Eşleri, anne-babaları, bebekleri, çocukları ile eyleme katılan yüzlerce öğretmen “Vur Vur İnlesin Başbakan Dinlesin”, “Zalim Bakan İstemiyoruz”, “Yalancı Bakan İstemiyoruz”, “Dinçer İstifa”, “Analar Hasret Çocuklar Yetim”, “Tayin Hakkımız Engellenemez”, “Eş durumu açılımı istiyoruz” şeklinde sloganlar attı; Dinçer’i alkışlarla, ıslıklarla ve yuh çekerek protesto etti.
Şube Başkanı Sezai HANGİŞİ, her zaman olduğu gibi yine eğitim çalışanlarının sorunlarını çözmek adına eyleme destek verdiklerini, bundan sonra da hak arama adına, eğitim çalışanlarının sorunlarını çözme adına her türlü eylem ve etkinliğe katılacaklarını söyledi. Hangişi; Bartın’da da özür grubu mağduru; eşlerinden, çocuklarından ve ailelerinden uzakta çok sayıda eğitim çalışanının olduğunu ve onlar adına eyleme destek verdiklerini söyledi.
Eylemde bir konuşma yapan Türkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk şunları söyledi: “Bugüne kadar bu kadar vicdanı zayıf bir Milli Eğitim Bakanı görmedim. Bize Hüseyin Çelik'i, Nimet Çubukçu'yu aratan bir Bakan var. Yüreği bu feryatlar karşısında hiç titremeyen, inatla benim yaptığım doğru diyerek bütün öğretmenleri rezil eden, çocuğundan, eşinden ayıran bir Milli Eğitim Bakanı var. Buraya sesimizi Ömer Dinçer’e duyurmaya gelmedik, o bizi duymuyor. Başbakanın yüreğini titretmeye geldik. Sayın Başbakanın yüreğine sesleniyorum: Sayın Başbakan o kadar çocuğun var. Bir tanesinden vazgeçebiliyor musun? Annen vefat etti. Allah rahmet eylesin. Hala yüreğinde acısını yaşıyorsun. Bizim annelerimiz, babalarımız ana baba değil mi Sayın Başbakan? Bakın burada annelerimizin gözyaşları sel olmuş akıyor. Çocuklarına hasretler. Evlatları ile birlikte olmak ve hizmet üretmek istiyor. Çok şey mi istiyorlar? Sayın Başbakan biz buraya siyasi, ideolojik amaçla toplanmadık. Ama emin olun Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer o makamda olduğu sürece Adalet ve Kalkınma Partisi perişan olacaktır. Getirdiğiniz 4+4+4 sistemi dert+dert+dert sistemi haline gelmiştir. 30 bin sınıf öğretmeni şu anda norm kadro fazlası. Yani boş oturan, öğrencisi olmayan öğretmen durumuna düştü. Ömer Dinçer, 'bir tane bile sınıf öğretmeni norm kadro fazlası olmayacak. Sınıf öğretmenleri 5. sınıflara girmeye devam edecek' demişti. Oldu mu? Mağdur olanlar sadece sınıf öğretmenleri değil. Bütün öğretmenler şu anda sıkıntı içerisinde. Söylediklerinin hepsi yanlış çıkan, doğru olmayan Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer hala sırça köşkünde oturmaya devam ediyor. Esasında hiçbir şey bilmeyen Milli Eğitim Bakanı ‘bir yılda 50 bin öğretmen eş durumu nedeniyle yer değiştiriyor’ diyor. Böyle bir Bakan olur mu? Bir yılda kaç kişinin eş durumundan bugüne kadar yer değiştirdiğinden haberi olmayan, basını ve kamuoyunu aldatan, açıkça yalan söyleyen bir Milli Eğitim Bakanı olur mu? Bakan özel sektörde çalışanlara eş durumundan tayin hakkı vermeyecekmiş. Peki özel sektör çalışanları bu ülkeye vergi ödemiyorlar mı, hizmet üretmiyorlar mı? Neden onları ikinci sınıf vatandaş gibi değerlendiriyorsun? Bu ülkenin bir Bakanı özel sektör çalışanlarını ikinci sınıf vatandaş olarak görebilir mi? Sayın Başbakan siz buna izin veriyor musunuz?”
Genel Başkan Koncuk, Van depremi sonrasında tayin isteyen eğitimi çalışanlarına Bakan Dinçer'in ''olur vermemesine'' karşın Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın tayin isteyen sağlıkçılara ''olur verdiğini'' hatırlatarak ''O da bakan, Bu da bakan, farkı görün'' dedi.
Koncuk sözlerini şöyle sürdürdü: “Kanser hastası tayin isteyemiyor. Öğrenim özrünü özür grupları içinden çıkardılar. Akademisyen bir Bakan öğretmenlere ‘yüksek lisans yapma, doktora yapma, bu ülkenin ihtiyacı yok’ diyor. Böyle bir Bakanlık yönetme anlayışı olabilir mi? Bu şarkı burada bitmez. Sorun çözülmezse on binlerce öğretmenle Ankara’yı inletiriz.”
Daha sonra Genel Başkan Koncuk ile mağdur öğretmenler bir süre MEB bahçesinde oturma eylemi yaptı. Eylem olaysız sona erdi.





