Osmanlı Dönemi: Osmanlı Devletinde borç istemenin onur kırıcı olduğu düşünüldüğü için dışarıdan borç istenmez...
Osmanlı Dönemi: Osmanlı Devletinde borç istemenin onur kırıcı olduğu düşünüldüğü için dışarıdan borç istenmez, saray dara düştüğünde sarraflardan ve zenginlerden borç istenirdi. İmparatorluk ilk borcunu1854 yılında Kırım Savaşında alır. 1875 yılında borç 237.000.000 Lira’dır. Bundan sonra borç almaya devam edilir. Milli gelirin büyük bir kısmı dış borç ödemelerine gitmektedir ve kalanıyla devleti idare etmek imkânsızlaşmıştır. Osmanlı iflasın eşiğindedir. Kurulan Duyun-u Umumiye eliyle Osmanlı Maliyesi yabancıların denetimine, borçların ödenememesi nedeni ile de yer altı ve yerüstü kaynaklarının işletme hakkı yabancılara verilir.
Osmanlı Devleti çöktükten sonra, borçları Osmanlı topraklarında yeni kurulan devletlerarasında paylaştırılmış, Türkiye'nin payına 161 milyon borç düşmüştür. Bir kıyaslama yapacak olursak 1925 yılı bütçe gelirleri toplam 153.046.854 Lira olarak planlanmış. Bu 161 milyonluk borç taksite bağlanarak 1954 yılında da son taksit i ödenmiştir.
T.C. Dönemi: Devlet İstatistik Enstitüsü verilerine göre 1923'de 80 kuruşa 1 Dolar alınabiliyordu. Türkiye Cumhuriyetinin yüklendiği Osmanlı borçlarının taksitlendirilmesi sırasında ayarlama yapılarak dolar kuru 1 TL. civarına çekilmişti. 1945 yılında Türkiye’nin dış borcu 700 Milyon TL. civarındaydı. Bu borçta Osmanlı döneminden kalan ve Osmanlı döneminde yabancılara verilen kurum ve şirketler ile yer altı ve yerüstü kaynaklarının millileştirilmesi nedeniyle yapılmıştı.
1924 yılından itibaren yapılan sanayi hamlesiyle bir çok (Şeker, çimento, kumaş uçak vb.) fabrika kuruldu. Ülkede var olan üretim yüzde 80, bazı % 0 dan % 600’lere çıktı. Kurtuluş Savaşından henüz çıkmış olan Türkiye Cumhuriyeti hızla kalkınıyordu.
1950-1960 dönemi: Bu dönem, Cumhuriyetin kuruluşundan itibaren dış borçların hızla arttığı ve en yüksek seviyeye ulaştığı dönemdir. Özellikle ABD'den alınan kredi ve hibeler e rağmen, ”Ariyere Bedeli" diye adlandırılan Yurt dışı ihracatından kaynaklı olarak, ödenmesi gereken döviz tutarlarının gecikmesi nedeniyle yapılan anlaşmalar kapsamındaki ödemelerdi. Devletin borcu 1960 sonunda 10 Milyar 250 Milyon TL olmuş, 1 TL olan doların değeri de 9 liraya çıkmıştı. Bundan sonra borcunu ödeyebilmek için faizle daha fazla borçlanmak zorunda kalan Türkiye Cumhuriyetinin dış borcu. 2002 yılında 124,9 milyar dolara yükseliyor.
Yakın Dönem: 2002 den buyana üretime katkıda bulunacak, çalışacak insanları istihdam edecek tek bir fabrika kurulmadı. Türkiye dünyada kendi kendine yeten 7 ülkeden birisi iken tarım ve hayvancılık bitti. 1 Kilo et 800 Lira, 1 Kilo elma 100 Lira oldu.
Osmanlının borç karşılığı yabancılara verdiği ve genç Cumhuriyet tarafından parası ödenerek millileştirilen yer altı ve yerüstü kaynakları ile şirketler. Yeni Cumhuriyet tarafında kurulan, milyonların istihdam edildiği yüzlerce fabrika ve kurum, kamuya ait binlerce sosyal tesis, bina, arsa arazi vb. özelleştirme adı altında satıldı. Özelleştirilen fabrikaların çoğu kapatıldı, yerlerine bir atölye bile açılmadı. Mustafa Kemal Atatürk’ten miras kalan bu fabrikaların bir kısmının yerinde artık yeller esiyor. Yetmedi yüksek faizle borçlanmalara devam edildi. Günümüzde (2025) dış borç yükünün 527,5 milyar dolarla rekor kırdığını ve hala yüksek faizle borç para bulmak için yollar aramaya devam edildiğini görülüyoruz.
1 Ocak 2005 tarihinden itibaren, paramızdan 6 sıfır atılarak 1.000.000 milyon TL. 1 YTL’ye eşitlendi. 31 Aralık 2002 de 1 Dolar 1.639.745 TL. iken, günümüzde bastırılmış dolar kuru 43 TL. Bir başka anlatımla 1 Dolar 43.000.000 TL. oldu. Bir ay sonrasını kestirmek ise mümkün değil.
Şükredelim ki 24 yıldır bir ekonomist tarafından yönetiliyoruz.
2026 yılının ülkemize hayırlı olmasını, herkese sağlık, mutluluk ve başarılar getirmesini temenni ediyorum.
