İstiklal Marşı: Türkiye Cumhuriyeti’nin milli marşı olan İstiklal Marşı: Bağımsızlık ve vatan sevgisini en yüce noktaya taşıyan dizeleriyle Türk milletinin…
İstiklal Marşı:
Türkiye Cumhuriyeti’nin milli marşı olan İstiklal Marşı: Bağımsızlık ve vatan sevgisini en yüce noktaya taşıyan dizeleriyle Türk milletinin istiklal mücadelesindeki azmini, inancını ve bağımsızlık ruhunu anlatır. İstiklal Marşı bir şiirden çok, milletin birlik ve beraberlik anlayışını, fedakarlığını ve vatan sevgisini, bağımsızlığını ve milli ruhunu simgeleyen bir eserdir.
İstiklal Marşı'nın Yazılış Hikayesi:
Kurtuluş Savaşına girdiğimiz dönemde halk ve ordumuz üst üste yaptığı savaşlardan pek çok kayıplar vererek yorgun ve bitap bir durumda çıkmıştır. Türk ordusu ve halkın kırılan inancını ve cesaretini canlandırarak onlara moral vermek amacıyla Maarif Vekaleti bir milli marş yarışması düzenlemeye ve yarışmayı kazanan şiirin şairine 500 liralık ödül verilmesine karar verir. Yarışmaya ülkenin farklı yerlerinden aralarında Kazım Karabekir, Hüseyin Suat Yalçın, Kemalettin Kamu gibi zamanın ünlü isimlerinin bulunduğu toplam 724 şiir katılır. Değerlendirme komisyonu şiirlerin hiçbirinin milli marş olabilecek potansiyele sahip şiirler olmadığını düşünür. Bu sırada Mehmet Akif'in yarışmaya katılmadığı fark edilir. Maarif Vekili Hamdullah Suphi Bey Mehmet Akif'e bir davet mektubu yazar. Mehmet Akif “Milletin başarıları para ile övülmez” diyerek ödüle karşı olduğu için yarışmaya katılmadığını bildirir. Mehmet Akif İstiklal Marşı için şiir yazmaya razı edilir ve Taceddin Dergahındaki odasına çekilip odasından hiç çıkmadan Türk ordusuna ithaf ettiği marşı gece gündüz demeden şanlı tarihimizi 10 kıtalık bir şiirle kaleme alır.
İstiklal Marşı olarak yazılan şiir önce cepheye gönderilir. Askerlerin beğenisini toplayan şiir 17 Şubat 1921 tarihinde Hakimiyet-i Milliye gazetesi ve o günlerde aylık Siyasî, Dinî, İlmî, Edebî ve Ahlâkî Mecmua. olarak neşredilen Sebilürreşad (Dosdoğru yol)’da yayımlanır.
Elemeyi geçen şiirler 12 Mart 1921 tarihinde meclis oturumunda tartışmaya açılır. Mehmet Akif’in şiiri Hamdullah Suphi Bey tarafından okunur. Şiirin mecliste okunması esnasında oturuma Mustafa Kemal Paşa başkanlık etmektedir. Daha ilk dörtlükten itibaren Mustafa Kemal dahil herkes ayağa kalkarak şiiri sonuna kadar ayakta dinler ve “Hakkıdır hür yaşamış bayrağımın hürriyet/Hakkıdır Hakka tapan milletimin istiklâl” sözleri sonunda alkışlarla birlikte gözyaşlarına boğulur.
Şiir Ulusal marş olarak kabul edilir. Akif, kendisine ödül olarak verilen 500 lirayı Hilal-i Ahmer (Kızılay) bünyesinde faaliyet gösteren, kadın ve çocuklara iş öğretip cephedeki askerlere elbise diken Dar’ül Mesai vakfına bağışlar.
İstiklal Marşı'nın Bestelenmesi:
Marşın bestelenmesi ülkenin savaş durumunda olması nedeniyle bir süre ertelenir. Beste yapılması için düzenlenen yarışmaya 24 besteci katılır. 1924 yılında toplanan kurul ilk olarak Ali Rıfat Çağatay'ın bestesini kabul eder. Bu beste 1930 yılına kadar kullanılır.. Sonrasında ise 1930 yılından itibaren kullanılmaya başlanan ve günümüzde de hala kullanılan beste Osman Zeki Üngör’ün bestesidir.
Bu gün olduğu gibi geçmiş dönemlerde de İstiklal Marşı bazıları tarafından eleştiriliyor, hatta yeniden yazılmasından bahsedile gelmiştir. Mehmet Akif hastaydı. Ziyaretine giden bir arkadaşı İstiklal Marşı tekrar yazılsa daha iyi olmaz mı diye sordu. Akif’in hepimizin kulağına küpe olan cevabı şöyleydi ” Allah bu millete bir daha istiklal marşı yazdırmasın”
