Sezai HANGİŞİ'nin basın açıklaması:
Değerli yönetim kurulu üyelerimiz, değerli arkadaşlarımız ve değerli basın çalışanları; 15 Mayıs itibariyle sendikal anlamda bir yetki dönemini daha geride bırakmış bulunuyoruz. Toplantıya başlarken, geçen yıldan bu yana Hak’kın rahmetine kavuşan arkadaşlarımıza Cenab-ı Allah’tan rahmet, yakınlarını kaybeden arkadaşlarımıza da sabırlar diliyoruz. Biz Türk Eğitim-Sen camiası olarak; gururluyuz çünkü Bartın il genelinde toplam 990 üye sayısıyla yetkili sendikayız, gururluyuz çünkü sadece sendikal çalışmalarla eğitim çalışanlarının gönüllerini kazanarak bu sayıya ulaştık, gururluyuz çünkü çalışanların sevgisine mazhar olarak bu sayıya ulaştık, gururluyuz çünkü ahlaklı, ilkeli, mücadeleci ve kararlı bir duruşla bu seviyeye geldik, gururluyuz çünkü bu sayıya ulaşmamızda kulvar dışı hiçbir faktörün etkisi olmamıştır. Bizim mücadelemiz onur mücadelesidir, çalışanların siyasi erk ve hiçbir güç odağı karşısında eğilmeden bükülmeden onurlu ve gururlu bir iş hayatı sürdürme mücadelesidir. Bizim mücadelemiz çalışanların kula kul olmadan hiç kimseye ihtiyaç hissetmeden herkesin hakkıyla hukukuyla hak elde etme mücadelesidir. Bizim mücadelemiz demokratlık kisvesi altında çalışanlar üzerinde baskı ve tehditle iş yapanlara karşıdır. İlkeli, kararlı ve tavizsiz mücadele veren sendikacılığa üye olarak destek verdikleri için eğitim çalışanlarına, tüm üyelerimize, işyeri temsilcilerimize, ilçe ve belde yöneticilerimize teşekkür ediyoruz.
Teşkilatımızın her kademesindeki arkadaşlarımız, gerçekten her türlü övgüye layık bir emek ortaya koydular ve 2013 yılında da Bartın’da Türk Eğitim-Sen bayrağını göndere diktiler. Yılmadılar, korkmadılar ve cesaretle emek ortaya koydular. Bu başarı küçümsenecek bir başarı değildir.
Bu başarı tabi ki kendiliğinden gelmedi. Bu başarı büyük bir mücadelenin neticesidir. Çok çalıştık. Büyük emekler verdik. Kamuoyumuz çok iyi biliyor ki, eğitimi ve eğitim çalışanlarını ilgilendiren her gelişmede Türk Eğitim-Sen vardı. Kimse tek bir örnek gösteremez ki, eğitim çalışanları ile alakalı bir durum söz konusu olsun da Türk Eğitim-Sen ona kayıtsız kalsın.
Neler yapmadık ki? Her konuda emek ortaya koyduk. Yeri geldi görüşmeler yaptık, yazışmalar gerçekleştirdik. Yeri geldi her düzeyde eylemler ortaya koyduk. İhtiyaç duyduğumuzda eğitim çalışanlarının hak ve hukuku için iş bıraktık. Eğitim çalışanları, ihtiyaç duydukları her anda yanlarında bizi gördüler. Yaşadıkları her sıkıntının dermanı için bize yüz döndüler. Beklentilerinin ve taleplerinin bizim elimizle ciddiyet kazanacağını gördüler ve bize kulak verdiler. Nitekim geçen yıl yaşanan İLKSAN delege seçimleri bunun en bariz ve somut işaretidir. 222 delegeden oluşan Sandık Genel Kurulunun 133 delegesi sendikamız üyelerinden oluşmuştur. İLKSAN üyesi çalışanlar arasında üye sayısı bizden fazla olan bir sendika ise tam anlamıyla bir fiyasko yaşamıştır. Gösterdikleri adaylar, sendikalarının sahip olduğu üye sayısı kadar bile oy alamamış; kendi üyeleri dahi Türk Eğitim-Sen’li adaylara oy vermiştir. Yani baskı, tehdit ve şantaj çirkefliğinden kurtulan eğitim çalışanları kapalı oylamalarda hakkı yiğide teslim etmiştir. Şükürler olsun ki böylesi bir sendikanın mensubuyuz.
Evet, eğitim çalışanları gerçek sendikanın Türk Eğitim-Sen olduğunu çok iyi bilmekteler. Ülkemizde ahlaki ve ilkeli sendikacılığın adresi olan Türk Eğitim-Sen, üye sayısını 225.278’e ulaştırdı. Evet, sendikamız ülke genelinde 2002 yılında 125.863 olan üye sayısını her yıl daha da artırarak bugün 225.278’e çıkarmıştır.
Tabii ki, sendika olarak yapmadığımız ve asla yapmayacaklarımız da var: Öncelikle eğitim çalışanlarının en temel hakları sözkonusu olduğunda bir araya gelmekten imtina ettiklerimizle, AKP’nin talimatı üzerine Çözülme Sürecini millete hazmettirmek için ilginç ittifaklar içinde olmadık.
Bir yandan demokratlık salvoları atarken, diğer yandan bizim gibi düşünmeyen milyonları hayvanlardan daha adi bir sıfatla tasvir etmedik.
Başkalarının onlarca yıllık mücadeleleriyle olgunlaşan ve elde edilen kazanımları, yavuz hırsız üslubuyla yüzümüz kızarmadan sahiplenerek, iftiralar atmadık. 2002 yılından itibaren yapılan pazarlıklarda elde edilen; enflasyon farkları, denge tazminatları, iyileştirme ödenekleri, sosyal yardımlar, banka promosyonları, derece alınması, nema ödemeleri gibi düzinelerce kazanımı yok sayarak, karşı dağları da biz yarattık edalarıyla gülünç duruma düşmedik. Asla sahtecilik yapmadık, makam ve ulufe dağıtmadık, şantaj yapmadık, çalışanları kendilerinin ve yakınlarının rızıklarıyla tehdit etmedik. Dimdik durduk. Adam gibi sendikacılık yaptık. Sadece hak mücadelesi değil bununla birlikte çalışanların şahsiyetini korumanın mücadelesini de verdik. Ahlak mücadelesinin emektarlığına talip olduk. Çok şükür sevmeyenlerimizin bile içten içe gıptayla takip ettiği onurlu bir mücadelenin omuzlayıcısı olduk. Büyük bir gururu hak ederek yaşıyoruz. Zafer her zaman mücadele edenlerindir.
İnandık. Başardık. Başarmaya devam edeceğiz. Türk Eğitim Sen’in kutlu mücadelesine omuz veren bütün meslektaşlarımıza tekrar teşekkür ediyoruz. Emeklerine sağlık. Minnettarız. Biz hepsinden razıyız. Allah da onlardan razı olsun.





