamamlayabilmeleri ve aktif olarak  iş yaşamına katılmaları için gerekli desteğin verilmesi,  sivil toplum kuruluşları ile işbirliği sağlanarak halk eğitim merkezilerinde ve toplum merkezlerinde  okur yazarlık, kadının insan hakkı, toplumsal cinsiyet rolleri, gibi kadının statüsünü yükseltici çalışmaların yapılması önem kazanmaktadır. Bununla birlikte  Diyanet İşleri Başkanlığının  kadına yönelik şiddetin önlenmesi  konusunda hutbe ve vaazlar vererek toplumu bilinçlendirmek üzere çalışmalar  yapması, yazılı ve görsel basında özellikle  televizyon programlarında şiddet içerikli  yayınların önlenmesi,  bilgisayar oyunlarında ise çocukları ve gençleri şiddete özendirecek oyunların yasaklanması gerekmektedir. Kadına  yönelik  şiddetin zararlı etkilerini gösteren  bu konularda toplumu bilinçlendirici çalışmaların yapılması  şiddetin  önlenmesinde etkili olacaktır.

Kadına yönelik şiddetin önlenmesi ile ilgili olarak Bartın İl Sosyal Hizmetler Müdürlüğüne bağlı  Aile Danışma Merkezi 2006 ve 2007 yıllarında çocuğa ve kadına yönelik şiddet hareketleriyle,  töre -namus cinayetlerinin önlenmesi  ile ilgili zihniyet  dönüşümünü sağlamaya yönelik Jandarma Komutanlığında, İl Emniyet Müdürlüğünde kolluk kuvvetlerine, İl Sağlık Müdürlüğünde ebe, hemşire ve doktorlara, İl Milli Eğitim Müdürlüğünde rehber öğretmenlere, İl Müftülüğünde din görevlilerine vaiz ve vaizelere, Kapalı Ceza ve İnfaz Kurumunda infaz koruma memurlarına, Bartın Belediyesi çalışanlarına çocuk ihmal –istismarı ve kadına yönelik şiddetin önlenmesine, 4320 Sayılı Ailenin Korunması Kanunun ve 5395 Sayılı Çocuk Koruma Kanunun tanıtımına ilişkin eğitim semineri düzenlenmiştir. Bu seminerlerin ikinci ayağı olarak ilçelerde meslek elemanlarına ve kolluk kuvvetlerine  yönelik eğitim çalışmalarının devam edilmektedir. Müdürlüğümüzce kadınlara yönelik ‘’Benim Ailem’’ anne –çocuk eğitimi  grup çalışması yapılmaktadır. Sosyal Hizmetler Genel Müdürlüğü bünyesinde ülke genelinde hizmet veren ‘’ ALO 183 hattı’’ şiddete uğrayan  kadınların, ihmal ve istismara uğramış çocuklarla ilgili ihbarların yapılabileceği sosyal hizmet danışma hattı  olarak hizmet vermektedir. Müdürlüğümüzce kadına yönelik şiddetin önlenmesi, kadının statüsünün yükseltilmesi ve birey olma potansiyelinin geliştirilmesine yönelik olarak eğitim programları düzenlenmektedir. Aile Danışma Merkezi Müdürlüğümüzce kadına yönelik şiddet olgusunun önlenmesi çalışmalarına tüm Bartın halkımızın katılımları beklenmekle birlikte, tüm kadınlarımızın  8 Mart Dünya Kadınlar Gününü Kutlarız.

Bartın Aile Danışma Merkezi Müdürlüğü