Bu dönemde bankaların battığını ve devlete olan güvenin de en dip noktalara geldiğini belirten Yılmaz, vatandaşların 2002 yılında bütün bu yaşanan tecrübelerden sonra adeta sessiz bir devrim yaparak, o gün iktidarda olan DSP, MHP ve ANAP koalisyon hükümetini tamamıyla tasfiye ettiğini söyledi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın o tarihte milletimize, “bize biraz süre verin” dediğini aktaran Yılmaz, “Hiç popülizm yapmadı, hiç vatandaşı aldatmadı, hayallerle kandırmadı. Gerçek neyse, içinde bulunulan durum neyse onu vatandaşa anlattı. “Bize biraz vakit verin, biz bu işleri düzelteceğiz” dedi. “Çok şükür bunu da başardı. AK Parti ile siyaset de yeni bir anlam kazandı, siyasetçiye bakış açısı da değişti. Güven kavramı eksenin de siyaset yeniden inşa edildi” ifadesini kullandı. Bakan Yılmaz, AK Parti camiası olarak kazandıkları güveni titizlikle korumaları gerektiğini vurgulayarak, “Bu, bizim en büyük sermayemiz. O güveni emekle uzun zamanda oluşturduk. Bizim politikalarımızın temelinde güven var” dedi.
AK Parti iktidarında milli gelirin 230 milyar dolardan, 786 milyar dolara, kişi başına gelirin 3 bin 500 dolardan 10 bin 500 dolara, ihracatın da 36 milyar dolardan 152,5 milyar dolara çıkarıldığına dikkati çeken Yılmaz, bütün bunların son 10 yıldaki güven ve istikrara dayalı ekonomik politikaların sonuçları olduğunu ifade etti.
Türkiye’nin, dünyanın 16'ncı Avrupa'nın ise 6'ncı büyük ekonomisi haline geldiğini belirten Bakan Yılmaz, “bugün, dünyada ve Avrupa'da bir kriz var. Türkiye'de çok şükür büyümemiz devam ediyor. İstihdam artışı devam ediyor. Dengelerimiz düzelmeye devam ediyor. Sadece son 4 yılda ürettiğimiz yeni istihdam, 4 milyonu aştı. Dünyada ve Avrupa'da işsizlik artarken, bazı ülkelerde genç işsizlik yüzde 50'lere ulaşırken, çok şükür son yıllarda milyonlarca yeni istihdam ürettik. İşte bu çarpıcı bir şekilde farkımızı gösteriyor. Geçmişte CHP, MHP ve DSP'nin döneminde dünyada kriz yoktu, bizde vardı. Şimdi dünyada kriz var, bizde kriz yok” dedi.
Demokrasi ve hukuk alanında da AK Parti'nin çok önemli icraatlar gerçekleştirdiğini vurgulayan Yılmaz, Türkiye'nin vesayetçi, ayıplı ve eksik bir demokrasiden, normal bir demokrasiye geçtiğini belirtti. “Ekonomide, sosyal hayatta, demokraside, hukukta, sağladığımız bu gelişmelerle Türkiye artık dünyada da farklı noktalara geldi. Dünya'nın Türkiye'ye bakış açısı değişmeye başladı. Bunu yurt dışına çıkan vatandaşlarımız daha iyi anlıyor. Tabiri caizse, vatandaşlarımızı yürüyüşü değişti. Pasaportumuza bakışımız değişti. Türkiye artık dünyada konuşulurken, bir başarı örneği olarak konuşuluyor. Türkiye'de yapılanlar, bir model olarak alınıyor.” Dedi.
Terör meselesinin olmaması halinde Türkiye'nin bugün çok farklı yerlerde olabileceğini dile getiren Yılmaz, “Bu bizim için bir ayak bağıdır. Kendi içimizde, enerjimizi sarf etmemize neden olan, boş yere enerjimizi israf etmemize neden olan bir olay. İşte bu problemi de artık aşalım diyoruz. Ülkemizin birliği ve beraberliği için, temel ilkelerimizden hiçbir şekilde taviz vermeden, bu problemi de aştığımız zaman, tutabilene aşk olsun demek lazım. Türkiye çok daha farklı bir yere, çok daha süratli bir şekilde gidecek” dedi. Terörle mücadele edilirken, can kayıplarının olduğunu, bir sürü kaynağın boş yere sarf edildiğini anlatan Yılmaz, "terör var" diye yatırım yapılmadığını belirterek, terör meselesini hallettikleri zaman bütün bu maliyetlerden kurtulacaklarını ifade ederek, kaynakların da o zaman çok daha rahat bir şekilde ekonomik ve sosyal hayata ve diğer hedefler için harcama imkanına kavuşacaklarını belirtti.
“Türkiye'nin gelişmesini istemeyen, güçlenmesini istemeyenler, uluslararası alanda ön plana çıkmasını istemeyenler, bu sorunların devam etmesini istiyor olabilir ama bizlerin bunu isteme lüksü yoktur. Bu sorunları çözmek zorundayız. Nasıl enflasyonu çözdüysek, nasıl geçmişte çözülemez denilen ekonomik, sosyal ve hukuki bir çok meseleyi çözdüysek, bu meseleyi de inşallah çözeceğiz. Bu yönde de güzel gelişmeler yaşanıyor. Bunu provake etmeye, önlemeye çalışanlar olabilir.” Dedi.





